Girişimcilik

İnternet Girişimcisi Olmak Neden Her Gün Daha Zorlaşıyor?

İnternet Girişimcilikleri ve Zorlukları

Türkiye’de internet girişimciliğine olan ilgi 90’lı yıllarda esinti şeklinde başlangıç yaptı, 2000-2010 yılları arasında rüzgara, 2010-2015 yılları arasında da fırtınaya dönüştü. 2016’dan bugüne ise, fırtına şiddetini düşürerek tekrar rüzgar halini almaya başladı, yani bir yavaşlama dönemine girildi. Neden yavaşlama dönemine girdiğimizi anlatmadan önce tarihsel ilerleyişi biraz detaylandırayım:

90’lı yıllarda rüzgarın hafif esmesinin temel nedeni ülkemizde altyapının birçok bakımdan yetersiz olması idi. Sabit telefon hattı üzerinden saniyede 3 Kilobyte indirme hızıyla internete girdiğimiz günleri unutmayalım…

2000-2010 yılları arasında altyapının iyileşmesiyle internet her ofise ve her eve girmeye başladı, rüzgar hızını artırdı ve bugünün Türkiye’sinde ‘büyük internet girişimi’ olarak bilinen bazı şirketlerin tohumları ekildi. Örneğin; Sahibinden.com ve Yemeksepeti.com 2000 yılında, Ciceksepeti.com 2007 yılında, Trendyol.com 2009 yılında kuruldu. 2010 yılından itibaren ise, Android ve İOS işletim sistemlerine sahip cep telefonlarının hızlı bir şekilde tüm vatandaşlarımızın cebine girmesiyle ülkemizde mobil internet devrimi yaşanmaya başladı. 2010-2015 yılları arasında bir yandan mobil internet devrimi yaşanırken diğer yandan ‘risk sermayesi’ sektörü hareketleniyordu. ‘Melek yatırımcı’ olarak nitelendirilen kişiler internet girişimlerine nakdi sermaye sağlamaya başladı. Melek yatırımcıların imkanlarını zorlayan durumlarda ise yerli ve yabancı ‘girişim sermayesi şirketleri’ devreye girmeye başladı. 2010-2015 yılları arasında makro faktörlerin de elverişli olması sayesinde yerli ve yabancı yatırımcılara ait yaklaşık 1.5 milyar Dolar sermaye Türkiye’de internet girişimcilerinin kurduğu şirketlere giriş yaptı.

İnternet Girişimcilikleri ve Zorlukları

2016’nın başlarından bugüne kadar geçen sürede ise internet girişimciliğine olan ilgi her geçen gün yükselse de, yeni fikirlerin denenmesi noktasında ciddi bir yavaşlama görüyoruz. Bazı fikirler ya deneniyor ve çok kısa sürede sonlandırılıyor (bu nedenle kimsenin yeni girişimlerden haberi bile olmuyor), ya da fikirler çeşitli endişeler nedeniyle hiç denenmeden rafta çürümeye terk ediliyor. Dikkat ederseniz, halkımız son 4 yılda çok az sayıda yerli internet girişimiyle tanıştı. Şimdi bu yavaşlamanın temel nedenlerini tartışalım:

1- Bugün bir internet girişimine başlangıç vermek için ihtiyaç duyulan insan kaynağının maliyeti 4 sene öncesine göre en az 4 kat arttı.




2015 yılında 3-4 kişilik bir çekirdek kadronun emeğini bir araya getirerek, pazarın o günkü ihtiyacını gidermeyi hedefleyen bir internet girişimine başlangıç vermek mümkündü. Aradan geçen 4 yılda pazardaki beklenti çok daha sofistike bir hal aldı. Artık bazı işleri ya çok iddialı bir şekilde yapmanız lazım, ya da hiç yapmamanız lazım. Durum böyle olunca, sofistike beklentileri karşılayabilecek bir ekibi kurmanın maliyeti 4 yıl öncesine göre Dolar bazında 2 kat, TL bazında 4 kat yükseldi. Çünkü nitelikli internet girişimleri artık daha bilgili ve uzman kadrolara ihtiyaç duyarken, yurt dışına gerçekleşen göç nedeniyle içerideki işgücü arzında problemli bir döneme girildi. Azalan insan sermayesi nedeniyle internet girişimleri daha yüksek insan kaynağı maliyetiyle karşı karşıya kaldı. Veri bilimi gibi bazı uzmanlık alanlarında ise ne kadar yüksek ücret teklif edilirse edilsin Türkiye’de yeterli donanımda işgücü bulunmamaya başladı. Dolayısıyla, faktör maliyetleri bakımından sadece işgücünü ele aldığımızda 4 sene öncesine göre 4 kat daha yüksek bir maliyetten söz ediyoruz.

2- Erken aşama girişimlerin erişebileceği, serbest dolaşımdaki finansal kaynaklar azaldı.

2010-2015 yılları arasında internet girişimlerine yatırım yapan bireysel ve kurumsal yatırımcıların sayısı bugüne kıyasla daha fazlaydı. Geçen senelerde aktif olan birçok yatırımcı bugün ‘bekle, gör’ stratejisini izliyor ve yeni yatırımlar yapmak için öncelikle geçmiş yatırımlarından çıkış yapmayı bekliyor.

2016’dan bu yana ülkemizde makro düzeyde belirsizliklerin artması nedeniyle ekosisteme giriş yapan yeni yatırımcı sayısı da son derece düşük seviyede kaldı.

Bir örnek vermek gerekirse; 2013-2015 yılları arasında 3 yıllık dönemde her yıl ortalama 115 kişi ‘Bireysel Katılım Yatırımcısı’ lisansına (T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından verilen ve melek yatırımcının daha düşük gelir vergisi ödemesi yapmasını sağlayan lisans) başvurmuşken, 2016-2018 yılları arasında 3 yıllık dönemde her yıl ortalama 42 kişi aynı lisans için başvuru yaptı. Sadece bu göstergeyi ele aldığımızda melek yatırımcılığa olan ilgide 65%’lik düşüş olduğunu görüyoruz.

Hem geçmişte aktif olan melek yatırımcıların yatırım aktivitelerini yavaşlatması, hem de ekosisteme katılan yeni melek yatırımcıların gittikçe azalması nedeniyle finansal kaynaklara erişim geçmişe kıyasla zorlaştı.

3- Denizin suyu artık mavi değil, kırmızı. KOBİ’ler piranaya, monopol yapılanmalar ve pazara hakim oyuncular köpekbalığına dönüştü.

İşletmecilikte ‘mavi okyanus stratejisi’ olarak bilinen stratejiyi ele alalım. 2015 yılına gelene kadar birçok internet girişimi KOBİ liginden büyük şirket ligine sıçrama gayreti içindeydi. Büyük şirketlerin sayısı henüz azdı. Okyanusta çok sayıda küçük ve orta boy balık vardı, herkes bir ahenk içerisinde yaşıyordu, rekabet ortamı bugünkü kadar vahşi değildi, suyun rengi maviydi. Bugün ise, geçmişte KOBİ olan bazı şirketler, her yıl milyar TL ve üstü ciro yapan büyük şirketler konumuna geldi, bugünün KOBİ’leri üzerinde baskı kurmaya başladı. Büyük şirketlerin baskısına dayanabilen KOBİ’ler diğer KOBİ’leri rekabet ortamından silmek için pirana balıkları gibi atağa geçti. Oluşan bu şiddetli rekabet neticesinde okyanusta suyun rengi maviden kırmızıya döndü. Özetle, 2015 yılına kadar bazı işleri kurmak, geçmiş dönemde ezici üstünlüğe sahip şirketler bulunmadığı için bugüne kıyasla çok daha kolaydı.

Bugün yola çıkarken;

1. İnsan kaynağını nereden, nasıl ve hangi maliyetle tedarik edeceğinizi çok iyi düşünmek zorundasınız,

2. Finansal kaynaklara erişimin zorlaştığını bilmelisiniz,

3. Köpekbalığı ve piranaların tehdidinden nasıl korunacağınızı kara kara düşünmelisiniz.

Cem Ener
Kurucu Ortak Buba Ventures


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu