Girişimcilik

Mobil iletişimle devleşen girişimci

Mobil iletişim

HENÜZ 22 yaşındayken kurduğu otomobil müzik ve alarm sistemleri işini mobil iletişim devine dönüştürmeyi başarmış bir girişimci. Mıstaçoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Mıstaçoğlu çağrı cihazı, araç telefonu gibi dönemin ihtiyaçlarını doğru okuyup, aksiyon alarak kısa sürede mobil iletişim alanında yerini aldı. Bayilik yoluyla sağladığı.Myüme distribütör olarak devam etti, Stratejik bir hamleyle 28 yaşındayken Motorola’dan aldığı Türkiye distribütörlüğünün ardından dünya devi markaların peşinden koştuğu bir şirket haline geldi.



Halen aralarında Apple, Samsung, Huawei ve Microsoft’un da olduğu birçok markayla çalışıyor. Bugün Türkiye’nin en fazla uluslararası markayı çatısı altında barındıran teknoloji firması durumunda. Altı yıl önce Kırgızistan’da inşaat ve turizm yatırımlarına başlayarak yurtdışına da açılan grup, 600 milyon dolarlık iş hacmine ulaştı. Hızlı ve stratejik büyümeyle dikkati üzerine çeken Aydın Mıstaçoğlu ile grubun gelişmesini ve yeni hedeflerini konuştuk…

Mıstaçoğlu Şirketler Grubu

Kocamustafapaşa’da küçük bir işyerinden başlayarak mobil iletişimin önemli bir oyuncusu olma yolculuğunuzu anlatır mısınız?

1993’te o dönemde aklımızın ve finansal gücümüzün yetebileceği küçük çaplı bir işle başladık. Kocamustafapaşa’da bir hemşeri-min dükkanını kiraladım. 40 metrekarelik dükkanda oto alarm ve müzik sistemleri kurulumu, montajı ve pazarlaması işine başladık. Hiç sermayemiz yok. Bir bankadan aldığımız 10 yapraklı çekle firmalardan ürün temin ettik. 1990’ların başında trafikte yoğun olarak Doğan ve Şahin markalı otomobiller vardı. Bunlarda müzik sistemleri yoktu, talep de fazlaydı. Bu ihtiyacı gördük. Sonradan sektöre girmemize rağmen İstanbul dışından bile müşterimiz oldu. îki yıl içinde Türkiye şampiyonu olduk.

Mobil iletişime geçişi nasıl başardınız?

Araç telefonları piyasaya çıkınca çalışmalarımızı hemen bu yöne kaydırdık. 1994’te araç telefonu satışına başladık. Satışlarımız çok hızlı ilerledi. İstanbul Silivri’den Pendik’e kadar müşterimize hizmet veriyorduk. Müşteri kitlemiz arasında ünlüler de vardı. Örneğin ünlü sanatçı Fatma Girik müşterimizdi. Bu şekilde mobil iletişim sektörüne girdik. Baktık ki burada ilerleyecek uzun bir yol var, odağımızı tamamen bu alana çevirdik. Ciromuzun yüzde 65’ini karşılayan araç telefonu ve müzik sistemleri alanından tamamen çıktık, iyi ki de öyle yapmışız. Bütün yapılanmamızla cep telefonu sektörüne hazırlandık. İlk olarak İstanbul’da şubeleştik, perakende mağazalar açtık. Turkcell’in en önemli iş ortakları, abone merkezleri arasında yer aldık. Profilo ve KVK’nın bayiliğini aldık. Toptan satış da yapıyorduk, Türkiye genelinde 400’e yakın bayiye ulaştık. Artık distribütör olmak istiyorduk. Dönemin dünya mobil telefon devi Motorola, distribütörü Uzan Grubu’yla sorun yaşamış, yolları ayrılmıştı. Motorola’yla yaptığımız görüşmeler olumlu sonuçlandı ve markanın Türkiye distribütörlüğünü aldık.

Dünya devini nasıl ikna ettiniz?

Mobil pazardaki gücümüzü ve toptancılıktan distribütörlüğe geçmek istediğimizi anlattık. Bizim için avantaj taşıyordu ama onlar için de fırsattı. Çünkü büyük dağıtım firmaları çok fazla markaya hizmet verirken bir süre sonra lojistik merkezi haline dönüşebiliyor. Bayinin veya müşterinin ürün satın alma tercihlerine yön verme konusunda zayıf kalıyor. Sektördeki rakiplerimiz bu durumdaydı. Bizim ise çekirdekten yetişmiş, tezgahta ürün satmış, toptanda ihtiyaçları gören, Şırnak’tan Edirne’ye kadar bayi gezen müteşebbis bir tarafımız vardı. Motorola’nm o dönemde ihtiyacı olan şey markanın bayiye ve müşteriye anlatılarak imaj tazelemeydi. Yeniden güç kazanması gerekiyordu. Biz bu uğraşı verecek güç ve kapasitedeydik. Satış elemanlarından bayilere kadar tüm süreci, ikili diyaloglar ve kampanyalarla yürüterek markayı yeniden ayağa kaldırdık. Yüzde l’e kadar gerilemiş pazar payını bir yılın sonunda yüzde 10’a ardından da yüzde 30’lara çıkardık.

Motorola başarısı yeni kapıların açılmasını sağladı mı?

Elbette, peşinden Siemens geldi. Kısa sürede pazarda bütün markalar tarafından tanınan, güvenilir bir distribütör olduk. Sonrasında da markalar gelip bizi bulmaya başladı. Mobiltel olarak 2010’da Nokia’nın Türkiye distribütörlüğü, BlackBerry, Huawei, Samsung gibi markalar çatımız altına girdi. Avea ve Türk Telekom’un da distribütörlüğünü aldık. Şu anda Türkiye’de fatura kestiğimiz binlerce bayimiz var. Türkiye’nin her noktasında olan bir ağ bu. Bayilerimiz finansal olarak desteklediğimiz iş ortaklarımız. Yeni bir marka bünyemize geldiği anda onlar da bizi sonsuz bir güçle destekliyor, pazar payı kazandırmak için çaba gösteriyorlar. Şirketler için kurumsal yapıyı oluşturmak sağlıklı gelişim açısından çok önemli.

Ama kurumsallaşırken esnaf ruhu ve kültürünü unutmamak, kaybetmemek gerekiyor. Biz bu kültürümüzü şirket yapımızda koruduk Sık sık bayi ziyaretleri yaparım, kullandığım kartvizitimde cep telefonum yazar, hiç çekinmeden herkese veririm. Sıfırdan başlayıp sektörde kalıcı olarak yer edinmemizin en büyük destekçisi bayilerimizdir.

Şu anda Mobiltel’in ulaştığı büyüklük nedir?

Türkiye’nin en fazla uluslararası markayı barındıran teknoloji firmasıyız. Apple, Samsung, Huawei, LG, Alcatel, HTC, Sony, ZTE ve Microsoft gibi dünya devi üreticilerle işbirliğimiz var.

2013’te Blink adında bir şirket kurarak bilişim alanında yatırıma başladık. Akıllı teknoloji çözümleriyle şehirlerin ulaşım, trafik, park ve güvenlik sorunlarına yönelik hizmet veriyoruz. Araç takip, filo yönetimi, kamera sistemleri, mobil lokasyon bazlı servisler, kişi ve nesne takip sistemleri de yapıyoruz. 2016 itibariyle teknolojinin akıllı güvenlik sistemlerine yönelmesiyle, birçok uluslararası marka ile işbirliğine gittik. Kamu ve özel sektörde yenilikçi ve öncü güvenlik sistemleri projelendirmeye başladık. Kısa sürede sektörün lider firma larından biri haline geldik.

Projelerinizden örnekler alabilir miyiz?

Yaptığımız projelerden biri İstanbul’da yürütülen akıllı taksi uygulamasıydı. 10 binin üzerinde ticari taksiye kredi kartıyla ödeme sisteminden navigasyon cihazına kadar tüm sistemlerini kurduk. 7 binin üzerinde minibüsü de akıllı güvenlik sistemiyle donattık. Minibüslerin her birine dört kamera ve panik butonu taktık. Bu projelerimizi İstanbul dışında hatta yurtdışına da taşıyacağız.

İzmir’de yapılan ihaleyi aldık, çalışmalara başladık. Yurtdışında da 400 milyon dolarlık sinyalizasyon, güvenlik, kamera gibi kurulumun olduğu bir ihale takibimizde. Blink’in geçen yıl cirosu 100 milyon TL’nin üzerinde oldu. Bu yıl yurtdışım odağımıza aldık, fuarlara katılmaya başladık. Çek bir firmayla ortak yaptığımız bir projeyi Avrupa’da sattık.




Hedefimiz yeni gelişmekte olan pazarlar. Özellikle Türk Cumhuriyetleri ve Arap ülkeleri…

Yurtdışına yönelik ilk yatırımlarınız inşaat ve turizmle başladı galiba…

îlk yurtdışı yatırımımıza Kırgızistan’da inşaatla başladık. 2009’da Kırgızistan’ın en büyük yatırımı olan BishkekPark AVM projesine start verdik. Aynı zamanda bu yapının üzerinde konumlanmış, her biri 18 katlı ve son teknolojiyle donatılmış rezidans ve oteli de projelendirdik. Toplam 80 bin metrekarenin üzerinde bir inşaat alanına sahip bir projeydi; 2013’te AVM’yi hizmete açtık. Bugün perakende dünyasından 130 dünya markasını bir araya getiriyor. Şehrin ilk eğlence merkezi ve sinemasını da içinde barındırdığı için kültürel ve sosyal hayatta önemli bir yapı. İki hafta önce de otelimizi hizmete açtık. Sheraton Bish-kek Hotel, Kırgızistan’ın en yüksek yapısı. Ülkenin en büyük otelinin hem işletmecisi hem de yöneticisiyiz. 400 yataklı 183 odalı otelin yatırım tutarı 30 milyon dolar. Ülkedeki toplam yatırımlarımızın tutarı ise 110 milyon doların üzerine çıktı. Bu haliyle ülkenin en büyük Türk yatırımcısı olduğumuzu söyleyebilirim. Fırsatlara göre turizm yatırımlarımız bölgede ve Türkiye’de devam edecek.

Büyüme planlarınızı paylaşır mısınız?

25 yıl önce perakende sektöründe başlayan ticari hayatımız bugün 600 milyon dolarlık bir iş hacmine ulaştı. Dünyanın önde gelen markalarıyla yaptığımız iş ortaklığıyla Türkiye’de telekom sektörünün öncü firmalarından olan bir şirketler grubu haline geldik. Yurtdışmdaki inşaat ve turizm yatırımlarımızla grup şirketlerimiz Türkiye sınırlarını aştı. Başka ülkelerin ekonomisinde de fark yaratan bir yatırımcıyız. Büyüme grafiğimiz ve başarımız yabancıların da dikkatini çekiyor. Bu nedenle sık sık yabancı ortaklık ve satın alma yönünde teklifler alıyoruz.

“Siemens inanmadı ama açık ara birinci olduk”

Motorola’nın yüzde l’e gerileyen pazar payını yüzde 30’a çıkaran Aydın Mıstaçoğlu çok geçmeden Siemens’le el sıkışmış: “Hiç unutmuyorum, Afyon’daki İkbal tesislerinde bölge bayileri için düzenlediğimiz bir-sahur yemeğinde el sıkışmıştık. 0 gün onlara ‘Ne kadar doğru karar verdiğinizi çok kısa sürede göreceksiniz, bir numaralı distribütörünüz olacağız’ demiştim. Yöneticileri de tebessüm ederek, ikinci ya da üçüncü olabileceğimizi söylemişti. O dönemde Türkiye’de yedi distribütördük. Başladıktan çok kısa bir süre sonra Türkiye’deki tüm satışların yüzde 50’sini tek başımıza yapar hale gelmiştik. 0 gün koyduğumuz iddiayı kısa sürede gerçekleştirdik, üstelik açık ara bir numara olduk.”

“Türkiye’den bir cep telefonu markası çıkartabiliriz”

Mobil iletişim 21’inci yüzyılın sektörü olmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda da gelişimini sürdürmeye devam edecek. Bu sektörde aktif olmaya devam edeceklerini söyleyen Aydın Mıstaçoğlu sözlerini şöyle sürdürüyor:

“En önde rol alan önemli oyuncu olacağız. Sektörün gelişimi ve ihtiyaçlarına göre şekil alacağız. Buna mecburuz. Hiçbir sektörde bu kadar hızlı bir değişim göremezsiniz.

25 yıllık ticari yaşantımızda dünya devi markaların yıkıldığını gördük. Örneğin yüzde 85 pazar payına sahip Ericsson vardı, şu anda yok. Siemens, Motorola, Nokia da öyle. Oyuncuların hızlı değiştiği bir sektörde sürdürülebilir bir başarıyı hedefliyoruz. Doğacak potansiyelleri ve fırsatları değerlendireceğiz. Kendimizi en yakın gördüğümüz sektör mobil iletişim. Dolayısıyla yine bu alanda büyüyeceğiz. Türkiye’de yeni operatörlerle iş ortaklığı ya da üretici olmak hedeflerimiz arasında. Cep telefonu üreticisi olabiliriz.

Türkiye’den bir marka çıkartıp dünyada rekabetçi olmanın kolay olmadığını biliyorum. Ama neden olmasın? Pazar büyüklüğümüz de var üretim kabiliyetimiz de…”

Kırgızistan’da altın madeni işletecek

Mıstaçoğlu Şirketler Grubu, Kırgızistan’da AVM, inşaat ve otel yatırımlarını hayata geçirdi. Sırada madencilik sektörüne yönelik yatırım var. Aydın Mıstaçoğlu bu konuda şunları söylüyor: “2017’de ruhsatını aldığımız bir altın madenimiz var. Kırgızistan altın rezervi büyüklüğü açısından dünyada üçüncü konumda yer alıyor. Ruhsatımızın olduğu madende yaklaşık 80 tonluk bir rezerv gözüküyor. İki yıldır ruhsatı almış bir şekilde bekliyorduk. Yakın zamanda çalışmalara başlayarak rezerve ulaşıp, altın çıkarabileceğiz. Bu çalışmaları tek başına grup olarak da yapabiliriz, yabancı bir ortakla da çalışabiliriz.”

ÇİĞDEM YÜCESOY SUBAŞI



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu