Anasayfa / İş Fikirleri / Şirketlere İç Girişimciler (fikir üreten, yaratıcı kişiler)

Şirketlere İç Girişimciler (fikir üreten, yaratıcı kişiler)




Girişimcilik son zamanların popüler konusu. Okullar girişimcilikle ilgili bölümler açıyor, şirketler öğrencilere yönelik yarışmalar yapıyor…

Bütün bunlar bireysel girişimciliğe yönelik. Bir de iç girişimciler var. Yani bir şirkette çalışıp aynı zamanda fikir üreten, yaratıcı kişiler. Bir kişinin iç girişimci sayılabilmesi için karar verme yetki ve sorumluluğunu kayıtsız olarak elde etmesi ve bir bütçesi olması gerekiyor. Şimdilik kurumlarda iç girişimcilik için özel bir departman yok. Fakat önümüzdeki yıllarda rakiplerden sıyrılmak için mutlaka böyle bir uygulamaya geçilmesi gerektiği öngörülüyor.

Son yıllarda girişimcilik kelimesini sık sık duyar olduk. Teşvik için üniversitelerde bölümler açıldı, ders olarak okutulmaya başlandı. Kadınlar için girişimciliği özendirici programlar yapıldı, yarışmalar düzenlendi. Kısacası bireysel anlamdaki girişimcilik öne çıktı. Fakat bir de iç girişimciler var. Yani bir şirkette çalışıp fikir üretmeye devam eden kişiler. Bu kişilerin girişimcilerden en büyük farkı, zaten bir kurumda çalışıyor olmaları. Girişimci ise tamamen kendi sorumluluğunda. Batabilir, çıkabilir, melek yatırımcı bulabilir, kredi veya destek alır… Hesabı kendine verir.

Editörlüğünü Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yavuz Odabaşı’nın yaptığı, Prof. Dr. Tamer Müftüoğlu, Prof. Dr. Yılmaz Ürper, Yard. Doç. Dr. Mehmet Başar ve Yard. Doç. Dr. B. Tuğberk Tosunoğlu’nun yazdığı Girişimcilik adlı kitapta iç girişimcilik teori ile uygulama arasındaki eksikleri kapatmak olarak tanımlanıyor. Kitaba göre, bir kişinin iç girişimci olarak sayılabilmesi için karar verme yetki ve sorumluluğunu kayıtsız olarak elde etmesi gerekiyor. İç girişimciler küçük, orta veya büyük işletmelerde girişimci uygulamalar ortaya koyabiliyor. Bu durum kurulu düzende varolan organizasyonların vizyonunu değiştirme ya da yeni ve değişik kollara yayılmak şeklinde olabiliyor.

İç girişimci için çalıştığı kuruluşun karşılaştığı ya da karşılaşacağı zorluklara yaratıcı ve yeni çözümler getirmenin esas olduğunu belirten Prof. Dr. Yavuz Odabaşı, iç girişimcilerin eski ve yeni ürünleri zenginleştirerek geliştirmek, pazarları, yönetim tekniklerini, kuruluşun işlevlerini yerine getirmede ve stratejilerde, örgütlenmelerde hızla değişen rekabet dünyasında rakiplerle baş edebilmek için kuruluşuna çok anlamlı ve yararlı yenilikler getirebildiğini söylüyor. Başarılı iç girişimcilere örnek olarak da Alfred P. Sloan, Howard Schultz ve Yılmaz Büyükerşen’i veriyor:

“Sonuç odaklı liderlik anlayışı, stratejik bakış açısı ve yenilikçiliğe açıklığı ile Alfred P. Sloan, General Motors şirketinin yıldızını parlatan kişi olmuştur. 1980’lerin başında satış ve pazarlama direktörü olarak göreve başlayan ve İtalya’ya yaptığı seyahatte gördüğü espresso bar konseptini Starbucks’a taşıyarak şirketin kaderini değiştiren Howard Schultz de başarılı iç girişimci örneklerindedir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Yılmaz Büyükerşen de başarılı bir kamu iç girişimcisi olarak hem Anadolu Üniversitesi’nin hem de Eskişehir’in Türkiye’ye ve dünyaya örnek olmasını sağlamıştır.”

İç girişimcileri bulmak için test yapılmalı
MBCO Strateji ve Yatırım Danışmanlığı şirketinin kurucusu Mehmet Buldurgan, 35 yıllık iş hayatı deneyimi sonunda şirket içinde girişimci ruhun eksik olduğunu fark etmiş. Bireysel girişimcilikteki heyecanı şirket içi girişimcilikte göremediğini söyleyen Buldurgan, şirketlerdeki ar-ge departmanlarının bazı yönlerden eksik kaldığını anlatıyor: “Ar-ge ürün çıkarıyor ortaya ama bunu girişimci bir ruhla müşteriye götüremiyor, alıcı bulamıyor. İcat çıkarıp gerisine karışmıyor, heyecan yok. İç girişimciler fikirden alıcıya ulaşmaya kadar bütün süreçle ilgileniyor. Ürünlere oynayarak yapılan ar-ge yeterli olmuyor, içeride yetkilendirilmiş, bütçesi olan iç girişimciler veya küçük patronlar olursa, bunun sistematiği kurulursa küçük paralarla çok büyük kazançlar elde edilebilir.”



Heyecan olmamasının da belli başlı nedenleri var. Bir tanesi çok yaygın olan risk almayı istememek. Diğer bir neden, nasıl olsa kazancım var, neden başka bir işle uğraşayım düşüncesi. Bütün nedenler çalışanlarla da ilgili olmayabilir. Üst yönetim veya hissedarın çalışanı bu konularda teşvik etmediği durumlarda da heyecan kalmıyor.

Diyelim ki hem yönetici hem de çalışan böyle bir oluşumu destekliyor, o zaman ne yapılmalı? Buldurgan, çalışanların iç girişimciliğe uygun olup olmadıklarına dair bir testten geçmeleri gerektiğini söylüyor. Kişilik envanteri gibi zaten yapılan testler iç girişimcileri bulmak için uygun değil. Bu kişileri tespit etmek için baştan, yeni bir test yapılması gerekiyor. Böylece fikirleri olan kişi, yeteneğini açığa çıkarabilir, körelmesini engeller. Türkiye’de henüz böyle bir test uygulanmıyor. Fakat Buldurgan bu konuda çalışmalar yapıyor. Genç mezunların birçoğunun bir şirkette çalışıp bir yandan da fikir üretmek istediğini belirten Buldurgan, iç girişimcilikle ilgili departmanlar açılarak bu kişilere fırsat verilmesi gerektiğini söylüyor.

Özel bir birim gerekiyor
Testlerle seçilen bu kişilere bütçeler tahsis edilecek, sorumluluk verilecek ve kendilerinden fikir beklenecek. Şirketin iç girişimcilere mutlaka yetki ve sorumluluk vermesi gerektiğini vurgulayan Buldurgan, iç girişimcilik birimleri oluşturulması gerektiğini söylüyor: “Türkiye’de şirketler içinde iç girişimcilik departmanları, bölümleri yok. Daha teknik bir şekilde çalışan ar-ge var. Ar-ge’nin fikir ve ürününü kapıdan dışarı çıkarıp üstüne fatura edecek işadamı anlayışı eksik. Sırf bu işlere kafa yoran bir birim olması gerek.”

Böyle bir işe girişmek için iki tarafın da istekli olması gerekiyor. Çalışanlar fikir üretebiliyor ama yönetim yeniliklere açık değilse iş yürümüyor. Birçok yönetici, çalışanı kendi işiyle ilgilensin, başka bir işle de uğraşmasın istiyor. Buldurgan, patronuna yeni bir iş fikriyle giden bir çalışanın kovulduğunu anlatıyor.

Yönetici yeni fikirlere açık olsa bile çalışanlardan bir girişim gelmeyince de bir noktada tıkanılıyor. Herkeste iç girişimci ruhu olamayabilir. Yönetim yeni fikirler için bütçe ayırsa bile fikir gelmezse veya çalışanlar ‘ben kendi işime bakarım, bir de fikir mi üreteceğim’ derse yine ilerlenemiyor.

İç girişimci ve girişimcinin benzerlikleri, farkları
Girişimci ve iç girişimcinin sorumlulukları ne kadar benzerlik gösterse de aldıkları sorumluluklar ve karar verebilme sınırları birbirinden farklı. Her ikisinin de aldıkları risk sonucunda katlanmaları gereken kayıp ya da kazandıkları ödül farklı. Girişimcilik kitabına göre, bu farklılık da aldıkları sorumluluktan kaynaklanıyor. İç girişimciyi kısıtlayan işletme çemberiyken girişimcinin oyun alanı daha geniş. İç girişimci varolan kurulu düzende yenilikçi girişimler yapabilen ve bunları yapabilmek için belli başlı riskleri göze alabilen kişiye deniyor. Diğer bir anlatımla, iç girişimciler, mevcut bir işletmedeki kurulu dinamiklerle çalışmak durumunda. İşletmenin yapısı, süreçler, prosedürler ve kültür gibi değişkenlerden etkileniyorlar.

Bir iç girişimcide aranan özellikler
– Başarma arzusu yüksek
– Sorumluluk alan
– İnisiyatif kullanan
– Hırslı
– Bütçeyi yönetebilen
– Büyük resmi görebilen
– İşadamı kafası olan
– Heyecanlı
– Motivasyonu olan
Başarma arzusu

İç girişimcilik için gerekli koşullar
Girişimcilik kitabında, işletme içerisinde iç girişimcilik ortamının yaratılmasında belirli koşulların oluşturulmasına da değinilmiş. Bu koşullar şöyle sıralanıyor:
– İşletme,  teknolojide öncü olmalı
– Yeni fikirler desteklenmeli, hatalara karşı cesaretlendirilmeli
– Öncelikli fırsat değerlendirmesi yapılmalı
– İşletmenin kaynakları kolayca erişilebilir ve kullanılabilir olmalıdır
– Ekip çalışması yaklaşımı desteklenmeli
– Ödüllendirme sistemi olmalı
– Sponsor desteği olmalı
– Tüm iç girişimcilik faaliyetleri üst yönetim tarafından desteklenmeli
– Sorumluluk ve yetki verilmeli
– İşletme sınırlarının esnek olması sağlanmalı






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir