İş Fikirleri

Takviye protein ürünlerine ilgi yoğun

Takviye protein üretimi olağanüstü hız kazanacak

KARMAŞIK ve teknik bir dille yazmamaya gayret ediyorum. Sunacağım gerçeği artık günümüzün ilköğretim son sınıf çocukları dahi biliyor; aminoasitler moleküler anlamda birbirlerine bağlandıklarında bir tür ‘polypeptide’ (polipeptit) meydana getiriyorlar. Bu aminoasit zincirine biz kısaca ‘protein’ adını veriyoruz.



Vücudumuzun kendisi bazı aminoasitleri üretse de vücutta sentezlenemeyen bazılarını dışarıdan almamız gerekiyor. En önemlileri ‘esansiyel grup’ adını verdiğimiz insan organizması için mutlak gerekli olanlar.

Genellikle bunlar orijinal yazılışlarıyla şöyle: ‘Histidine’, ‘Isoleucine’, ‘Leucine’, ‘Lysine’, ‘Methionin’, ‘Phenylalanin’, ‘Thereonine’, ‘Tryptophan’ ve ‘Valine’. Şimdi gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünyada yeni bir akım var ve bu süreç başlı başına bir pazar haline gelmiş bulunuyor.

TAKVİYE ÜRÜNLERİ PAZARI BÜYÜYOR

Soru şu: Et, deniz ürünleri, yumurta, süt ve süt ürünlerinin yanısıra dışarıdan takviye olarak bu protein özütü ve aminoasit takviyelerini nasıl alabiliriz? Konuyla örtüşen kimi konulara daha önce de çeşitli vesilelerle değinmiştim; şimdi ‘Covid-19’ dolaysıyla immün (bağışıklık) sistemimize gerekli olan bu ürün gruplarını daha geniş anlamda ele almak istiyorum.

Amacım, takviye ürünleri sunan ruhsatlı yerler açmak ya da tıpkı eczanelerde olduğu gibi bu türden kozmetik ürünleri satan bölümlere benzer reyonlar oluşturup, her sınıftan tüketiciyi konuyla ilgili daha da bilinçlendirmek. Nitekim ileri düzeyde gelişmiş ülkelerde bu hep böyle.

Günümüzde ‘Covid-19’ başta olmak üzere; bazı hastalıklar ile vegan ve vejetaryen beslenenlere alternatif protein ve aminoasit satışının yine doğrudan eczacılar kanalıyla ya da gıda mühendislerinin denetimi altında tüketiciye sunulması taraftarıyım.

EN HIZLI GELİŞEN PAZARLARDAN BİRİ

Peki, bu türden takviye ürünleri neler olabilir? İşte bunlardan bazılarını girişimcilerin dikkatine sunuyorum, ilk sırada soya ürünleri var; özellikle fermente edilmiş olanları koruyucu sağlık yararlarının yanısıra, yüksek protein içeriğiyle bir çok hastalığın giderilmesine katkı sağlayan çeşitler olarak görüyorum.

Kemik erimesi (osteoporoz) başta olmak üzere, yaşlanma ve immün sistemi için çok önemli ürünler. Birkaç tipik örnek vereyim: ‘Tofu’ (soyadan yapılan fermente edilmiş peynirimsi Uzakdoğu ürünü), ‘soya sütü’, ‘soya yoğurdu’, ‘tempeh’ (bir tür soya yiyeceği) ve ‘natto’ (Japonların geleneksel kahvaltı gıdası ve aynı zamanda etkisi kanıtlanmış sağlık takviyesi)

Yukarıda sözünü ettiğim soya dışındaki bakliyat türleri de oldukça yüksek protein içeriğine sahip. Bunlardan en başta gelenleri kuru fasulye, nohut, mercimek ve yer fıstığı (her ne kadar kuru yemiş olarak algılansa da yer fıstığı teknik olarak bakliyat ailesinden sayılıyor) ayrıca, son yıllarda popüler olan kuru bezelyeden elde edilen protein ürünlerini de unutmamak gerekiyor.

Bu pazarda adı geçen önemli bir başka kaynak ise ‘chia tohumları’. Bu grup ürünler geçmişten bu yana Orta Amerika’daki Kızılderili toplulukları dahil en önemli bitkisel ürünler arasında. Ülkemizde de yetiştirilebiliyor. Protein içeriği açısından dikkat çekmekle kalmıyor, fermente edildiğinde etkisi daha da belirgin hele geliyor. Tipik bir takviye protein kaynağı!

SIRADIŞI BESİNLER, SIRADIŞI İHTİYAÇLAR

Bu arada, çeşitli kuru yemiş ve doğrudan tüketilebilir bitki çekirdekleri de oldukça zengin protein içeriklerine sahip. Bunlardan çeşitli kalitede yüksek proteinli ürünler elde edilebiliyor, işte göze çarpan bazı örnekler: Badem başta olmak üzere ‘kuruyemiş sütleri’, ‘hindistancevizi yoğurdu’, yine fermente edilmiş ‘hindistancevizi suyu’ ve ‘kaju’ ve ‘badem peynirleri’.




Devam ettiğimizde klasik mantarları, mikro mantar türlerini ve algleri de unutmamak gerekiyor: Son yılların en gözde takviyelerinden olan yüksek protein ve aminoasit içeriğine sahip ‘spirulina’, ‘mavi-yeşil alg’ (blue-green algae), ‘kırmızı alg’ (red algae) gibi sıradışı takviyeler de başlı başına komple besinlerden sayılıyor. Tüm bunlara uluslararası literatürde ‘mycoproteins’ adı veriliyor.

Dahası, alışageldiğimiz mutfak mantarlarının dışında ‘portabella’, ‘kuzugöbeği’, ‘shiitake’, ‘maitake’, ‘chaga’ ve ‘kordiseps’ (cordyceps) türü mantarlar da sadece gıda olarak değil, dünyada çok yüksek kalitede protein içeren sağlık iksirlerinden sayılıyorlar. Bunlar vejetaryen ve et yiyemeyenler için gıda endüstrisinde başlı başına takviye türleri.

Bu türden mantarların piyasada toz ve kapsül şekline getirilmiş takviye şekilleri de mevcut. Besinsel mayalar ise (nutritional yeast) son yıllarda aminoasit ve zengin protein barındıran takviyeler arasına girmiş durumda ve çeşitli gıda ürünlerinde lisanslı katkı olarak çokça kullanılıyor.

KLASİK ÜRÜNLERİMİZİ ÇEŞİTLENDİREBİLİRİZ

Tahıl proteinlerine gelince; bunların en önemlisi son yıllarda çok ünlenen pirinç proteini. Bu protein kaynağı yalnızca besin olarak değil, kozmetik endüstrisinde de temel girdi olarak da yer alıyor. Yulaf ve çavdar gibi tahılların da protein içerikleri rahatlıkla ayrıştırılıp izole edilebiliyor, bunlar da çeşitli alanlarda kullanılabiliyor.

Buğday türlerine de dikkat: Son yıllarda tartışma konusu olan ‘glüten’ ise (buğday proteini) yüzyıllardır insanlara temel besin olmakla birlikte küçük bir tüketici grubu için oldukça negatif etkilere sahip, özellikle glüten intoleransı ve çölyak hastalığı olanlar glutensiz ürünleri tartışmasız tercih etmek zorundalar.

Gelişmiş pazarlarda ‘kinoa’ ve ‘amarnth’ her ne kadar birer tahıl türü olarak algılansa da bunlar Güney Amerika’ya özgü yüksek proteinli tohum cinsleri. Hatta ‘kinoa’daki protein oranı o denli yüksek ki, bunların çoğu izole edilerek cilt kremleri ve şampuanlarda konsantre hale getirilip patentli formüllerde sıkça yer buluyorlar.

Diğer yüksek proteinli tohumlardan ‘greçka’, ‘chia’ ve ‘flaks’ı da önemli protein kaynakları arasında saymamız şart. Alternatif protein kaynakları demişken ‘polen’, ‘propolis’ ve ‘arısütü’nü unutmamamız gerekiyor. Birçok aminoasidi barındıran ‘arı poleni’ ve ‘arısütü’ gibi sıradışı besinler çoğu insana göre olağanüstü sağlık etkilerine ve alışılmışın dışında çok yönlü gıda değerlerine de sahip.

NUR DEMÎROK



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu