Haberler

Tek Doğal Kaynak Rüzgar Enerjisi

Rüzgârın sesi

GEÇTİĞİMİZ 15 Haziran günü, Dünya Rüzgar Günü’ydü. Söz konusu gün. Avrupa’da rüzgar enerjisinin kullanımını teşvik eden, Brüksel merkezli bir kuruluş olan WindEurope ile Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi (GWEC-Global Wind Energy Council) tarafından ortaklaşa kararlaştırılan bir gün. Amaç, rüzgar enerjisinin başarısına dikkat çekmek, sürdürülebilir, yenilenebilir, temiz bir enerji kaynağı olarak rüzgar gücünü kullanmayı teşvik etmek. WindEurope’un 50 kadar ülkeden 500’ü aşkın üye şirketi bulunuyor.



Bir gün petrol, kömür, doğal gaz gibi fosil kaynaklı yakıtlar tükenecek. Nükleer enerjiye muhalefet her geçen yü artarken ve bazı ülkeler bu enerjiden vazgeçerken, doğanın rüzgar, güneş, gelgitler, hidroelektrik gibi enerjilerine kalacağız. Şimdiden doğal enerjileri geliştirmezsek ileride petrol ve kömürün boşluğunu doldurmakta zorlanabiliriz. Günümüzde ne yazık ki, dünya elektrik üretiminin yüzde 38’ini kömür karşılıyor. Doğal gazın yüzde 23’lük, nükleer enerjinin yüzde 10’luk payı var. İyi haber şu ki, petrolün payı yüzde 3’e geriledi. Bu durumda rüzgarın yüzde 4’lük payı, petrolü arka plana itmiş durumda.

MALİYETİ SÜREKLİ DÜŞÜYOR

Rüzgar enerjisi, istikrarlı bir enerji olmasa da, hidroelektrik santralleri rüzgar enerjisini tamamlayan tek doğal kaynak görünümünde. Rüzgar olmadığında hidroelektrik santraller kapasiteyi artırıyor. Olduğunda ise barajlar, arkalarındaki suyu rahatlıkla rezerv olarak tutabiliyor.

BusinessGreen olarak da bilinen ve iş dünyasının medyası gibi çalışan Incisivemedia’ya göre, rüzgar türbinlerinden elde edilen elektriğin birim maliyeti, geleneksel kaynaklardan elde edilen elektriğin maliyeti ile yaklaşık 20 yıl önce eşitlendi. Buna “elektrik şebekesi parite-si” (Grid Parity) deniyor. Bu maliyet, günümüze kadar rüzgar enerjisi lehine sürekli bir düşüş trendinde oldu. Bir örnek vermek gerekirse kilovat saatine, vergiler ve fonlar hariç 57 kuruş ödediğimiz elektriği tamamen rüzgar enerjisinden elde etseydik bize maliyeti 15 kuruş olacaktı.

Rakamlar ve gerçekler

• Rüzgar enerjisi, dünyanın en hızlı büyüyen enerji sektörlerinden biridir. Bir rüzgar türbini, rüzgarın kinetik enerjisini mekanik enerjiye, daha sonra da jeneratörlerle elektrik enerjisine çevirir. Günümüzde 1 kilovatlık rüzgar enerjisinin maliyeti, 2 cent’in altındadır.

• Bu enerji ilk olarak yel değirmenlerinde görüldü. MÖ 200 yıllarında Persia’da (bugünkü İran] rüzgar enerjisi, tarlalara su akıtmakta ve tahıldan un yapmakta kullanıldı. Görünümleri farklı olmakla birlikte İran’daki bu yel değirmenleri hala çalışıyor ama kullanılmıyor (Resmi olarak koruma altındalar).

• İlk otomatik rüzgar türbini 1888’de, Amerikalı mühendis, mucit, girişimci Charles Francis Brush tarafından yapıldı. Ahşap pervanesi 144 adet kanattan oluşuyordu ve çapları 17 metreydi. Devasa boyutlarına rağmen sadece 12 kilovat enerji üretiyordu. Ama 20 yıl boyunca çalıştı (Edison, elektrik ampulünün patentini 1879’da almıştı).

• Rüzgar enerjisinin kullanımı son on yılda yüzde 25 artmış olmakla birlikte, hala dünya genelindeki payı yüzde 4’ten fazla değil. Fosil yakıtlara en iyi alternatif. En çok kullanıldığı kıta, Avrupa.

• Günümüzün modern rüzgar türbinlerini, direğe asılı bir pervaneden ibaret görmeyin. Türbin yapmak, yerine nakletmek, kurmak, evlere ulaştırmak ve bakımlarını yapmak, yüksek teknoloji bilgisi gerektirir. Bir türbin, sekiz binden fazla parçadan oluşur.

• Türbinin direklerinin yüksekliği, 60 metre civarındadır. Genelde üç adet olan pervane kanatlan da 40 metre uzunluktadır. “Bu yüksekliğe ne gerek var?” demeyin. Rüzgar, yukarılarda daha güçlü esiyor. Dönen kanatların ucundaki hız da, saatte 320 km’yi bulabiliyor.

• Rüzgar enerjisi, en temiz enerjidir. Minimum kirliliğe neden olur. İşletme maliyetleri düşüktür. Günümüzde seri üretim ve teknolojideki gelişmeler, rüzgar türbinlerini hiç olmadığı kadar ucuzlattı (Hükümetler de mali destek sunuyor).




• Türbinlerin üç sakıncasından biri, uğultu yapmasıdır. Bu ses, çevrede oturanları rahatsız edebilir. Fakat sizin arsanıza dikilmişlerse, kira alabiliyorsunuz. İkincisi çevrede uçan kuşların ölümüne sebep olması. Türbin, kuşların göç yollarına kurulmuşsa telef olan kuş sayısı daha da artıyor. Fakat otomobiller, enerji hatları, gökdelenler ve diğer yüksek binalara çarpıp ölen kuş sayısı çok daha fazla. Üçüncü sakıncayı söylemeye gerek yok. Rüzgar esmezse enerji de olmaz.

• Rüzgarlı bir yerde yaşıyorsanız, beş metre uzunluğunda elips şeklindeki bir türbinle, evinizin bütün enerji ihtiyacını karşılayabilirsiniz. 1 megavat elektrik üretim kapasitesi olan bir türbin, 250 eve bol bol elektrik sağlar. Üstelik yılda 2 bin 600 tonluk karbondioksit gazının atmosfere karışmasını önlemiş olur.

• Almanya ve İspanya, rüzgar enerjisi kapasitesi en yüksek iki ülkedir. ABD ve Çin de bu ülkelere hızla yaklaşıyor. 2050 yılında bütün dünyanın enerji ihtiyacının en az üçte biri, rüzgar enerjisinden gelecek.

• 2019’da rüzgar enerjisine küresel olarak 64 milyar dolardan fazla yatırım yapıldı. Türbinlerin üretim kapasitesi de hızla artıyor. Günümüzün türbinleri, 1990’lardaki türbinlerden 15 kat daha fazla elektrik üretiyor.

• Rüzgar türbini, su tüketmeyen tek enerji üretim tesisi. Hidroelektrik santralleri saymazsanız, kömür, petrol, nükleer yakıt, güneş enerjisi kullanan bütün santraller su tüketiyor. 2030 yılında sadece ABD’de rüzgar enerjisi sayesinde 30 trilyon litre su tasarruf edileceği tahmin ediliyor.

• Rüzgar türbinlerinden oluşan çiftlikleri, deniz kıyısından uzaklara kurmak daha avantajlı. Rüzgar, denizlerin üzerinde daha istikrarlı ve daha güçlü esiyor. Ama kuruluş ve bakım maliyetleri yüksek. Bu alanda öncü ülkeler, İngiltere, Danimarka, İspanya, Almanya, İrlanda ve Portekiz (Elektrik tüketiminde rüzgarın payı Danimarka’da yüzde 47, Portekiz’de yüzde 30, İrlanda’da yüzde 29, Almanya’da yüzde 26, İspanya’da yüzde 22, İngiltere’de yüzde 18).

• Avrupa Birliği içinde yapılan anketlerde halkın yüzde 74’ünün rüzgar enerjisinden yana olduğu anlaşılıyor. Yüzde 24’ü ise karşı. Geri kalan, kararsız. Almanya’da taraftarların oranı yüzde 80’i geçiyor. Almanya, aynı zamanda bireysel olarak evlerde en çok küçük çaplı rüzgar tür bini kullanılan ülke.

• Dünyanın en yüksek rüzgar türbini, ABD’nin Havvaii eyaletinde. 40 katlı bina yüksekliğinde. Pervanesinin kanatları ise bir futbol sahası genişliğinde (90 metre). Çok sayıda türbinden oluşmuş rüzgar enerjisi çiftliklerinin en büyüğü ise Çin’de. Gansu Rüzgar Çiftliği’nin üretimi, tam kapasite çalıştığında, 20 gigavat. Günde 2 kilovat tüketildiği varsayıldığında 10 milyon evin ihtiyacı kadar.

• Rüzgar ne kadar güçlü eserse enerji üretimi de o kadar yüksek olur. Acaba öyle mi? Kısmen doğru. Mühendisler rüzgarın, kanatları belli bir hızın üzerinde döndürmesine izin vermez. Aksi halde pervane kontrolden çıkar ve kendi kendini imha eder.

• Piyasa gözlemcileri, bu yıl dünya genelinde bir milyon 200 bin kişinin, rüzgar enerjisi sektöründe çalışacağını tahmin etmişti. Ama koronavirüs her şeyi altüst etti.

Alev Rigel



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu