Makaleler

Maskeli Yaşamdan Yansımalar

Charles Dickens’ın klasiklerinden olan “İki Şehrin Hikayesi” şu cümlelerle başlar: “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu…”



İki Şehrin Hikayesi’ni okuyanlar tarihsel dizgede yer alan ekonomik, sosyolojik, kültürel pek çok dönüşümün (Zümrüdü Anka kuşu gibi küllerinden doğduğunu fark eder. Bu döngünün içine hiç beklenmedik zamanda aniden gelen salgın hastalıklar da eklemlendiğinde adeta maskeler düşer. Artık pek çok şeyin eskisi gibi olamayacağı gerçeği aşikâr hale gelir. Gündelik yaşam eskisi gibi değildir, iş yapış biçimleri eskisi gibi değildir, iletişim öğeleri eskisi gibi değildir, dünyayı ve hayatı anlamlandırma düzlemi eskisi gibi değildir. Liste uzayıp gidecektir. Dünyamızı etkisi altına alan Covid-19 salgını nedeniyle evlerde kalıp işlerin evlerden yönetildiği bu dönem, bir yandan da dünyanın sesini dinlemenin, daha çok farkına varmanın, daha çok düşünmenin, kısacası hayatın ancak yavaşladığı zamanlarda görülebilecek yönlerine odaklanmanın zamanı.

Geçen ay köşe yazımı okuyanlar anımsayacaklardır; iş yerlerinin iş odaklı kamusal alanlar sayılabileceğini ve bu kamusal alanlarda yaşanan iletişim süreçlerinin estetize edilmiş (maskelenmiş) haliyle değil daha katılımcı, daha besleyici ve katkı sağlayıcı bir anlayışla güçlendirilmesinin gerekliliğine vurgu yapmıştım. Aşağı yukarı bir ay önce böylesi bir kamusal alandan bahsederken şimdilerde her iş kolu ve/ya faaliyet alanı için bunu söylemek mümkün olmamakla beraber- dünyada pek çok şirket ev-merkezli çalışmakta. Şöyle bir durup düşünürsek sadece gündelik hayat değil aynı zamanda iş hayatı da kamusal alandan özel alana göç etti. Bir bakıma eski öykü yeni zamana yerleşti. Dijital teknolojilerin getirdiği avantajlarla yeni zamana yerleşen bu öykünün içinde iş yapış biçimleri değişmeye başladı.

Bu durum gerek gündelik hayat gerek iş dünyası için yeni bir başlangıç duygusu uyandırıyor. Bu duygunun tutumlara ve davranışlara yansıyan yüzünü zaman gösterecek. Kişisel umut vari görüşüm bu sürecin maskelerden arınmış, özünü yansıtan, iyilikte yarışan, destekleyici-besleyici, dünya için, toplum için daha çok katma değer oluşturan yaklaşımların artıyor olması temennisinde. Hazır maske demişken…Değişen dünyada iletişimin bir öğesi olan maskelerin tarihsel akış içerisinde yer alma biçimlerine değinelim isterim. Dünya tarihi bir yönüyle insan-insan ve insan-doğa mücadelesinin tarihi olarak sahnede rol alıyor.

İnsanoğlunun bu mücadelesinin temelini “var olma”, “hayatta kalma” dinamiği oluşturuyor. Ancak, eski çağlardan beri süregelen bu tür mücadeleler kadim zamanlarda iki temel nokta olan “uyum sağlama” ve “korunma” dinamikleriyle paralel seyrediyor. İşte bu devirlerde kullanılmaya başlayan maskeler Gombrich’e göre, kadim topluluklarda kullanılan bir koruma aracı olarak yerini almış. Maske, zaman içinde farklı kullanım amaçları ve biçimleriyle kendini yenilemiş. Bu amaçların belli başlıları arasında erken dönem topluluklarının avlarını yakalamak ve doğaya karşı mücadele etmek için kullanılmış olması. Antikite Döneminde tiyatronun ortaya çıkışı ile birlikte maske, tiyatro sahnelerinde farklı karakterleri vurgulayan bir öge olarak boyut kazanmış. Daha sonraları popüler kültürün de etkisiyle karnavallarda, balolarda kısacası eğlence endüstrisine hizmet eden yönüyle öne çıkmış. Kullanım amacı nasıl olursa olsun maskelerin iletişim süreçlerine dahil edilmiş bir yönü bulunmakta. Sadece yüze geçirilen somut yapay bir enstrüman olmanın ötesinde hem sosyal hayatta hem iş hayatında farklı rolleri sergilemek için kullanılan bir duruşa sahip. Yunanca bîr kelime olan “persona” kavramı, maske anlamına geliyor. Maskeler yani persona Jung’un da belirttiği gibi “uyum ya da gereklilik için oluşturulmuş”.

16. Yüzyıla gelindiğinde popüler kültürün bir parçası olarak karnavallarda yerini almış. Ortaçağ Venedik karnavallarında kullanılan maskeler kim olduğunu gizlemek için kullanılmış. Çin ve Japonya’da maskelere tiyatrolarda oynanan büyük destanlarda, yeni yıl kutlamaları gibi etkinliklerde rastlanmış. Görüldüğü üzere insanlık ve iletişim tarihi içerisinde Afrika’dan, Asya’dan ve Avrupa’dan günümüze kadar maske kullanımı dönüşüme uğrayarak gelmiş.

Burada asıl dikkat çekici nokta insanlık ve iletişim tarihinde maske kullanımının ilk çıkış amacının ne olduğu ile ilgili. Maskeler “doğaya uyum sağlamak”, “korumak ve korunmak” amaçlı olarak hayat bulmuş. Bel ki de Covid-19 salgını dünyaya bunu bir kez daha hatırlatmak istiyor olabilir. Gündelik yaşamın, iş hayatındaki iş yapış biçimlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğine vurgu yapmak istemiş olabilir. Dünyayı, tarihsel süreçleri düşünüyorum ve tam da bu noktada Yeni Türkü’nün Maskeli Balo şarkısının sözleri dilime dolanıyor: “…hayata baksana takmıyor kimseyi, hiçbir şey diriltmez artık geçmişi yaktım gemilerimi dönüş yok artık geri, tak etti canıma bu maskeli balo, bu maskeli balo ve onun sahte yüzleri…”

Değişen dünyada iletişimin öğesi olan maskelerin düşündürdükleri bunlar oldu.

Evet, içinde bulunduğumuz şu günler yeni bir başlangıç duygusunu yaşatıyor demiştik. Şirketler dünyanın ve insanlığın iyiliği için ellerinden gelenin daha çoğunu yapmaya hazır bir anlayışla şirket vizyonlarını bu doğrultuda güncelleyeceklerdir diye düşünüyorum. İşbirliğinin, gerçek anlamda sosyal sorumluluğun, sorumlu dünya vatandaşlığının, sevginin öne çıkacağı güzel günler gelecek. Şirket sahiplerinin ve çalışanlarının sadece yönetsel becerilerinin geliştirilmesi yeterli olamayacak. Artık daha çok evrim tarihi, biyoloji, sosyoloji, iktisat tarihi, fizik, kimya, davranış psikolojisi gibi alanlardaki donanımlara da ihtiyaç duyulacak. Çünkü, geleceğin şirket yöneticilerinin zihinsel esnekliğe yani değişen durumlar karşısında sakin kalıp düşünebilen, farklılıkları zenginleştirebilen niteliklere sahip olması gerekecek.




İşte bu ve buna benzer yaklaşımların ve becerilerin geliştirilmesi için az önce söz ettiğim disiplinlerarası donanımların şirket yönetim süreçlerine dahil edilmesi gerekli gibi gözüküyor. Sözün kısası, bu iş sadece iş modellerini, finansı, pazarlamayı, satışı bilmekle olmuyor, olamıyor. Covid-19 belki bize bunu da öğretiyor.

Hep beraber sağlıklı, güzel, umut dolu günlere…

Dr. Işıl Keskin Şahan



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu