Girişimcilik

Türkiye’nin Bal Üretiminde Attığı Adımlar ve Gelişmeler

Bal, propolis, polen üretiminde büyük iş fırsatları

“ARILAR yeryüzünden silinip giderse, insanoğlu yalnızca dört yıl yaşayabilir. Arılar olmazsa döllenme olmaz, hiçbir bitki, hiçbir hayvan, hiçbir insan olmaz” demiş ünlü bilim adamı Albert Einstein yıllar önce. Doğadaki canlılığın sürdürülmesindeki büyük rollerinin ötesinde arılar tarımsal üretim konusunda da çok önemli bir işleve sahip. Bitkilerin tozlaşma dönemlerinde döllenmesinde benzersiz bir role sahip olan arılar ürettikleri balla da büyük bir ekonomi oluşturuyor. Dünyada yaklaşık 90 milyon arı kovanında yıllık 1.8 milyon ton bal üretiliyor.



Türkiye bal üretimi konusunda dünyanın önde gelen ülkelerinden birisi. Son yıllarda bal üretiminin ve ihracatının artması için önemli adımlar atılıyor. Bal ormanlarının kurulması ve yaygınlaştırılması bu adımlardan en önemlisi. Bal hasadının başladığı bugünlerde Türkiye’nin bal üretimi konusunda attığı adımları ve gelişmeleri mercek altına aldık.

KONUMUMUZ BENZERSİZ

Ülkemiz zengin bitki örtüsü, iklim ve coğrafik özellikleri ile arıcılığa son derece elverişli bir bölge. Neredeyse her bölgede arıcılık geleneksel bir faaliyet olarak yapılmakta. Yaklaşık 12 bin çeşit bitki farklılığı ve coğrafyamıza has 4 bin endemik bitkinin zenginliği sayesinde arıcılık konusunda Türkiye çok önemli bir ülke. Dünya üzerinde ve ülkemizde tarım alanlarının giderek azalması ve şehirleşmenin artmasıyla insanların temel besin ihtiyaçlarının hammaddesinin üretim alanları giderek daralıyor. Bu nedenle özellikle bitkilerin tahrip olmaması ve bal arılarının bu bitkilerden faydalanarak yüksek verimin elde edilmesi açısından bal ormanı eylem projeleri büyük önem taşıyor. Bal ormanı girişimleri Orman Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştiriliyor. Orman Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre ülkemizde şu anda 61 bin 406 hektar alanda 484 adet bal ormanı bulunuyor. Bal ormanlarının kurulmasında öncelikli hedef, bal üretimini sağlamak ve bu sayede yöre halkına gelir oluşturmak olarak tanımlanıyor. Böylelikle bal üretiminin artmasıyla ülke ekonomisine katkı sağlanması hedefleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, ilk Bal Ormanı Eylem Planını 2013-2017 yıllarını kapsayan dönem için hazırlamıştı. Daha sonra 2018-2023 dönemi için Eylem Planı yenilendi. Bal ormanı faaliyeti Orman Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştiriliyor; talepler dikkate alınarak Orman Genel Müdürlüğü Orman Bölge Müdürlüklerince bal ormanı kuruluşu yapılıyor.

Bal üretimi

DÜNYADA İKİNCİ SIRADAYIZ

Ülkemiz bitki genetik zenginliğinin ötesinde bal arısı genetik zenginliği açısından da benzersiz. Dünya arı ırkla rının yüzde 22-23’ü Anadolu topraklarında yaşıyor. Ülkemizde çam, kestane, akasya, narenciye, ayçiçeği, ıhlamur ve yayla ballan gibi 17 çeşit bal üretiliyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye’nin 2018 bal üretimi 108 bin ton oldu. Ülkemizde ortalama kovan başı verim ise 13-14 kg düzeyinde. Dünya çam balı üretiminin yüzde 90’ı ülkemizde ve özellikle Muğla, Aydın ve Denizli yöresinde çam koşniline bağlı olarak gerçekleşiyor. Bal üretiminin yanında balmumu, polen, propolis, arı sütü, arı zehri gibi arı ürünleri üretimleri de yapılıyor.

Dünya bal üretiminde 2017 itibarıyla 551 bin ton ile Çin ilk sırada, 114 bin tonluk üretimi ile Türkiye ikinci, Arjantin ise 76 bin ton bal üretimi ile üçüncü sırada yer alıyor. Çin, toplam dünya bal üretiminin yüzde 29.6’lık kısmını karşılıyor. Kovan sayılarında ise yüzde 14’lük payı ile lider konumda olan Hindistan bal veriminin düşük olması nedeniyle bal üretiminde dünyada sekizinci sırada. AB ülkeleri ise yüzde 12.3’lük paya sahip.

Bal ormanları

TESCİLLİ ARİ IRKLAR

Ülkemiz, bal arısı gen çeşitliliği .bakımından da son derece «rengin; Kafkas (Caucasica), Trakya (Carnica), Anadolu,(AnatoIiaca) ve Güney ve Doğu Anadolu (Syriaca ve Meda) vb. ırk ve ekotiplerinin gen merkezi konumunda. Anadolu’da yaşam alanı bulunan Kafkas arısı sahip olduğu ırk özellikleri nedeniyle 2004’te tescil edildi; gen merkezi olarak Artvin ilinin tamamı Ardahan ve Kars ilinin belli bölgeleri izole bölge ilan edildi. Artvin Camili ve Ardahan Posof İlçeleri ise tam izole bölge olarak koruma altında. Ayrıca, Efe Arısı Ekotipi (Apis Mellifera Anatoliaca) ve Gökçeada Arısı Ekotipi (Apis Mellifera Anatoliaca) 2018’de tescil edildi.

Bakanlık, Arı Yetiştiricileri Birlikleri ve üniversite işbirliği ile yapılan ıslah çalışmalarında elde edilen Anadolu, Muğla ve Ege arısı, arıcıların kullanımına sunulmuş durumda. Farklı bölgelerde bulunan Yığılca, Trakya ve Batı Karadeniz arısı gibi diğer ari ırk ve ckotipleri ile ilgili ıslah çalışmaları ise devam ediyor.

“İLK 10 ARASINDA”

Yıllık üretimi yaklaşık 3 bin ton olan Anavarza Bal’ın üretim tesisi Adana Kozan’da. Tesis laboratuvar altyapısı ve üretim kapasitesi açısından dünyanın ilk 10 tesisi arasında yer aldığı iddiasında. Yüzde 15 pazar paylarının olduğunu söyleyen Anavarza Bal Genel Müdürü Can Sezen, “Ciro olarak bu yılı 70 milyon TL ile tamamlayacağız” diyor.

Ülkemizde genellikle gezici arıcılığın yapıldığını söyleyen Sezen, “Arıcılarımız mevsim ve iklim şartlarına göre ülkemizin birçok yöresini gezip bal hasadı yapıyor. Ülkemizde ilk hasat Çukurova bölgesinde narenciye çiçeği balı ile başlıyor son hasat ise Ekim-Kasım aylarında çam balı ile yapılıyor” diyor. Hasat edilen ürünlerin tesiste yapılan analizler sonrasında alım-larınm yapıldığım söyleyen Sezen, “Tesisimize gelen teneke balların tamamı tek tek analiz ediliyor. Bakanlık tarafından akredite olan Ari Gıda Laboratuvarımızda yaklaşık 70 analize bakarak şayet uygun ise alım yapıyoruz. Ayrıca ülkemizde ilk defa olmak üzere gelen tüm ürünler fiziksel ve kimyasal analizlerin dışında yeni kurmuş olduğumuz Anavarza Tat Kurulu tarafından lezzet testine tabii tutuluyor. Bu testleri geçemeyen ürünlerin alimim yapmıyoruz” diyor.

“YAN ÜRÜNLER GELİŞTİRİLMELİ”

Sezen, Türkiye’nin dünya bal pazarındaki konumunu ise şöyle değerlendiriyor: “TÜÎK rakamlarına göre 2018 üretimimiz yaklaşık 110 bin ton civarında. Dünyanın ikinci en büyük arıcılığına sahibiz ve dünyanın çam balı tüketiminin yaklaşık yüzde 90’ını karşılıyoruz. Ülkemizde yaklaşık 8 milyon civarında arı kolonimiz var ve 70 bin civarı arıcı ailesi faaliyet gösteriyor” diyor. Bu konumun daha da geliştirilmesi için iki çözüm önerilerinin bulunduğunu sözlerine ekleyen Sezen, “Birincisi ülke arıcılığımızın kovandan sadece bal almayıp diğer arı ürünlerini de alabiliyor olması gerekiyor. An sütü, polen, propolis ve arı zehri gibi yan ürünleri aldığında dünya ile daha rekabet edebilecek. Diğer ürünleri aldığında toplam geliri dc artmış olacak ve zenginleşebilecek. Bu şekliyle ülkemiz dünyada daha rekabet edebilir bir konuma gelecek. ikinci konu ise, Türkiye Arıcılar Birliği’nin yapmış olduğu kimliklendirme çâlışmalarmm genişletilmesi ile var olan endemik ballı bitkilerin farkındalık yaratılarak daha katma değerli ihracata yönlendirilmesi meselesi.

BİM’İN TEDARİKÇİLERİNDEN

14 ülkeye ihracat yapan Balansı Gıda yılda 2 bin 700 ton bal paketliyor. Süzme bal pazarında dördüncü sırada yer aldıklarını belirten Balansı Gıda A.Ş. Fabrika Müdürü. Gıda Mühendisi İlker Ural, “BIM markalarının ana tedarikçilerinden biriyiz. Sahada 3 bin civarı bal üretimi yapan arıcıyla çalışıyoruz. Arıcılara eğitim ve teknik destek veriyoruz. Hasat döneminin her safhasında sahadan gelen numuneler fabrika bal analiz laboratuvarında kontrol edilerek tekrar sahaya geri dönüş sağlanıyor. Uygun işaret edilen ürünler fabrikaya gelerek tekrar bir taklit tağşiş ve analiz sürecinden geçiriliyor. Sorun yoksa satın alma işlemi yapılıyor” diyor. Ülkemizin dünya bal üretim miktarında ikinci sırada yer aldığını söyleyen Ural, buna rağmen Türkiye’nin bal ihracatında ilk 15 içinde bile yer almadığı bilgisini vererek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Binlerce bitkiye ev sahipliği yapan eşsiz lezzetteki Anadolu balı hak ettiği yerin çok gerisinde. Bu duruma 2007’de Avrupa’ya gönderilen sahte ballar neden oldu. Bu olay doğrudan ülke imajını ve arıcıların maddi huzur ve refahını engelledi. O dönemde kaybolan itibar ve güven bugün yavaş yavaş yeniden oluşuyor. Alman önlemler Ticaret Bakanlığı nezdinde bal ihracatının risk esaslı ürün sınıfına alınmasıyla gerçekleşti. Şu an ciddi bir şekilde ihraç edilecek ürünler kontrol ve incelemelere tabii tutuluyor.”

Yıl içinde 4-5 kez hasat alan gezici arıcıların yaşadıkları sorunlara da değinen Ural, teneke fiyatları, mazot, tarımsal ilaç fiyatlarının bu meslek grubunu etkileyen ana sorunlar olduğu bilgisini paylaşıyor. Ural, 2019-2020 sezonunun ilk hasadının alındığını ve ürün kalite ve veriminin iyi olduğu bilgisini de veriyor.

“KOVANLAR DAİMA YÜKSEĞE”

Yıllık 70-100 ton arası organik bal üreten Eğriçayır Bal, üretimini Organik Tarım Yönetmeliği ve Avrupa Birliği Organik Tarım Yönetmeliği’ne göre yapıyor. 600’e yakın organik kovanlarının ve 25 sözleşmeli arıcılarının olduğunu söyleyen Şirket Müdürü Celal Çay, “Ecocert ve TURKGAP organik sertifikasyon firması her yıl haberli habersiz kovanlarımızı ve sözleşmeli arıcılarımızın kovanlarını denetliyor” diyor. Kovanlarını Şubat-Haziran ayları arasında Toros dağlarının eteklerinden başlayarak 2 bin 500 metre ^yüksekliğindeki Eğriçayır yaylasına kadar taşıdıklarını belirten Çay, kovanlarını üzerlerine bahar gelecek şekilde sürekli yükseğe taşıdıklarını ve bu taşımalarda bal sağımı yaptıklarını söylüyor. Dünyanın en iyi ballarının Türkiye’de üretildiğini söyleyen Çay, “Amerikalı bazı balcılar bile ballarını markette kolay satabilmek için Uzakdoğu’dan ithal ettikleri balları Turkish Honey: etiketi ile etiketliyor. Kanada’nın Montreal kentinde toplanan Dünya Arıcılık Kongresi’nde Türk balı dünyanın en iyi balı seçildi” diyor. Ülkemizde ve dünyada tağşişin sektörün en büyük sorunu olduğunu dile getiren Çay, “Mısır şurubundan üretilen yapay ballar sebebi ile bazı ülkelerde bal fiyatları sudan ucuzdur. Arının ürettiği gerçek balı, yapay ballardan ayıracak laboratuvar parametreleri keşfedilip pazar sıkı denetlenirse arıcının emeği korunur” diyor. Organik bal üreticilerinin piyasa konusunda iyimser olduklarını ifade eden Çay, ürettikleri her türden 70 ton balı satma konusunda hiçbir sıkıntılarının olmadığını tek korkularının küresel iklim değişikliği nedeniyle kar ve yağmurların az yağması ve nektar akım dönemlerinin rüzgarlı geçmesi olduğu bilgisini paylaşıyor.

SAHTECİLİĞİN CEZASI ARTMALI

Ülkemizde yıllık ortalama 100-150 bin ton arasında bal üretiminin olduğunu söyleyen Balköşkü sahibi İsmail Özden ise, her yıl beş altı ton perakende bal sattıklarını söylüyor. Kendi arıcıları ile çalıştıklarını söyleyen Özden, “Hem küresel hem de ulusal olarak tüm analiz süreçlerini gerçekleştirdikten sonra şifa kaynağı olarak dağıtıyoruz” diyor. Ülkemizde arıcılığın gezici olarak da yapıldığını söyleyen Özden, “Bu değerli ürünü üreten arıcıların konaklama sorunları bulunuyor. Bulunan bölgede arıcının korunması, ücretsiz konaklama imkanı sunulması lazım” diyor.




İstanbul’daki bal ormanları

İstanbul Arı Yetiştiricileri Birliği’nden alınan bilgilere göre, ilde bin 500’ün üzerinde bal üreticisi, yıllık 3 bin 500 ton bal ve arı ürünü üretiyor. İstanbul’daki bal ormanları şöyle sıralanıyor:

  • Şile-Ağva Kalemköy Bal Ormanı
  • Şile-Melen Çayı üzeri Bal Ormanı
  • Çatalca Bal Ormanı
  • Beykoz Bal Ormanı
  • Büyükbakkalköy Bal Ormanı
  • Binkılıç Bal Ormanı

Bal ormanı kriterleri

  • En az rüzgar tutan yer olmalı
  • Trafiğin yoğun olduğu bölgelerde yoldan en az 200 metre, stabilize ara yollardan ise en az 30 metre uzaklıkta yer almalı
  • İnsan ve hayvan hareketlerinden uzakta olmalı
  • Trafikten etkilenmeyecek alanlarda olmalı
  • Yakınında sürekli temiz su sağlayan bir kaynak bulunmalı
  • En az 20 hektar alan olmalı

Balmumcu adı nereden geliyor?

İstanbul’da bugünkü Balmumcu Mahallesi’nin bulunduğu yerde II. Mahmut döneminde [hükümdarlığı 1808-1839) aynı adla anılan hanedana ait bir çiftlik bulunuyordu. Bu çiftlik etrafında 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndaki (93 Harbi) yenilginin meydana getirdiği göç dalgasının İstanbul’daki etkisinin bir sonucu olarak bir göçmen mahallesi oluştu. 20’nci Yüzyıl başında Balmumcu Çiftliği’nin bir bölümünün iskana açılmasıyla Balmumcu Mahallesi oluşturuldu. Beşiktaş’ın mesirelerinden olan çiftlik, meyve bahçeleri ve çavuşüzümü bağlarıyla ünlüydü.

Reşat Ekrem Koçu’ya göre, çiftliğe Balmumcu Çiftliği adı verilmesinin nedeni, II. Mahmut döneminde sokak ve bahçelerin mumlarla aydınlatılmaya başlanmasından sonra, burada mum imalatı yapılmasıdır. Söylentilere göre, II. Mahmut çiftliği çok severmiş ve biraz ilerisindeki Zincirlikuyu Kasrı’na her geldiğinde uğramadan edemezmiş. II. Meşrutiyet’ten sonra Hazine-i Hassa malları Maliye Hazinesi’ne devredildi. II. Abdülhamid zamanında çiftlik Veliaht Mehmed Reşad Efendi’ye tahsis edilmişti. II. Meşrutiyet’te V. Mehmed (Reşad) tahta çıktıktan sonra Balmumcu Çiftliği’ni halka mesire yeri olarak açtırdı. Birinci Dünya Savaşı’na kadar süren dönemde, Balmumcu Çiftliği mesiresine gelen halka çiftliğin meyvelerinden ikram edildiği anlatılır.

Gezici arıcıların sorunu barınma

Sabit arıcılık kovanları hiç taşımadan aynı bölgede arıcılık yapma işine deniyor. Gezginci arıcılık ise kovanları nektar akımına göre mevsime bağlı olarak taşıyarak üretim yapma işi olarak tarif ediliyor. Çoğu bölgede sadece 20 günlük bir nektar akımı olduğu için bunun dışındaki zamanda kovanların taşınması gerekiyor. Türkiye’de genelde hobi amacıyla sabit arıcılık yapılıyor. Profesyonel arıcılar kovanlarını gezdirirken kovanlarının yanında barakalarda yaşıyor. Gezginci arıcıların en büyük sorunu kovanlarını taşıdıkları köylerde muhtarlar tarafından çoğu zaman yer kirası istenmesi. Oysa arılar doğadan nektar toplarken diğer tarım ürünlerinin verimini de artırıyor. Köylerine daha fazla arıcının gelmesini teşvik etme yerine zaman zaman kira ücretini çok fahiş isteyerek arıcıları bezdirmektedirler.

Can SEZEN / Anavarza Bal Genel Müdürü
Bal tanımında uluslararası kriterler baz alınmalı

Türkiye bal piyasasının çeşitli sorunları var. En başta bilgi kirliliği geliyor. Bu noktada tüketiciyi bilgilendirmek için en önemli soruyu cevaplandırmak istiyoruz. Birincisi, bir balın gerçek veya sahte olduğunu ne yazık ki tadına bakarak veya yakarak veya akışına bakarak anlamamız mümkün değil. Bir balın gerçek olduğunu ancak laboratuvar şartlarında analizlerini yaparak anlayabiliriz. İkinci yanlış bilgi konusu ise tanımlamalar. Kayseri balı, özel bal, dağ balı, yayla balı gibi tanımlamaların yanlış olduğunu düşünüyoruz. Tanımlama bitki kaynağına göre yapılmalı. Dünyada tanımlamalar bu şekilde yapılıyor. Narenciye balı, kestane balı gibi tanımlamalar doğru olan yani bitki kaynağına göre tanımlamalardır. Üçüncü sorun ise sektörde kayıt dışı, markasız, açıkta ürünlerin satılıyor olması ve tüketicinin yukarıda bahsettiğim bilgi kirliliklerinden dolayı bu ürünleri gerçek ve temiz kabul edip satın alıyor olması. Bu anlamda üretilen balın yaklaşık yüzde 75’i bu türde, yani yol kenarında, cami önünde, amca çocuğu veya dayı çocuğu referansı ile satılıyor. Buradan önemle belirtmek gerekir ki bu ürünler belki doğal olabilir ancak kontrollü ve güvenilir olduğunu bilmemiz mümkün değildir. Bu konuda hep verdiğimiz bir örneği paylaşmak istiyorum; dere suyu da doğal ama tüketmiyoruz çünkü güvenilir ve kontrollü değil.

A.O.Ç.’nin hedefi 240 ton süzme bal

Atatürk Orman Çiftliği (A.O.Ç.), Meyvesuyu ve Bal Fabrikası Müdürlüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı olarak hizmet veriyor.

Türkiye’nin önemli bal üreticilerinden olan AOÇ’nin 2018’de yaklaşık 184 ton bal üretimi gerçekleştirmiş. Kurumun 2019 Ağustos ayı itibariyle bu yılki üretimi ise 160 tona ulaşmış durumda. Yılsonuna kadar yaklaşık 240 ton süzme bal üretimi yapılması hedefleniyor. Kurum, ağırlıklı olarak Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve çam balı için özellikle Muğla yöresinden bal alımı yapıyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden de alım yapılıyor. Kurumda bal üretim süreci ise şöyle işliyor: Türkiye’nin tüm bölgelerinden bal üreticilerinden ve kooperatiflerden süzme olarak alınan ve Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’ne uygunluğu akredite dış laboratuvarlar tarafından denetlenerek kabul ediliyor.

Daha sonra ballar bal üretim biriminde filtrasyon ve pastörizasyon işlemlerine tabi tutularak otomatik dolum hattında paketleniyor. Üretim süreci boyunca tüm aşamalarda fabrika bünyesinde bulunan laboratuvar ile kalite standartlarına ve tebliğe uygunluğu denetleniyor.

Muzaffer DENİZ / Anzer Ballı Köyü Kooperatifi Başkanı
“Anzer balı alırken dikkat edin”

Anzer Yaylası bin 800 metre yükseklikte yer alan çiçeklerinin yoğunluk ve çeşitlilik bakımından çok zengin olduğu, Kafkas arıları tarafından üretilen balıyla meşhur bir bölgedir. Bu arı cinsinin bal yapmada birçok üstün özelliği vardır. Yaylanın iklim yapısının soğuk olması nedeniyle bal üretimi hava şartlarının uygunluğuna göre değişir. Örneğin çiçeklerin ilkbaharda yağmurla birlikte her flora çeşidine göre açması, yazları da havaların sıcak ve güneşli gitmesiyle Anzer bal verim oranı artar. Bu sene geçen yıla oranla rekolte düşük. Geçen sene 3.5-4 ton civarında üretim yapılırken bu sene 2-2.5 ton arasından üretim bekleniyor. Köyde 150 arıcımız var ve köyün tamamında 2 bin 500 kovan mevcut. Üretim biraz da arıcıya bağlı. Fiyatlar geçen sene 940 TL iken bu sene bin TL düzeyinde. Anzer balı Hacettepe Üniversitesi’nde analiz edilerek Türk standartlarına uygunluğu kontrol edildikten sonra satışa sunuluyor. Bunu bir tek kooperatif yaptırabiliyor. Türkiye’nin her bölgesinde Anzer balı satılıyor ancak okuyucuları uyaralım. Bu ballar gerçek Anzer balı olmayabilir. Hakiki, doğal gerçek Anzerbalı ve Anzer poleni, marka tescilli, tahlili, mühürlü, ambalajlı ve etiketli olarak satılır.

MERVE YILMAZ



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu