Anasayfa / Ekonomi-Finans / Kobi’lere Ticari Alacak Sigortası

Kobi’lere Ticari Alacak Sigortası



Neden alacak sigortası yaptırmalı?

  • Firmalar alacaklarını sigortalattığı için batık riski ortadan kalkacak,
  • Alacak sigortası şirketi müşterinin finansallarına bakıp limit tahsis ettiği için KOBİ müşterilerini de tanımış olacak,
  • Teminat mektubu veya ipotek vermek zorunda kalmayacaklar,
  • KOBİ nakde sıkıştığında teminat mektubu ve ipotek imkanını kendisi için kullanabilecek,
  • Alacak sigortası alternatif teminat ürünlerine göre çok daha ucuz,
  • Müşteri riski olmadığı için müşteri tabanını genişletip ciro ve karlarını artırabilecekler,
  • Sigortalanmış alacak üzerinden uygun maliyetli finansman sağlayabilecekler,
  • KOBİ ücretsiz danışmanlık ve istihbarat hizmeti alabilecek.

Faktoringciler de alacak sigortası yapacak

Dünyada birçok faktoring şirketi bu ürünü kendisi satın alıyor. Özellikle İtalya’da bu konuda çok başarılı örnekler var. Yani faktoring şirketi poliçeyi satın alıyor, İçine garanti vereceği tüm firmaları da kendisi koyuyor. Türkiye ise bu konuda daha yolun başında. Hali hazırda faktoring firmalarının da alacak sigortası sistemine dahil edilmesine ilişkin çalışmalar sürdürülüyor. Az sayıda büyük faktoring firmasının yavaş yavaş alacak sigortası sistemine dahil olduğunu görüyoruz. Ancak sistemin daha da yaygınlaşabilmesi için çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Edindiğimiz bilgiye göre, Finansal Kurumlar Birliği’nin başkanlığında Eximbank dahil üç alacak sigortası şirketi ve birkaç büyük faktoring şirketi bir araya gelecek. İlgili kesimler ortak bir çalıştay düzenleyecek.

Çalıştayın konusu ise alacak sigortası ve sisteme faktöringin dahil edilmesi olacak. Sektörün önündeki engellerin masaya yatırılacağı çaiıştayın amacı sistemin yaygınlaştırabilmesi. Sistemin işleyişi ise oldukça basit. Faktoring şirketlerinin sistemi zaten firmalardan faturalarını alıp tahsil etmek üzerine kurulu. Alacak sigortası ile entegre olduğunda ise faturayı faktoring şirketi alıyor, sigortayı ise alacak sigortası şirketi veriyor. Burada faktoring firması müşterisini fonlayabilecek. Yani firmanın nakit ihtiyacını yine karşılayabilecek. Ancak burada faktoring firmasının gayri kabili rücu hakkından yani “faturayı müşteriden tahsil edemezsem gelir senden alırım” hakkından vazgeçmesi gerekiyor. Peki, bu KOBİ’lere ne sağlayacak? En basit anlatımıyla malını satan bir KOBİ artık alacaklarının tahsilini faktoring firmasına verecek, sigortasını ise alacak sigortası firmasıyla yapabilecek. Böylece hem tahsilat hem güvenceyi tek poliçe ile yürütebilecek.

Hükümet KOBİ’leri rahatlatmak için alacak sigortasının yaygınlaşması konusunda düğmeye bastı. Teminat mektubu ve ipoteğe göre daha ucuz olan alacak sigortası KOBhere sıfır batık imkanı sunacak…

KREDİ Garanti Fonu destekli kredilerle KOBİ’lere arka çıkan hükümet şimdi de bu kesimin alacaklarını güvence altına almak için harekete geçti. Bu işin mihmandarlığını ise yine Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek üstlendi. Şimşek, bugün Türkiye’de yaşanan şirket iflaslarının yaklaşık dörtte birinin tahsil edilemeyen alacaklar nedeniyle yaşandığına dikkat çekerek, alacak sigortasına neden odaklandıklarının da altını çizmiş oldu.

Ticari alacak sigortası sayesinde firmaların tahsilat ve risk yönetimini uzman sigorta şirketlerine devredebildiklerine dikkat çeken Şimşek, “Bu kapsamda Hazine olarak KOBİ’ler için bankacılık sisteminde teminat olarak kullanabilecekleri ve krediye ulaşmayı kolaylaştıracak alacak sigortasını yaygınlaştıracağız dedi.

HAZİNE ÇALIŞTAY’A HAZIRLANIYOR

Şimşek’in açıklamalarının hemen ardından Hazine de bu konuda çalışmalara başladı.

Müsteşarlık sektörde faaliyet gösteren üç yabancı alacak sigortası şirketi ile bir araya geldi. Alacak sigortasının KOBİ’lere yaygınlaştırılmasına ilişkin Coface, Atradius ve Euler Hermes’in görüş ve önerilerini topladı.

Önümüzdeki günlerde bu konudaki çalışmaların derinleşmesi bekleniyor. Özellikle dünyada yaygın olarak uygulanan faktoring firmalarının da alacak sigortası sistemine dahil olmasına ilişkin bir çalıştay üzerinde çalışılıyor.

NEDEN SİGORTA?

Peki, alacak sigortası firmalara ne kazandırıyor? Adına uygun olarak firmaların müşterilerine yaptığı satış sonrası oluşan alacakları bu sayede sigorta şemsiyesi altına alınıyor. Ancak bununla sınırlı değil, sistemin firmalara sağladığı çok sayıda dolaylı destek de var. Öncelikle alacak sorununu sigorta ile ortadan kaldıran firmalar çok daha hızlı büyüyebiliyor. Satış yaptığı firma sayısını korkmadan artırıyor.

Euler Hermes Genel Müdürü Özlem Özüner’e göre, alacak sigortası sayesinde firmaların cirolarında yüzde 10’luk artışlar yaşanıyor. Ancak bu konudaki en büyük risk alacakların tahsil edilmemesi durumunda ortaya çıkıyor. Çünkü Özüner’in verdiği bilgiye göre, bugün KOBİ’lerin bilançolarının yüzde 40’ı alacaklardan oluşuyor ve tabii tahsil edilmediği takdirde şirketleri batırabiliyor.

Ayrıca bugüne kadar alacaklarını garanti altına almak için teminat mektubu ve/veya ipotek bulmak zorunda kalan firmalar sigorta sayesinde artık teminatsız işlem yapabiliyor. Bugün bankacılık sisteminden teminat mektubu almak isterseniz yüzde 1 komisyon ödüyorsunuz. Oysa ki, sektör temsilcilerinden edindiğimiz kadarıyla alacak sigortasındaki primler şirket cirosunun binde 5’ini geçmiyor. Yani kendini güvence altına almak isteyen KOBİ’lerin maliyetleri de bu sayede aşağı inmiş oluyor.

Bugün hali hazırda Türkiye’de yapılan alacak sigortası işlemlerinin yüzde 80’i yurtiçi yüzde 20’si ise yurtdışı alacaklar için kullanılıyor. 2017 yılsonu itibariyle piyasanın toplam prim büyüklüğü ise (Eximbank hariç) 164 milyar TL civarında. Yararlanan firma sayısının ise yaklaşık 200 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler ise bu rakam ve hacimlerin çok daha yukarı taşınması yönünde.

Hükümetin gündemine alacak sigortasını alması tahmin edileceği üzere sektörde büyük bir heyecana yol açtı. Sektör temsilcileri bu yıl hükümetin de desteklemesi sayesinde yüzde 25-30 gibi hızlı bir büyüme yakalanabileceği görüşünde. Önümüzdeki aylarda çok daha sık duyacağımız alacak sigortasını biz de şimdiden gündemimize aldık. Kimler alacak sigortası yaptırmalı, alternatif teminat yöntemlerine göre avantajları, özellikle KOBİ’lere sunduğu imkanları sizler için araştırdık…

RİSKİN YÜZDE 90’INI ÜSTLENİYOR

Türk Eximbank, Türk firmalarının tanımadıkları bir ülkede, bilmedikleri bir firma ile ticaret yaparken karşılaştığı belirsizlikleri ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Söz konusu risklerin ortadan kaldırılması sayesinde ihracatçıların yeni pazarlara ve yeni firmalara daha rahat, daha güvenli bir şekilde mal satma imkanına kavuşması için alacak sigortası yaptıklarını söyleyen Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım, sundukları hizmet hakkında şu bilgiyi veriyor:

“Bu hizmet ile ihracatçının alacağı, yurtdışmdaki alıcının ya da o alıcının bulunduğu ülkenin karşılaşacağı ticari ve politik risklere karşı güvence altına alınıyor.

Ticari risk kapsamında ihracatçımızın müşterisinin iflas etmesi, tasfiye kararı alması, borç ödemekten acze düşmesi ya da borçları ile ilgili konkordato ilan etmesi gibi riskler sigortalanırken, politik risk kapsamında ihracatçımızın müşterisinin ülkesinde yaşanan savaş, ihtilal, iç savaş, isyan ve benzeri haller nedeniyle alacağın tahsil edilememesi, ithalat yasakları, alıcının ülkesinde mallara el konulması, transfer yasakları ya da kısıtlamaları gibi riskler sigorta kapsamına alınıyor. Bir başka ifadeyle alıcının güvenilirliğini ihracatçı değil Eximbank ölçüyor, riskini de önemli ölçüde (yüzde 90) Eximbank üstleniyor. Üstelik bu riski 238 ülkede ortalama yüzde 0.3 gibi oldukça makul bir prim oranıyla üstleniyoruz. Ayrıca 2014’ten bu yana yurtiçi satışlardan doğan alacakları da sigorta kapsamına aldık.”




Alacak sigortasının gerek iç satış gerekse ihracat yapan firmalar için çok sayıda avantajı bulunuyor. Yıldırım bu avantajları şöyle sıralıyor:

“Dünyada ticari ve politik risklerin artması ve çeşitlenmesi, global entegrasyon ile birlikte kar marjlarının daralması sebebiyle rekabetin artması, ihracatçıları yeni pazarlara açılmaya zorlamakta ve dolayısıyla alacak sigortasını elzem kılmakta. Bunun yanında, ihracatçıların yurtiçi satışlarından doğabilecek herhangi bir tahsilat sorunu finansal dengelerini bozuyor ve dolayısıyla ihracatlarını da tehlikeye atıyor.

Yurtdışı alacak sigortasını kullanan bir ihracatçı ticari ve politik risklere karşı alacaklarını güvence altına almış olacak. Yeni piyasalara güven içinde açılabilecek, ihraç pazarlarında rekabet gücünü artıracak. Bununla birlikte, garanti altına alınmış ticari alacakların iskonto edilmesi suretiyle finansman imkanı ortaya çıkacak. Ayrıca, Türk Eximbank kredilerinde faiz indirimlerinde de faydalanabilecekler.

Vadeli satış yapan tüm sektörlerin ve faaliyet alanlarının alacak sigortasından yararlanması esas. Ancak özellikle risk kategorisi yüksek ülkelere ve uzun vadeler ile satış yapan, portföyünde ülke ve alıcı bakımından yoğunlaşma bulunan ve kar marjı düşük faaliyet alanlarında hizmet veren ihracatçılarımız alacak sigortasının ana talipleri olmalı.”

Ekonomide risk bilinçlenmesi ile birlikte daha garantili satış modellerinin ön plana çıktığını bunlar içerisinde işlem kolaylığı, maliyet, finansman imkanı ve teminat niteliği taşıması sayesinde alacak sigortasının ön plana çıktığını söyleyen Yıldırım, “Talep ve sigortalı sevkiyat hacmi ülkemizde her geçen yıl artıyor. Bankamız yurtdışı alacak sigortası kapsamında 12.9 milyar dolar, yurtiçi alacak sigortası kapsamında 2.2 milyar dolar ve orta-uzun vadeli sigorta kapsamında 186 milyon dolar olmak üzere toplam 15.2 milyar dolar tutarında sevkiyatı sigortaladı” bilgisini veriyor.

POLİTİK RİSK DE SİGORTALANIYOR

Coface ticari alacak sigortası yaptıran firmaları hem ihracat hem de yurtiçi alacakların ödenmeme riskine karşı güvence altına alıyor. Bunun için ticaretin vadeli veya açık hesap yapılması

gerektiğini hatırlatan Coface Genel Müdürü Emre Özer, “Bu ticaretten doğan tüm alacakları için sigorta poliçesi olan işletmeler alıcıların iflas ya da ödememe durumlarına karşı korunuyorlar. İhracat alacaklarında politik risk de poliçe kapsamına giriyor” diyor.

Özer, dünyada riskin çok hızlı değiştiğine dikkat çekerek artık alacak sigortasının çok daha önemli bir hale geldiği görüşünde. Bugün hiç ödeme sorunu yaşamayan bir büyük alıcının yarın iflas etme ihtimalinin çok arttığım hatırlatan Özer, firmaların neden alacak sigortası yaptırması gerektiğini ise şöyle özetliyor:

“Risk hızlı hareket ediyorsa, firmalarımızın da hızla bilgi ve önlem almaları gerekiyor. Bu nedenle ticari alacak sigortası giderek önem kazanıyor. Çünkü ticari alacak sigortası poliçesi 24 saat yaşayan ve hareketli bir poliçe. Alıcıların finansal durumundaki her değişiklik ya da farklı bir tedarikçisine yapmadığı ödeme hızla sisteme yansıyor ve aynı alıcıya satış yapan poliçeliler uyarılıyor. Bu birinci neden… İkinci neden ise, poliçe yaptırmanın diğer koruma yöntemlerinden hem daha kolay hem de daha az maliyetli oluşu.

Çoğu zaman poliçeye ödenen prim tutarı sigortalanan alacağın yüzde Tinden az, bindeli rakamlarla telaffuz ediliyor. Poliçenin diğer bir avantajı ise bankalar nezdinde teminat kapsamında oluşu. Böylece firmalarımız gayrimenkul ipoteği vs. gibi külfetlerden kurtulup, teminat olarak garanti altına alınmış alacaklarını göstererek kredi kullanabiliyorlar.”

TÜM SEKTÖRLERİ KAPSIYOR

Özer’in verdiği bilgiye göre, ticari alacak sigortası tüm sektör ve iş kollarını kapsıyor. Ticaretini güvenle büyütmek isteyen, yeni veya mevcut pazarlarda güvenilir alıcılar arayan, hali hazırda çalıştığı alıcılarla ilgili risklerden korunmak isteyen tüm firmalar bu nedenle ticari alacak sigortası yaptırabiliyor.

Son yıllarda artan ilgi nedeniyle Türkiye’de ticari alacak sigortası prim büyüklüğü Eximbank hariç 2016 yılma göre yüzde 4.5 büyüyerek 2017’yi 164 milyon TL düzeyinde tamamladı.

Her büyüklükteki firmanın alacak sigortası yaptırdığı bilgisini veren Özer, “Belirsizlikler arttıkça ticari alacak sigortasına olan talep de artıyor” diyor.

Coface’ın verilerine göre, bugün firmaların yüzde 80’i mutlaka bir ödeme problemi ile karşı karşıya Alıyor. Bu firmaların yüzde 25’i ise tahsil edemedikleri alacaklar nedeniyle iflas ediyor.

Bu açıdan hükümetin ticari alacak sigortasına ilişkin çalışmalarını çok olumlu bulan Özer, “Bu mutlaka pazarda büyümeye yol açacaktır. Özellikle KOBİ’lerin büyük alacak risklerine tahammülü yok. Alacak sigortası olmazsa olmaz. Ancak tahsilat rakamlarına baktığımızda ticari alacak sigortası poliçesinin ticaretin devamlılığı adına ne kadar elzem olduğunu görüyoruz. Hükümetle birlikte poliçelerin teminat olarak kullanımını yaygınlaştıracak formüller geliştirmeliyiz. Bu iki konunun çözümü hem firmalarımızın güvenceye daha kolay ulaşmalarını sağlayacak hem de sektörü büyütecektir” diyor.

SORUN BİLANÇO OLMAMASI

Euler Hermes yıllık cirosu 8 milyon TL ve üzeri olan firmalara alacak sigortası ürününü sunuyor. Bu sene yüzde 20-30 oranında hızlı bir büyüme yakalamayı planladıklarını söyleyen Euler Hermes Genel Müdürü Özlem Özüner, “Hem şirket yöneticilerinin bilinçlendiği, hem de bu ürünü kullananların tavsiyesi nedeniyle KOBİ’lerin alacak sigortasına olan ilgisinin her geçen gün arttığını görüyoruz. Ayrıca müşterilerimizin yüzde 85-90’ınm ortalama çalışma süresi 13 yıl. Yani bağımlılık yaratan bir ürün bu. Ancak bizim bu ürünü Türkiye’de büyütemememizin temel nedeni KOBİ’lerimizin bilançosuna ulaşamamamızdır. Alacak sigortasına ilgi var ancak finansallarma ulaşamadığımız için firmalar bu üründen faydalanamıyor” diyor.

Alacak sigortası firmalara teminatsız işlem yapma imkanı tanıyor. Bugün vadeli işlem yapan firmaların mal alımı için teminat mektubu veya ipotek vermek zorunda kaldığını ve bu ikisinin de firmalara maliyetinin çok yüksek olduğunu ifade eden Özüner, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Avrupa’da ise firmalar sigorta yaptırdığı için hem ipoteği kendisinde kalıyor, hem de teminat mektubu yüküne girmiyor. Allah göstermesin bir sıkışıklığa girdiğinde ipoteği kendisinde kalıyor, kendi müşterisine verebiliyor. Veya teminat mektubu yüküne girmiyor. Sıkıştığında batmaktan kurtuluyor. Bizde ise her şey bankalara bağımlı yapılmış. Bankalar sermayesi küçük diye KOBl’lerden büyük teminatlar almış. Bunun tek kurtuluşu aslında alacak sigortası.”

Alacak sigortası için herhangi bir sektör veya iş alanı bulunmuyor. Sistem fatura kesen herkese hitap ediyor. Alacakları garanti altına alan bu sigortanın sanılanın aksine pahalı değil alternatiflerine göre çok daha ucuz olduğu görüşünü savunan Özüner, şu örneği veriyor:

“Türkiye’de bilinilirliği düşük olduğu için örneğin Avrupa ülkelerine göre çok daha ucuz fiyata satılan bir ürün. Zaten hiçbir müşterimiz pahalı demiyor. Firma iki yeni müşterisine benden limit istese bana ödediği primi karşılayabiliyor.

Kendini böyle ödeyen bir sistem. O yüzden hiçbir müşteri fiyattan şikayet etmiyor. Şikayet konusu daha fazla limit neden vermiyorsunuz oluyor. Ancak onun için de benim firmanın finansalları görmem lazım. Ben şu anda çoğu zaman finansalları görmeden bu riski alıyorum. Ama finansalları görmeden aldığım riskleri de bir yere kadar alabiliyorum.” Şirketlerin cirolarının ortalama binde 5’i kadar prim ödediklerini söyleyen Özüner, “Ancak çok riskli bir alıcı portföyü varsa prim binde 5’in üzerine çıkar. Ama bugün mal alımı için bir bankadan teminat mektubu alsanız bunun için bankaya yüzde 1 ödersiniz. Üstelikte üstüne bir de teminat veriyorsunuz. Oysa ki bizde hem teminat yok, hem de binde 5’ler gibi düşük oranlar var” diyor, Alacak sigortası yaptırmak isteyen I firma öncelikle sigorta şirketine I müşteri portföyünü ve bu müşterilerle IH ne hacimde çalıştığını bildiriyor. Çünkü ^ önce müşteriler sigortalanıyor. Sigorta 1 şirketi her müşteri için limit çalışması yapıyor.

210 ÜLKEYİ KAPSIYOR

Örneğin, Euler Hermes bu tespitten sonra alacak sigortası yaptıran firmaya bir tane online sistem veriyor. Bu sayede firma her gün yeni bir limit girebiliyor. İstediği müşterisine limit istiyor. Limitler aynı gün veya iki gün içinde bildiriliyor. Bazı müşterilerde bu sürenin 8-10 güne çıkabildiğini söyleyen Özüner, “Ancak müşterilerimiz en geç bir hafta içinde yeni müşterisine mal sevkiyatı yapabiliyor. Örneğin Arjantin’le işlem yapılacak; eğer veri tabanımda varsa o şirketi tanıyorsam birkaç dakika içinde limit tanımlanabilir. Bugün Afganistan, Suriye, Iran gibi yasaklı ülkeler hariç 210 ülkeye alacak sigortası hizmeti sunabiliyoruz” diyor.

Ayrıca alacak sigortası şirketleri firmalara istihbarat ve danışmanlık hizmeti de sunuyor. Bu hizmet batık oranını önemli oranda aşağı çekiyor. Özüner, bu konuda şu örneği veriyor: “Örneğin çalıştığınız firma size ödemesini düzenli yapıyor ancak diğer alacaklılarına olan ödemelerinde aksama yaşanıyor. Siz hiçbir şey olmuyor diye düşünebilirsiniz. Ama sigortacı bu aksamayı görüyor. O zaman size bu ticarete çok dikkat edin veya limit indirin, daha az ticaret yapın tavsiyesinde bulunabiliyor. Şu anda piyasada olan batakların çoğundan müşterilerimizi koruduğumuzu görüyoruz. Mesela gıda perakendesinde biz artık çok tanınır olduk. Hatta bazen alıcılar biraz finansallarım bozuldu ama benim şöyle bir yatırımın var bu yüzden diye açıklamada bulunuyor.”

Alacakların bilançonun yüzde 40’ını oluşturduğunu hatırlatan Özüner, “Şirketleri asıl batıran alacak tahsilindeki sıkıntılar” uyarısında da bulunuyor.

Esin Çetinel




Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bunu da İnceledinizmi ?

Kimler konkordato komiseri olabilir?

Son günlerde konkordato komiserliği meselesi çok gündemde. Konkordato talebinin mahkemece kabulü kadar, komiser olarak atanacak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir