MakalelerTeknoloji İnovasyon

Tarım İnovasyonunda Hollandayı Örnek Alın

Tarımda İnovasyon

SON günlerde BBC’nin ekonomi yayınlarını sürekli izliyorum. Yayınlarında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından ilginç ayrıntılara yer veriliyor. En şaşırtıcı olanı Hollanda’nın ABD’nin hemen arkasından dünyanın ikinci büyük tarım ihracatçısı konumuna gelmesi ve bu konumunu son yıllarda daha da güçlendirmiş olması.



Hollanda karasal yüzölçümü olarak Avrupa’nın en küçük ülkelerinden biri. Nüfusu 17 milyon civarında. Toplam yüzölçümü kabaca 41.500 kilometrekare. Bunun yüzde 18’e karşılık gelen 7.500 kilometrekaresi kısmen deniz seviyesinin altındaki su basan topraklar. Geriye kalan karasal alan bizim Konya’dan daha küçük. Hollanda’nın gelişmiş ve mekanize olmuş tarım sektörü gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 2’sini karşılıyor. Toplam tarımsal işgücü hayli sınırlı olmasına rağmen ülke gıda endüstrisinde önemli bir konumunda.

Hollanda tarım ürünleri ihracatında geçen yıl 94,5 milyar euro’luk bir düzeyi yakalamış. Bugünkü kurlarla yaklaşık 616 milyar TL’lik bir hacim bu. Üstelik inanılmaz miktardaki ihracatını her yıl ortalama yüzde 5’lik gelişmeyle sürekli artırıyor. Hollanda bu kadar yüksek hacimdeki tarımsal ürün ihracatını hangi alanlarda yapıyor? En başta lideri olduğu ve adeta bir efsane haline gelmiş süs bitkileri ve çiçek soğanı ihracatı var. Sadece bu alandan elde ettiği ihraç geliri 10 milyar euro civarında. Sebze ve meyve ihracatında da dünyanın sayılı ülkelerinden. Yılda 13 milyar euro’luk geliri her geçen gün biraz daha artıyor.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR GELİŞİYOR

Hollanda aynı zamanda dünyanm en büyük et ve süt ürünleri ihracatçılarından biri. Yılda kabaca 250 milyon tona ulaşan dünya et tüketimi ihracatında lider oyunculardan. Başta sığır eti olmak üzere et ürünleri ihracatından 9 milyar euro’ya yaklaşan ihracat geliriyle Avrupa’nın diğer ülkeleriyle rekabet ediyor. Besicilikte kullandığı metotlar ise buluşsal yenilikler açısından ilk sırada. Ayrıca yüksek hacimde süt ürünleri ve yumurta ihracatı da gerçekleştiriyor. Özellikle süt ürünleri endüstrisinde Ar-Ge’ye büyük paralar harcıyor, yeni teknolojiler geliştiriyor. Yüksek kalite içeren bitkisel içecek ürünlerinde de hatırı sayılır bir yeri var. Bu tür ürünlerde yıllık 6 milyar euro’luk hacmi yakalamak üzere.

Yönetimde monarşi etiketi taşımasına rağmen, ülke dünyanın ileri düzey demokrasileri arasında. Ülke doğal güzelliklere pek sahip değil. Arazilerinin önemli bir bölümü uzunca bir geçmişten bu yana denizden kazanılmış topraklar. Topraklarının çoğunu olağanüstü güzellikteki süs bitkileri üretim alanları ve yeni nesil besicilik kompleksleri oluşturuyor. Kıyılarının bir kısmının deniz seviyesinden aşağıda olması nedeniyle en yüksek yeri 350 metreyi geçmiyor. Çoğu zaman rüzgarlı ve soğuk bir iklime sahip. Ülkede en çok gelişen uzmanlık alanları tarımsal hidroloji, özgün çiçekçilik endüstrisi ve ileri düzey veterinerlik. Yüksek teknolojiyi içeren çağın ötesindeki özgün branşlar ülkenin ekonomisinde büyük pay sahibi. Sekiz milyona ulaşan işgücünün sınırlı bir bölümü tarımla uğraşırken, yüksek teknoloji en modern ‘biyoteknolojik’ uygulamalara da yön veriyor.

ÇAĞ ATLAMAK ÖNEMLİ

Hollanda aynı zamanda Avrupa’nın en büyük doğalgaz üreticilerinden. Enerji ihtiyacının bir kısmını endüstride kullanırken, ana üretim kaynaklarından tarımsal alanların da hızla modernleşmesini sağlıyor. Çevreyle ilgili politikaları oluşturan bakanlık ve örgütler, yapılaşmayı ve tarım alanlarını düzenliyor, suların tarıma uygun hale getirilmesini sağlıyor, yeraltı sularının yok olmasını önleyen tedbirler alıyor. Başarılarından biri ise akarsuların kirlenmesinin önüne geçilmesi. Bu konuda ‘Netherlands Environmental Assesment Agency’ çevrjsyi en ince ayrıntılarına kadar rfderietliyor ve ilginç tavsiyelerde .bulunuyor. Bugün dünyanın çoğunu etkileyen sülfür dioksit emisyon hacmi bu ülkede en alt düzeye indirilmiş durumda.

Hollanda’nın refah düzeyi son yıllarda daha da artıyor. Tarımsal kalkınmanın yanı sıra, finansal hizmetler, lojistik, kimya, gıda işleme ve yeni nesil makine üretimi hemen dikkat çekiyor. Gelişmiş ekonomiler içinde hızla yükselirken, AB ekonomileri içinde ise beşinci sıraya yükselme gayreti içinde.




Tarıma pek elverişli olmayan bir ülke tarımın en rafine alanlarında nasıl yıldız haline geliyor? İşin sırrı kendilerine özgü geliştirdikleri buluşlar ve yine kendilerine özgü ‘pozitif içerikli biyoteknoloji’de.

Birkaç satırla özetlemeye çalışalım: Bilindiği üzere ‘biyoteknoloji’ denince akla hemen 1990’larda dünyada büyük çiftçilerin yetiştiricilikte uyguladığı ‘transgenic’ (genetiği değiştirilmiş) ürünler akla geliyor. Genetiği değiştirilmiş tüm bitkilerin insan sağlığına kimi zaman olumsuz yansıyabileceği biliniyor, işte Hollanda bu konuda çok daha ileri araştırmalar yaparak pozitif sonuçlar doğuran yöntemleri geliştirmiş bir ülke. Başta çiçek yetiştiriciliği olmak üzere tüm alanlarda bitkilerin genetiğini tümüyle değiştirmeden daha dayanıklı ve daha çok verimli hale getirileceğini bulmuşlar.

GİRİŞİMCİLER ARAŞTIRMA FONU AYIRIYOR

Bugün ‘biyoteknoloji’de pozitif sonuçlar verecek araştırmalar devam ediyor. Zararlı böceklere ve hastalıklara dayanıklı bitkilerin yetiştirilmesi konusunda verimden çok insan sağlığı düşünülüyor. Çevreye zarar verilmemesi başta gelen prensip. Burada tüm riskleri elimine etme konusunda ulusal politikalar etkili oluyor. Bunun sonucunda da ihracat kapıları güvenle açılıyor ve büyük gelirler elde ediliyor. Temel olarak ‘agronomik performans’ (tarımsal performans) üzerinde duruluyor; önce bitkilerde patojen (hastalık yapıcı) unsurları yok etmek ticari prensip haline geliyor. Hedef, kısaca ‘agritech’ olarak bilinen tüm yöntemleri pozitif bakış açısıyla uyumlu hale getirmek.

Sonuç olarak bu gerçekleri biz de kendimize yansıtmak zorundayız. Ülkemiz tarımsal alanda kadim geleneği ve tecrübesiyle tıpkı Hollanda gibi dikkat çeken atılımlar yapabilir. Yalnız klasik tarımda değil; modern besicilik, et ve süt ürünlerinde de rahatlıkla yarınların ufkunu yakalayabilecek donanıma sahibiz. Tüm girişimcilerin ve mevcut sanayicilerin bu sürece destek vermesi ve bazı buluşsal projeleri hayata geçirmesi gerekir. Türkiye’nin bugün ulaştığı düzey bunu gerektiriyor. Şunu da asla unutmayalım; küresel gelişmenin temelinde özel sektörün araştırma ve geliştirmeye ciddi fon ayırması ve geleceğe yatırım yapması toplumsal kalkınmada en önemli etkenlerden biri.

NUR DEMİROK



Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu