Anasayfa / Teknoloji / Otomotiv Endüstrisi Elektrikli Araçlara Geçişi Konuşuyor

Otomotiv Endüstrisi Elektrikli Araçlara Geçişi Konuşuyor



Küresel otomotiv endüstrisi elektrikli araçlara geçişi konuşuyor. Türkiye’de elektrikli araçların altyapı çalışmaları uzun süredir gündemde. Şarj istasyonu pazarı emekleme aşamasında. İnovasyon yapan firma pazarı domine edebilir…

HIZLA değişen dünyada tüketici alışkanlıkları da gelişen çevre bilincine göre şekilleniyor. Bu bilinçten otomotiv sektörü de payını alıyor. Sektörde çevreyi ve atmosferi daha az kirletecek ya da hiç kirletmeyecek, servis, bakım, yedek parça vs. daha ekonomik olacak araçlar tercih ediliyor. Fosil yakıtı terk eden veya kullanımını azaltan araçlar öne çıkıyor. Bütün dünyada alternatif enerji kaynaklarım kullanımına yönelik ilgi artarken otomotiv sektöründe de fosil yakıtlara alternatif olacak otonom, hibrit veya elektrikli araçlar ön plana çıkmaya başladı. Artan petrol fiyatları da bu ilgiyi besliyor.

Türkiye’de henüz elektrikli araçlara ilgi bu pazara yatırım yapanların beklediği olgunlukta değil. Buna rağmen bazı AVM’ler şarj istasyonlarıyla anlaşıp, istasyon koymaya başladı. Sektör uzmanları önümüzdeki yıllarda elektrikli araç kullanımının artacağını söyleseler de bunun fosil yakıtlı araç kullanımını tamamen bitireceği şimdilik tartışma konusu. Örneğin, ABD orijinli Rapidan Energy Group Başkanı Robert McNally, elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla petrole olan talebin düşeceğine dair tahminleri isabetli bulmadığını söylüyor. McNally, yükselen ekonomilerde yeşil ekonomilerin öne çıksa da, büyük alımlarda petrolle çalışan arabaların elektrikli araçlara göre halen çok daha fazla tercih edildiğine işaret ediyor. McNally, “Bu ülkeler büyüdükçe petrol talepleri düşmüyor, aksine artıyor” diyor.

Elektrikli araçların 2040 yılında pazarın yarısından fazlasına hakim olacağını iddia edenler bile var. Elektrikli araçların ve petrol kullanımının geleceğine ilişkin görüşler farklı olsa da, elektrikli taşıtların sayısının giderek artacağı konusunda görüş birliği söz konusu.

ÜÇ ÖNEMLİ ENGEL

Elektrikli araçların sayısı az ama bu konu hakkında konuşulanlar ve rivayetler çok. Bu araçların nasıl, nerelerde ve ne sürede şarj edileceği konusunda bir sürü soru ortalıkta dolaşıyor. İlk sorulan soru aracın şarj süresi oluyor. Elektrikli araçların şarj süreleri araçların kabul ettiği şarj güçleri ile alakalı. Bu süre yarım saat ile 2 saat arasında değişse de hızlı şarj şarj istasyonlarında yarı yarıya şarj etmek 5-10 dakika arasında mümkün olabiliyor.

Elektrikli otomobillerin yaygınlaşmasındaki üç önemli engel var, batarya üretim maliyetlerinin yüksek olması, menzillerinin konvansiyonel motorlara göre düşük kalması ve şarj sürelerinin uzunluğu. Şarj sürelerinin uzunluğu azaldığında, menziller arttığında ve üretim maliyetleri daha ekonomik boyutlara çekildiğinde elektrikli otomobillerin büyük bir hızla yaygınlaşmasının önünde bir engel bulunmuyor.

“BİLİNÇ ARTINCA SATIŞLAR ARTAR”

Türkiye’de elektrikli araç satışları henüz emekleme aşamasında. Renault 2009 yılından bu yana yüzde 100 elektrikli motor teknolojisine yatırım yapıyor. Firma 2017 yılını Avrupa elektrikli araç pazarında elektrikli modelleri Zoe, Twizy ve Kangoo ile lider olarak tamamladı. Renault Mais CEO’su Berk Çağdaş, Avrupa’da elektrikli araç satışlarının bir önceki yıla göre yüzde 38 arttığı bilgisini paylaşıyor. Çağdaş, “Renault bu pazarda yüzde 23.8 paya sahip. Model bazında ise Zoe, 2017’de satışlarında yüzde 44 gibi yüksek oranda artış kaydederek Avrupa’nın en çok satılan elektrikli otomobili oldu” diyor.

Elektrikli araç kullanımının bilincinin artırılmasıyla bu ürünlere yönelik talebin artacağım söyleyen Çağdaş, 2018 yılında da elektrikli otomobil pazarındaki iddialı olmayı sürdürecekleri bilgisini de veriyor.

Türkiye’de elektrikli araç satışında 2017’de bir önceki yıla göre bir artış olsa da toplam otomobil pazarından alman pay henüz çok düşük. Renault, Zoe ve Twizy modelleri ile yüzde 55 paya sahip. Zoe modeli 135 bin TL’ye, iki koltuklu tasarımıyla öne çıkan Twizy modeli ise 56 bin 400 TL’ye satılıyor. Çağdaş, müşterilerden en çok alman soruların şarj istasyon ve ünitelerine yönelik olduğunu belirtiyor. Zoe, bir saatte yüzde 80, iki saatte yüzde 100 şarj oluyor. Ayrıca menzil problemi de Zoe modelinde sıfır emisyon stratejisi bir adım ileri taşınarak 400 kilometreye çıkarıldı.

Çağdaş, “Bugün elektrikli otomobillerle benzin istasyonunda mola verir gibi şarj ederek yola devam etmek mümkün. Türkiye’nin 106 farklı noktasında bulunan ve sayıları giderek artan şarj istasyonları da bu durumu destekliyor. Şarj noktalarını Zoe’de standart olan R-Link sistemi üzerinden de görüntülenebiliyor” diye konuşuyor.

AKARYAKIT DEĞİL, ENERJİ İSTASYONU

Akaryakıt şirketleri de Türkiye’deki elektrikli otomobil pazarından pay almak için kolları sıvamış durumda. Şirketler teknolojiye ayak uydurarak gelişen her türlü ihtiyaca cevap vermeye çalışıyor. Örneğin, akaryakıt dağıtım firması Aytemiz, “akaryakıt istasyonu” kavramını “enerji istasyonu” kavramına dönüştürmüş durumda.

Firma “ihtiyaç duyacağınız tüm enerji Aytemiz’de” ilkesiyle ilk elektrikli şarj istasyonunu Eşarj Elektrikli Araçlar Şarj Sistemleri A.Ş. ile işbirliği yaparak 2017 Ekim ayında hizmete sundu.

Aytemiz Genel Müdürü Ahmet Eke, “İstasyon içerisindeki sektördeki ilk elektrikli hızlı şarj uygulamasını Îstanbul-İzmir Otoyolu’nun, en kritik lokasyonlarmdan biri olan Bursa’da, elektrikli üç aracın aynı anda şarj edilebilmesine imkan veren altyapıyı hazır hale getirdik” diyor. Aytemiz kısa bir süre içerisinde beş ilde altı ayrı noktayı daha hizmete geçirecek. Aytemiz’e gelen elektrikli araçların 30 dakika içerisinde bataryalarının neredeyse tamamını doldurabildiklerini belirten Eke, günde ortalama 75 aracın şarj istasyonundan faydalandığı bilgisini paylaşıyor.

Sektörün elektrikli araçları görmezden gelmesinin mümkün olmadığını belirten Eke sözlerini şöyle sürdürüyor: “Şehir merkezlerinde daha ziyade otoparklarda kurulan ama yatırımı çok pahalı olduğu için hızlı şarj özelliği olmayan cihazlar maalesef uzun süre şarja bağlı kalmayı gerektiriyor. Tüketiciler bizler sayesinde, özellikle şehirlerarası yollarda, menzil konusundaki korkularını yenerek, hem daha çevreci hem de daha ekonomik olan elektrikli araçlara olan ilgilerini artıracak.”

Elektrikli araç piyasasındaki iyileştirmelere rağmen sektör uzmanları daha uzun bir süre fosil yakıtlı araçların yollarda görülmeye devam edeceğini düşünüyor. 2030 yılma gelindiğinde, elektrikli araçların pazardaki payının, o yıl satılan araçlar içerisinde yaklaşık yüzde 10 seviyelerinde kalacağı tahmin ediliyor. Bu da akaryakıt ile çalışan araçların mevcudiyetinin önümüzdeki uzun yıllar boyunca devam edeceğini ortaya koyuyor. Eke, dünyada yaşanan dönüşümün bugünden yarma bütün konvensiyonel motorlu araçları ortadan kaldırmayacağını ifade ediyor.

“YAYGINLAŞMASI ZAMAN ALIR”

Fosil yakıt yerine elektrikle giden araçlar için şarj istasyonlarını devreye alan Petrol Ofisi e-POwer adını verdikleri ilk istasyonu Gebze Dilovası’nda 2017 Kasım sonunda açtı. Petrol Ofisi A.Ş Direktörü Mehmet Abbasoğlu, Türkiye’deki elektrikli araç sayısının düşüklüğü göz önüne alındığında şarj istasyonuna beklediklerinden fazla bir talep ile karşılaştıklarım ifade ediyor. Firma halen 11 e-POwer noktasının altyapı çalışmalarına devam ediyor.

Abbasoğlu, elektrikli araçların kullanımının yaygınlaşacağını düşünüyor ama elektrikli araç sayısının petrol türevi yakıtlarla çalışan araç sayısına ulaşmasının epey zaman alacağını belirtmeyi de ihmal etmiyor. Abbasoğlu, “Elektrik, petrolün yerini alarak tamamen bu sektörü bitirecektir diye düşünmek yanlış olur” diyor.

Elektrikli araçların kullanımının yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri menzillerin kısıtlı olması. “Şehirlerarası yollarda şarj olanağı bulunmaması nedeniyle elektrikli araç kullanımı arzulanan hızda gerçekleşmiyor” diyen Abbasoğlu “Özellikle açılışta lans-mam duyup gelen bazı elektrikli araç sürücüleri, lokasyonun menzil sıkıntısının çözümünde kendileri için ne kadar önemli olduğunu vurguladılar” diyor. Şarj konusunda yeni teknolojilerin gelişeceğini inandığını söyleyen Abbasoğlu, “Şarj teknolojilerinde markalara has yöntem ve gereçler kullanılıyor. Standartlar henüz yerleşmedi. Alternatif akımlı şarj uzun sürerken, doğru akımlı şarj üniteleri daha pahalıya mal oluyor. Ayrıca elektrikli araçlarla artmakta olan elektrik ihtiyacının nasıl karşılanabileceği de başka bir soru olarak karşımıza çıkıyor” diye konuşuyor.

“TÜRKİYE’NİN POTANSİYELİ YÜKSEK”

2009 yılında Türkiye’deki faaliyetlerine başlayan FullCharger, Türkiye dışında yaklaşık 23 ülkede faaliyet yürütüyor. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu elektrikli araç istasyonları için gereken altyapıyı hem kamuya açık alanlarda hem de kişi ve şirketlerin özel alanlarında kuruyor. Enerji operatörü olan Fullcharger aynı zamanda bir “Elektrikli Araç Şarj İstasyonları Altyapıları Uzman Proje Şirketi”. Fullcharger Yönetim Kurulu Başkanı Osman Ataman bu konuyla ilgili şunları söylüyor:




“Altyapıyı bütün Türkiye’ye eşit ve yaygın kurmak için bölgelerde çeşitli ölçeklerde farklı iş ortaklıkları oluşturuyoruz. Bunu tamamladığımız gün, Türkiye’nin altyapısını yaklaşık 15 bin iş ortağımız ile kurmuş olacağız ve en az 100 bin istasyona ulaşmış olacağız” diyor. Altyapı çalışmalarını en fazla yedi yıl içerisinde tamamlamaya çalıştıklarını bildiren Ataman, bu altyapıyı çeşitli ölçekteki girişimcilerle Türkiye’nin bütün merkezlerinde kurabileceklerini belirtiyor.

Otomotiv sektörü temsilcileri Türkiye’nin elektrikli otomobil alanında birçok potansiyelinin olduğunu belirtiyor. Elektrikli araçlardaki parça sayısı içten yanmalı motorlu araçlardaki parça sayısının yaklaşık onda biri kadar. Ataman, elektrikli araçlardaki temel parça olan batarya problemi halledildiği takdirde üretim safhasının daha kolay olduğunu belirtiyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yan sanayimiz, tasarım varsa çok rahat model üretebilir. Biz Türkiye’deki otomotiv pazarına, ‘distribütörler elektrikli araç ithal edecekler pazara sürecekler’ diye bakmıyoruz. Geçmişte Turgut Özal’ın Türk Telekom’u analog-dan dijitale dönüştürmesindeki gibi büyük bir fırsat olarak bakıyoruz.”

“ŞEHİR İÇİ KULLANIMA UYGUN”

Elektrikli otomobillerin karşılaştığı problemlerin başında gelen pil sorunu çözülemediği için araçlar bir şarjla ortalama 160 kilometre kadar yol gidebiliyor. Bu sebeple yaygın görüş elektrikli araçların uzun yollar için değil şehir için kullanım için uygun olduğu yönünde. Tek şarjda alınan mesafelerin artması için her geçen gün yeni çalışmalar yapılıyor. Mesela Tesla bu sorunu yönelik tek şarjda 500 kilometre gidebilen 100 kW pilleri kullanmaya başladı.

Ataman, pil dışında elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasındaki engellerden birinin de elektrik şebekesi olduğunu söylüyor. Elektrikli araç kullanımının artmasıyla şebekelerden ihtiyaç duyulan elektriğe ihtiyacın artacağını belirten Ataman, şebeke altyapısının artan talebe uyum sağlaması için kablo, trafo gibi yatırımların yenilenmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Ataman ilerleyen dönemde şarj istasyonlarının farklı elektrik altyapılarının olacağını da belirtiyor. Ataman, “Örneğin, bugün Türkiye’nin gündemine elektrikli çöp kamyonları girecek. Çöp müteahhitlerinin altyapısı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin elektrikli otobüs altyapısı farklı olacak. Kargo şirketinin altyapısı ile sıradan otomobilin altyapısı farklı olacak. Kimi yerde 22 kilovvatt kimi yerlerde 1500 kilovvattlık şarj istasyonları gerekecek” diye konuşuyor.

100 İSTASYONU VAR

2009 yılında kurulan Eşarj, şu anda Türkiye’de 100’ün üzerinde lokasyonda faaliyet gösteriyor. Eşaıj’m Kurucu Ortağı Cem Bahar kuruluş amaçlarını, Türkiye’nin şarj altyapısını geliştirmek ve şarj/menzil problemini minimize etmek olarak özetliyor. Bahar, “Türkiye’nin ilk halka açık şarj istasyonlarını ve bir akaryakıt istasyonunun içindeki ilk istasyonu biz kurduk” diyor. İlk istasyonunu 2011’de kuran Eşarj’m şarj istasyonlarının 10 tanesi hızlı şarj özelliğine sahip. 2018’de daha fazla sayıda hızlı şarj istasyonu kurmayı hedefledikleri belirten Bahar, bu sayede 20-25 dakikada bir menzil kazandırma imkanlarının olacağını söylüyor.

Bahar, Türkiye’de elektrikli otomobile ilginin yüksek olduğunu söylüyor ve “Birçok insan konuyu takip ediyor ancak araçların menzil ve şarj altyapısının gelişmesini bekliyor. Yapacağımız yatırımlar ve yeni gelecek elektrikli araç modelleriyle beraber bu yıldan itibaren oldukça hızlı bir gelişme bekliyoruz” diyor. Bugüne kadar 20 binin üzerinde şarj işlemi gerçekleştiren Eşarj, hesaplamalarına göre böylece 15 bin ağaçlık bir ormana denk gelen karbon emisyonu azaltımı yaptı. Bahar, Türkiye’de yakıt fiyatlarının yüksek olmasından dolayı elektrikli otomobil pazarının potansiyelinin yüksek olduğunu belirtiyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Elektrikli araçlar, sıfır emisyon açısından çevresel önemli bir kazanım sağlamakla beraber geniş kitlelerin bu teknolojiyi geçişi aslında teknoloji ve yakıt maliyeti avantajıyla olacak. Elektrikli araçlar, fosil yakıtlı araçlara göre yaklaşık 10’da bir oranında yakıt maliyeti avantajı sunuyor. Bizim gibi enerji açısından dışa bağımlı bir ülke için elektrikli araçlar büyük fırsat.”

YERLİ ÜRETİCİ

2010’da kurulan Gersan Elektrik elektrikli araç şarj istasyonu alanında faaliyet gösteriyor. Bugün itibariyle şirket cirosunun yarısından fazlasını ihracat oluşturuyor. Elektrikli araç şarj istasyonu ürünleriyle ilk yurtdışmda karşılaştıklarını belirten Gersan Satış ve Pazarlama Müdürü Mustafa Serdar Şalcı, bu ürünlerin yerli olarak üretilmesini amaçladıklarını ve bir TÜBİTAK projesiyle yerli üretimi gerçekleştirdiklerini aktarıyor. Şalcı, “Ürünlerin dış kasa ve iç tasarımlarını, yazılımlarını kendimiz geliştiriyor ve üretiyoruz.

Çok geniş bir ürün gamımız var. Pazarın tüm ihtiyaçlarım karşılayabilecek durumdayız” diye konuşuyor.

Şalcı piyasadaki çoğu şarj istasyonunun ithal olduğunu ama yerli üretimin de son yıllarda artışa geçtiğini belirtiyor. Ürün fiyatlarının 3.500 ile 100 bin TL arasında değişiklik gösterdiğini aktaran Şalcı, bu cihazların ömrünün ortalama 10 yıl olduğunu söylüyor.

Gersan firmasının iki farklı tip şarj haritası var. Birisi referans diğeri ise şarj istasyonu ağı olan bu haritalarda en yoğun işaretler Marmara Bölgesi’nde. Şalcı, “Şarj cihazlarımız bütün araçlarla uyumlu. Kimi araçlar bir, kimisi ise dört saatte şarj edilebiliyor” diyor.

Ödeme noktasında hem mobil uygulamalar üzerinden hem de kredi kartıyla ödeme yapılabiliyor. Ücretlendirme, hizmet ve elektrik bedellerinin toplamıyla hesaplanıyor.

Ödemeyi sorduğumuzda Şalcı, “Standart bir aracın bataryasının 100 kw olduğunu farz edersek, 1 kvv’ı da ortalama 50 kuruştan ücret-lendirirsek, üzerine koyacağımız hizmet bedeliyle, ortalama bir fiyat çıkıyor” diyor.

Yeni yapılan konut projelerinde otoparklara şarj istasyonlarının konulduğunu belirten Şalcı, bu konuda en önemli adımın Emlak Konut tarafından atıldığını aktarıyor. Şalcı “Şartname lerinde elektrikli araç şarj istasyonunun bulunmasıyla ilgili maddeler mevcut.

Her 100 araca bir tane çıkış olacak şekilde şarj istasyonu talebi var. Dolayısıyla otopark kapasitesinde her 100 araca bir şarj istasyonu olacak şekilde bir şarj istasyonu satışı gerçekleştiriyoruz” diye konuşuyor.

HEDEFÎ SIFIR EMİSYON

LeasePlan, 32 ülkede 1 milyon 700 bin adedi aşan araç filosuyla, Türkiye’de ise yaklaşık 25 bin adetlik araç parkıyla otomobil kiralama sektöründe faaliyet gösteriyor. LeasePlan Türkiye Genel Müdürü Tür-kay Oktay, dünyada elektrikli ve otonom araçlara doğru bir geçiş olduğunu aktarıyor. Firma, Türkiye’de de elektrikli ve hibrit otomobilleri kiralık olarak sunuyor. Yabancı şirketlerin genelde düşük emisyonlu araçları tercih ettiğini belirten Oktay, bununla hem maliyet hem de emisyon yönetimine katkıda bulunulduğunun altını çiziyor. “Hibrit ve elektrikli otomobiller henüz emekleme aşamasında olsa da biz firma olarak elektrikli araçlar konusunda öncü olmak istiyoruz” diyen Oktay, şirketin bu amaçla 2020 yılına kadar tüm araçlarını, 2030 yılma kadar da kiralanan tüm araçlarını sıfır emisyon değerine çekmeyi hedeflediği bilgisini veriyor. “Dünyada dizel araç satışları yaklaşık 100 milyon düzeyinde. Buna karşm 2 milyon elektrikli araç var. Bu sebeple dizel ve benzinliden vazgeçmek için hala zaman var.”

Firma 2017 sonunda bütün dünyada bir pilot uygulama başlattı. Bu uygulamayla şirketlere elektrikli otomobil filo-s u ile birlikte, işyerlerinde ve çalışanların evlerinde kurulacak şarj altyapısının uygulanması konusunda destek sağlayacak. Böylece tüm Avrupa’da karbon oranının azaltılması konusunda büyük bir adım atılmış olacak. Belçika, Fransa, Almanya, Hollanda, Norveç, Portekiz ve İngiltere’de başlayan program, bu yıl da İtalya, İspanya ve İsveç’te sürdürülecek.

Ekonomik olarak avantajlı

Elektrikli otomobil kullanmak henüz yaygınlaşmadığı için bu otomobilleri alırken artısıyla eksisiyle düşünmek şart. Giderek artan petrol fiyatları düşünüldüğünde elektrikli araçlar kullanım sırasında daha ekonomik oluyor. Elektrikli araçlara verilen teşvikler ve ucuz enerjiyle tasarrufu artırmak mümkün. Elektrikli otomobillerin motor akşamı motorlu araçların onda biri kadar olduğu için bakım masrafları daha düşük ve daha basit. Dolayısıyla tamire çok para verilmiyor. Ayrıca elektrikli otomobil kullanarak çevreyi kirletmiyor ve doğada karbon ayak izi bırakmıyorsunuz.

Diğer taraftan elektrikli otomobiller henüz yaygınlaşmadığı için şarj istasyonu bulmak çok zor. Elektrikli otomobillerde menzilin artmasına yönelik ne kadar çözüm geliştirilse de halen bu problem dezavantaj listesinde ilk sırada yer almaya devam ediyor. Şarj sürelerinin uzun olması ve batarya ömürlerinin ortalama 3-10 yıl olması da diğer dezavantajları. Benzinli araçlarınızı 3-4 dakikada fullerken, elektrikli aracınızı şarj etmek saatlerinizi alabiliyor.

Elektrikli araçlara teşvikler

Allianz Türkiye, elektrikli otomobillerin kullanımını teşvik etmek amacıyla, özel araç kategorisinde değerlendirilen yüzde 100 elektrikli otomobillerin kasko net primlerinde yüzde 20’ye varan indirim sağlıyor.

Potansiyel iş alanları

Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla yeni iş ve istihdam alanları da ortaya çıkıyor. Elektrikli otomobiller petrole bağımlılığımızı azaltırken, farklı alanlarda iş fırsatları doğuyor. Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Platformu (TEHAD) Başkanı Berkan Bayram potansiyel iş alanlarını şöyle sıralıyor:

  • Elektrikli araç paylaşım sistemleri
  • Elektrikli araç dönüşüm istasyonları
  • Şarj istasyonları
  • Yazılım teknolojisi
  • Batarya teknolojisi
  • Seyyar ve kablosuz şarj istasyonları
  • Pil değişim istasyonları
  • Solar panelli şarj istasyonları
  • Araç tavanı solar panel uygulamaları
  • Cep telefonu uygulamaları
  • Ömrünü tamamlamış bataryaları işleme tesisleri
  • Enerji depolama sistemleri

Berkay BAYRAM / Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Platformu (TEHAD) Başkanı
Yatırım şarj istasyonlarında olacak

Dünyada 2018 elektrikli otomobillerin sıçrama yılı olacak diye düşünüyorum. Özellikle devletlerin baskıları sonucu markaların 2020 vizyonları net bir şekilde ortaya çıkacak. Bir iki yıl önce tanıtımları yapılan konsept modellerin birçoğu seri üretime geçecek.

Burada Çin tek başına elektrikli araç pazarını domine eden ülke olacak ve aktif rolünü daha fazla hissedeceğiz. Otomotiv alanında yeni modellerin pazara girmesini bekliyoruz ama asıl yatırım şarj istasyonları alanında olacak. Bugüne kadar ülkemizde 1500 adede yakın şarj noktası, sadece beş firma tarafından kuruldu. İstanbul’da 100’ün üzerinde istasyon var. Bu yıl firma sayısı yabancı markaların girişi ile artacak ve şarj istasyonlarını artık bilinen noktalardan ziyade, bize daha yakın günlük yaşantımıza dokunan yerlerde görebileceğiz. Türkiye pazarında henüz marka çeşitliliği sağlanabilmiş değil. Ülkemizde elektrikli aracın yaygınlaşmasında, toplu taşımada kullanılacak elektrikli otobüsler önemli bir rol oynayacak. Çünkü otobüslerin güzergahı, durakları, çalışma saatleri, taşıyacağı ortalama yolcu sayısı vs. bellidir. Elektrikli otobüslerin kullanımının önünde hiçbir engel yok.

Halit BOLKAN / Otohaber Genel Yayın Yönetmeni
“Yavaş bir dönüşüm olur”

Herkes elektrikli otomobilleri yeni zannediyor oysa, elektrikli otomobiller benzinlilerden önce vardı. 1854 yılında İngiltere’de Thomas Parker elektrikli otomobil üretip satıyordu ve bu araçlar taksi olarak kullanılıyordu. Sonra bu araçlar maliyetin daha uygun olmasından dolayı benzinle çalışan motora döndüler.

O zamanlar da yine menzil problemi vardı. İçten yanmalı motorlar eninde sonunda ortadan kalkacak ama bu bugünden yarına olmayacak. Buradaki temel problem pil. Daha yüksek kapasiteli pil bulan dünyanın hakimi olacak.

Gün gelecek hepimiz elektrikli otomobil kullanacağız.

Süreç belki 50 yıl sürer ama 15-20 yıl sonra gerçekten benzinli ve dizel otomobilleri aratmayacak menzillere sahip, kullanım ve satın alma maliyeti düşük otomobiller üretilecek.

Bu arada bizim elektrikli araçların altyapılarını halletmemiz gerekiyor.

Hızlı bir geçiş zaten sıkıntılı olur. Türkiye’deki elektrik, bütün arabalar elektrikli olsa yetmeyecek. Bu sebeple elektrikli araç kullanımına adım adım gitmek gerekiyor. Mesela otomotiv sektörü şu anda tamamen içten yanmalı araçlar için parça üretiyor ve geliştiriyor.

Yan sanayinin elektrikli araçlara parça üretebilir hale gelmesi için de bir dönüşüm zamanı gerekli.

Eda Gezmek





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.