Anasayfa / Ekonomi-Finans / Reel sektörün kur riski azalacak

Reel sektörün kur riski azalacak




TCMB, TL uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine başlıyor. Uygulamayla reel sektörün kur riski yönetimine katkı sağlanırken, TCMB’nin rezervleri de korunacak. Yeni sistem spekülatif hareketleri önleyecek, kur oynaklığını azaltacak…

REEL sektörün kur riskine karşı adımlar sıklaştırılıyor. Dövizle borçlanmaya sınır getirecek yeni bir düzenleme hazırlıkları sürerken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), önümüzdeki günlerde döviz kuru riski koruması sağlayacak “Türk Lirası uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine” başlamayı planlıyor. Yeni uygulamayla işlemlerde vadeli olarak belirlenen döviz kuru ile vade tarihindeki döviz kuru arasındaki fark, Türk Lirası olarak el değiştirecek. Bu işlemler ihale yoluyla döviz piyasası üyesi bankalar üzerinden gerçekleştirilecek. Türk Lirası uzlaşmalı vadeli döviz işlemleri ile bir yandan reel sektörün kur riski yönetimine katkı sağlanırken, diğer yandan TCMB’nin rezervleri de korunacak.

TEDBİRLER ALINIYOR

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in yaptığı açıklamaya göre 25 bin firmanın döviz açık pozisyonu bulunuyor. Bunun yüzde 83’ünü ise 2 bin firmanın borcu oluşturuyor. TCMB’nin kasım başında açıkladığı verilere göre, finansal kesim dışındaki şirketlerin döviz varlıkları 2017 Ağustosta 113.6 milyar dolara, yükümlülükleri 325.7 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde şirketlerin net döviz pozisyonu açığı ise bir önceki aya göre 1 milyar 57 milyon dolar artarak 212 milyar 56 milyon dolara ulaştı. Reel sektörün kur riskine yönelik sağlıklı takip ve analiz mekanizması kurulması için “Sistemik Risk Veri Takip Modeli’ni” geliştiren TCMB, torba yasa tasarısının yasalaşmasıyla reel sektör firmalarından bilgi ve veri toplanması sürecinin etkinliğini artırmaya hazırlanıyor. Tasarıya göre TCMB, gerçek ve tüzel kişilerin döviz pozisyonunu etkileyen işlemlerini izlemek amacıyla belirleyeceği gerçek ile tüzel kişilerden her türlü bilgi ve belgeyi isteyebilecek. Bu arada hükümet küçük işletmelere dövizle borçlanma yasağı getirecek düzenleme hazırlığında. Şimşek’in bütçe sunuş konuşmasında verdiği detaylara göre Merkez Bankası’nm alacağı yetkiyle küçük işletmelere ihracatçı olmamaları halinde dövizle borçlanma yasaklanacak. Şimşek, ihracatçılara son üç yıllık ortalama yıllık ihracatlarının, belirleyecekleri kata kadar döviz veya dövize dayalı borçlanmaya izin vereceklerini, bu noktada kapasiteye bakacaklarım söyledi.

Bu arada TCMB, son dönemde piyasalarda ekonomik temellerle uyumlu olmayan sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi nedeniyle harekete geçmişti. Kasım başında, 1 Şubat 2018 (dahil) tarihine kadar vadesi dolacak ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinin geri ödemesinde kuru sabitleyen Merkez Bankası, Rezerv Opsiyon Mekanizmasında döviz imkanına ilişkin üst sınır ile dilim aralıklarında değişikliğe gitmişti.

Kur riskine yönelik bir adım da Borsa İstanbul’dan geldi. Kur ve finansman sıkıntısı yaşayan firmaların halka arzı için kotasyon yönergesinde değişikliğe gidildi.

TCMB’DEN YENİ ÜRÜN

TCMB Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci, geçen hafta döviz kuru riski koruması sağlayacak Türk Lirası uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine başlamayı planladıklarım açıkladı. Geçen hafta sistemin nasıl işleyeceğine ilişkin detaylar da ortaya çıktı. TCMB’nin bankalara gönderdiği açıklamaya göre, işlemlerin vadesinde Türk Lirası (TL) ve döviz tutarlarının karşılıklı değişimi yapılmayacak, bunun yerine tutarlar TL olarak netleştirilecek, netleştirme işlemi bankalara, bankalardan vade tarihinde kur farkından doğacak farkın ödenmesi veya tahsil edilmesi şeklinde yapılacak. Kur farkının hesaplanmasında vade tarihinde ilan edilecek TCMB gösterge niteliğindeki döviz alış kuru kullanılacak. İşlemler geleneksel ihale yöntemi ile gerçekleştirilecek. Bankalar, vade süresince TCMB nezdinde, ihalede kazandıkları döviz tutarının yüzde 2.5’i oranında teminat bulunduracak. İşlemlerin ve teminatların değerleri günlük belirlenecek, fiyat ile kur hareketleri gibi nedenlerle ilave teminat istenebilecek. İhalelere döviz piyasalarında işlem yapmaya yetkili bankalar katılabilecek. İşlem teklifi miktarı en az 1 milyon dolar olacak ve her bir bankanın ihalede verebileceği maksimum teklif tutarı toplam ihale tutarının yüzde 20’si ile sınırlı qlacak.

“KUR OYNAKLIĞINI AZALTACAK”

Merkez Bankasının son zamanlarda kurlara yönelik aldığı önlemlerin gerekli olduğunu ve olumlu katkılar sağlayacağını söyleyen TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Dr. Cahit Sönmez, “90 milyar doları kısa vadeli olmak üzere 400 milyar dolar civarında dış borcumuz var. Bunların büyük kısmının özel sektöre ait olması döviz piyasası için anlam ifade etmiyor. Dolayısıyla özel kesimin ileriye yönelik kur beklentilerinin yönetilmesi daha doğrusu belirsizlik ve risk algılarının minimize edilmesi hayati önem taşıyor. Reeskont kredilerinde kurların sabitlenmesi gibi forward işlemlerle bugünden gelecek tarihin kurunun sabitlenmesi kur oynaklığını azaltacak. Bu da faiz politikasında TCMB’nin elini rahatlatacak” diye konuştu.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Ta-nas Karagöl ise, TCMB’nin kur riskini dengeleyen araçlarını aktif kullanmasının yerinde olacağı görüşünde. Karagöl, “Yapılan çalışmaların faizlerin yükselmesini engellemesi, kur riskini dengelemesi bekleniyor. Ayrıca bu durum TCMB üzerindeki faiz baskısını da azaltacak” dedi.

“UMARIM ÖNCÜ OLUR”

Işık Üniversitesi Rektör Vekili Prof. D. Murat Ferman, TL uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine ilişkin sistemin dövizin ateşini tek başına düşürmeye yetmeyeceğini belirterek, ateşin harlanmasını, daha da büyümesini engelleyebileceğini vurguladı. Ferman, “Merkez Bankası inisiyatifi yeniden eline almalıdır. Umarım yeni araç, önümüzdeki günlerde uygulamaya geçirilecek yeni araç takviminin öncüsü olur. Merkez Bankası alet çantasını yeniden zenginleştirip, sağlam ve modern enstrümanlarla piyasa üzerinde belirleyici, yönlendirici etkisini yeniden kurma yoluna girer” dedi.

Doların yukarı yönlü hareketinde gecikmiş kur ve enflasyon riskinin bileşik bir tarzda hareket ettiğini ifade eden Ferman, enflasyonun karakter değiştirip, yapışkan bir dirençli yapıya bürünmesinin önümüzdeki dönemde kur üzerinde yukarı yönlü etki yapacağını, TL’nin pozisyonunu zayıflatacağını söyledi.

İŞSİZLİK ORANI GERİLEDİ



Ağustosta Türkiye genelinde işsizlik oranı ve işsiz sayısı geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜIK) verilerine göre, temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsayan ağustos döneminde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsizlik oram geçen yılın aynı dönemine göre 0.7 puan azalışla yüzde 10.6, işsiz sayısı ise 89 bin kişi azalışla 3 milyon 404 bin kişi oldu. Ağustosta tarım dışı işsizlik oranı 0.9 puanlık azalış ile yüzde 12.8 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta işsizlik oram 0.7 puanlık artış ile yüzde 20.6 olarak gerçekleşti. Mayıs aylarından itibaren yönünü yukarıya çeviren işsizlik oranı, ağustosta mevsimsel trendlerin aksine sürpriz yaparak bir önceki aya göre geriledi.

Ağustos itibarıyla son 1 yılda istihdam edilenlerin sayısı 1 milyon 355 bin kişi artarak 28 milyon 828 bin, istihdam oranı ise 1.3 puanlık artış ile yüzde 48 oldu. Bu dönemde işgücü ise 1 milyon 266 bin kişi artarak 32 milyon 233 bin kişi, işgücüne katılma oram ise 1.1 puan artarak yüzde 53.7 olarak gerçekleşti.

Yüksek oranlı genç işsizliğinin devam ettiği ağustosta çalışmayan ve eğitimde olmayan gençlerin toplam genç nüfus içindeki oranı ise yüzde 28 oldu.

CARİ AÇIK BEKLENTİNİN ÜZERİNDE

TCMB geçen hafta eylül ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Buna göre cari işlemler açığı eylülde geçen yılın aynı ayma göre 2.9 milyar dolar artarak 4 milyar 527 milyon dolar oldu. 3.9 milyar dolar olan piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşen cari açık sonucunda, eylül itibarıyla 12 aylık cari işlemler açığı 39 milyar 267 milyon dolara ulaştı. Cari işlemler hesabındaki kötüleşmede dış ticaret dengesi ile birinci gelir dengesi açığının artması ana etken oldu. Parasal olmayan altın dış ticaretinde yaşanan açığın da etkisiyle dış ticaret açığı eylülde geçen yılın aynı ayma göre 3.4 milyar dolar artarak 6.67 milyar dolara ulaştı. Birincil gelir dengesi açığı 171 milyon dolar artarak 1 milyar 73 milyon dolara yükseldi.

Cari işlemler hesabı yılın ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre 6.6 milyar dolar tutarında artışla 31.1 milyar doları aştı. Yılın ilk dokuz ayında dış ticaret açığı 9.8 milyar dolar artışla 40.75 milyar dolara ulaştı. Bu dönemde, parasal olmayan altm hesabı 7.36 milyar dolar açık verdi.

EKİM AYI BÜTÇE AÇIĞI 3.35 MİLYAR TL

2017 yılı ekimde bütçe 3.35 milyar TL açık, 197 milyon TL faiz dışı fazla verdi. Geçen yıl ekimde bütçe dengesi 104 milyon TL açık, 2.8 milyar TL faiz dışı fazla vermişti. Maliye Bakanlığı verilerine göre ekimde bütçe gelirleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21.8 artışla 52.8 milyar TL, bütçe giderleri ise yüzde 29.2 artışla 56.2 milyar TL olarak gerçekleşti. Ekimde faiz hariç bütçe giderleri yüzde 29.8 artarak 52.6 milyar TL oldu. Maliye Bakam Naci Ağbal bütçe verilerine ilişkin açıklamasında ekim ayı giderlerinin yılsonu gider tahminleri ile uyumlu olduğunu vurguladı. 2017’nin ilk 10 ayında bütçe dengesi 34.96 milyar TL açık verirken, 15.2 milyar TL faiz dışı fazla gerçekleşti. Faiz hariç bütçe giderleri ise yüzde 19 artışla 494.3 milyar TL oldu. Bakan Ağbal, kasım ve aralık aylarında faiz hariç giderlerdeki artış oranının önemli ölçüde aşağı yönlü trendde olacağını kaydetti.

Prof. Dr. Murat FERMAN / Işık Üni. Rektör Vekili
”Genç istihdamında istenilen ivme yakalanamadı”

İstihdam seferberliğinin katkısı gecikmeli görünüyor. Ancak genç istihdamı projesinde henüz istenilen ivme yakalanamadı. Avrupa’daki kimi ülkelerin altında ama Türkiye’de maalesef genç işsizliği kalıcı bir sendrom olma eğilimini gösteriyor. Genç işsizliği kendine özgü yapısıyla diğer işsizlik türleri arasında mücadele edilmesi en zor ve sosyoekonomik maliyeti en yüksek olandır. Cari açıktaki artış kaynaklarına bakılmalı. Türkiye’nin ekonomisindeki yapısal çarpıklıklar düzeltilmeden bir günden diğerine cari açıktaki seyir pozitife dönemez. Ancak karşımıza çıkan, daha ağırlaşmış tablonun kökenini inmek, arka planına bakmak lazım. Net altın ithalatı bu kritik tablonun daha olumsuz bir görünüme ulaşmasını sağlamıştır. Bunun genel kırılganlık tablosu üzerine ek bir kalıcı olumsuzluk getirmeyeceğini değerlendirmeliyiz. Özellikle büyümenin uyarılması ve desteklenmesinde harcama temelli yaklaşımlar öne çıkınca kamusal harcamalar ilk gündeme gelir. Bu da bütçe açığını gündeme getirir. Türkiye ekonomisin en güçlü yanı, en değerli ziyneti denk bütçe başarısıdır.

Osman ARIOĞLU / Gelir idaresi eski Başkanı
”Bütçe gerçekleşmeleri hedefle uyumlu”

Ekim ayı bütçe verilerini geçen yılla karşılaştırdığımızda giderler ve gelirler tarafında ekim sonu itibarıyla 5 puanlık artış var. İyi taraftan baktığımızda bütçe gelirlerindeki artış, bütçe giderlerindeki artışla paralel seyretmiş. Orta Vadeli Program’daki 2017 yılı bütçe hedeflerini tutturulabilir görüyorum. Açıklanan veriler ile hedefler uyumlu. Ancak harcamaların önemli bir bölümünün geçen yıla göre 5 puan daha yukarıda olduğunu düşünürsek, yılsonu harcamalarının dengede kalması kolay olmayabilir. Maliye’nin bu konudaki tecrübesi güvenilirdir. Vergi gelirlerinde yılın ilk 10 ayında yüzde 18’lük artış var. Bir takım taleplerin öne çekilmesi nedeniyle ÖTV ve MTV’de artışlar görülüyor. Ancak ithal KDV’de biraz fazla artış yaşanmış.

Bu dikkat edilmesi gereken bîr nokta. Vergi gelirleri anlamında iyi olsa da cari açık anlamında tercih edilen, olumlu bakılan bir kalem değil. Cari açığın eylüldeki trendini ekimde biraz daha artırmış olduğunu burada görebiliriz. Ben 2017 üçüncü çeyrekte çift haneli büyüme bekleyenlerden biriyim. Onun etkisini KDV ve ÖTV gibi dönemsel vergi gelirlerinden görüyoruz. Muhtemelen, kasım ayında da vergi gelirleri tarafında, özellikle bankacılık sektörünün etkisiyle olumlu trend devam edecek.

Dr. Cahit SÖNMEZ / TOBB ETÜ Öğretim Üyesi
”Mali performansın iyi olması Merkez Bankasına nefes aldırıyor”

Cari açık yukarı yönlü trende geçti. Zaten büyüme hızı artınca otomatik olarak cari açık da yükseliyor. İhracatın ve iç üretimin ithalata bağımlılığını yapısal reformlarla tam anlamıyla çözemedik. Üretim yapmamız için belli oranda ithalat yapmamız gerekiyor. Son verilere göre yüzde 5’ler sınırına doğru yakınsıyor cari açık. Kritik sınırı aşması durumunda tabii ki finansman sorun olmaya başlayacak. Ne yazık ki doğrudan yabancı sermaye ile ancak yüzde 25-30’luk kısmını finanse edebildiğimiz için her zaman olduğu gibi finansman sıcak paraya kalıyor. Bu yüzden faizlerin daha doğrusu yatırım araçlarımızın getirisinin yabancı portföy yatırımlarının iştahını artıracak düzeylerde olması gerekiyor. Bu durumda Merkez Bankası faizleri indirmekte zorlanıyor. Cari açık sorunu yapısal olarak çözümlenmedikçe büyüme hızına paralel gider. Yani yılsonuna doğru gerilemesi sadece büyüme hızının düşüşüne bağlı olabilir. Ekimde bütçe 3.3 milyar TL açık verdi.

Buna karşın faiz dışı fazla verebiliyor bütçe. Şimdilik bütçe hedeflerinden bir sapma yok gibi… Bu önemli, çünkü mali performansın iyi olması kamu borçlarının çevrilme maliyetinin artmasını engelliyor, ayrıca Merkez Bankası’na da nefes aldırıyor.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir