Anasayfa / Sağlık / İşyerlerinde görülen hastalıklar

İşyerlerinde görülen hastalıklar




İş dünyasının yoğun stres yaratan ortamı çalışanların sağlığını olumsuz etkiliyor. Alanının önde gelen uzmanları, işyerlerinde yaygın görülen hastalıkları ve bunlara yönelik çözüm önerilerini masaya yatırdılar…

İNSAN doğasına uygun olmayan çalışma koşulları ve rekabetçi işyeri ortamı, insan bedeni üzerinde yıkıcı etkilere sebep oluyor. Hasta bina sendromundan doku ve kas zedelenmelerine, eklem problemlerinden kronik ağrılara, psikolojik sorunlardan mutsuz evliliklere kadar çok geniş alanda çeşitli olumsuz sonuçlar üreten iş hastalıkları, uzman hekimlerin de öncelikleri arasına girmiş durumda. Şirketlere yönelik sağlık seminerleri düzenleyen organizasyonlara talep her geçen gün artıyor. İşte uzmanlardan iş hayatına bağlı hastalık riskleri ve korunma yolları…

PROF. DR. TİMUR TİMURKAYNAK
“Kadın kalbi 10 yıl daha şanslı”

Kalp ve Damar Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Timur Timurkaynak’a göre, iş yaşamında stres en başta kalbi vuruyor. Aşırı stres tansiyonu yükselterek hipertansiyon ve depresyona yol açıyor. Enerji ve motivasyonu tükettiği için, sigaraya başlama, egzersizi bırakma ve aşırı yemek yeme isteğine sebep olarak kalp ve damar sağlığını riske atıyor. Stres altındaki insan iki seçenekle karşı karşıya; kaç ya da savaş! Her iki seçenekte de kanda adrenalin ve kortizol hormonu seviyesi artıyor, kalp hızlı atmaya başlıyor ve tansiyon yükseliyor. Sürekli hale gelen stres vücudu tüketmeye başlıyor.

Stres, aşırı yeme bozukluğu, hızlı konuşma ve hızlı yemek yeme, madde bağımlılığı, amaçsız ve verimsiz koşturmaca, aşırı çalışma, yavaş çalışma, işleri erteleme, çok az ya da aşırı uyku uyuma, birçok işi aynı anda yapmaya çalışma gibi sorunları da beraberinde getiriyor. Vücut kitle endeksinin 25’in üstüne çıkması riskini de haliyle artırıyor. Prof. Timurkaynak, kadınların kalp hastalığı açısından erkeklere kıyasla 10 yıl daha şanslı olduğunu belirtiyor. Erkekler 40 yaşların başında kalp hastalığına yakalanırken, kadınlar menopoza girene kadar kalp hastalığından korunuyor. Ancak menopoz sonrası risk kadınlar aleyhine ilerliyor.

“GÜNDE 10 BİN ADIM YÜRÜYÜN”

“Strese ve stresin beraberinde getirdiklerine karşı en önemli silah ise spor. Sağlıklı bir kalp için hareket etmek gerekiyor. En sağlıklı ve en ucuz spor tempolu yürüyüştür” diyen Prof. Timurkaynak, haftanın en az beş, mümkünse yedi günü en az 35 dakika ya da bir adım-sayar ile 10 bin adım tempolu yürümek gerektiğini vurguluyor. Otomobilinizi evinize ya da İşyerinize iki durak uzakta bırakarak yürüyüş alanınızı uzatmanız mümkün. Prof. Timurkaynak’a göre, merdivenler de kalp dostu. Asansöre binmeyin, merdivenleri tercih edin. Efor yaparken göğsünüzde bir ağrı hissederseniz derhal doktora gidin. Kalp sağlığı için yüzmek de çok faydalı ancak belli bir yaşın üzerinde futbol gibi rekabetçi sporlardan kaçınmak gerekiyor. “60 yaşma kadar kalp hastası olmazsanız en az 80’e kadar rahat yaşamanız mümkün” diyen Prof. Timurkaynak’m belirttiğine göre, sporun yanı sıra Akdeniz tipi beslenmek, insanlara karşı kin değil sevgi hissetmek, doğaya, topluma ve sevdiklerinize karşı sorumluluk bilincinde olmak, seyahat etmek ve sanatla uğraşmak da kalbin dostu. Her şey iş demek değil. Yaptığınız işten keyif almıyor, kapasitenizin üzerinde sorumluluk alıyorsanız ve yaptığınız iş için yeterli donanıma sahip değilseniz kariyer planınızı tekrar gözden geçirmeniz ve keyif almayı öğrenmeniz gerekiyor.

Kapalı mekânlarda çalışanlara tavsiyeler



  • Mekânları sık havalandırın
  • Gün ışığının girmesini sağlayın
  • Her türlü gereksiz eşyayı ortamdan çıkartın
  • Uçucu organik madde salması mümkün olan her türlü plastik, sentetik madde, muşambalar, izolasyon malzemeleri ve kimyasal maddeyi ortamdan uzaklaştırn
  • Duvardan duvara halılar ile kalın tüylü halıları atın Temizliğe dikkat edin.
  • Deterjan, temizlik malzemeleri parfümsüz ve doğal madde içerikli olmalıdır.

Masa başı çalışanlara tavsiyeler

  • 40 dakikada bir boyun ve omuz kaslarınızı gevşetecek şekilde omuzlarınızı geriye doğru birkaç kere çevirin. Ayak bileğinizi hareket ettirin.
  • 2 saatte bir kalkıp dolaşın.
  • Koltuğunuz tekerlekli, yüksekliği ayarlanabilir, beli terletmeyecek şekilde destekli, kol dayanaklı, oturağı ve sırtı hareketli ayarlanabilir olsun.
  • Yüzünüz bilgisayara dönük, ekran yüksekliği göz hizasında olsun.
  • Klavye ve fare masum değildir, onları desteksiz kullanmamaya çalışın.
  • Klima ve kapı önü esintisinden sakının.
  • Çok oturuyorsanız ve ayak bileğiniz şişiyorsa antiembolik çorap kullanın.

PROF. DR. KERİM GÜLER
Hasta bina sendromuna yakalandık

Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı raporlara göre, günümüzde zamanımızın yüzde 90’mı kapalı mekanlarda geçiriyoruz. Bu oranın yüzde 70’ini iş, geri kalan yüzde 20’si ise evde geçiyor. Kapalı işyerlerinde çalışan insanlarda hem fiziksel hem de ruhsal bozukluklar ortaya çıkıyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri solunan havanın kalitesindeki değişiklikler.

İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerim Güler’e göre, kapalı mekanlarda hapsedilmiş olan hava kirleniyor. İç ve dış mekan arasında hava akımının olmaması nedeniyle toksik maddelerin partikül sayısı artıyor. Ortamda bulunan sentetik eşyalar, mobilyalar gibi her türlü iç mekan döşemelerinden salman uçucu organik maddeler, gazla yemek pişirme sırasında ortama karışan nitrojen ve sülfür türevleri, her türlü parfüm, deodorant, oda spreyi, temizlik malzemeleri, cilalar, bilgisayar, fotokopi makinası gibi aletlerden çıkan zararlı moleküller, bu toksik partiküllerden yalnızca bir kısmı. Bütün bu toksik maddeler özellikle solunum yolundan vücuda girerek kan yolu ile bütün organlara yayılıyor.

“Başta ev tozu akarları, küfler ve değişik bakteriler olmak üzere birçok mikroskopik canlının değişik ürünleri solunan hava ile vücuda girerek alerjik hastalıklara neden olabiliyor” diyen Prof. Güler’e göre, ruhsal bozuklukların en önemli nedeni ise gün ışığından mahrum kalmak. Gün ışığı olmayan ortamlarda çalışan kişilerde beyindeki serotonin oranları düşerek depresyona eğilimi arttırıyor. Ayrıca fotokopi makinasma beş metreden yakın oturanlarda solunum yolu hastalıkları daha sık görülüyor. Halıların ofis iç ortamlarında duvardan duvara döşenmesi, bireylerin hasta bina sendromu semptomlarına yatkınlığını da artırıyor. Hasta bina sendromu, sağlıksız kapalı alanda çalışanlarda görülen genel rahatsızlıklara deniyor. Halıda bakteri, küf ve mantar toksinlerinin birikimi akciğerlerde alerjik reaksiyonları tetik-leyen semptomlara neden oluyor. İç ortama hava sağlayan havalandırma sistemlerinin kullanıldığı binalarda çalışan bireylerde görülen mukozal tahriş semptomu, iç ortam havasını dışarıya atan fanların kullanıldığı binalarda çalışan bireylere göre daha sık görülüyor.

“Bunun nedeni havalandırma cihazlarının bakteriler ve mantarlar gibi biyoaerosolları iç ortama yaymasıdır” diyen Prof. Güler, iç ortamlar için en uygun sıcaklık derecesinin 20-23°C, en uygun bağıl nem oranının ise yüzde 30-60 arası olduğunu ifade ediyor. Sıcaklığın 23°C’nin üstüne çıktığı durumlarda mukozal tahriş ve genel semptomlarda artış gözlendiğine dikkat çeken Prof. Güler, uzun süreli kapalı alanda çalışanlarda uzun vadede astım, bronşit, hormonal bozukluklar ve tümörler görülebildiğini belirtiyor. Bazı mesleklerde kullanılan maddeler, mesela yapıştırıcılarda bulunan uçucu organik maddeler de kemik iliğine kadar girerek aplastik anemi, lösemi gibi ağır hastalıklara sebep oluyor.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir