Anasayfa / Ekonomi-Finans / Sağlıkta büyük dönüşüm

Sağlıkta büyük dönüşüm




Sağlıkla Dönüşüm Programının ikinci fazı haşlıyor. Yeni dönemde Sağlık Bakanlığı, şehir hastanelerinin kuruluşundan sağlık çalışanlarının memnuniyetinin artırılmasına kadar birçok başlığa odaklanacak. Her alanda yerli üretim desteklenecek…

TÜRK sağlık sisteminin son yıllardaki miladı olarak kabul edilen Sağlıkta Dönüşüm Programı 2003 yılında uygulanmaya başlandı. Sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde sürdürülmesi amacıyla başlatılan programın ilk fazı geçen yıl tamamlandı. Bu yıldan itibaren Hükümet, Programın ikinci fazını yürürlüğe koymayı plankyor. Henüz bakanlık yeni dönüşüm programı çerçevesindeki stratejilerini açıklamadı ama yeni dönemde beş yıldızlı otel konforundaki şehir hastanelerinin kurulmasının hızlandırılması ve bu hastanelerin modern cihazlarla donatılacağı biliniyor.

BEBEK ÖLÜMLERİ AZALDI

Peki, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın 2003-2016 yıllarını kapsayan 13 yıllık ilk döneminde neler yapıldı? Yapılanları en iyi rakamlar anlatıyor aslında…

Yeni doğan çocuk için hayat süresi yüzde 72’den yüzde 78’e çıkarken, hamile annelerin vefat etmesi 100 bin annede 70’lerden 15’lere geriledi. Bebek ölüm hızları binde 30’lardan binde 7-7.5’lara geldi. Mevcut sağlık sistemi adeta A’dan Z’ye değişirken köylere ulaşamayan 112 sistemleri en ücra yerlere kadar ulaşabiliyor artık. Halen Türkiye’de acil istasyon sayısı 2 bin 400’e ulaştı. Yaygın istasyon ağındaki profesyonel ekiplerce, gelen acil çağrıların kentlerde ilk 10 dakikada ve kırsal alanda ilk 30 dakikada ulaşma oranları yüzde 94’ün üzerine çıkarak gelişmiş ülkelerdeki vakaya ulaşma sürelerini yakalandı. 2016 yılsonu itibarıyla 20 adet önünde kar bıçağı bulunan kombi paletli ambulans ile 265 palet takılabilen ambulans da Sağlık Bakanlığı uhdesinde hizmet veriyor.

SAĞLIK HARCAMALARI KATLANDI

Hasta taşıma sistemi Türkiye’de otururken, vatandaşların tamamının sağlık hizmetlerinden eşit olarak yararlanabilmesi sağlandı. Ayrıca ishaller, çocukluk çağında yapılayan aşılamalara bağlı hastalıklar, anne ölümleri, bebek ölümleri, hastaneye zamanında yetiştirilemeyen insanlar, yoğun bakımı eksikliğinden dolayı aslında tedavi edilebilecek insanların tedavi edilemeyişi gibi birçok önemli problem bitme noktasına geldi.

Bütün bunların olabilmesi için elbette bütçe kaynaklarından sağlığa ayrılan payın da artması gerekiyordu; nihayetinde de öyle oldu. Kamu sağlık harcamaları 2002’de 13 milyar 270 milyon TL iken 82 milyar 121 milyon TL’ye çıktı. Kamu sağlık harcamalarının GSYIH içindeki oranı 2002 yılında yüzde 3.8 iken 2016 yılında bu rakam yüzde 4.6 oldu. Bu arada, Sağlık Bakanlığı’na 2017 bütçesinden ayrılan pay 5 milyar 831 milyon TL, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’na ayrılan pay 15 milyar 795 milyon TL, Türkiye Halk Sağlığı Kurumuna ayrılan pay ise 10 milyar 343 milyon TL oldu. 2017’de sağlık bütçesinin 32 milyar TL olması öngörülüyor.

ÖZEL ‘KONTROLLÜ’ BÜYÜYOR

Sosyal devletlerde sağlık, kamunun en önemli hizmet alanlarından birisi ama kamu bu hizmet alanını özel sektöre de açıyor. Türkiye’de 2002-2008 yıllan arasında sağlık alanında önemli bir liberalleşme yaşandı. Devletin verdiği ruhsatlarla bu dönemde özel hastaneciliğin önü açılırken; oluşan yatırım iklimiyle 2002’de 271 olan özel hastane sayısı 2008’e gelindiğinde 400’ü aştı. Hekim dışı işletmeciler bu dönemde yoğun olarak sağlık alanına girerken,15 Şubat 2008’te çıkan Planlama Yönetmeliği kararı ile özel sektör hastaneciliğine verilen izinler insan kaynağı ve hekim yetersizliği gerekçe gösterilerek adeta bıçak gibi kesildi. Bu nedenle 2008-2016 yılları arasında özel hastane yatırımları oldukça ağır bir şekilde ilerledi. Kimi zaman poliklinik ve tıp merkezleri birleştirilerek özel hastaneye dönüştürülürken küçük ölçekli yapıların fiziki şartları iyileştirilerek hastaneye dönüştürüldü. Türkiye’de 2015 yılı sonu itibariyle 562 özel hastane bulunuyor. Ancak sektör temsilcileri SGK’nın hizmet fiyat politikası nedeniyle özel hastanelerden 100’ünün fiilen çalışmadığını ve ruhsatlarını askıya aldıklarını belirtiyorlar.

ZİNCİRLERİN YATIRIMLARI



Yine de sektörde markalaşan ve zincir olan hastaneler büyümelerini sürdürüyor. Medicalpark, Liv Hospital ve VM Medical Park markalarını bünyesinde bulunduran MLPCARE Grubu’nun halen 28 hastanesi var. Grup 2017 sonunda 33 hastaneye ulaşmayı planlıyor. Üçü İstanbul’da, biri Samsun ve biri de Mersin’de olmak üzere beş hastane için 250 milyon dolarlık yatırım bütçesi belirleyen grup, 2 bin 500 yeni istihdam hedefliyor.

Medicana Sağlık Grubu ise 2017’de açacağı Kadıköy ve Bursa hastaneleriyle yüzde 20 büyüme hedefliyor. Bugün 5 binin üzerinde çalışanı bulunan Medicana, yılsonunda 6 bin kişilik istihdama ulaşmayı planlıyor.

2002-2016 yılları arasında hastane sayısı yüzde 50’e yakın artarken bunun büyük bölümü özel hastanelerden geldi. Bu arada Sağlık Bakanlığı ve Üniversite hastanelerinin de etkisiyle 2002’de bin 156 olan sağlık hastanesi sayısı 2015 yılı sonu itibariyle bin 533’e ulaştı. Aynı dönemde hasta yatak sayısının da yüzde 127 artarak 210 bine yaklaştığını belirtelim.

Devlet özel hastane açılışında kısıtlama koyarken, son yıllarda farklı ihtisas dallarındaki tıp merkezlerinin ve ihtisas hastanelerinin gelişimine olanak sağladı. Örneğin, Türkiye’de 2002’de 44 hemodiyaliz merkezi varken, 2015 yılı sonunda 851’e çıktı. Bunun 340’mın özel, 62’si-nin ise özel sektöre ait olduğunu belirtelim. 2016 yılı içerisinde 12 diyaliz ünitesi daha ruhsatlandırıldı. 2016’da açılanlarla birlikte 855 diyaliz merkezinde 59 bin 703 hasta diyaliz izleme sistemi ile takip edildi.

ŞEHİR HASTANELERİ

Sağlıkta Dönüşüm Programının ikinci fazındaki önemli başlıklardan birisi şehir hastanelerinin kurulması. Halen Türkiye’de 29 büyükşehirde şehir hastanelerinin kurulması çalışmaları sürüyor. Kamu-özel işbirliği ile yapılan hastanelerin 2020 yılına kadar tamamlanması planlanıyor. İlki şubat ayında Mersin’de açılan şehir hastanelerinde sırayla Adana, Kayseri, Ankara Bilkent ve Manisa şehir hastanelerinin devreye girmesi bekleniyor. Şehir hastanelerinin ilk etabı tamamlandığında 27 bin 911 yatak, tamamı tamamlandığında ise 41 bin 91 yatak kapasiteli yeni hastanelere sahip olacağız. Enerji verimliliği yüksek, deprem izolatörüne sahip, dijital özellikli bu akıllı hastanelerle yalnızca yatak sayısı artmayacak; Türkiye nitelikli sağlık hizmeti anlamında da önemli bir mesafe alacak. Aynca şehir hastanelerinin sağlık turizminin de hizmetinde olacağı biliniyor. Sağlık Bakanlığı 2016 yılı faaliyet raporunda, şehir hastaneleri projelerinde gelinen nokta şöyle anlatılıyor:

“Ocak 2017 itibarıyla 29 kamu-özel işbirliği projesi kapsamında 41 bin 209 yatak sayısı hedefledik. Projelerimizin 21’nin sözleşmesini imzaladık ve yapım aşamasına geçtik, iki projemizin ihalesi devam etmektedir. Dört projemizin ihale hazırlık süreci devam etmektedir. İki projemiz Yüksek Planlama Kurulunda onay sürecindedir. İki projemizin ise ön fizibilite çalışmaları devam etmektedir.”

İKİNCİ FAZ

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nm ikinci fazı elbette şehir hastaneleri projesinden ibaret değil.

TOBB Sağlık Kuruluşları Meclisi Başkanı Dr. Seyit Karaca, “Sağlıkta dönüşümün birinci fazmda hasta memnuniyeti çok önemsendi; buna itirazımız yok. Birinci faz, hekim ve hekim dışı sağlık çalışanlarıyla başarılmış bir çalışma. Bu süreçte hastanın kolay ulaşmasının da getirdiği bir sonuç olarak hizmet yeterince takdir edilmedi; sağlık çalışanları şiddete maruz kaldı. Artık sağlık çalışanlarının da sırtını sıvazlamanın zamanı geldi. Bu nedenle Sağlıkta Dönüşüm Programı’nm ikinci faz hedeflerinden sağlık çalışanlarının memnuniyetinin artırılması hedefini önemsiyor ve değerli buluyoruz” diyor.

İSTİHDAM DÜZEYİ ARTIYOR

Sağlık sektörü geliştikçe insan kaynakları ihtiyacı da artıyor. 2014 yılı verilerine göre ülkemizde her 100 kişiye 179 doktor düşerken, OECD ülkelerinde bu ortalama 339. Ülkemizde 2002 yılında 100 bin kişiye 138 hekim düşerken, bu konuda gidecek daha yolumuzun olduğu açık. Aslında 2002-2015 yılları arasındaki veriler incelendiğinde sağlık personel sayılarında sektördeki gelişmeye bağlı olarak iyileşmeler olduğu görülüyor. Örneğin 2002’de Türkiye’de 22 bin 137 uzman hekim gö-revyaparken 2005’te bu sayı 38 bin 783’e çıktı. 2002de 54 bin 360 olan hemşire sayısı 101 bin 702’ye ulaştı. Sağlık Bakanlığı’nm yaptığı projeksiyonlara göre, Türkiye’nin 2023 yılında 400 bin hemşireye ihtiyacı olacak.

Sağlık sektöründeki doktor ve hemşire ihtiyacını gidermek için özel sektör de kolları sıvamış durumda. Birçok özel hastane ya kendisi üniversite açıyor ya da mevcut üniversitelerle işbirliği yapıyor. Son beş yılda tıp fakültesine alman öğrenci sayısı 7 binlerden 12 binlere kadar çıktı. Sağlık personeli açığım gidermek için yabancı doktorlara da Türkiye’nin kapılarının açılması, özellikle de Suriyeli doktorlara sistem içinde görev verilmesi gündemde.

RAHİME BAŞ UÇAR






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir