Güncel Ekonomi Haberleri

Güçlü gelen ekonomik veriler risk iştahını destekledi ama…

GEÇEN hafta gerek ABD’de gerekse Avrupa’da güçlü gelen ekonomik veriler küresel risk iştahını destekleyen gelişmeler oldu. Özellikle hizmet PMI rakamlarının beklentilerin oldukça üzerinde gelmesi ve hatta rekor seviyelerin görülmesi güçlü bir görünüm ortaya koydu. 2020 yılından itibaren ekonomiyi desteklemeye yönelik merkez bankaları ve hükümetler tarafından devreye alman destekleyici politikaların katkısıyla ekonomik verilerde iyileşme gözleniyor. 2021’de küresel çapta toparlanmanın güç kazanması genel beklentiler içerisinde yer alırken, son dönemde gelen veriler toparlanma beklentilerinin güç kazanmasına katkı sağlıyor, ilerleyen süreçte belki yaz aylarına doğru mevcuttaki tedbirlerin de kademeli olarak kaldırılması ekonomik görünümdeki iyileşme üzerinde önemli bir katalizör olabilir. Ayrıca küresel çapta aşılamaların hız kazanması da risk iştahını destekleyen bir diğer önemli gelişme olarak karşımıza çıkıyor. İlerleyen süreçte salgının kontrol altına alınması ve tedbirlerin kademeli olarak kaldırılması açısından aşılamanın hızlı bir şekilde devam etmesi büyük önem taşıyor. Küresel çapta aşılamanın büyük kitlelere uygulanması ile birlikte yaz aylarında daha olumlu bir tablo ve ekonomik aktivitenin hız kazandığı bir ortam görebiliriz.



Geçen hafta genelinde güçlü gelen ekonomik veriler ve aşılama çalışmalarındaki olumlu görünüm risk iştahını ve riskli piyasaları destekleyen temel gelişmeler oldu. Ancak küresel hisse piyasalarında alım ivmesinde bir miktar zayıflamanın yaşanıyor oluşu dikkat çekiyor. 2020’nin son çeyreğinde gözlemlenen güçlü alım iştahının 2021 yılı içerisinde gücünü belirli ölçüde kaybettiği görülmekte. Küresel piyasalarda önemli bir düzeltme hareketi görülmemesine ve yüksek seviyelerin korunmasına karşın alım iştahındaki ivme kaybı belirli ölçüde yorulma ve mevcut endişelere bağlanabilir. Güçlü gelen ekonomik veriler risk iştahını destekleyen bir gelişme olmasına karşın aynı zamanda enflasyon endişeleri ve merkez bankalarının erken bir sıkılaşmaya gidebileceğine ilişkin riskleri de gündeme getiriyor. İlerleyen süreçte ekonomik verilerdeki seyir ve küresel ekonomik görünüm, merkez bankalarının söylemleri ve duruşları üzerinde belirleyici olacağından piyasaların yakın takibinde yer alacaktır.

RİSK VE ENDİŞELER DEVAM EDİYOR

Mart ayı başında kademeli normalleşme planları yapılırken, bu sürece ilişkin değerlendirmeler riskli varlıklar üzerinde olumlu bir etki yaratmıştı. Mart ayının ilk yarısında riskli varlıklarda pozitif bir fiyatlamanın yaşanmasında normalleşme planlarının ve olumlu görünümün katkısı hissedilmişti. Ancak son haftalarda küresel çapta artış kaydeden vaka sayıları yeniden salgın kaynaklı endişeleri gündeme taşıdı. Avrupa’da bazı ülkeler salgın kaynaklı tedbirleri uzatırken, Fransa’nın yeni kapanma planları açıkladığı görüldü. Vaka sayılarında gözlenen bu artış ve tedbirlerdeki uzama önemli bir risk unsuru olarak izlenmeye devam edilecektir. Aşılama çalışmaları hız kazanmasına karşın mutasyonlar nedeniyle vaka sayılarındaki artış eğilimi ilerleyen döneme ilişkin belirsizlikleri gündemde tutuyor. Risk iştahını destekleyen gelişmelerin yanında salgın kaynaklı endişe ve belirsizlikler aşağı yönlü risk ve baskı unsuru olarak takip ediliyor.

Yurtiçinde de vaka sayılarında ne yazık ki ciddi bir ivmelenmenin yaşandığı görülüyor. Geçtiğimiz haftalarda Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan ayında da ülke genelinde hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacağını ifade etti. Alınan bu tedbirler vaka sayılarında yeterli düşüşü sağlayamazsa Ramazan ayı ve sonrası için yeni tedbirler gündeme gelebilir. Yurtiçinde de salgının seyri yakından takip edilecektir.

Salgın kaynaklı gelişmelerin yanında şubat ayının ikinci yarısında ön plana çıkan enflasyon endişeleri küresel piyasaların gündemindeki yerini koruyor. Artış kaydeden enflasyon endişelerine bağlı olarak geçtiğimiz haftalarda ABD başta olmak üzere uzun vadeli tahvil faizlerinde yükselişler ön plana çıkarken, merkez bankalarından bu konuda belirli söylemlerin ve hamlelerin geldiği görüldü. Mart ayının ikinci bölümünde uzun vadeli tahvil faizlerinde dengelenme görülürken, nisan ayında bir miktar geri çekilme yaşandı. Ancak ekonomik görünümde iyileşme devam ettikçe ABD 10 yıllık ve uzun vadeli tahvil faizlerinde ilerleyen süreçte yeniden yükselişler gündeme gelebilir. Ayrıca ABD Başkanı Biden’ın açıkladığı 2.25 trilyon dolarlık yeni harcama planının yasalaşma süreci ve bu pakete gelen muhalefetler de piyasaların izleyeceği bir diğer önemli konu başlığı olacaktır. Bu paketin yasalaşması durumunda enflasyon görünümü üzerindeki etkileri önemli olacak.

MERKEZ BANKALARININ AÇIKLAMALARI ÖNEMLİ

Geçen hafta Amerikan Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell ile Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Lagarde’ın açıklamaları takip edildi. ECB Başkanı Lagarde, Covid-19 salgını ve buna karşı tedbirlerin Euro Bölgesi’nde ekonomik faaliyetleri kısa vadede olumsuz etkilemeye devam edeceğini belirterek, ekonomik faaliyetlerin salgın tedbirlerinin kaldırılmasıyla toparlanacağını söyledi. Uzun süre düşük kalan enflasyon konusunda Lagarde, enflasyonun bu yılın başında 2020’nın sonuna göre keskin bir şekilde arttığını vurgulayarak, gelecek aylarda daha da artmasının muhtemel olduğunu kaydetti. Lagarde, olumlu finansman şartların devam ettirilebileceğine işaret ederek, Pandemi Acil Varlık Alım Programı (PEPP) kapsamında öngörülen 1.85 trilyon euro’luk varlık aliminin elverişli finansman koşulları sürdürülebiliyorsa tamamının kullanılmasının gerekmeyebileceğini belirtti.



Bazı ECB üyelerinin son günlerdeki açıklamalarında ise pandemi alım programının üçüncü çeyrekten itibaren kademeli olarak devreden çıkarılabileceğine ilişkin şahin tondaki açıklamaları dikkat çekti. Fed Başkanı Powell açıklamalarına ve geçen hafta açıklanan FOMC tutanaklarına baktığımızda ise güvencin tonun sürdürüldüğü görülüyor. FOMC tutanaklarında varlık alımlarının azaltılması için daha fazla zaman gerektiği ve varlık alımlarının hızında değişiklik yapmayı gerektirecek ölçüde bir ilerleme sağlanması durumunda, bunun iletişiminin çok önceden yapılmış olması gerektiği vurguladı. Fed Başkanı Powell ise Fed’in her türlü enflasyonist baskıyı frenleyecek araca sahip olduğunu ve bu baskıların geçici olmasının beklendiğini ifade etti. Salgının henüz ön plana çıkmadığı Şubat 2020’ye kıyasla çalışan sayısının şu anda dokuz veya 10 milyon daha az olduğunu kaydeden Povvell, merkez bankasının onları geride bırakmayacağını söyledi. Povvell, ekonomiye ihtiyaç duyduğu desteği sağlayacaklarını ifade etti.

PİYASALARIN GÖZÜ TCMB TOPLANTISINDA

Mart ayı içerisinde TCMB başkan değişimi sonrasında ekonomi yönetimden gelen açıklamaların önemi arttı. Geçtiğimiz haftalarda TCMB’nin yeni başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu, sıkı duruşun korunacağına ve enflasyonla mücadelenin kararlı bir şekilde devam edeceğine ilişkin açıklamaları ön plana çıktı. Sözlü olarak duymak istediklerini alan piyasalar aksiyon tarafını da görmek isteyebilirler. Bu hafta 15 Nisan Perşembe günü TCMB’nin PPK toplantısı ve faiz kararı yurtiçi piyasaların yakın takibinde olacaktır. Kur cephesinde yaşanan yükselişleri ve TCMB Başkanı Kavcıoğlu’nun açıklamalarını dikkate aldığımızda TCMB’nin bu toplantıda faiz oranlarında bir değişikliğe gitmesi beklenmiyor.

5 Nisan Pazartesi günü mart ayına ilişkin açıklanan enflasyon rakamlarında yükseliş eğiliminin devam ettiği görüldü. Yıllık TÜFE rakamı yüzde 16.19 seviyesine yükselirken, ÜFE’deki sert yükseliş de dikkat çekiyor. Piyasadaki konsensüs beklentiler faizlerde bir değişim yapılmaması ve politika faizinin yüzde 19.00 olarak korunması yönünde şekilleniyor. Faiz kararının yanında karar metnindeki ifadeler ve TCMB’nin piyasalarla kuracağı iletişim önemli olacaktır. Faiz oranlarının sabit tutulması ve sıkı duruşun korunacağına ilişkin güçlü vurgular TL varlıkları destekleyebilir. İlerleyen süreçte sıkı duruşun korunacağına ilişkin somut adımların görülmesi kur cephesindeki volatiliteyi düşürebilir, ilerleyen dönemlerde ekonomi yönetiminden gelebilecek açıklamalar, iç siyasetteki gelişmeler ve Türkiye’nin dış ilişkilerindeki seyir yurtiçi piyasalar ve TL varlıklar üzerinde belirleyici olacaktır.

BIST-100 Endeksi satıcılı bir seyir izledi

Geçen hafta küresel hisse piyasalarında hacimlerin düştüğü görülürken, yurtiçinde de hacimlerin zayıf kaldığı görüldü. Yurtdışı piyasalarda geçen hafta genelinde sınırlı yükselişler etkili olsa da kararsız bir görünüm dikkat çekti. Geçen hafta Borsa İstanbul’da yurtdışına kıyasla negatif bir ayrışma etkili oldu. Önemli bir seviye olarak takip ettiğimiz ve son günlerde dikkat çektiğimiz 1.423 seviyesi üzerinde tutunmaya sağlayamayan BIST-100 Endeksi’nde haftanın son işlem gününde satışların derinleştiği görüldü. Cuma günü etkili olan teknik satışlarla 1.400 desteği altında 1.373,65 seviyesini test eden BIST-100 haftayı yüzde 2.58 oranında düşüşle 1.393,24 puandan tamamladı. Endekste kısa vadede 1.384-1.371 aralığını kısa vadede destek bölgesi olarak izlemeye devam edeceğiz. 1.371 desteği altında 200 günlük üssel ortalama [1.342) destek olarak önem kazanacaktır. 200 günlük ortalama altında satışların derinleşebileceği endekste 23 Mart’ta test edilen 1.256 seviyesi gündeme gelebilir. Yeni haftada endekste toparlanmanın görülmesi halinde ise 1.400 seviyesi ile devamında 1.423 seviyeleri ilk direnç noktalarıdır. Endekste kısa vadede yükselişlerin güç kazanabilmesi için ilk olarak 1.423 seviyesi üzerinde tutunma sağlanması gerektiği kanısındayız. 1.423 üzerinde geçen hafta test edilen 1.445 ve 1.462 seviyeleri direnç olarak önem kazacaktır.

ONURCAN BAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu