Başarılı Girişimcilik

Oplom İsimli Yapay Zeka Projesini Hayata Geçirdi

Berkan Bayram, sanayici bir babanın oğlu. İş hayatına aile şirketinde başlayan girişimci, Oplom isimli yapay zeka projesini hayata geçirdi. Oplom ile şirketteki yapının kurumsallaşması, kişilere bağımlılığın azalması, verimliliğin artması ve iletişimin güçlenmesi amaçlanıyor.

Berkan Baykam’ın Girişimcilik Hikayesi

Oplom, şirket yönetimini sistematik yaklaşımla kolaylaştıran ve dünyadaki tüm şirketlerin iç işleyişini çevrimiçi tabanda güvenli ve hızlı şekilde düzenlemeye yarayan gelişmiş bir yazılım sistemi. Oplom ile şirketteki yapının kurumsallaşması, kişilere bağımlılığın azalması, verimliliğin artması, gereksiz adımların ortadan kaldırılması ve iletişimin güçlenmesi amaçlanıyor.

Oplom, sanayici bir babanın oğlu olan Berkan Baykam’ın girişimi. Eğitim hayatını tamamladıktan sonra aile şirketi KAM Ankara Betonda çalışma hayatına atılan Baykam, 2013 yılında KAM Inovasyon adını taşıyan bir yazılım şirketi kurdu.

Bu şirkede ilk etapta KAM Ankara Betonda ihtiyaç duyulan yazılımları üreten Baykam, daha sonra kurduğu özel bir ekiple babasının yönetim şeklini ve şirkette uygulanan yönetsel sistematikleri örnek alan ve tüm şirket çalışanlarının işlerini yönetmesini sağlayan Oplom isimli yapay zeka projesini hayata geçirdi. Geçtiğimiz yıl da Oplom’u dış kullanıma açtı. Oplom’un kurucusu Berkan Bayram ile girişimcilik hikayesini ve Oplom’u nasıl hayata geçirdiğini konuştuk:

Oplom

“SANAYİDEKİ KONUMUMUZ”

“Babamın kurucusu olduğu aile şirketimizde çalışıyordum. Zaten aslında bu girişimin temellerini de bu sayede attık. Aile şirketimizden kısaca bahsetmem gerekirse, 1980 yılında babamın kurduğu ve 2000de ciddi bir ivmelenmeyle tam anlamıyla kurumsal bir yapıya bürünen bir şirketten bahsediyoruz. Bu şirket KAM Ankara Beton Sanayi adıyla bilinen oldukça büyük bir prekast betonarme yapı üreticisi. Bu şirketin ürün grupları arasında beton parke taşlarından kutu menfezlere, kablo kanallarından santrifüj betonarme elektrik nakil hattı direkleri ve katener direklerine, köprü kirişlerinden geniş açıklıklı binalara prekast betonarmeye dair pek çok ürün var. Sanayi şirketimiz kendi alanında açık ara farkla lider konumunda, güvenilen bir marka. Bu başarının nedeni de tamamen babamın şirketin kurumsal yapısında toplam kalite yönetimi, yalın imalat ve benzeri yönetsel sistemlerden harmanlayıp sadeleştirerek oluşturduğu bir yönetim felsefesini uygulamasından kaynaklanıyordu. Kendisi bir kitap yazarak bu bilgi birikimini aktarmak isterken, ben bunu günümüz teknolojisinin yardımıyla bir yazılıma çevirmenin daha iyi sonuç verebileceğini düşündüm ve fikrimi babamla paylaştım.

İKİ BAŞLIKTA İŞİN TANIMI

İlk olarak babamı, yani son derece ileri görüşlü, detaycı ve oldukça deneyimli bir iş adamını ikna etmem gerekiyordu. Bunun için fikri yazıya dökerek projelendirdim. Bu projeye bir isim vermem gerekiyordu ve buna ‘Oplom’ dedim. Babamında desteğiyle hızla işe koyuldum ve halihazırda bambaşka işlerle uğraşan KAM İnovasyon Bilişim Reklamcılık AŞ adlı yazılım şirketimin kadrosunda büyük bir yeniliğe giderek güçlü bir ekip kurdum. Doğru bir kadro oluştuğunu gördükten sonra oldukça kapsamlı bir şekilde işin süreçlerine ara hedefler ve kontrol noktaları ekleyerek planlamasını yapıp ekiple beraber bu plana sadık kalarak ilerlemeye başladık.

Bu süreçte ilk olarak Oplom’u ‘Şirket yönetimini sistematik yaklaşımla kolaylaştıran ve dünyadaki tüm şirketlerin iç işleyişini çevrimiçi tabanda güvenli ve hızlı şekilde düzenlemeye yarayan gelişmiş bir yazılım sistemidir’ şeklinde tanımlamayı uygun gördüm. Konunun daha rahat anlaşılabilmesi için projeyi iki başlık altında toplamaya karar verdim. Bunlardan ilkini Oplom Yönetim Tarzı ve İkincisini Oplom Yönetim Aracı diye adlandırdım. İlki babamın oluşturduğu yönetim sistematiğini, İkincisi ise bu sistematiğin yazılımlaştırılmasını içeriyordu.

AMACI ANLATMAK

Elbette işi projelendirirken bununla neyi amaçladığımızı da belirlemiştik. Bu kavramsal ayrımları netleştirdikten sonra amacını anlatmak da kolaylaştı. Böylece Oplom Yönetim Tarzı ile yönetilen ve Oplom Yönetim Aracı kullanarak bunu pekiştiren şirketler Oplomize edilmiş kabul edilir. Şirketin fınansal gücü nasıl olursa olsun küçük ya da büyük tüm şirketlerin Oplomize edilmesi mümkün. Oplomize edilen şirketler kısa bir süre içerisinde hem çalışanları hem tedarikçileri hem de müşterileri için fark yaratır. Böylece ‘Oplom ile şirketteki yapının kurumsallaşması, kişilere bağımlılığın azalması, verimliliğin artması, hiçbir işin gözden kaçmaması, işlerin sorumlularının ve tamamlanma sürelerinin belirlenmesi, tüm sorunlara kalıcı çözümler bulunmasının desteklenmesi, gereksiz adımların ortadan kaldırılması amaçlanır’ dememiz profesyonel çevrelerce anlaşılmasını hızlandırıp takdir görmesini sağlamış oldu.

EN BÜYÜK İŞ

Bizim için projenin ilk basamağı olarak görünen en büyük iş, aslında kendi sanayi şirketimizin komple bu yazılıma geçmesini sağlamaktı. Burada her iki şirketin de başındaki kişi olarak, karar veren kişi ben olduğumdan, bu benim için ve yazılımdaki ekibim için yeterli bir motivasyon gibi görünmüyordu. Bu nedenle yazılımı dışarıya, yani en başındaki amaca uygun olarak, diğer sektörlerdeki farklı şirketlerin kullanımına açınca neyle karşılaşacağımıza dair bir merakımız ve heyecanımız vardı. Dışarıya açıldığı ilk hafta üç farklı sektörden, kendi sektörlerinde hatırı sayılır şirketlerin bu yönetsel felsefeyi benimseyip bu yönetim yazılımını anında kullanmaya başlamalarını görmek ilk büyük deneyimimizdi ve bunu başarıyla tamamladığımızı gördük.”

“YALNIZCA BABAMDAN AKIL ALDIM”

EKİBİN DÜŞÜNCELERİ

Aslında yalnızca babamdan akıl aldım ve yoğun bir gözlemle elde ettiğim bilgiler ışığında elbette kendimden koyduğum kısımlar ve hatta bu projenin gerçekleşmesinde güvendiğim ekibin düşünceleri de işin her anında oldukça önemliydi. Tabii bu süreçte, babamla birlikte geçirdiğim vakit oldukça değerliydi; öte yandan babam kanser tedavisi görüyordu, projenin yapımına başlarken yanımda olsa da şirkette kullanılmaya başlandığında maalesef vefat etmişti.

MOTİVE EDEN NOKTA

Babam hayattayken sorun yoktu; ancak sonrasında bu projeyi geliştirirken sanayi şirketimizin de yükünü omuzlamam gerektiğinden dolayı, insanlar zaten kurulu olan bir düzenle ilgilenmemin,henüz daha hayat bulmamış bir projeyle ilgilenmemden daha mantıklı olduğunu çeşitli yollarla söylemeye çalışıyordu. Ancak annemin, kız kardeşimin ve yazılım şirketimizdeki ekibimin bana güvendiğini görüyordum ve bu da motive ediyordu doğrusu.

“EN ZORU KADROYU OLUŞTURMAKTI”

“YÂ BAŞARISIZ OLURSAM”

“Başarısız olursam” endişesi her zaman olabilir, bunun dozajı önemli. Böyle bir düşüncenin beni ve ekibimi yıldırmasına izin vermedim, hep beraber başarıya odaklandık. Doğru kadroyu oluşturmak en zor kısımdı.

“İŞTE OLDU” DENİLEN AN

Bizi dinleyen şirketlerin neredeyse tamamı aynı hafta içerisinde yazılımı kullanmaya başlayınca, “Tamam, işte başarıyoruz galiba” dedik. Ancak bizi en çok etkileyen Türkiye’deki büyük bir bankanın projeyi orta ve büyük ölçekli şirketlere tanıtmanın gerekli olduğunu vurgulamasıydı.

BİR SONRAKİ ADIM

Dünyanın önde gelen elektronik firmalarından birinin bizimle partnerlik kurmak istemesi bu iş fikrinin artık bir sonraki adıma geçiyor olduğunun habercisi niteliğindeydi.

Berrak KUTSOY

Hem indirmesi hemde kullanımı tamamen ücretsiz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu