Anasayfa / Ekonomi-Finans / Türkiye Sermaye Piyasaları ve Ekonomi

Türkiye Sermaye Piyasaları ve Ekonomi



2017 sermaye piyasaları açısından olumlu bir yıl oldu. Bir süredir durgun olan halka arzlar tekrar canlandı. 2018’e ilişkin beklentiler de pozitif. Nitekim yılın ilk üç ayında 3 milyar TL’lik halka arz gerçekleştirildi…

2017 yılında, IMF tahminlerine göre global ekonomi yüzde 3.7, gelişmekte olan ülkeler ise yüzde 4.7 oranında büyürken Türkiye ekonomisi yüzde 7.4’lük büyüme kaydetti. Bu 2013 yılından beri kaydettiğimiz en yüksek oran. Dünya yatırım arenasında yüksek büyüme oranımızla yine dikkat çekmeye başladık.

2017 yılı sermaye piyasaları açısından olumlu bir yıl oldu. BIST-100 endeksi 2017 yılında yüzde 48 yükselerek yılı 115.000 seviyesinden kapattı. Endeksteki yükselişin etkisiyle borsanın piyasa değeri yüzde 42 artarak 873 milyar TL olurken, pay senedi işlem hacmi bir önceki yıla göre yüzde 45 artarak 1.5 trilyon TL civarında gerçekleşti.

HALKA ARZLAR SEVİNDİRİYOR

Bir süredir durgun olan halka arzlar da tekrar canlandı. 2017 yılında üç halka arzda 1.3 milyar TL hasılat elde edildi. Piyasa aktörleri olumlu havanın 2018 yılında da devam ettiğini belirtiyor. Nitekim yılın ilk üç ayında 3 milyar TL’lik halka arz hasılatı gerçekleştirildi. Bu performansın borsa üyelerinin mali tablolarına da yansıdığı dikkat çekiyor. Henüz kesinleşmemiş sonuçlara göre, aracı kurumların toplam karı 2017 yılında yüzde 65 artarak 800 milyon TL, portföy yönetimi şirketlerininki ise yüzde 50 artarak 165 milyon TL oldu.

Son 15 yılda sermaye piyasalarımızda, makroeko-nomik gelişmelere paralel olarak önemli adımlar atıldı. Bu ortamda pek çok yeni ürün sermaye piyasamıza katıldı. Bilhassa geçmişte olumsuz makro-ekonomik koşullar ve yüksek vergi oranları dolayısıyla piyasası kaybolan özel sektör borçlanma aracı ihraçlarına tekrar başlanabilmesiyle şirketler sermaye piyasası aracılığıyla daha fazla finansman sağlama imkânına kavuştu. Ayrıca bireysel emeklilik sisteminin büyümesiyle kurumsal yatırımcı tabanı da genişledi.

“HEDEF LİKİT VE DERİN PİYASALAR”

Nitekim Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkam Himmet Karadağ, baz etkisinin azalması ile 2018 ilk çeyrekte büyümenin biraz daha sta-bil bir yapıya dönmesini bekliyor. Ocak ve Şubat aylarına ilişkin öncü verilerin, ekonomik aktivitenin 2018’in ilk çeyreğinde de güçlü seyrettiğini gösterdiğini belirterek “İlk çeyrek GSYH büyümesinin, uzun vade ile uyuşan bir kompozisyon ile 2017 son çeyreğine göre bir miktar daha soğumasını bekliyoruz. Bütün değişkenler göz önüne alındığında coğrafyamızdaki politik riskler, azalan küresel risk iştahı gibi etmenler ile uzun vade hedefimiz olan yüzde 5 civarında bir büyümeyi 2018 yılında yakalayacağımızı tahmin ediyoruz” diyor.

2017’nin borsamızda rekorların yaşandığı bir yıl olduğunu hatırlatan Karadağ, hedeflerinin bu tabloyu daha da iyi hale getirerek, sürdürülebilir kılarak, güçlü sermaye piyasaları için yerli ve yabancı yatırımcılar açısından kolay erişilebilir, likit ve derin piyasalar sunmak olduğunu söylüyor.

“Hedefimiz Türkiye Cum-huriyeti’nin 100. yılını kutlayacağımız 2023’te İstanbul’un uluslararası bir finans merkezi haline geldiği ve sermaye piyasalarının ağırlığının bankacılık kadar önem kazandığı bir finans sektörüne sahip olmak” diyen Karadağ şu yorumu yapıyor:

“Borsamızın 2023 yol haritası çerçevesinde hazırladığımız stratejik planını, ana işlerdeki rekabet gücünü artırma ve ‘yatırımcıları ve fikirleri bir araya getiren, lider entegre platform olma’ vizyonu doğrultusunda oluşturduk. Bu vizyon çerçevesinde yatırımcı için kolay erişilebilir, likit ve derin piyasalar sunmayı odağımızda tutacağız. Yatırımcılar için istikrar ve güven oluşturan etkin bir platform yaratmak, İslami finans ürünlerini de kapsayan uluslararası bir iş yapısı oluşturmak, dijital dönüşüm ve inovasyona öncülük etmek ve ekonomik büyümeyi desteklemek olarak özetlediğimiz misyonumuza yönelik çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız” diyor. Karadağ, Türkiye’de bankacılık sektörünün ekonomik büyüklüğe oranının yüzde 105 seviyesinde bulunduğunu ancak sermaye piyasalarımızın ekonomik büyüklüğe oranına bakıldığında yüzde 28 seviyesinde kaldığının da altını çiziyor. Bu oranın en gelişmiş ilk 10 ekonomide yüzde 100’ün üzerinde olduğunu hatırlatarak, bu anlamda sermaye piyasalarında çok önemli bir gelişme potansiyeli olduğunu söylüyor.

Ali Fuat TAŞKESENOĞLU / SPK Başkanı
“Sermaye piyasası akla gelen ilk yatırım alanı olmalı”

Türkiye ekonomisi 2017 yılında gayet olumlu bir performans gösterdi. Beklentilere uygun olarak yüzde 7.4 oranında büyüdü. OECD ülkeleri içinde İrlanda’dan sonra en yüksek büyüme kaydeden ülke olduk. Kaydedilen gelişmeler ışığında birçok uluslararası kuruluş Türkiye için önümüzdeki yıla ilişkin büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. IMF’nin son yayımladığı “Küresel Beklentiler ve Politikalar” adlı raporunda Türkiye’nin 2018 için daha önce yüzde 4.3 olan büyüme tahmini yüzde 4.4’e yükseltildi. Uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs da Türkiye’nin yüzde 7.4’lük 2017 büyümesinin dikkate değer seviyede yüksek olduğunu vurgulayarak 2018 büyüme tahminini yüzde 4 olarak açıkladı. TCMB tarafından yayımlanan 2018 yılı beklenti anketinde de 2018 büyüme beklentisi, bir önceki anket dönemine göre artarak Nisan ayında yüzde 4.7’ye yükseldi. Her ne kadar büyük ölçüde iç tüketimin desteklediği bir büyüme yaşasak da, ihracatın büyümedeki payı da küçümsenmeyecek bir düzeyde oldu. KGF’nin etkin kullanımı ve sağlanan diğer teşviklerin de 2017’deki güçlü performans üzerinde olumlu etkisi oldu.

2018 ve sonrası dönemde yüksek ama daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme trendine sahip olmak gerekiyor. 2018 için yüzde 4.5-5.0 bandında bir büyüme rakamını gerçekleştirebilecek kapasiteye sahibiz. Sermaye piyasalarımız, hem tasarrufların artması, hem de bu kaynakların ülke kalkınması için etkin bir şekilde ekonomiye kazandırılmasında önümüzdeki dönemde daha da artan bir öneme sahip olacak. Piyasaların hem arz, hem de talep yönlü güçlendirilmesi bizim öncelikli hedefimiz. Global olarak faizlerin yükseldiği, bankacılık kesiminin finansman kaynaklarının sınırlandığı bu ortamda, şirketlerimiz daha çok sermaye piyasaları aracılığıyla kaynak temin edeceklerdir.

Şirketlerimizin özellikle halka arzlarda sermaye artırımı yoluyla kaynak teminine gitmelerini bekliyoruz ve bunu destekleyeceğiz. Gözetim kapasitemizi güçlendirmek, piyasada güveni sarsıcı eylemlerle etkin bir şekilde mücadele etmek, yaptırım gücümüzü caydırıcı bir şekilde kullanmak öncelik verdiğimiz konular arasında. Şirketlerimiz için temel finansman kaynağı, yatırımcılarımız için de tasarruflarını değerlendirmek için akıllarına gelen ilk yatırım alanı olacak bir sermaye piyasası inşa etmeyi hedefliyoruz.

Himmet KARADAĞ / Borsa İstanbul A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
“Önceliğimiz ülke ekonomisine katkı sağlamak”




Ekonomik büyümeyi sürdürülebilir kılmak ve 2023 vizyonunu gerçekleştirmek için sermaye piyasalarına ve borsamıza önemli görevler düşüyor. Örneğin, sermaye piyasalarının gayri safi yurtiçi hasıla içindeki payı yüzde 28 düzeyinde; bu oranı artırmamız gerekiyor. Dünya finans sektörünün saygın kurumlarıyla stratejik iş birlikleri kurarak İstanbul’a yakışır çeşitlilikte finansal ürün yelpazesini ülkemize ve uluslararası sermaye piyasalarına kazandırmak üzere önemli adımlar atıyoruz.

Sermaye piyasalarımızı geliştirerek ve kapsayıcılığım artırarak ülke ekonomisine katkı sağlamak başlıca sorumluluklarımız arasında. Şirketlerin sürdürülebilir ölçekte ve kurumsallıkta olmaları halka arzların uzun vadeli başarısının gerek şartıdır. Bizler de bu şirketlerimizin halka arzında kolaylık sağlamak amacıyla kotasyon şartlarında istisnalar getirdik. Böylelikle sürdürülebilir ölçekteki şirketlerin sermaye piyas’alarının sunduğu imkanlara erişmelerini ve öz sermayelerini tekrar güçlendirmelerini hedefliyoruz. Sermaye piyasalarına olan iç talebi ve finansal okuryazarlığı artırmak üzere yeni projeler üzerinde çalışıyoruz.

Aynı zamanda kurumsal yönetişim alanındaki en iyi uluslararası örnekleri uygulamak, sürdürülebilirlik konusunda uluslararası alanda örnek olacak girişimlerde bulunmak ve Borsa İstanbul’a kote şirketlerde bu konuda farkındalık oluşturmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu senenin Mayıs-Haziran döneminde BISTECH dönüşümünü tamamlayarak piyasaların, uygulama ve izleme sistemlerinin entegrasyonunu sağlamak ve sahip olduğumuz dünya standartlarında teknolojik altyapıyı geliştirerek teknoloji ve kurumsal çözümler odaklı satılabilir ürün ve hizmet portföyü oluşturmak da hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Geliştirdiğimiz İslami finans ürünlerinden biri olan gayrimenkul sertifikalarının yaygınlaşması sektörün likiditesinin artmasına, kentsel dönüşüm projelerinin hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirilmesine ve hak sahipleri arasındaki ihtilaflarının azalmasına katkı sağlayacak. Sermaye piyasalarımıza yeni bir soluk getirecek olan bir diğer ürün olan, kamu özel sektör ortaklığı projelerinin gelirlerine dayalı sertifikalar sayesinde enerji, ulaşım, altyapı, gayrimenkul, bilişim teknolojileri, savunma sanayi gibi alanlardaki büyük projelerin halkımız tarafından finanse edileceği, gelirlerin de yine halkımızca paylaşılacağı yeni modeller geliştiriyoruz. Böylelikle ülkemizin kalkınmasında büyük rol oynayacak uzun vadeli projelerin bankacılık sisteminde kısa vadeli mevduatlar ile fonlanmasının yarattığı vade uyumsuzluğunun çözümlenmesinin sağlanabileceğini düşünüyoruz.

Finans teknolojisinde son zamanlarda hızlı gelişmeler yaşanıyor. Önümüzdeki uzun vadede finansal teknoloji alanında şu an tahmin bile edemeyeceğimiz yenilikler olacaktır. Bu teknolojik dönüşüme ayak uydurabilen borsalar gelecekte sektörde rekabet avantajı yakalayabilecekler.

Proaktif olarak bu yeniliklere ayak uydurmak hatta yenilikleri üreten konumuna gelmemiz gerekiyor. Borsa İstanbul bu yarışta geride kalmamak için finans teknolojisine yönelik yatırımlarına ağırlık vermesinin yanı sıra, kaynaklarını kullanırken bu hususu dikkatle değerlendiriyor. Ayrıca kurduğumuz ve yakında faaliyete geçecek olan Finans Teknopark’ta özellikle finans sektörüne yönelik yazılım geliştiren şirketlere öncelik tanıyarak, ülkemizin bu alandaki rekabet gücünü artırmayı amaçlıyoruz.

İlhami KOÇ / Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Başkan
“Hedefimiz, bir ipotek finansmanı kuruluşunu hayata geçirmek”

2017 yılında öz kaynak finansmanı yoluyla 7 milyar TL, borçlanma araçları yoluyla 130 milyar TL olmak üzere, girişimcilere 140 milyar TL’ye yakın kaynağın aktarılmasına aracılık ettik. Bu, önceki yıla göre yarı yarıya bir artış anlamına geliyor. Portföy yönetimi tarafında, bireysel emeklilik sisteminin, özellikle otomatik katılımın hızlandırmasıyla, portföy yönetim şirketlerince yönetilen toplam varlıklar yine önceki yıla göre yüzde 30 artarak 160 milyar TL’ye ulaştı.

2019-2023 dönemini kapsayan 11. Kalkınma Planı çerçevesinde birliğimizin raportörlüğünü üstlendiği Finansal Hizmetlerin Geliştirilmesi Özel İhtisas Komisyonu raporunun hazırlanması sürecinde, kamu ve özel sektör temsilcileri ile akademisyenler ülkemizin ekonomik gelişmesine paralel olarak mevduat/kredi ağırlıklı finansal yapının, sermaye piyasası lehine denge sağlayacak şekilde dönüştürülmesi gerektiği konusunda hemfikir oldu.

Türkiye’de daha büyük ve daha güçlü sermaye piyasasına ulaşılması için, yurtiçi tasarrufların artması, sermaye piyasasında aracılık faaliyeti yürüten kurumların ihtiyaç duyulan finansal ürünleri sunuyor olması gerekiyor. Son yıllarda yükselen kredi/mevduat oranının bankaların kredi verme olanağını baskıladığı ortamda, bankaların borçlanma aracı ihraçlarına yöneldiği görülüyor. Tahvil ihraçlarının dışında, bankaların menkul kıymetleştirmeden yararlanarak sermaye piyasası aracılığıyla da kaynak yaratması mümkün. Reel sektörün finansmanına daha fazla kaynak ayrılabilmesini teminen menkul kıymetleştirme faaliyetlerinin geliştirilmesi için birliğimiz, menkul kıymetleştirme konusunda özelleşmiş bir ipotek finansmanı kuruluşunun kurulmasına yönelik girişimlerde bulunuyor. Hedefimiz, tüm finansal sektörü temsil edecek şekilde, finans sektöründeki diğer öz düzenleyici meslek örgütlerinin ortaklığında bir ipotek finansmanı kuruluşunu hayata geçirmek. 2023 yılına kadar bu kuruluşu hayata geçirerek ekonomimizin finansmanına daha fazla katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

Sektörümüzün hak ettiği boyuta ulaşmasına destek olacak bir diğer girişim de İstanbul Finans Merkezi projesi. Yasal altyapımız, uluslararası standartlardaki teknik altyapımız ve gerekse yetişmiş insan kaynağımızla 2023 yılında bölgesel bir finans merkezi olma yolunda önemli aşama kaydetmiş olacağımızı umuyorum. 2050 yılında, ülkemizin ekonomi ve sosyal refah açısından dünyanın ilk 10’u içerisine gireceğine inanıyorum. Böyle güçlü bir Türkiye’yi, dijital devrimin öncü ülkelerinden biri haline gelmiş uluslararası bir finans merkezi olarak hayal ediyorum.

Birlik olarak bu hayalden yola çıkarak bu sene üçüncüsünü düzenleyeceğimiz “Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi”ni “Gelecek” temasıyla gerçekleştirecek olmanın heyecanını yaşıyoruz. Fütüristik bir bakış açısıyla düzenlenecek ve 13-14 Kasım 2018 tarihlerinde yapılacak kongre kapsamında, uluslararası alanda ve Türkiye’den konularında en yetkin kişiler yatırımcı ve yatırımcı adaylarıyla buluşturacak. Kongre kapsamında sektörümüzde önemli değişiklikler yaratan dyital para, yeni finansal mimari, blockchain, fintech gibi başlıklara özel paneller düzenlenecek.

Ayşen ESEN / İstanbul Altın Rafinerisi CEO’su
”Türkiye’nin ilk ve tek lisanslı geri kazanım tesisini kurduk”

Ülke ekonomisindeki büyüme, İstanbul Altın Rafinerisi olarak şirketimize de yansıdı. Ancak bizim önemsediğimiz büyüme daha çok dış pazardaki büyüme ve ihracat hedefli. Geçtiğimiz yıl maalesef dünya finansal piyasalarında yaşanan volatilite, jeopolitik gelişmelerin etkisi sonucu ihracat istediğimiz seviyede gerçekleşmedi.

Rakam 500 milyon dolar mertebesinde kaldı. Bir önceki yıl 1.3 milyar dolardı. Bu kapsamda 2018 yılında ihracata ağırlık verdik. İlk üç ay 350 milyon dolar mertebesinde bir ihracat yakaladık. 2018 hedefimiz ihracatta milyar dolar mertebesine ulaşmak.

Genel olarak finansal piyasalar konusunda en önem verdiğimiz konuların başında her zaman olduğu gibi yastık altındaki altını çıkarma projeleri geliyor. Merkez Bankası, Borsa, Hazine veya ilgili devlet mercileri ile konuyu derinleştirmeye çalışıyoruz. Bunun yanı sıra döviz piyasaları düzenlemeleri, Merkez Bankası munzam karşılıkları, türev piyasalar ile ilgili yapılan düzenlemeler, altının EFT’si, ons transferi gibi konular genel olarak sermaye piyasalarında sektörümüzün önünü açacak çalışmalar arasında yer alıyor.

İstanbul Altın Rafinerisi olarak üretim teknolojisine yatırımlar yaparak global pazardan daha fazla pay almak için çalışıyoruz. İthalatın azalması, ihracatın artması için kaynak artırımı konusunda yeni projeler geliştiriyoruz. Bunların en başında da elektronik atıktan geri dönüşüm sağlama projemiz geliyor. Bu konuda Türkiye’de kurulan ilk ve tek lisanslı geri kazanım tesisini kurmuş bulunuyoruz. Önümüzdeki yıllarda hedefimiz sadece Türkiye’ye değil, tüm dünyaya bu konuda hizmet vermek ve dünyada zaten sayılı olan bu tesisler arasında önemli pay sahibi olmak. Türkiye’nin altın ve değerli metal konusunda bir “merkez” haline gelmesi de hayal olmanın ötesinde hedefimizdir.

İDİL TARAKLI





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir