Teknoloji İnovasyon

Hedef Tam Bağımsız Savunma Sanayii

Türkiye Savunma Sanayii Teknolojileri

CUMHURBAŞKANLIĞI Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, hedeflerinin tam bağımsız savunma sanayii olduğunu vurgulayarak, sadece platform üretiminde değil, alt bileşen ve kritik teknolojilerde de artık kendine yeten bir ülke olmayı öngördüklerini kaydetti, özgün tasarım ve ileri teknoloji yetenekleriyle Türkiye savunma sanayini küresel bir oyuncu haline getirmeyi hedeflediklerini dile getiren Demir, gemilerden helikoptere, zırhlı araçlardan insansız hava araçlarına, silah sistemlerinden uydu çalışmalarına, hava savunma sistemlerinden elektronik harbe kadar Türkiye savunma sanayinin ihtiyaçlarının yerli ve milli olarak ürettiklerinin altını çizdi. Türkiye’nin en önemli savunma bileşenlerinden birinin de hava savunma ağı olduğunu söyleyen Demir, son yıllarda art arda tamamlanan projeler ve güçlendirme çalışmaları ile her geçen gün hava savunma sistemlerinin yerlileştiğini vurguladı. “Bizim artık kendine yetebilen, belirli oranda rekabet edebilen bir savunma sanayimiz var. Ancak ‘Küresel Güç Türkiye’ hedefimiz diyoruz, o zaman savunma sanayimizi de küresel bir oyuncu haline getirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullanan Demir, önümüzdeki dönemde sektör için ihracat ve çoklu kullanım kavramlarının öne çıkacağını belirtti. Demir, ihracatın arzu edilen seviyelere ulaşması için devletten devlete satış ve finans desteği gibi düzenlemelerin etkinleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

“HEDEF ÇOK NET”

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Demir, Türkiye savunma sanayinin orta ve uzun vadeli hedeflerini paylaştı. Demir, savunma sanayinde yatırım yapacaklara, KOBl’lere, bu alanda istihdam edecek gençlere önerilerde bulundu. “Cumhurbaşkanımızın bize çizdiği hedef çok net: Tam bağımsız savunma sanayii” diyen Demir, bu anlamda sadece platform üretiminde değil, alt bileşen ve kritik teknolojilerde de artık kendi kendine yeten bir ülke olmayı hedeflediklerini söyledi. 2023 için 10.2 milyar dolar ihracat hedefi olduğunu vurgulayan Demir, “Ancak bunun da yetmeyeceğini biliyoruz, bu rakamı çok daha yüksek seviyelere çıkarmak için çalışacağız. Bugün dünyanın ilk 100 savunma şirketi içinde 7 firmamız var. Bu sayının artmasını, ondan da önemlisi firmalarımızın daha yukarılara çıkması, ayrıca bunun sürdürülebilir olması önemli” dedi.

GÜÇLÜ ÜLKE SAVUNMASI ASLİ VAZİFE

Türkiye’nin artık kendine yetebilen, belirli oranda rekabet edebilen bir savunma sanayine sahip olduğunu vurgulayan Demir, ancak “Küresel Güç Türkiye” hedefleniyorsa, o zaman savunma sanayinin de küresel bir oyuncu haline getirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Önümüzdeki dönem stratejilerini belirlemek için sanayinin sürdürülebilirliği, büyümesi, kritik ve katma değerli ürünler öncelikli olmak üzere yerlileşme süreçlerine devam edilmesi konularının ön plana çıktığını belirten Demir, “Yerli ve milli savunma sanayimizin asli vazifesinin ülke savunmasının güçlü kılınması ülküsü olduğu dikkate alındığında, savunma sanayimizin harbe hazır halde olması gerekiyor. Savunma harcamalarımızın, savunma sanayimizin sürdürülebilir olarak küresel bir oyuncu olması için gerekli büyüme hedeflerimize yetmeyeceği düşünüldüğünde, önümüzdeki dönemde sektörümüz için ihracat ve çoklu kullanım kavramlarının öne çıkacağını belirtmek isterim” dedi.



Demir, ihracatın arzu edilen seviyelere ulaşması için ürün çeşitliliğin artması, tasarım kabiliyetleri ile işbirliği yapılacak ülkeler için özel çözümlerin hızlı şekilde üretilebilmesi, dış taleplere cevap verebilmek için yeterli üretim kapasitesine ulaşmak amacıyla eko sistemin genişletilmesi, devletler arası satışa konu olan platform ihracatının yanı sıra, katma değerli alt sistem, bileşen ihracatlarının artmasının önem taşıdığını kaydetti.

“İHRACAT KRİTİK ÖNEMDE”

Savunma sanayii ihracatının sektörün sürdürülebilirliği ve dış ticaret dengeleri için kritik önemde olduğunun altını çizen Demir, 2019 yılı ihracatının bir önceki yıla göre yüzde 35’in üzerinde arttığını vurguladı. Yukarı yönlü bu trendi asıl önemli ve anlamlı kılanın ise hem ihraç edilen ürün çeşitliliğinin artması hem de Afrika’dan Amerika’ya, Körfez’den Uzakdoğu’ya yeni pazarlara ulaşılması olduğunu ifade eden Demir şunları kaydetti:

“Bugün gururla belirtebiliriz ki, ülkemizde savunma ve havacılık sanayi, artık sadece kendi ihtiyaçlarımıza odaklanmanın ötesinde, yurtdışı pazarlara da açılma ve yayılma olgunluğuna ulaştı. Son yıllarda ortaya çıkarılan ürünlerimiz yurtdışında birçok ülkede talep görmeye başladı. Zırhlı kara araçlarımızdan insansız hava araçlarımıza kadar birçok platformumuz ve ürünümüz çeşitli ülkelere ihraç ediliyor.”

Bu gelişimi anlamanın en iyi yolunun savunma sanayii alanındaki ihracat-ithalat dengesinin tarihsel gelişiminin incelenmesinden geçtiğini vurgulayan Demir’in verdiği bilgiye göre Türkiye savunma sanayinde tüm dünyada 2000-2004 döneminde ihracatta 31’inci, ithalatta 8’inci sırada iken, 2014-2018 döneminde ihracatta 14’üncü, ithalatta 13’üncü konumuna gelebildi. Geçtiğimiz 6 yılda Türkiye’nin toplam ihracatı yüzde 10 artarken, savunma ve havacılık sanayi ihracatı yüzde 60 artış gösterdi. Bu alanda daha yapılacak çok iş ve alınacak çok mesafe olduğunu vurgulayan Demir, sektörün bütün paydaşlarıyla çok daha iyi seviyelere geleceğine inandığını kaydetti.

HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ YERLİLEŞİYOR

Demir, gerek içinde bulunduğu coğrafya gerekse son yıllarda küresel ölçekte gelişen olaylar nedeniyle Türkiye‘nin en önemli savunma bileşenlerinden birinin de hava savunma ağı olduğunu söyledi. Son yıllarda art arda tamamlanan projeler ve güçlendirme çalışmaları ile her geçen gün hava savunma sistemlerinin yerlileştiğini vurgulayan Demir, “Portatif özelliğiyle kara, hava ve deniz platformlarımıza entegre edilebilecek Sungur Hava Savunma Sistemi geliştirildi ve envantere girmeye hazır hale getirildi. Orta ve yüksek irtifa füzeleri ile uçakları aşarak gelen tehditleri alçak irtifada tespit, teşhis ve tahrip ederek kara birliklerinin hava savunmasını sağlamak için KORKUT Alçak İrtifa Hava Savunma Sistemimiz geliştirildi ve seri üretime geçildi. Askeri üs, liman, tesis ve birliklerin hava tehditlerinden korunması amacıyla hava araçlarına, seyir füzelerine, havadan karaya atılan füzelere ve insansız hava araçlarına karşı HİSAR hava savunma sistemleri geliştirildi. Ayrıca Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi ihtiyacının tamamen yerli olarak karşılanması için SİPER projesi başlatıldı, 2023 yılında teslim etmeyi hedefliyoruz.

HİSAR-A sistemi belirli unsurlarıyla çalışabilir hale getirildi, birkaç küçük adım kaldı, sistemleri yıl sonuna tam bir şekilde görebileceğiz. HİSAR-A sistemini büyüttük ve artık HİSAR-A+ olarak nitelendiriyoruz” dedi.

KRİTİK TEKNOLOJİDE TAM BAĞIMSIZLIK

“Ülke olarak koyduğumuz hedeflere ulaşmanın yolunun Ar-Ge ve teknolojiden geçtiğinin bilincindeyiz” diyen İsmail Demir, ülkenin teknoloji seviyesinin yükseltilmesinde savunma sektörüne önemli görevler düştüğünü kaydetti. Kritik teknolojilerin yer-lileştirilmesi ve stratejik gördükleri alanlarda yerli üretimin artırılması için Ar-Ge çalışmalarına çok önem verdiklerini vurgulayan Demir, Ar-Ge konusunda savunma sanayii ekosisteminde 17 ilde 33 üniversite, 9 enstitü ve 54 firmada toplam 2 bini aşkın Ar-Ge personeli çalıştığını ifade etti. Demir şunları söyledi:

“Son 4 yılda beş Ar-Ge paneli düzenledik, 16 Ar-Ge geniş alan çağrısına çıktık. Şu anda 107 Ar-Ge projesi yürütüyoruz. Sadece 2019’da 17 yeni Ar-Ge projesi başlattık. Yürüttüğümüz Ar-Ge projelerinin bütçesi 2 milyar TL. Çok önemli gördüğümüz bir diğer çalışmamız kısaca OTAĞ diye adlandırdığımız Odak Teknoloji Ağlarımız. Üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları ve TSK temsilcileriyle bir araya gelip belli bir teknoloji alanında potansiyelimizi ve yapılabilecekleri çalıştaylarla masaya yatırıyoruz. Son 3 yılda 7 teknoloji alanında OTAĞ çalışması gerçekleştirdik. 2002’de ülkemizin savunma sanayii Ar-Ge harcaması 50 milyon dolarken, bugün 1,5 milyar doları geçti. Bu rakam toplam sektör cirosunun yüzde 16.5’ine tekabül etti. Bu oranda sağlanacak artış, sektörümüzün özgün ürün ve teknoloji geliştirmeye verdiği katkının bir göstergesi olacak.”

YATIRIMCIYA ÖNERİLER…

Savunma sanayii her ölçekte işletmeye yönelik fırsatlar sunuyor.

Prof. Dr. İsmail Demir savunma sanayii ürünlerinin içerisinde birçok alt sistem, bileşen, malzemeyi barındıran kompleks sistemlerden oluştuğunu vurgulayarak, “Yerlileşme sürecinde temini zor, kritik olan ya da çoklu kullanım sayesinde ekonomik değeri olan irili ufaklı birçok malzeme ve parça odağımızda olabildiğinden, özellikle teknoloji yoğun Ar-Ge’ye dayalı üretim gerçekleştirebilen inovatif her ölçekte firma, savunma sanayimize çözümler üretebilir bir potansiyele sahiptir” dedi.

Türkiye’nin platform ve sistem seviyesinde yerli ve milli çözümler sunabilen bir savunma sanayii olduğuna dikkat çeken Demir, savunma sanayine yatırım yapacaklara önerilerde bulundu. Demir, sektöre yatırım yapmak isteyen sanayicinin savunma ürünlerinde kullanılacak alt sistem, bileşen ve malzeme konularında boşluk alanlara yatırım yapmasını, yatırım sürecinde özellikle çoklu kullanıma önem vererek diğer sektörlerdeki kullanım alanlarıyla sürdürülebilir yatırımlara öncelik vermelerini, yatırım konularını belirlerken Başkanlık ile sürekli temasta olmalarını ve alt sektörler bazında gerçekleştirilecek çalıştay çıktılarını takip ederek ivedilikle Yetenek Envanteri YETEN kayıtlarını yapıp yeteneklerinin kayıt altında olmasını sağlayarak bilinirliklerini artırmalarını önerdi.




Demir, son yıllarda savunma sanayinde özellikle siber güvenlik, yazılım, yapay zeka, insansız ve otonom sistemler, kompozit ve katmanlı imalat konularında daha fazla ilgi bulunduğunu söyledi.

EKOSİSTEM GENİŞLEMELİ

Prof. Dr. Demir, gerek üretim kapasitelerinin artması gerekse alt sistem bileşen seviyesinde diğer küresel oyuncu firmalara çözümler sunulması için eko sistemin genişlemesi, KOBl’erin, yan sanayinin ve savunma alanında faaliyet gösteren ara kademedeki firmaların işlem hacimlerinin büyümesi, yetkinliklerinin artırılması, katma değerli ürünler ile kişi başı cirolarının gelişmiş ülkelerdeki muadilleri seviyelerine çıkartılması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda Başkanlığın tedarik projelerinde alt yüklenicilerin paylarının artırılmasına yönelik düzenlemelerine devam edecek olduğunu dile getiren Demir, “Bununla birlikte sektörümüze yeni oyuncular kazandıracak EYDEP programı ve bu programla bütünlük içerisinde çalışacak ve yakın zamanda hayata geçecek Yetenek Envanteri YETEN portalı ile sektörümüzü genişletme çalışmalarına hız kesmeden devam edecek. Buradan Ana yüklenici rolündeki firmalarımızın alt sistem ve bileşen seviyesindeki tasarım yeteneklerini ve üretimlerini alt yüklenicilerine kaydırarak, eko sistemde katma değerli ürün üreten ara kademe firmalarımızın ve KOBt’lerimizin sayılarını artırmalarını bekliyoruz. KOBÎ’lerimizden de ürünlerini katma değerli ürünlerle çeşitlendirerek diğer sektörlere de hizmet vermelerini öneriyoruz. Bu sayede geniş bir savunma sanayi eko sistemi ile hem ihracat fırsatlarının değerlendirilmesinde hem de çoklu kullanım prensibi ile diğer sektörlere hizmet vermek suretiyle büyümeye devam edeceğiz hem de harbe çok daha hazır bir savunma sanayi oluşturmuş olacağız” ifadelerini kullandı.

“İPTAL VEYA ERTELEME OLMADI”

Dünyada salgın nedeniyle olağanüstü bir süreç yaşandığını, ülke ekonomilerinin bu durumdan etkilenerek üretim teknolojilerinde yavaşlama görüldüğünü söyleyen Demir, ancak savunma sanayinde stratejik öneme sahip projeler nedeniyle belirli önlemler alınarak, çalışmaların devam ettirildiğini vurguladı. Sözleşmeye bağlanmış projelerde iptal veya ertelemenin söz konusu olmadığını dile getiren Demir, “Projelerde öncelik sırası belirlenerek bazı ürünleri hızlandırma ya da yavaşlatma gibi adımlar izlendi. Fakat stratejik öneme sahip ürünlerle ilgili dikkatli davrandık. Bir ülkenin savunması sadece askeri ve silahlı unsurlarla sağlanamaz. Silahlı kuvvetler yanında, istihbarat, ulaşım, sağlık, iletişim, bilişim, siber güvenlik, enerji ve tarım gibi alanlar da savunma vizyonunda son derece kritik. Bir bütün olarak savunma sanayimiz, bu alandaki birikim ve başarılarını sağlık alanına da yansıtmak için her türlü desteği verdi, vermeye devam ediyor” dedi.

“ÖNCE YERLİ İMKANLARA BAKILMALI”

Savunma sanayisinde mevcut kabiliyetlerin çoklu kullanımı anlamında zaman zaman gündem olduğunu anımsatan Demir, “O teknolojiler elimizde hazır bulunurken diğer alanlara çok rahatlıkla uygulanabileceğini düşünüyoruz. Oluşan farkındalık milli teknoloji hamlesinin sağlık alanında harekete geçirilmesi için bir uyanma vesilesi olacak. Bugünlerde aktif olarak konuşulan ventilasyon cihazları gibi konularda, cihazların alt bileşenlerinin veya belirli teknoloji ihtiyaçlarının karşılanması, mevcut altyapı, test altyapısı ve tesislerin kullanılmasına yönelik savunma sanayisi şirketleri sonuna kadar kapılarını açmış ve her türlü kabiliyetlerini sahaya sürmüş dürümdalar” ifadelerini kullandı.

Doğrudan yurt dışından tedarik edilen her türlü üründe özellikle kamunun, önce yerli imkanlara çok dikkatle bakması gerektiğinin altını çizen Demir, diğer sektörlerin de farklı alanlardaki mevcut imkanları keşfettikten sonra buralardaki yerlilik imkanlarını devreye koyarak hareket etmelerinin önem taşıdığını dile getirdi.

Milli Muharip Uçak’ta hızlanacağız

Prof. Dr. İsmail Demir, F-35 sürecinin Milli Muharip Uçak’ta hızlamlması gerektiğini gösterdiğini vurguladı. Bu yüzden Milli Muharip Uçağı blok blok üreteceklerini belirten Demir, “Blok halinde geliştireceğimiz Milli Muharip Uçağı, her blokta daha ileri bir seviyeye taşıyacağız. Özgün bir motora sahip olması için de TR Motor çalışmaları devam ediyor. Başka ülkelerin işbirliği teklifine açığız, geri çevirmiyoruz. Ancak bu konular çok teknik ve detaylı. Bu teklifleri masada değerlendiriyor ve parametreleri teker teker ele alınıyor. Milli Muharip Uçağın hangardan çıkışı için 2023’ü hedefliyoruz” dedi.

60 milyar dolarlık proje hacmine ulaşıldı

Türkiye savunma sanayinin yıllar itibarıyla büyük gelişim gösterdiğini, kendi ihtiyaçlarını karşılamanın ötesine geçerek önemli ihracat başarılarına imza atmaya başladığını belirten Prof. Dr. İsmail Demir, son yıllarda sektörde yaşanan gelişmeleri şöyle aktardı: “2002’de 1 milyar dolar olan savunma ve havacılık cirosu, bugün yılda 9 milyar dolara yaklaştı. 2002’de yalnızca 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatı, 2019 yılı itibarıyla 2.7 milyar doları geçti. Firma sayımız 56’dan bugün bin 500’e yaklaştı. Yine 2002’de yalnızca 66 savunma projesi yürütülmekte iken, bugün proje sayısı 10 katın üzerinde artarak 700’e yaklaştı. Son 5 yılda 350’ye yakın yeni proje başlatıldı. 2002’de yaklaşık 5.5 milyar dolar bütçeli savunma projeleri yürütülürken geldiğimiz noktada yaklaşık 11 katlık bir artış ile 60 milyar dolarlık proje hacmine ulaşıldı. İhale süreci devam eden projeler de göz önüne alındığında 75 milyar doların üzerinde bir büyüklüğe ulaşacağımızı öngörüyoruz. Bu süre zarfında Ar-Ge’ye ayırdığımız kaynak da katlanarak arttı. Neredeyse yok düzeyinde olan Ar-Ge harcaması bugün 1.5 milyar dolar civarında. Dört yıl önce 2 firmamızın olduğu dünyanın en büyük savunma şirketleri listesinde bugün 7 firmamız bulunuyor.”

“Geleceğin teknolojilerine yoğunlaşanlar avantajlı olacak”

Prof. Dr. İsmail Demir’e göre savunma sanayii gençler için çok parlak kariyer imkanları vaad ediyor. Sektörde gençlerin kendilerini geliştirmeleri için geniş imkanlar olduğunu vurgulayan Demir, bu sektörde yer almak isteyen gençlerin öğrencilik yıllarından itibaren disiplinli ve sürekli bir şekilde kendilerini geliştirmeleri gerektiğini belirtti. Savunma sanayinin teknolojinin, hatta yüksek teknolojinin çok yoğun bir şekilde kullanıldığı bir sektör olduğunu belirten Demir, mevcut teknolojik gelişmelerin yanında geleceğin teknolojilerine yoğunlaşanların, iş bulma ve başarılı olma noktasında her zaman avantajlı olacaklarını kaydetti. Demir, “Sektörün işgücü talebine yön vermesi bakımından; insansız teknolojiler, lazer ve elektromanyetik silah sistemleri, uzay ve uydu teknolojileri, sanal gerçeklik, algılama, elektronik harp, radar teknolojileri, silah mühimmat, yarı iletken üretimi tasarımı, kompozit teknolojileri, malzeme teknolojileri, siber güvenlik, yapay zeka, makine öğrenmesi, veri bilimi, elektronik/ aviyonik, robotik/otonom sistemler, kimyasal, biyolojik, radyoaktif, nükleer korunma, savunma bilişimi, modelleme ve simülasyon, coğrafi bilgi sistemleri, denizaltı tasarımı ve teknolojileri, deniz ve gemi mühendisliği, görünmezlik teknolojileri geleceğin savunma sanayii trendleri arasında sıralanabilir” dedi.

Sektörde 74 bin kişi istihdam ediliyor

Savunma sanayii sektöründe istihdam yaklaşık 74 bin seviyesinde. Prof.Dr. İsmail Demir’in verdiği bilgiye göre teknolojik üretim, tasarım ve geliştirme yoğunlaştığı sektörde mühendis çalışanların tüm çalışanlara oranı yüzde 31 ile öne çıkıyor. Son yıllarda özellikle akademik kariyer yapmış çalışan istihdamı artış gösteriyor.

Savunma sanayii tarafından üretilmesi öngörülen savunma sistemlerinde yurt içi katılım hedefleri göz önüne alındığında, sektörün kalifiye işgücü ihtiyacının artarak devam edeceği ortaya çıkıyor.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu