Ekonomi Haberleri

Sınai ve Fikri Mülkiyet Hakları’nın Ekonomiye Katkısı

Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları

KÜRESELLEŞMENİN sınır tanımadığı, rekabetin hız kazandığı günümüzde sınai mülkiyet hakları ekonominin temel unsurlarından biri haline geliyor. Teknoloji, tasarım ve marka değerlerini kapsayacak şekilde tanımlanan görünmez sermayenin, dünya toplam üretim değerinin üçte birini (yaklaşık 24.2 trilyon dolar) oluşturduğu tahmin edilirken, sınai mülkiyet alanındaki gelişmelerin ekonomiye katkısının ölçüldüğü bir araştırmada Avrupa Birliği ülkelerinde son beş yalda yaratılan istihdamın yüzde 25’inin, yaratılan katma değerin yüzde 40’ının fikri mülkiyet yoğun sektörlerden geldiği ifade ediliyor. 2018’de “Avrupa’nın en fazla marka başvurusu yapılan ülkesi” unvanını koruyan, tasarım başvurularında ikinci sıraya yükselen Türkiye de, son yıllarda sınai mülkiyet alanında yaptığı atılımlarla dikkat çekiyor.



Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Başkam Prof. Dr. Habip Asan, Ulusal ve uluslararası ekonomi politikalarının önemli bir parçası olan sınai mülkiyet haklarının Türkiye ekonomisinin dijitalleşme, teknolojik gelişme ve yenilik temelli dönüşümünde kritik rol üstlendiğinin altım çizdi. Türkiye’deki şirketlerin sınai mülkiyet haklarının yarattığı katma değerin yaklaşık 250 milyar dolar düzeyinde olduğu tahmininde bulunan Asan, Türkiye’nin Ar-Ge ve yenilik kapasitesinden etkin şekilde yararlanmak ve söz konusu sınai mülkiyet portföyünün ticari değere dönüştürülmesine katkı sağlamak amacıyla, TÜRKPATENT’in 150 milyon TL sermaye ile Türk Sınai Mülkiyet Değerleme (TÜRKSMD) şirketini kurduğunu belirtti. Bu yılın ilk yarısında hizmet vermeye başlayacak olan TÜRKSMD’nin sınai mülkiyet sisteminin en önemli aşaması olan değerleme ve ticarileştirme faaliyetleri konusunda Türkiye’nin kapasitesini artıracağını söyledi.

Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları

“DÖNÜM NOKTASI”

10 Ocak 2017’de yürürlüğe giren Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Türk sınai mülkiyet tarihi açısından bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Asan, söz konusu düzenlemenin Türkiye’yi en az 15-20 yıl daha taşıyabilecek düzeyde olduğunu belirtti. Asan, sınai mülkiyet haklarının oluşturulması ve korunmasında ana hizmet birimi olan TÜRKPATENT’in birçok yönden girişimciler ile yatırımcıları desteklediğini söyledi. Sınai Mülkiyet Kanunu’nda firmalara yönelik birçok kolaylıklar ve yenilikler sağlandığını belirten Asan, patent ve faydalı model verilme süreçlerinin basitleştirildiğini ve hızlandırıldığını vurguladı. Asan, Türkiye’de girişimcilere ve KOBİ’le-rin sınai mülkiyet hakları işlemleri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve KOSGEB tarafından geliştirilen vc uygulanan destek mekanizmaları tarafından desteklendiğini söyledi.

Kanunun 2017 başında yürürlüğe girmesinin ardından sınai mülkiyet haklarının tesisi kadar uygulamanın geliştirilmesi yönünde de önemli bir adım atıldığını dile getiren Asan, yeni mevzuatın getirdiği kolaylıklar ve verilen teşviklerin de etkisiyle Türkiye’nin 2017’de yerli patent başvuru sayısının bir önceki yıla göre yüzde 34’lük artış ile 8 bin 625’e, toplam patent sayısının yüzde 15 artış ile 19 bin 283’e yükseldiğini anımsattı. Asan, 2017’de Türkiye’nin patent başvurularında dünyanın en yüksek artışını yakaladığının altını çizdi. Türkiye’nin 2018’de de sınai mülkiyet alanında yoğun bir yıl geçirdiğine dikkat çeken Asan, 2018 sonu itibarıyla Kuruma toplam 7 bin 349 yerli patent, 120 bin marka ve 42 bin 83 tasarım başvurusu yapıldığım söyledi.

Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’nın (WIPO) en son açıkladığı verilere ‘ göre Türkiye’nin ulusal düzeyde patent başvurusunda dünyada 13. sırada, marka başvurusunda dokuzuncu sırada ve tasarım başvurusunda dördüncü sırada yer aldığını dile getiren Asan, yine ulusal düzeyde genel sınai mülkiyet başvuruları sıralamasında ise Türkiye’nin sekizinci sırada yer aldığını kaydetti. Asan, 2018’de Türkiye’nin Avrupa’da marka başvurularında birinci sıraya, ta-‘ sarım başvurularında ikinci sıraya yükselerek, her iki alanda da Avrupa’nın en iddialı ve en aktif ülkelerinden biri olduğunu kaydetti.

Tasarım vadisi kurulacak

TÜRKPATENT’in 2018’de düzenlediği “Ulusal Üniversiteler Patent Yarışması”nt gelenekselleştirerek her yıl düzenlemeyi planladıklarını açıklayan TÜRKPATENT Başkanı Prof. Dr. Habip Asan, yarışma ile Türkiye’nin sınai mülkiyet alanında daha ileri seviyelere taşınmasında önemli bir paydaş olan üniversitelerdeki patent potansiyelinin ortaya çıkarılmasının hedeflendiğini vurguladı. Tasarım Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında önümüzdeki yıllarda Türkiye’de Tasarım Vadisi kurulması için çalışmaların yürütüleceğini dile getiren Asan, 2019’da Türk tasarımının değerlendirilmesi ve etkinliğinin artırılması amacıyla Türk Dünyası Tasarım Şurası düzenleneceğini söyledi.

250 MİLYAR DOLAR KATMA DEĞER

Sınai mülkiyet haklan alanında başvuru sayısının yükselmesi ve Türkiye’nin ilk sıralarda yer almasının yeterli olmadığım ifade eden Asan, burada asıl amacın Türkiye’nin dünya sınai mülkiyet pazarından alacağın payı yükseltilmesi olduğunu söyledi. WlPO’nun “Küresel Değer Zincirlerinde Görünmez Sermaye” konulu 2017 raporuna göre, işgücü nitelikleri ile yönetim bilme bilgisi (managerial know how) kadar teknoloji, tasarım ve marka değerlerini kap- sayacak şekilde tanımlanan görünmez sermayenin, dünya toplam üretim değerinin üçte birini (yaklaşık yüzde 30.4) oluşturduğunun tahmin edildiğini belirten Asan şunları kaydetti:

“2017 itibarıyla, dünya toplam hasılasının 80 trilyon 684 milyar dolar olduğu göz önüne alınırsa, söz konusu görünmez sermayenin yaklaşık 24.2 trilyon dolar seviyelerinde olabileceği tahmin edilebilir. Temel konu bu 24 trilyon dolardan Türkiye’nin ne kadar pay aldığı. Görünmez sermayenin belirlenmesinde ‘yüzde 30 pay oranının’ Türkiye’ye de uyarlanabileceğim, Türkiye’nin dünyada yaratılan GSH’nın yüzde l’i olduğu düşünülürse buradan aldığı payın da yüzde 1 olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle Türkiye’deki şirketlerin sınai mülkiyet haklarının yarattığı katma değerin yaklaşık 250 milyar dolar olduğunu öngörüyorum. ABD’de bu oran çok daha yüksek. ABD’deki toplam GSYH’nin yüzde 50’sinin fikri ürünlere dayalı yaratılan katma değer olduğu kabul ediliyor.”

‘İŞSİZLİK SORUNUNU ÇÖZER’

Avrupa Birliği ülkelerine yönelik yapılan bir çalışmada sınai mülkiyet alanındaki gelişmelerin ekonomiye katkısının ölçüldüğüne dikkat çeken Asan, araştırmaya göre Avrupa’da son beş yılda yaratılan istihdamın yüzde 25’inin, yaratılan katma değerin yüzde 40’ının fikri mülkiyet yoğun sektörlerden geldiğinin ortaya konulduğunu belirtti. Fikri mülkiyet yoğun sektörlere yapılacak yatırımın şirketlerin ekonomik krizlere karşı dayanıklılığını artırdığını ifade eden Asan, Türkiye’nin bu alanlara yapacağı yatırımın işsizlik sorununun çözümüne katkı vereceğini belirterek, “Bugün ihracatta sattığımız her bir kilogram üründen 1.5 dolar kazanıyoruz. Bizim 2023’te ihracatı 500 milyar dolara, kişi başı milli geliri 20 bin dolara, GSYH büyüklüğünü 2 trilyon dolara çıka-rabilmenin tek bir yolu var: ihraç edilen ürünlerde birim kilogramdan daha fazla kazanılması. Bunun da yolu özgün patent, marka ve tasarımlardan geçiyor” dedi.




Türkiye’de şu anda yaklaşık 1.6 milyon tescilli sınai mülkiyet envanteri bulunduğuna, bunların önemli bir kısmının raflarda durduğuna işaret eden Asan, sınai mülkiyete konu varlıklarının değerleme çalışmalarının sağlıklı yapılması noktasında TÜRKSMD’nin önemli bir rol üstleneceğini söyledi. Asan, TÜRKSMD’nin yaptığı değerlemelerin bankalardan kredi alınırken teminat olarak kabul edilebileceğinin altını çizdi. Bununla ilgili bir yasal düzenlemenin hükümet programında yer aldığına dikkat çeken Asan, “Bankalar şu anda kabul etmiyorum diyebilir. Ancak 2022’de hayata geçirilmesi hedeflenen yasal düzenleme ile TÜRKSMD’nin yapacağı değerlendirmeleri bankalar teminat olarak kabul etmek zorunda olacak.

Bu uygulama hayata geçtiğinde kredi hacmindc yüzde 20’lik genişleme sağlanacak” dedi.

Sınai mülkiyet alanında değer oluşturan şirketlerin yolunun mutlaka TÜRKSMD’den geçeceğini ileri süren Asan, sınai mülkiyete konu varlıkların değerleme çalışmaları, Ar-Ge sonucu meydana gelmiş veya patentlenmiş çalışmaların ticarileştirilmesi, ihlal analizi ve benzeri konularda danışmanlık hizmetlerinde, şirketlerin ve ailelerin “marka, tasarım ve patent paylaşımlarında”, çalışanların buluşlarında, TÜRKSMD’nin yapacağı v değerlemelerin ve raporların kullanılabileceğini ifade etti.

YILLIK 70 MİLYAR EURO KAYIP

Patent ve faydalı model konusunda girişimcilerin ve şirketlerin önceden bilgi almasının zaman, enerji ve kaynakların doğru kullanılması açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Asan, bugün Avrupa Birliği ülkelerinde bile bilinen buluşları yapmaya çalışan işletmeler açısından yıllık maddi kaybın 70 milyar Euro gibi bir kaynağa işaret ettiğini söyledi. “Başkası yapmış, ben de yapayım” diyerek gerekli incelemeleri yapmadan işe başlayan, yatırım yapanların olduğu Türkiye’de, sınai mülkiyet alanında da ciddi sorunlar yaşandığına dikkat çeken Asan, “Artık patent ve faydalı model konusu buluşlarda ön araştırma yaptırabilecek. Yurtiçinde yurtdışmda kim bu konuda ne yapmış diye bakacak. Türkiye’de büyük bütçeli desteklerde, destek veren kamu kurumlarrda TÜRKPATENT’e ‘bu buluş daha önce yapıldı mı’ diye sorsunlar. Biz ücretsiz bu hizmeti veririz” dedi.

FİKRİ MÜLKİYET STRATEJİSİ

Asan, Cumhurbaşkanlığı îkinci 100 Günlük İcraat Programı’nda yer alan “Fikri Mülkiyet Stratejisi’nin” hazırlıklarının tamamlandığını da açıkladı. Asan, sektördeki hızlı değişimin etkileri ile 2017’de yürürlüğe giren Kanun sonrası uygulamada görülen aksaklıkların giderilmesi hususları ile dijitalleşmeden daha fazla yararlanma konularım da gözetecek beş yıllık dönemi kapsayan Türkiye Fikri Mülkiyet Stratejisi (2019-2023) ile tüm paydaşlar için faydalı olacak bir sınai mülkiyet ekosiste-minin oluşturulmasının hedeflendiğini dile getirdi. Strateji belgesinin temel amacının etkin bir fikri mülkiyet hakları sisteminin geliştirilmesi ve fikri mülkiyet bilincinin toplumun bütün kesimlerinde yaygınlaştırılması yoluyla, milli teknoloji hamlesine katkı sağlanması ve kültür endüstrisini güçlendirerek kültürel değerlerin kalkınmaya etkisini artırılması olduğunu söyleyen Asan, bu temel amaca ulaşılabilmesini teminen dört hedef ve bu hedefler altında spesifik, ölçülebilir, sonuç odaklı ve belirli sürelerde tamamlanabilir nitelikte 50 eylem belirlendiğini ifade etti.

TÜRKPATENT’in özellikle sınai mülkiyet konusunda yeterince farkm-dalığı olmayan ve bu sistemden yeteri derecede faydalanmayan KOBÎ’ler için her yıl Hezarfen Teknoloji Geliştirme Projesi’ni uyguladığını dile getiren Asan, bu proje ile belirli sayıda KOBÎ’ye patent, marka ve tasarım gibi sınai mülkiyet konularında eğitimler verildiğini, ayrıca birebir danışmanlık hizmeti sunarak onların sınai mülkiyet konularındaki sorunları ve gereksinimleri konusunda yerinde çözümler sağlandığını kaydetti. Dünyada yapılan patent başvurularının yaklaşık yüzde 30’unun tescile dönüşebildiğine dikkat çeken Asan, tescillenen patentlerin ise yaklaşık yüzde 2-3’ünün ticarileştiğini, Türkiye’de de patent almış buluşların diğer ülkelerdeki ortalamalara yakın olarak yaklaşık yüzde 2-3’nün ticarileştiğinin tahmin edildiğini söyledi.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu