Anasayfa / Makaleler / Yeni Nesil Dijital Öğrenme Modelleri

Yeni Nesil Dijital Öğrenme Modelleri



Otellerin konferans salonlarında verilen klasik kurumsal eğitimler yerini yeni nesil dijital öğrenme modellerine bırakıyor. 20 yılda 12 saniyeden 8 saniyeye düşen dikkat eşiği, eğitimlerin kanalını ve formunu değiştirmeye başladı…

Dijital Öğrenme

DİJİTALE doğan ve dijitalle büyüyen kuşak, kurumsal eğitimin formatım da değiştirdi. Firmalar artık kısa ve eğlenceli dijital eğitim kanalları kullanıyor. Zira anlık bildirimlere ve pop-up’lara ahşan çalışanlar artık eskisi gibi konsantre olamıyor. Oyunlaştırma programları ve kısa animasyon videolarıyla zenginleşen kurumsal eğitim sektörü, yeni neslin dikkatini çekebilmek için kıyasıya rekabet ediyor. Özetle, eskinin dersliklerde ya da toplantı salonlarında yapılan eğitim çalışmalarının yerini online teknolojilerin olanaklarını kullanan yaratıcı eğitim biçimleri aldı.

Dijital eğitim ve online ölçme-değerlendirme gibi kuramlara yönelik yeni nesil eğitim hizmetleri sunan, dünyanın önde gelen eğitim firmalarından Pearson’ın Türkiye Ürün ve Iş Geliştirme Müdürü Can Mindek’e göre, kurumsal eğitim teknolojinin hızına bağlı olarak kökten değişiyor. “Teknolojiyi daha iyi ve kaliteli bir öğrenme sağlamak amacıyla kullanmalıyız ve öğrenmeyi onun etrafında bu şekilde tasarla-malıyız. Aksi halde teknolojinin öğrenmeye pozitif katkısından söz etmek zor” diyen Mindek, daha iyi öğrenme çıktıları sağlamak amacıyla veri analiz yöntemlerinin kullanılması gerektiğini vurguluyor.

Yeni Nesil Dijital Öğrenme

“KİŞİYE ÖZEL EĞİTİM OLMALI”

Veri analizi ile kişiye özel bir öğrenme deneyimi geliştirilebileceğine değinen Mindek, bu trendin eğitim kuramlarının yanı sıra iş dünyasında da popüler olmaya başladığına işaret ediyor. Klasik öğrenme yöntemleriyle kıyaslandığında, dijital öğrenmenin çok daha avantajlı olduğunu belirten Mindek “En önemli avantajı istediğiniz yerde, istediğiniz zaman öğrenebilme fırsatı. Bunun yanı sıra veri kullanımı sayesinde sadece sonucu değil süreci de ölçme ve değerlendirme şansımız oluyor” diyor. Dijital öğrenmenin en az sınıf içi öğrenme kadar zengin ve kalıcı olduğunu da vurgulayan Mindek sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Sınıf içi öğrenme ortamının daha sıcak olduğu söylenir. Ancak online ortamda da grup dersleri ve bire bir eğitimler ile bu deneyimi yakalayabiliyorsunuz. Öğrenciler en iyi öğrendikleri saatleri seçtikleri için de daha verimli oluyor. Öğrenilenler daha kalıcı oluyor. Özellikle İngilizce öğrenimi için tasarlanmış Pearson Online English çözümümüz tam olarak bu şekilde tasarlanmış bir öğrenme sistemi. Özellikle iş İngilizcesi alanında kullanıcılardan çok olumlu geri dönüşler alıyoruz.”

100 ÇALIŞAN İÇİN İDEAL

Alvin Toffler’ın “21. Yüzyıl cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, yanlış öğrendiklerini unutamayan, yeniden öğrenmeye, değişime ve dönüşüme açık olmayanlar olacaktır” sözünden yola çıkarak 2013 yılında kurulan Einstein Yeni Nesil Öğrenme Çözümleri, Google Türkiye, Coca-Cola, Bosch, Arçelik, Otokoç, Tofaş, Avon, Rönesans Eğitim Vakfı, Turkcell ve Avon gibi birçok kurum ile çalışıyor, Amaçlarının eğitimi ve değerlendirme sınavlarını hem online hem de eğlenceli hale getirmek olduğunu aktaran Einstein Genel Müdürü Mert Kestek, “Son birkaç yılda bir çok kurum oryantasyon ve ürün eğitimlerini dijital olarak vermeye başladı. Dijital öğrenmede en çok yol kat eden kurumlar, en az 100 çalışanı olan ve farklı lokasyonlar-da çalışanları bulunan kurumlar” diyor. Kurum içi iletişimde kullanılabilecek bir takım uygulamalar da geliştirdiklerini belirten Kestek, bu tür uygulamaların özellikle çalışan motivasyonu ve aidiyetinde önemli katkı sağlayacağını düşünüyor.

Dijital öğrenme yöntemleri ile şirketlerin eğitim masraflarını yüzde 50 ile 70 oranında düşürebileceklerini vurgulayan Kestek, “Eğitim süreleri de yüzde 25 azalıyor. Dijital öğrenmenin dünyadaki pazar payı 2011 yılında 35 milyar dolar iken, 2015 yılında ciddi bir büyüme ile 56 milyar dolara jöikseldi. Bu büyüme oranı birçok sektörün kat ve kat üstünde” diyor. Yapılan araştırmalara göre eğlenceli hale getirilmiş öğrenme içeriklerinde kullanıcıların yüzde 30 daha fazla zaman geçirdiğini ifade eden Kestek, özellikle ölçme-değerlendirme sınavlarında televizyon programlarındaki formatları kullandıklarım belirtiyor. Oyun tabanlı öğrenmenin dünyada agresif bir büyüme sergilediğine de işaret eden Kestek, “2010 yılında 100 milyon dolar olan pazar, 2016 yılında 2.8 milyar dolara ulaştı. Türkiye’de milyonlarca insan oyun oynuyor. Bu bile şirketlerin oyunlaştırmayı kullanmaları için yeterli bir sebep. Tetris 90’lı yıllarda oyun oynama şeklini değiştirmişti. Biz bir anlamda tetris jenerasyonunun eğitim firmasıyız” diyor.

DUYGUSAL ZEKÂ ÖLÇÜLÜYOR

Dijital ölçme değerlendirme alanında faaliyet gösteren TT1 Success Insights, en kapsamlı ölçme ve değerlendirme araçlarından Trimetrix ile kişinin davranışlarını, motivatörlerini, yeteneklerini ve algılarını ölçüyor. Bunun yanı sıra Daniel Goleman’ın ‘Duygusal Zeka’ ve İngiliz Psikologlar Birliği’nin ‘İş Yeri Stres Teorileri’ni kullanarak duygusal zeka ve stres ölçümlemeleri de yapıyor. Dijital platformlar aracılığıyla ölçme ve değerlendirme yapmanın hem daha güvenilir hem de daha hızlı olduğuna değinen TTI Success Insights danışmanlarından Zeynep Tatar sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Dijital platformlarda ölçme ve değerlendirme yapan firmaların soru anketlerinin arkasında bir algoritma vardır ve kişinin ankete verdiği yanıtlar bu algoritmaya göre ölçülür. Dolayısıyla elle bir müdahalede bulunmadan güvenilir bir şekilde ölçme ve değerlendirme yapılabilir. Dijital platform sayesinde verilen cevapların tutarlılığı, cevapların belirlenen sürede verilip verilmediği de ölçülebilir. Bunlar klasik yöntemlerle sağlanamaz. Firma yetkilileri, uzmanlar, insan kaynakları ekipleri özellikle kağıt kalem ile uygulanan testlerin güvenilirliğinin olmadığını düşünüyorlar. Hemen hemen her firma süreçlerini online sistemler ile destekliyor artık.”

“ŞİRKET BAĞLILIĞI ARTIYOR”

Eğitim teknolojileri sektörünün liderlerinden Enocta’nın CEO’su Ahmet Hançer, “Günümüzde teknoloji bireyleri, kurumlan ve toplumları kökten değiştiriyor. Geleneksel kurumsal eğitim yerini hızla mobil öğrenmeye bırakıyor. Zaman ve mekan kısıtlaması olmadan erişilebilen ve her ihtiyaca uygun şekilde düzenlenebilen mobil öğrenme içerikleri çalışan bağlılığı ve verimliliğini yüzde 53 oranında arttırırken, çalışan sirkülasyonunu da yüzde 16 oranında azaltıyor. Mobil öğrenme ile şirketlerin yıllık gelirlerinde yüzde 84’e varan artışlar yakalanması mümkün” diyor. Şirketlere maliyet, zaman ve öğrenme açısından birçok fayda sağlayan yeni nesil öğrenme teknolojilerinin, eğitimin performansa dönüşüm hızını da yükselttiğine değinen Hançer, asıl meselenin eğitimi dijitalleştirmek olmadığını, yeni nesil öğrenme metodları kullanmak olduğunu aktarıyor.

Enocta kısa bir süre önce akademik e-öğrenme sektörünün liderlerinden Advancity ile bir işbirliği anlaşması imzaladı. Bu iş ortaklığı ile iki şirket akademik dünyaya daha kaliteli, hızlı ve zengin çeşitlilikte ürün ve hizmet sunmayı hedefliyor. İşbirliği kapsamında, öğrenim Yönetim Sistemi olarak Enocta Akademik Eğitim Platformu yerine Advancity ekibi tarafından geliştirilen ve hali hazırda 47 üniversite ve 600 bini aşkın öğrenci ve öğretim görevlisi tarafından kullanılan ALMS yazılımı kullanılacak.

Türkiye’de kurumsal alanda sınıf eğitimlerinin yüzde 78 ile liderliği hala elinde tuttuğuna işaret eden Hançer, “Amerikan Yetenek Derneği son raporunda dijital öğrenmenin yüzde 51’e ulaştığını açıkladı. Biz ülke olarak henüz işin çok başındayız. Dijital öğrenme fırsat eşitliği ve eğitim adaleti için de önemli bir konu” diyor. Eğitimin en önemli sorunlarından biri olan unutma eğrisine de değinen Hançer sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Bir kişi sınıftan çıkarken öğrendiğinin yüzde 2’sini, binadan çıkarken de yüzde 5’ini unutur. Ertesi gün yüzde 10 unutulmuştur. Bir ay sonra ise öğrenilenin yüzde 70’i gider. Eğitime yapılan yatırım çöp olur. Bir bilginin unutulmaması için ilgili bilgilerle beraber belli bir örgü içinde hatırlatılarak nöronlar arası bağların tetiklenmesi gerekir. Dijital öğrenmede bu kurguyu kullanmak ve uygulamak çok daha kolay.”

DİKKAT EŞİĞİ SORUNU

Mikro-öğrenme konseptini dünyada ilk uygulayan firmalardan biri olan Vibons’un kurucusu Tuğrul Türkkan, veri yoğunluğu ve bilgi aktarım hızının artmasına paralel olarak dikkat eşiğinin de kritik derecede düştüğünü belirtiyor. “2000’de 12 saniye olan dikkat eşiği bugün 8 saniyeye düşmüş durumda. Bir pop-up çağındayız ve anlık bildirimlerle yaşıyoruz. İnsan doğası da bu yeni düzene göre yeniden şekilleniyor. İnsanlar artık uzun süre bir konuya odaklanamıyor, konsantre olamıyor. Yapılan araştırmalara göre online eğitim programlarına katılan sıkılıp bırakma oranı yüzde 70’lerde” diyen Türkkan, eski eğitim-öğretim mantığı olduğu sürece dijital eğitime geçmenin kuramlara pek bir şey kazandırmayacağını vurguluyor.

Mikro-öğrenme modelinde öncelikli olmayan bilgilerin feda edildiği, 3-4 dakikalık animasyon videolar kullanıldığını aktaran Türkkan, ilk olarak iki yıl önce Turkcell Akademi ile çalışmaya başladıklarım, bugün ise büyük bankalar ve holdinglerle çalışmalarını sürdürdüklerini söylüyor.

Dünyada bu eğitim modelini kurgulayan ilk firmalardan biri olan Vibons San Francisco’da da bir ofis açtı. Şu an Boston Scientific, Mitsubishi, Panasonic, Microsoft ve Hitachi gibi dünya devlerine de hizmet veriyor. Kurumsal eğitim videolarının yanı sıra bireysel olarak kullanılabilecek bir animasyon video hazırlama uygulaması da geliştirmekte olan Vibons bünyesinde freelance olarak çalışan 200’den fazla animasyoncu bulunuyor.

İNSANIN DOĞASI

4. Boyut Akademi’den öğrenme tasarımcısı Çağlar Çabuk ise dijital öğrenmeye mesafeli yaklaşanlardan. “Her yenilik, hele alışılmış ezberleri bozuyorsa doğal olarak tepkiler de yaratır. Köroğ-lu ne demişti? Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu. Hayır bozulmadı, sadece şekil değiştirdi. Benzer bir durum klasik veya dijital öğrenme yöntemleri konusunda da yaşanmakta” diyen Çabuk’a göre her birey farklı şekillerde öğrenir, aynı bilgiyi tek bir yöntemle, tek bir kanaldan aktarmak, farklılıkları göz ardı etmek, hedeflenen öğrenme oranını aşağıya çeker. “Bilginin akılda kalması için dijital dünyada hareket alanım artıracak birçok teknolojik yenilikle karşılaşıyoruz. Ama kalıcı öğrenme, bilgiyi akılda tutacak ve davranışa transfer edecek çoklu öğretme yöntemlerinin kullanılmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Bunlar sağlanıyorsa öğrenme oranı artacaktır” diyen Çabuk sözlerini şöyle sürdürüyor:




“ÇALIŞAN GERİ BİLDİRİM İSTİYOR”

“Hemen hemen bütün kurumlarda olduğu gibi çağın gerekliliklerine uygun olarak bizim çalışanlarımız da hızlı, ulaşılabilir ve anlık geri bildirim alabildikleri öğrenme yöntemlerini tercih ediyorlar” diyen Vakıf Katılım Eğitim Müdürü Dr. İrfan Gültaş’a göre, dijital eğitim, kişiye özel çözümler üretilebilmesi, çok sayıda kişiye aynı anda ulaşılabilmcsinc imkan vermesi, zamandan ve mekandan bağımsız şekilde kullanılabilmesi gibi artılan dolayısıyla tercih sebebi. “Bu çerçevede bakıldığında dijital öğrenme çalışanlarımızın bilgiye erişimini kolaylaştırmış, hem zaman hem de operasyon ve organizasyon maliyetlerinde ciddi düşüşler sağlamıştır” diyen Gültaş, dijital eğitim modelleri ile klasik sınıf eğitimlerinin kıyaslanması konusunda şunları aktarıyor:

“Dijital öğrenme bireylerin, kullanılan teknolojik yöntemlere daha kolay adaptasyon sağlamasını ve öğrenme sürecine hayatında daha fazla zaman ayırmasına imkan sağlıyor. Dijital öğrenmede bireyin bir eğitimi tekrar alabilmesi ve kendi öğrenme hızına göre ilerleyebilmesi öğrenmede verimliliği artırıyor. Herhangi bir sebeple davranışa dönüşememiş olan eğitimlerin sıfır organizasyon maliyetiyle tekrar tekrar atanabilmesi de dijital öğrenmeyi öne çıkaran unsurlardan biri. Klasik öğrenme sürecinde ise bireyde gerçekleşen davranış değişikliklerini direkt olarak gözlemleyebiliyor olmamız önemli bir artı olarak değerlendirilebilir. Dijital öğrenme sürecindeki davranış değişikliğinin gözlemlenmesi klasik öğrenmeye nazaran oldukça kısıtlı. Aynı zamanda, öğrenme sürecinde karşılaşılan güçlüklerin anında çözümlenememesi ve bu durumun ardından gelişebilecek sıkıntılara müdahale imkanının kısıtlı olması, aşılması gereken bir nokta olarak karşımıza çıkıyor. İlave olarak dijital öğrenme yöntemleri, kendi kendine çalışma alışkanlığı olmayan bireyler için planlama zorluğu yaşanmasına da neden olabiliyor.”

“KARMA MODEL BİZE UYGUN”

Dijital öğrenmede kullanılan zenginleştirilmiş teknolojik ürünlerin, bilginin kalıcılığını sağlamada büyük katkı sağladığına da değinen Gültaş, “Bu yılki TEGEP zirvesinde verilen 2017 rakamlarına göre, klasik öğrenme yöntemlerinin kullanılma oranı Avrupa’da yüzde 50’nin altına inmiş. Türkiye’de ise durum biraz farklı. Uzaktan eğitim araçlarının kullanılma oram iyimser bir bakışla bile Türkiye’de yüzde 30’lar civarında. Biz karma öğrenme modelinin işlevsel olduğunu düşünüyoruz. Sözlü kültürün hakim olduğu, yüz yüze iletişimin kabul gördüğü toplumumuzda tek başına dijital öğrenmenin yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Karma eğitim modeli ülkemiz şartlarına daha uygun” diyor.

  Yönetimde Öykü Anlatımının Rolü

DÜŞÜK MALİYET, YÜKSEK HIZ

QNB Finansbank İnsan Kaynakları Eğitim ve Gelişim Yönetimi Müdürü Özge Otmanbölük, “Hem çalışanlarımızın yüzde 80’ini oluşturan Y kuşağına hem de iş hayatına girecek olan dijital neslin alışkanlıklarına uygun dijital öğrenme yöntemlerini yoğun bir şekilde kullanıyoruz. Böylece çok daha fazla çalışana, daha hızlı ve daha az maliyetle ulaşabiliyoruz” diyor. Çalışanların gelişimi bir yolculuk, bir öğrenme deneyimi olarak gördüğüne işaret eden Otmanbölük, dijital öğrenmenin bu yolculukta tamamlayıcı görev üstlendiğini, yüz yüze eğitim yöntemleriyle verilen bilgilerin pekiştirilmesini sağladığını aktarıyor. Çalışanların bilgiyi ihtiyaç duydukları anda edinebilmesinin önemine de değinen Otmanbölük, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Dijital öğrenme hızlı, basit, pratik olduğu ve mobil cihazlarla her yerden erişime imkan sunduğu için bu ihtiyacı karşılıyor. Ayrıca farklı lokas-yonlara yayılmış büyük organizasyonlar için ciddi bir maliyet avantajı yarattığını söyleyebiliriz. Avantajlarının yanı sıra dijital öğrenmenin bazı dezavantajları da var. Yüz yüze eğitimler hala sosyalleşme aracı olarak görülüyor. Ayrıca X kuşağı tarafından dijital öğrenme yöntemlerinin benimsenmesi yeni kuşağa kıyasla daha zor olabiliyor. Öğrenilen bilgilerin kalıcı olması için iş hayatında kullanılması gerekiyor. Eğitimden sonra verilen bilgilerin neredeyse yüzde 70’i kullanılmadığı için unutuluyor. Bu nedenle de metot çok önemli. Hiçbir öğrenme yöntemi tek başına yeterli değil, farklı yöntemler sunmak gerekiyor.”

ORYANTASYON SÜRECİ

Carrefoursa Eğitim Teknolojileri ve Organizasyonel Gelişim Yöneticisi Özgür Saka Çalışkan, perakende gibi tumover’m yüksek olduğu, dinamiklerin çok hızlı değiştiği rekabetçi bir sektörde kalifiye iş gücünü yakalayabilmek için verilen eğitimin de bir o kadar hızlı ve kaliteli olması gerektiğine değinerek “Bu noktada dijital öğrenme en avantajlı öğrenim şekli olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü farklı lokasyonlarda çalı şan tüm çalışanlarımıza aynı anda, aynı hızda ve kalitede eğitim imkanı sunabiliyoruz. Ayrıca farklı reyonlarda hizmet veren çalışanlarımız için özelleştirilmiş eğitimler hazırlıyor ve iş başı yaptığı tarihten itibaren bu eğitimlerin atamasını yaparak daha rahat bir oryantas-yon süreci yaşamalarım sağlıyoruz” diyor. Artık kimsenin kendisiyle ilgili olmayan eğitim materyalleri içinde kaybolmak istemediğine vurgu yapan Çalışkan sözlerini şöyle sürdürüyor:

“CarrefourSA hizmet veren bir firma ve çalışanlarımızın da hem teknik bilgilerinin olmasını hem de hizmet kalitesini çok iyi özümsemesini bekliyoruz. Ayrıca verdiğimiz eğitimler bazı reyonlarda el becerisi gerektiren ve yerinde yani iş başında öğrenilmesi gereken eğitimler. Bu nedenle dijital ortamı destekleyici olarak kullanıyoruz. Sayfalarca okuma materyalleri vermek yerine hap niteliğinde, hem görsel hem de işitsel bir eğitim aracı olan ve her reyon için ayrı ayrı hazırladığımız 5-6 dakikalık kısa videolar sunuyoruz. Hatta bu videolar ile 2015 yılında dünyanın en prestijli eğitim ödüllerinden Brandon HalPdan Best Use Of Video dalında bir ödül aldık.”

ANLIK TEKNİK DESTEK SORUNU

Dijital öğrenmenin en önemli avantajının yaşam boyu öğrenmeyi desteklemesi olduğunu aktaran Çalışkan, “ En büyük dezavantajı yüz yüze ya da sınıf eğitimine göre daha soğuk gelmesi, anında soru soramama, geri bildirim alamama. Ayrıca karşılaşılan teknik sorunlara anınd a destek alınamaması da dijital öğrenmeyi dezavantajlı kılabiliyor. Çünkü yeterli teknik desteği bulmayan kullanıcı bir daha o platformu kullanmak istemeyecektir” diyor. Çalışkan öğrenmenin tek bir yöntemle olmasının mümkün olmadığını belirterek, “însan en iyi beş duyu organını kullanarak öğrenir. Bu anlamda özellikle etkileşimli videolu eğitimler hem görsel, hem işitsel anlamda kişiye daha kapsamlı bir öğrenme imkanı sunsa da sadece dijital öğrenme, öğrenme için başlı başına yeterli olmayacaktır. Mutlaka sınıf eğitimi, iş başı eğitimi ve vaka bazlı eğitimlerle desteklenmesi gerekir” diye konuşuyor.

Ünlülerden eğitim platformu

Dr. Bülent Öz ve Dr. Oğuzhan Karagül tarafından kurulan eğitim start-up projesi unlulerdenegitim.com, toplumsal gelişim ve kariyer konusunda online derslerin yer aldığı bir platform. Farklı sektörlerden 33 ünlü simayı bir araya getiren platformda eğitim verenler arasında Ezel Akay, Yunus Günçe, Zafer Algöz, Ece Vahapoğlu, Güven Kıraç, Didem Balçın, Ece Erken ve Ömür Gedik gibi isimler yer alıyor.

Proje kapsamında ‘Başarı İçin Kariyer Yönetimi’nden ‘Güzel Konuşmanın Şifresi’ne, ‘Etkili İletişim Teknikleri’nden ‘Performans Yönetimi’ne kadar birçok konuyu işlediklerini belirten kurucu Dr. Bülent Öz, “Türkiye’nin ilk ve tek eğitim start-up projesi olan bu proje için belirlediğimiz rakam ilk altı ayda toplam 200 bin tekil kullanıcının hayatına dokunmak. Kültür aktarma aracı olarak bakılan ve bu işleviyle de tutucu bir nitelik taşıyan eğitimi, kültür aktarmanın ötesinde toplumsal değişmenin en önemli öğesi olarak görmek gerekiyor” diyor.

Kurumsal eğitimde Turkuvaz Medya rüzgarı

Türkiye Gençlik Vakfı’nın [TÜGVA] iki yıldır düzenlediği Medya İletişim Okulu 2018 mezunlan Turkuvaz Medya Grubu İşe Alım ve Yetenek Yönetimi Müdürü Arzu Ardıç Çil ile “Profesyonel Hayata İlk Adım” konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. Geleceğin medya iletişim uzmanlarını yetiştirmek amacıyla iki yıldır düzenlenen programın İstanbul Ayvansaray’daki genel merkezindeki sertifika töreninde mezunlarla bir araya gelen Çil, iş hayatına hazırlanan mezunlara özgeçmiş hazırlama tüyoları, mülakat teknikleri, işe alım ve yetenek yönetimi süreçleri hakkında bilgi verdi. Kariyerine stajyer olarak başlayan Çil, iş hayatı boyunca karşılaştığı farklı durumlardan örnekler vererek yeni mezunlara tavsiyelerde bulundu. Turkuvaz Medya Grubu’nun tanıtım videosunun izlendiği söyleşide gençler sordukları sorularla iş hayatı hakkında fikir sahibi oldular.

Ahmet HANÇER / Enocta CEO’su Ahmet Hançer
Butik Ali ile pazarlama eğitimi

İnsan algısı çok değişti. Artık eğitimciler tarihte hiç olmadıkları kadar sanatçı olmak ve bilgiyi yeniden kurgulamak zorundalar. Ööğrenme artık tek seferlik bir şey değil, bir süreç. Yeni nesle bilgi aktarımı yapabilmek için oyunlaştırma vazgeçilmez unsurlardan biri. Hikayeleştirme kurumsal eğitimde de inanılmaz mühim.

Biz bunun için dizi yapımcılarıyla beraber çalışıyoruz. En son ‘Seksenler’ dizisindeki Butik Ali karakterinden yola çıkarak ‘Butik Ali ile Satış’ eğitimi hazırladık. Yeni nesil eğitim modelleri şirket bağlılıklarına da etki ediyor. Yeni jenerasyon sadece maaşı değil, kendisine sunulan gelişim imkanlarını da önemsiyor. CEO’ların bugün en önemli gündemi yeteneği bulup şirkette tutabilmek. Yeni nesil öğrenme buna katkı sunacak araçlardan biri diyebiliriz.

Çağlar ÇABUK / 4. Boyut Akademi Öğrenme Tasarımcısı
“Dijital eğitimin kısıtları var”

İnsanın doğasında etkileşmek, iletişim kurmak var. İnternetin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmasına karşın insanın iletişim kurma ve sürdürme ihtiyacı yok olmadı. Duygu ve düşünceleri iletmenin görselleştirildiği, sese dönüştürüldüğü bir süreçteyiz. Maliyet ve insanları aynı anda bir araya getirme zorlukları nedeniyle sınıf eğitimlerinin azalma eğilimi gösterdiğini biliyoruz.

Bununla birlikte davranış değişikliği hedeflenen eğitimlerin, tamamen dijitalden uygulanabilmesinin de kısıtları var. Çünkü sınıf içinde yaşanan etkileşim, birbirinden öğrenmeye de fırsat verir. Ekran başında yalnız kalan kişinin bulunduğu ortam, çevresel uyaranlar öğrenme oranını arttırmak açısından handikap oluşturabilir. Klasik veya dijital öğrenme yöntemlerinden hangisinin uygun olduğuna karar verebilmek için, önce hangi profilin, hangi amaca ulaşmasının ve hangi sonuçları elde etmesinin hedeflendiği netleştirilmeli. Aksi halde önemli bir emek ve zaman yatırımı çöpe gidebilir.

67 ile aynı anda ulaşıyor

Dominos Pizza Eğitim ve Gelişim Müdürü Ümmühan Pandır Köksoy, dijital öğrenme sayesinde 67 ayrı şehirdeki tüm çalışanlarına aynı anda ulaşma imkanı bulabildiklerini belirterek, “Öğrenmede fırsat eşitliği açısından bu platformu çok yararlı buluyorum, istisnasız tüm çalışanlarınıza gelişim fırsatı sunabiliyorsunuz” diyor. Dijital öğrenmenin farklı öğrenme stillerine hitap eden bir çözüm olduğunun altını çizen Köksoy şunları aktarıyor: “Görsel, işitsel ve hatta konusu özelinle kinestetiklerde dahi öğrenmeyi güçlendirecek içeriklerle, performans sahibine destek olabilme imkanını veriyor bizlere. Daha da etkilisi, hedeflenen süre içerisinde öğrenmeye en uygun zamanı kendinizin belirliyor olmasını değerli buluyorum. Sınıf eğitimlerinde bir nevi metazori var. Geleneksel yöntemlerde, eğitmenlerinin performansları ya da tarzlarından kaynaklı olarak eğitim etkinliğinin farklılaşabilmesi söz konusu.

Dijital öğrenmede, herkese aynı içeriği verdiğimizden eminiz. Ancak bunun bir dezavantajı da var. Öğrenme bir süreç ve bu süreçte sınıftaki bir eğitmenin katılımcıların farklı öğrenme seviyelerini anlaması da önemli. Bilgisayar başında bu olamıyor. Önümüzdeki dönemde yapay zekanın bu tür dezavantajlarla da baş edebileceği günler uzak durmuyor.”

Yeni kurumsal öğrenme trendleri

ABD’nin en büyük kurumsal eğitim teknolojileri konferanslarından biri olan ve bu yıl Las Vegas’ta düzenlenen DevLearn 2017’ye Vibons olarak katıldıklarını aktaran Tuğrul Türkkan, 2018’de öne çıkacak kurumsal öğrenme trendlerini şöyle sıralıyor: “Yapay zeka ve ‘Adaptive Learning’ öne çıkıyor. ‘Adaptive Learning’ taklit eden öğrenme yazılımı anlamında kullanılıyor. Yani öğretmeni taklit eden robot yazılımlar ve chatbot’lar geliyor. Öğrenmenin kişiselleşmesi ile beraber xAPI sistemlerine entegrasyon hızlanacak gibi görünüyor. Yani artık şirketler toplantı, e-mail, Google aramaları gibi her türlü dijital veriyi toplayıp işleyebilecek.

Nasıl ki cep telefonları sayesinde kimsenin telefon numarasını ezberlemek zorunda değiliz, bu sistem ile bilgiyi akılda tutmak da gerekli olmayacak. Bilgi gerektiği zaman toplanabilecek. Mikro-öğrenme yükselişe geçecek. Ayrıca içerik pazarlama yöntemleri kurumsal öğrenmeye adapte edilmeye başlanacak. Yani amaç hedef kitleye bir şey satmak değil, o kitleyi doğru bilgilendirmek olacak. Yararlı bilgiler sunarak müşterinin gözünde markanın saygınlığı arttırılabilecek. Oyunlaştırma yine revaçta olacak. ‘Content Curation’ uygulamaları da sık duyacağımız kavramlardan biri olacak. İçerik kürasyon anlamına gelen bu uygulamalar, kaliteli öğrenme içeriklerini tüm kaynaklardan derleyerek kullanıcıya sunacak.”

Ürün Dirier




Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bunu da İnceledinizmi ?

İhracat değişim ve yeniliklerden beslenir

Küresel gelişmelere açık olmak gerekir. Teknoloji ve imaj ithal etmeden büyük ihracatçı olunmuyor. Yenilik odaklı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir