Anasayfa / Teknoloji / Sürücüsüz robot taksiye biner misiniz?

Sürücüsüz robot taksiye biner misiniz?



Sürücüsüz, tam otonom araçlar gündelik yaşama ilk olarak robot taksi uygulaması ile girecek gibi görünüyor. ABD’nin San Francisco kenti bu konuda öncü olabilir. Almanya ise, Avrupa’nın bu alandaki lideri olmaya aday…

TAM otonom araçları piyasaya süren Tesla, donanımı, yazılımları, robotik ve yapay zeka teknolojileri, kısacası tüm ileri teknoloji özellikleriyle dünyanın en gelişmiş araçlarını ürettiğini söylüyor. Pek çok otomotiv şirketi de son yıllarda kendi sürücüsüz otomotiv teknolojileri birimlerini kurarak veya başka şirketlerle birlikte hareket ederek Tesla’mn bu iddiasına ortak olmayı amaçlıyor. General Motors (GM), sürücüsüz otomobil birimi Cruise Automation’ı kurarak bu yarışa dahil olmuştu.

Bu hedefe doğru son birkaç yıldır yoğun bir şekilde çalışan GM, kasım ayında 2019’da ABD’nin teknoloji kenti San Francisco’da “robot taksileri” piyasaya süreceğini açıkladı. Taksinin tanıtımım, test sürüşlerinin gerçekleştirildiği ana üs olan San Francisco’da yapan GM, taksi ve Uber’den daha ucuza ulaşım ücreti sunacağını açıkladı.

Kentte mil (1.6 kilometre) başına 2 veya 3 dolar ücret koyan taksi ve Uber’a karşılık, taksi robotun ücreti mil başına 1.5 dolar olacak.

YASAL İZİN ÇIKACAK MI?

GM CEO’su Mary Barra, 109 yıllık şirketin sürücüsüz otonom araçlarını internetten sonra gelen en büyük teknolojik gelişme olarak kabul ettiğini belirterek, “Gelecekte sıfır kaza, sıfır gaz emisyonu ve sıfır trafik sıkışıklığı hedefliyoruz” diye konuştu. Teknolojik hedefler, hem bir şirket hem de ülke ekonomisi için çok önemli.

Bu bir gerçek. Ancak tanıtıma katılan ABD’li gazetecilerin kafasında, benimki gibi bazı soru işaretleri oluşmuş durumda. Bunlardan birincisi, robot taksi GM’in Wall Street yatırımcılarını ikna edebilecek mi?

İkincisiyse, robot taksinin yolda görev yapması için yasal izin çıkacak mı? Kaliforniya Eyaleti kurallarına göre San Francisco’daki tüm otonom araçların sokağa çıkması için sürücüye ihtiyacı var. Ancak teknolojinin merkezi San Francisco’nun pilot kent görevi devam ettikçe, eyalet siyasetçilerinin bu yeni teknoloji araçlarının kullanımıyla ilgili daha esnek düzenlemelere gideceği tahmin ediliyor.

SENEYE PİYASADA

Almanya’nın önde gelen elektronik markalarından Bosch, Daimler Mercedes Benz ile birlikte girdiği sürücüsüz otomobil projesinin ilk ayağı olan tam otonom robot taksi projesini 2018’de robot taksileri devreye sokacağını açıklamıştı. Bosch’un güvenli araçlar geliştirmek amacıyla kurduğu Chassis Systems Control isimli bölümü yetkilisi Gerhard Steiger, geçen yıl yaptığı açıklamada önce güvenlik tedbiri olarak normal sürücülerin eşlik edeceği robot taksi uygulamasının 2022’de tamamen yaygınlaşmasını planladıklarını söylemişti. Anlaşılacağı üzere otomotiv şirketleri, sürüşü insanın elinden almak, direksiyonu robotlara bırakmak için yatırımlarım yapıyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde ABD’de ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde sürücüsüz araçların direksiyona geçeceğini tahmin edebiliyoruz. Bununla ilgili tüm yasal düzenlemelerin nasıl oluşturulacağı ve pratiğe ilişkin altyapı çalışmalarının hangi hızda ilerleyeceğiyse bir merak konusu. Öte yandan belirtmek isterim ki, sürücüsüz araçların dinamosu da yapay zeka olacak.

Mutlaka Okuyun:  Kuantum bilgisayara bir adım daha

Robot ile artırılmış gerçeklik bir araya gelirse…

AR (artırılmış gerçeklik/ augmented reality) uygulamaları en çok yatırım yapılan yazılım alanlarından biri. Bu denemelerden bir tanesi de İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencilerinden geldi.




Öğrenciler geliştirdiği robotu, AR teknolojisiyle yaratılan bir cep telefonu uygulamasıyla sanal bir karaktere dönüştürdü. İTÜ Arı Teknokent bünyesinde projelerini hayata geçiren gençlerin geliştirdiği Eggy isimli sosyal robot, tekerlekleri sayesinde yerde hareket edebiliyor ve “kademeli öğrenme” sistemiyle sizinle iletişime geçiyor. Zamanla sizi tanıyor. Sizinle bir “bağ” geliştirdikten sonra acıkıyor, sizden ilgi bekliyor, üzülüyor. İsmini İngilizce yumurta anlamına gelen “egg” kelimesinden alan ve yuvarlak hatlarıyla sevimli bir sosyal robot olan Eggy, AR uygulamasıyla VVestern kasabasında yaşayan Amerikalı kovboya dönüşüyor. Eggy, uygulama içinde sanal bir karaktere bürünen Eggy Süper Mario gibi belirlenen görevleri yerine getirebiliyor. Bunun yanj sıra, Pokemon Go oyununda olduğu gibi Eggy’nizi belirlenen bir yerde diğer Eggy’ler ile buluşturup sanal ortamda interaktif hale getirebilirsiniz.

Eggy kendisine verilen görevleri yerine getirdikçe seviye atlayarak yeni özellikler ve yeni öğeler kazanıyor.

Üzerindeki ekranı sayesinde sadece gözleri bulunan sevimli robot Eggy’yi sanal ortama dönüştürürken neden AR teknolojisi kullandıklarını İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği mezunu Atıf Çağatay Kocaaslan şöyle anlatıyor: “Dünyada yapılan en büyük yatırımlardan biri artırılmış gerçeklik üzerine. Biz de bilinen robotik ve sanal uygulama teknolojilerini kullanarak insanların sevdiği süperkahramanları evde besleyebileceği, iletişime geçebileceği, ayna zamanda sanal bir ortamda canlandırabileceği bir karakter peşinde koştuk. Hedefimiz Güney Kore üzerinden piyasaya çıkmak. Hedef kitlemiz bizim gibi video oyunu oynamayı seven, aslına bakarsanız yaşı 20-40 yaş arasındaki insanlar…”

Yapay zeka sanat yaparsa eserin hakları kimin olacak?

Bu, şimdiye kadar hiç düşünmediğiniz bir soru değil mi? Ancak şu bir gerçek ki, söz gelimi bir ressam fırçasını tuvale sürdüğü andan ortaya çıkardığı tablonun satışına kadar eserinin sahibidir. Peki, ya yapay zeka bir resim yapmaya başlar ve tablosu 8 bin dolara satılırsa, bu eserin hakları kime ait olmalı? Bu soru ABD’nin gündemine girdi bile…

Mutlaka Okuyun:  Turkcell’den, Üç Yeni Android’li Tablet!

Ülkedeki Telif Hakları Bürosu, şimdiye kadar insanlar dışında yapılan telif hakları başvurularını reddetmiş. ABD’li bilim insanları da bu konuda ikiye ayrılmış durumda. Idaho Üniversitesi profesörü Annemarie Bridy, teklif hakkı sahibinin insanlardan oluşmasını öngören bir yasanın söz konusu olmadığını öne sürerken, Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademisyenlerinden Dr. Eran Kahana,

telif haklarının bir ürün veya fikrin başkası tarafından kullanılıp bundan çıkar sağlaması üzerine kurulu olduğunu, ancak yapay zekanın böyle bir ihtiyacı olmadığı için telif hakkı almasının da anlamsız olacağı görüşünde.

Diş sağlığınız ondan sorulur

Neye elimizi atsak altından bir ileri teknoloji ve giderek daha çok yapay zeka uygulamaları çıkıyor. Yakın zamanda diş sağlığı için geliştirilen, sensörlü ve yapay zekalı bir elektrikli diş fırçası, ağzınızın her bir noktasını incelemeye alarak fırçalanmamış bir nokta kalmamasını sağlıyor. Akıllı ağız bakımı şirketi Kolibree’nin diş fırçası 3D hareketli sensörler, ivmeölçer, ciroskop ve mıknatısölçer sayesinde Bluetooth ile akıllı telefonunuza indirdiğiniz uygulamayla bağlanıyor. “Ara” isimli bu dijital diş fırçası dişinizi fırçalamaya başladıktan itibaren 30 saniyede bir titreşime geçerek, ağzınızın başka bir bölümüne geçmeniz gerektiğini söylüyor. Ara’nın temel görevi, yapay zekası sayesinde dişinizi fırçalarken hangi yoldan gittiğinizi görerek bunlardan bir veri tabanı oluşturmak ve bir ilerleme sağlayıp sağlamadığınızı bulmak. Uygulama dişinizi fırçaladığınız anda ağzınızın hangi noktalarının fırçalanmadığını da ortaya koyuyor.

Diş hekimleri insanların genellikle çenenin arkada kalan kısımlarını ihmal ettiğinden ve bu nedenle arka dişlerde çürümelerin daha sık yaşandığından şikayet ediyor.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir