Anasayfa / Kariyer ve İş / İşinizde ilk gününüz

İşinizde ilk gününüz



Diyelim ki, yeni bir işteki ilk gününüz. Ato/ davranmalı, neler yapmalı, nelere dikkat etmelisiniz? Bu davranışlar sizi gözde eleman da yapar, istenmeyen adam da. Bakalım ilk gün nasıl davranmak gerekiyormuş?..

■ Kendinizi ortaya atın

Yabancılar buna “Şapkanızı boks ringine atın” derler. Yani zor bir işi üstlenmeye istekli olduğunuzu anlatmaya çalışın. Etrafınıza, rekabete hazır olduğunuzu gösterin. Utangaç davranmayın. İş dünyasını geliştirme amaçlı kurulan ve özellikle kenarda köşede kalmış yetenekleri iş dünyasına kazandırmaya çalışan, kadınlara iş imkanı sağlamaya öncelik tanıyan reacHI-RE şirketinin CEO’su Addie Swart’m görüşleri böyle. İşi biliyor olabilirsiniz. Ama şirketin çalışma yöntemini, ele geçireceğiniz fırsatlarla öğreneceksiniz.

■ Herkese kulak verin

İlk günlerde özellikle karşınızdakini dinlemeye odaklanın. Bir masa etrafına oturmuş arkadaşlarınızı tek tek dinlemeye özen gösterin. Sürekli konuşan siz olmayın. Gerektikçe söze girin veya size yöneltilen sorulara net ve açık cevaplar vererek karşınızdakileri etkilemeye çalışın, işe yeni giren birinin çok konuşmasına hiç kimse hoşgörü göstermez.

■ Doğru dosyaları işverene sunun

İlk gün, sizin ne kadar kalifiye bir eleman olduğunuzu gösteren doğru dosyaları yanınızda bulundurun. İşle ilgisi olmayan kağıtları klasörünüzde tutmayın. Sizden istenen kağıtlar, doldurulmuş formlar, diploma ve bu ilk işiniz değilse bonservis veya referans mektupları, evde unutmamanız gereken belgeler olmalıdır. İşe kabul edildikten sonra, “Aslında diğer işlere de başvurmam gerekirdi” derseniz, işe başlamadan ipiniz çekilir. Gerçek bir öykü: ABD’de işe kabul edilen bir eleman, sosyal medyada, “İşe alındım ama ruhumu teslim etmedim” diye yazar. Kendisine şirket tarafından, “Öyleyse yarın işe gelmeyin” mesajı gönderilir.

■ Şık giyinin

Giyiminiz, karşınızdakine vereceğiniz ilk izlenimdir. Takım elbiseniz ütülü, ayakkabılarınız boyalı olmalıdır. Aşırıya kaçmayın. Giyiminiz, şirkete gösterdiğiniz saygının ya da saygısızlığın göstergesidir. Sabah işe gitmeden, giysilerinizi geceden hazır tutmalısınız. Yırtık blucin pantolon veya ceket, spor ayakkabı veya parmak arası terlik, kadınlarda sırtı açık elbise, tişörtler, özellikle de çizgili olanlar, askılı elbise, üzerinize dar gelen, düğmeleri atacakmış gibi duran gömlekler, gereksiz takılar, pijama gibi bol ve ütüsüz elbiseler hoş karşılanmaz. Şirketin kıdemli çalışanlarım birkaç gün gözlemleyin. Nasıl giyiniyorlarsa siz de öyle giyinin.

■ Etrafınızı öğrenin

Müdürünüz ya da şefiniz, sizin sorunları nasıl çözeceğinizi bilmek ister. Onun için en kısa zamanda, çalıştığınız departmanın dışında, yan veya destek ünitelerin nerede olduğunu ve nasıl çalıştığım öğrenmeniz gerekir. Teknik desteğe ihtiyaç duyduğunuzda nereye başvuracaksınız? Muhasebe veya insan kaynakları nerede? Mektuplar hangi odada toplanıyor? (Her şey, e-posta ile halledilmeyebilir. Hele işin içinde ticari gizlilik varsa). Fotokopi makinesi, faks nasıl çalışıyor? Hatta kahve makinesini çalıştırmayı öğrenmek bile işin bir parçasıdır.

■ Paradan söz etmeyin

Çalışmaya başladığınız ilk günlerde paradan söz etmekten sakının. Ne kadar para alacağım? Vergilerden sonra elime ne geçecek? İkramiye veya fazla mesai gibi ödemeler var mı? Ne zaman tatil? Ne zaman izin yapacağım? Bu tip sorular, sizin şirkete iş yapmaya değil, para yapmaya geldiğinizin işaretleridir. Elbette ki yaptığınız iş karşılığında para alacaksınız. Ama bu konuyu ilk günlerde karşınızdakilerin gözüne sokmanız çirkin kaçar.

■ Organize olun

İşyerinde ilk gününüz, pek çok bilgi edinme ve iş arkadaşlarınızı tanıma faslıyla geçer. İyi bir izlenim bırakmak için masanız düzenli ve sade olmalıdır. Masanızın üzerine gelişigüzel atacağınız içecek, sandviç, ketçap bulaşmış peçete, kravat, ceket, dağınık belgeler, bozuk paralar, arkanızdan iyi konuşulmasını sağlamaz.




■ Karşınızdakinin beklentilerini öğrenin

Patronunuzun, müdürlerinizin sizden beklentilerinin neler olduğunu öğrenmeye çalışın. Bunun için doğrudan sorular sormayın. Dolaylı yollardan öğrenin. Fazla zaman gerektirmeyecek işler için “iki dakika” kuralına bağlı kalın. Önünüze gelen işi, iki dakikada bitirmeye çalışın. îşi sürüncemede bırakmayın. Hızlı çalışırsanız, üstlerinizin dikkatini çekersiniz.

■ Kurbağayı yiyin

Amerikalı yazar Mark Twain şöyle demiştir: “Eğer işiniz kurbağa yemekse, en iyisi sabah saatlerinde yemektir. İşiniz iki kurbağa yemeği gerektiriyorsa, önce büyüğünden başlayın”. Kurbağa yemek, işi erkenden en iyi şekilde yapıp teslim etmek anlamına gelir. Masanızda birkaç iş varsa önce en büyüğünden başlanmalıdır. Böylece diğer işler size çok kolay gelecektir. Aksi halde kurbağa sizi yer. Yani iş, sizi esir alır. Saatlerce oyalar.

■ İşe erken gelin

İşe 10-15 dakika erken gelmek, sizi üstlerinizin gözünde takdir edilecek bir eleman yapar. Hiçbir müdür veya şef, işe geç geleni sevmez. Hatta çalışma arkadaşlarınız da sevmez. Bu durum, zamanla o iş yerinde sizin sonunuzu getirebilir. Eğer giriş çıkış saatlerinin kaydedildiği büyük bir şirkette çalışıyorsanız, erken geldiğiniz saatlerin süresini fazla uzatmayın. Çok fazla çalışmaya da iyi gözle bakılmaz. ABD’de yapılan araştırmalarda haftalık 40-45 saat çalışma süresi normaldir. New York Üniversitesi Halk Sağlığı bölümünden doçent Azizi Sekas’a göre bu sürenin üstüne çıkan çalışanlarda anksiyete ve depresyon sorunları olmaktadır. Bu da iş gücü kaybı nedeniyle şirketlerin istemediği bir durumdur.

■ Çalışma arkadaşlarınıza odaklanın

Mesai arkadaşlarınız, işin nasıl yapıldığından daha önemlidir. Onlara odaklanın. Çalıştığınız şirketin büyük ya da küçük olmasının bir önemi yoktur. İlk gün, mümkün olduğu kadar çok kişiyle tanışın. Bugün onlara odaklanırsanız, yarın işin detaylarını öğrenir, işyerine çok daha kısa zamanda adapte olabilirsiniz. Onların işi halletme yöntemini nazikçe gözlemleyin. Kişisel iş ilişkileri kurmaya yoğunlaşın.

■ Yargılayıcı olmayın

İlk gün verdiğiniz izlenim önemlidir ve uzun süre devam eder. İnsanları ve iş akışını yargılamamalısınız. Sert ve haşin eleştirilerde bulunmamalısınız. Hep açık fikirli ve pozitif olmalısınız. Bir soru sorduğunuz arkadaşınız, iş yoğunluğu nedeniyle size doğru dürüst yanıt veremeyebilir. Bunu anlayışla karşılamalısınız. İyi giyiminiz, gülüşünüz, tanıştığınız kişilerin adını daha sonra hatırlamanız, karşmızdakiyle “gerçekten” ilgilenmeniz, vücut diline dikkat etmeniz, düşünceli davranmanız, kötü ruh halinden kolaylıkla sıyrılmanız, iyi bir izlenim bırakmanıza yeter de artar bile.

■ Yemek davetinin üstüne atlayın

Biri size, “Haydi yemeğe çıkalım” derse hemen üstüne atlayın. Bir mazeret ileri sürerseniz, o teklif bir daha hiç gelmez ve giderek yalnızlaşırsınız. Yemek sohbetleri, iyi bağlar kurmak için ideal araçlardır. Ayrıca şirket kültürü ve işyerinde yazılı olmayan kuralların öğrenilmesi açısından mükemmel fırsatlardır. Yemek sohbetlerinde sürekli kendinizden söz etmeye, hele hele dedikodu yapmaya asla yeltenmeyin.

■ Harika bir bağlantı seçin

İş yerinde bütün meslektaşlarınız aynı zamanda arkadaşlarınızda ama siz kafa dengi bulduğunuz bir arkadaşı, en yakın arkadaş olarak belirleyebilirsiniz. Altıncı hissiniz, bu kişinin kim olacağını birkaç dakika içinde size söyleyecektir. Bu kişi, sizin iş yeri iklimine daha hızlı alışmanızı sağlar, işin püf noktalarım öğretir, çalışmalarınızda yardım eder, size can yoldaşı olur.

■ Zehirli cümlelerden kaçının

E-posta ile olsun, telefonda olsun ya da herhangi bir sosyal medyada olsun, iletişim içinde olduğunuz kişi için asla kullanmayacağınız cümleler vardır. “Özür dilerim, geç kaldım” yerine “Sabrınız için teşekkür ederim”, “Bilmiyorum” yerine “Emin değilim. Bu işin aslını öğrenmemi ister misiniz?”, “Biliyorum, biliyorum” yerine “Haklısınız”, “Bütün gün boşum” yerine “Ajandama göre bugün herhangi bir toplantım yok”, “Bu iş çok kolay” yerine “Düşündüğünüz kadar karmaşık değil”, “Tahminim odur ki…” yerine “Anladığım kadarıyla…” gibi cümleler kurmalısınız.

■ Patronun gözüne girmeye çalışın

Büyük bir iş yerinde çalışıyorsanız patronun yüzünü bile göremeyebilirsiniz. Ama küçük iş yerlerinde patronla her gün muhatap olmak, nadir bir olay değildir, tik günlerde olmasa bile ilerleyen günlerde patrona işin yapılmasında alternatifler sunabilirsiniz. Patron sizin girişken ve yaratıcı olduğunuzu düşünür. Ama aşırıya kaçmayın ve işi yağcılık boyutuna götürmeyin. Patrona somut hedefler gösterin. Bir iş planını birlikte gözden geçirin. Ona kendi diliyle hitap edin. îyi bir dinleyici olun. Çalışma arkadaşlarınızı yanınıza alm. Stres göstermeyin. Muhtemel engeller konusunda patronu bilgilendirin. Kopyacı kedi olun. Bizim gibi davranan insanlara daha çok güveniriz. Son olarak bir not. Patrona güzel de olsa, sürpriz yapmayın. Kontrolün ellerinde olmadığını düşünürler ve iyi de olsa sürprizlerden hoşlanmazlar.

ALEV RÎGEL




Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir