Anasayfa / Makaleler / Türkiye ve Brezilyaya İkiz Ülke Yakıştırması ve İmaj

Türkiye ve Brezilyaya İkiz Ülke Yakıştırması ve İmaj




KÜRESEL ALGI VE İMAJ

turkiye birezilyaBrezilya deyince dahası da var imaj konusunun. Herkes biliyor ki futbolla ilgili Türk insanı ‘Didi’, ‘Pele’, ‘Ronaldo’, ‘Roberto Carlos’, ‘Garrincha’ ismini orijinal vurgusuyla telaffuz eder; ‘Jairzinho’, ‘Zico’ dedikten sonra ‘Ronaldinho’, ‘Romario’dan çıkar! Hem de cümlesinin ceddini sayarak.

Peki, kime yarıyor bu? Yanıtı belli: Adı geçen yıldızlar Brezilya’nın bizzat kendisidir ve her olağanüstü şey Brezilya’ya yazar.

Hadi Türk erkeği duymasın, şu baştan çıkarıcı sambayı geçelim bir kalem. Kakao, şeker kamışı, amazon ormanları filan deyince bizde ortaokul çocukları bile artık şunu biliyor: “Brezilya, yalnız endüstrisi ve endüstriyel tarım ürünleriyle değil, dünyanın en büyük demir rezerviyle de ünlüdür.”

Bu satırları Brezilyanın imaj konusundaki hassasiyetini parlatmak için yazmadım. Amacım o ki Cumhuriyetin 90’ıncı yılında bizim ülkenin imajı dünyada acaba nasıl algılanıyor? Salt politik ya da ekonomik açıdan değil, küresel algı açısından?

Karmaşık makine akşamı, kompleks yazılımlar, yeni nesil motorlar, ağır hizmet lokomotifleri, ultra-smıftan jet uçakları, yetkin bilim adamları ve onlarca endüstriyel tarım ürünü mü? Tabii ki değil. Brezilya bunları kendi imajına çoktan dâhil etti de, yüksek kalite garantisiyle dünyaya ihraç ediyor şimdi.

ÜRÜNLER, MARKALAR VE KİŞİLER

Diyeceksiniz ki imaj söz konusu olunca niçin sadece Brezilya’dan söz ediyorsun? Evet, şunun için ki bizim yerli ekonomistlerin çoğu nedense iki ülkeyi ikiz kardeşmiş gibi gösteriyor yıllardır. Türkiye’den 11 kat büyük toprağı, iki katından fazla olan nüfusu açısından değil. Sosyal gelişmişlik, kişi başına gelir, ortalama büyüme hızı, enflasyon ve cari açık gibi göstergeler açısından…

îkiz ülke olmanın bence şu imaj meselesiyle pek ilintisi yok. Fakat yakın tarih açısından benzerlik olduğunu iddia edenler de yok değil. Atatürk ve de Vargas 1920’lerde ortaya çıkıp ülkelerine çağ atlatmasalardı bu benzerlik iddiası iyice havada kalacaktı. ‘İkiz ülke’ yakıştırması galiba biraz da bu yüzden…

‘Vargas’ kim derseniz onu da söyleyeyim: Getulio Vargas Brezilya’da 1930’larda iktidarı ele alıp, büyük toprak sahiplerine karşı mücadelesiyle ünlenen, kadınlara oy hakkı tanıyan, 1954’de yoksulluğu yok etme aşamasındayken askeri darbeyle koltuğunu kaybedip intihar etmek zorunda kalmış efsane bir başkan. Bir bakıma bizim politik yorumumuzla ‘Brezilya’nın Menderes’i…

Sadede geliyorum: Pozitif anlamda Brezilya’nın neyi, Türkiye’nin nesi var? İster Brezilya olsun, ister bir başka ülke, adını kitlelere duyurmanın yolu önce ülkeyi tüm değerleriyle pazarlamaktan geçiyor.

Pazarlamadaki oyuncular evrensel olmak zorunda.

Bunu kurgulayanlar ise sanıldığı gibi politikacılar değil ülkeyle bütünleşen simgeler. Tarım ve endüstri ürünlerinden kültür ve bilim insanlarına kadar hemen her şey. Ve tabii tüm insanlık için buluş ve icatlar…



Ülke imajı kavramı son dünya savaşından sonra iyice önem kazandı. Başta ABD, Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkeler kendi sanatçılarını ve bilim adamlarını ‘evrensel canlı mesaj’ haline getirdiler. Çağdaş demokrasi kuramcıları da bu propagandayı destekledi.

Saymakla bitmeyecek ünlü isim, doğdukları ülkenin değerleri olarak değil, birer ortak kimlik şeklinde takdim edildi dünya kamuoyuna. Başta felsefe ve edebiyat olmak üzere güzel sanatların her dalında yetişen binlerce kişiyi son zamanlarda küresel girişimciler ve büyük işadamları izledi.

ÜRÜNLERİ DE KİŞİLERİ DE ÖZELLEŞTİRİN

Sakince durup bir düşünelim: Almanya büyük savaştan sonra tamamen yıkılıp yok olmuşken nasıl ayağa kalktı? Bugün yeniden dünyanın en büyük

ekonomilerinden biri durumuna nasıl geldi? Bir başka örnek: Rusya planlı kalkınmanın mirasıyla mı eski gücüne kavuştu; yoksa doğal kaynaklarının zenginliğiyle mi?

Kan kaybettiğini sandığımız Avrupa Birliği ülkeleri neden hâlâ böylesine güçlü? Ekonomik mirasla mı? Japonya, Çin ve Hindistan’ı nüfuslarının yüksekliği mi güçlü kılıyor yoksa teknolojik başarıları mı? Ve bir başka gerçek: ABD bugün neden hâlâ dünyada lider ülke konumunda?

Ülkeleri geniş anlamda güçlü kılan yalnız siyaset ve zenginlik değil.

Onların arkasında bir başka güç daha var bugün: Ülkeye nispet edilen ekonomik değerlerin yanı sıra modern kültürün yarattığı insanların evrenselliği…

Siz önünüze bir ‘T Cetveli’ açın. Bir tarafa Türkiye diğer tarafa Batı liginden bir ülkenin adını yazın. Sonra ürün, mal, endüstri, inovasyon, yazar, şair, edebiyatçı, müzisyen, besteci gibi başka ulusların rahatça tanıdığı değerleri sıralayın. Evrensel imaj adına acaba kimin neyi var?

Örneğin sıradan bir Amerikalı haritada Macaristan’ın yerini gösteremiyor ama Franz Liszt’in kim olduğunu biliyor. Kişilerden vazgeçtik; en azından raflarda gördüğümüz sıradan ‘Macar salamı bile Macaristan’a yetiyor. Yahudilerin ise Einstein’la övünmesi boşuna değil. Einstein, sadece bir Yahudi olduğu için değil, evrensel olduğu için dünyanın sahip çıktığı bir imaj.

Evrensel imaj süreci, politik fetişlerin ve diktatörlüklerin sonunu getirdi. Pozitif imaj esas… Bugün çoğu ülkede Hitler, Mussolini, Stalin, Franco, Pinochet gibi negatif isimlerden çok daha fazla, edebiyatçı, besteci, filozof, bilim adamı tanınıyor. Ülkeler kendileriyle anılacak ürünleri, buluşları, endüstrileri ve bilimsel araştırmaları özelleştirilmiş milli etiketlerle dünyaya sunuyor, ideolojik, politik, askeri fetişlerin yok olduğu bir çağda yaşadığımıza göre şu soruyu sormanın zamanı: “Siz insanlığın ortak geleceğine kimi, neyi ya da hangi markayı armağan ettiniz?” Bu basit soru ‘para fetişizmi’ ve ‘ideoloji fetişizmi’ni tamamen yok etmiyor ama ülke imajlarının yalnız politikacılardan ibaret olmadığını da gösteriyor.

En güncel örneklerden biri Rusya’dan: Bugünün Rusya’sını ‘Rusya’ yapan geçmişin ve günümüzün politikacıları değil; Tolstoy, Dostoyevski, Gogol, Puşkin, Gorki, Çehov, Çaykovski, Korsakov, Borodin gibi yüzlerce evrensel isimdir. Ve tabii ki Ruslara mal edilen onlarca tarımsal ürün, buluşsal değerler ve teknoloji…

Keşke biz de bu ülkenin kültürüne katkıda bulunmuş üstün yetenekli insanlarımızı, değerlerimizi, markalarımızı, ürünlerimizi evrensel platformlara taşımayı yeterince becerebilsek. Çünkü Türkiye evrensel platformlarda sadece fındık ve kayısıyla anılacak sıradan bir ülke değil artık.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir