Dünyadan ve Türkiyeden Güncel Haberler

Coğrafi işaretli ürünler pazarı

Coğrafi işaretli ürünlerin, markalaşma ve katma değerli üretim ile pazar çeşitliliğinin artırılması için coğrafi işaretlerin yönetişim ve denetleme süreçlerinin gözden geçirilerek mevzuatın tamamlanması gerektiği ifade ediliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan edinilen bilgiye göre, Tarım ve Orman Şurası kararları doğrultusunda coğrafi işaretlerde etkin bir denetim mekanizmasının kurulmasına yönelik hazırlanan “Tarım ve Gıda İle ilgili Coğrafi işaret ve Geleneksel Ürün Adlarının Kullanımının Tescilde Belirtilen Özelliklere Uygunluğunun Denetlenmesine İlişkin Yönetmelik Taslağı” üzerinde çalışmalara devam ediliyor.



Coğrafi işaretli ürünler

Türkiye’de tescil ile koruma altına alınan coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı bini aşmış bulunuyor. Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPA-TENT) verilerine göre Türkiye’de 21 Mart 2022 itibarıyla beşi geleneksel ürün olmak üzere tescil edilmiş bin 42 coğrafi işaret bulunuyor. 16’sı geleneksel ürün adı başvurusu olmak üzere 768 ürünün tescil başvurusu için iş lemler devam ediyor.

Ürünlere Koruma Sağlıyor

Coğrafi işaretler, tüketiciler için ürünün kaynağını, karakteristik özelliklerini ve ürünün söz konusu karakteristik özellikleri ile coğrafi alan arasındaki bağlantıyı gösteren ve garanti eden kalite işaretleri. Coğrafi işaret tescili ile genel nitelikleri itibarıyla üretimi, coğrafi kaynağı gibi yerel niteliklere bağlı olarak belirli bir üne kavuşmuş ürünlerin korunmasını sağlanıyor. Coğrafî işaretler, menşe adı ve mahreç işareti olarak ayrılıyor. Bir ürünün tüm veya esas nitelikleri, belirli bir coğrafi alana ait doğal ve beşeri unsurlardan kaynaklanıyorsa bu durumdaki coğrafi işaretlere “menşe adı” deniliyor. Ürün bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibarıyla belirli bir coğrafi alan ile özdeşleşmişse bu durumdaki coğrafi işaretler ise “mahreç işareti” olarak ifade ediliyor.

Coğrafi işaretli ürünler
Coğrafi işaretli ürünler pazarı

Pazarlama Gücü Katıyor

Coğrafi işaretler, tescile konu ürünler için önemli işlevlere sahip. Ürünleri benzerlerinden ayırt ederek pazarlama aracı olmak, yerel üretimi ve kırsal kalkınmayı desteklemek, turizme katkıda bulunmak, ürün taklitçiliği ile mücadele etmek bunlardan sadece birkaçı.

Coğrafi işaretler, ürüne pazarlama gücü katıyor ve ürünün gerçek üreticilerini koruyan kolektif bir hak olduğundan kırsal kalkınmaya aracılık ediyor ve ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Ayrıca bu koruma ile sahte üretimlerin engellenmesi mümkün olduğundan, ürünün gerçek üreticisinin yaşayabileceği olası kazanç kayıpları da önlenmiş oluyor.

Yedi Coğrafi İşaretmiz Tescili

Türkiye’nin halihazırda Avrupa Birliği (AB) nezdinde yedi coğrafi işaret tescilli olup, biri yayım aşamasında 27 coğrafi işaretin işlemleri ise devam ediyor. Türkiye’nin AB’de tescilli coğrafi işaretleri Antep Baklavası, Aydın İnciri, Malatya Kayısısı, Aydın Kestanesi, Taşköprü Sanmsağı, Milas Zeytmyağı ve Bayramiç Beyazı. AB’de başvuru işlemleri devam eden coğrafi işaretler ise şöyle:

Giresun Tombul Fındığı (yayım aşamasında), Kırkağaç Kavunu, Bursa Kestane Şekeri, İpsala Pirinci, Aydın Memecik Zeytinyağı, Aydın Memecik Zeytini, Antep Fıstık Ezmesi, Edremit Zeytinyağı, Erzurum Su Böreği, Tonya Tereyağı, Araban Sarımsağı, Gaziantep Menengiç Kahvesi / Gaziantep Melengiç Kahvesi, Milas Yağlı Zeytini, Gemlik Zeytini, Maraş Tarhanası, Çağlayancerit Cevizi, Maraş Çöreği, Antakya Künefesi, Edremit Körfezi Yeşil Çizik Zeytini, Antep Lahmacunu, Antep fıstığı, Kayseri Sucuğu, Kayseri Pastırması, Kayseri Mantısı, İnegöl Köfte, Afyon Sucuğu, Afyon Pastırması.”

16 Geleneksel Ürün Adı Başvurusu

Menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen ve ilgili piyasada bir iirünü tarif etmek için geleneksel olarak en az 30 yıl süreyle kullanıldığı kanıtlanan adlar, geleneksel üretim veya işleme yöntemi yahut geleneksel bileşimden kaynaklanması, geleneksel hanı madde veya malzemeden üretilmiş olması şartlarından en az birini sağlaması halinde ‘geleneksel ürün’ adı olarak tanımlanıyor. Türkiye’de halihazırda beş tescilli geleneksel ürün adı bulunuyor. Pro Yönetim.

Geleneksel ürün adlarına konu ürünler, belli bir yörede üretilmek zorunda olmadığından Türkiye’nin her yerinde üretiliyor. Bu nedenle geleneksel ürün adları, yöre ile bağı olmayan ürünleri koruduğundan söz konusu ürünü tescile uygun üreten üreticilere ayrıcalık sağlıyor ve tüketici nezdinde prestijli bir konuma taşıyor. Bu durum pazarlama kolaylığı sağlıyor.

Gaziantep İlk Sırada

Tescilli coğrafi işaretli iller arasında ilk sırada Gaziantep yer alıyor. 21 Mart itibarıyla 82 tescil ile Gaziantep, 46 tescil ile Konya, 34’er tescil ile Şanlıurfa ve Afyonkaralıisar ile 32 tescil ile İzmir illeri öne çıkıyor. Başvuru işlemleri devam eden dosya sayısı en yüksek olan iller arasında ise 59 başvuruyla Erzurum, ilk sırada yer alıyor. Van’ın 33, Gazianteplin 30, Diyarbakır’ın 28 ve Ankara’nın 27 coğrafi işaret tescil başvurusu bulunuyor. TÜRKPATEN verilerine göre 2021 yılı özelinde ise Erzurum, Van, Ankara, Amasya ve Gaziantep coğrafi işaret tescil başvurularında, Gaziantep, Konya ve Diyarbakır ise tescil sayısında öne çıkıyor.

Destek Veriliyor

TÜRKPATENT, coğrafi işaret ve geleneksel üriin adı başvuru ve tescil süreçlerinde; coğrafi işaret ve geleneksel ürün başvurusu yapan ve tescil ettirenlere teknik destek sağlıyor. Coğrafi işaretli ürün üreticilerine aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığı tarafmdan koordine edilen kırsal kalkınma destekleri kapsamında destek veriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen “Coğrafi İşaretlerde Farkındalığın Artırılması Projesi” kapsamında; coğrafi işarete sahip ya da coğrafi işaret alabilecek ürünlere yönelik olarak üretici, üretici örgütleri ve tüketiciler nezdinde farkındalık artırma çalışmaları yapılıyor ve coğrafi işaretlerde değer zinciri vurgulanıyor.

Bunun yanı sıra birçok kalkınma ajansı tarafından coğrafi işaretler ve geleneksel ürün adı ile ilgili destek programları uygulanıyor. Kalkınma Ajansları genel olarak yöresel ürünlerin, ulusal ve uluslararası alanda tamnırlığının artırılması, maıkalaşabilmesi, denetimlerinin gerçekleşmesi, kurumlar ve üreticiler başta olmak üzere tüm paydaşların bilgilendirilmesi için destek veriyor.

Odalar ve Borsalar Öne Çıkıyor

Coğrafi işaret tescil ettirenler ve başvuru yapanlar incelendiğinde ticaret ve sanayi odaları ve ticaret borsaları ile belediyelerin öne çıktığı görülüyor. Tescili yapılan coğrafi işaretlerini “tescil ettirene” göre dağılımına bakıldığında 336’sının belediyelere, 328’inin ticaret/sanayi odalarına, 85’inin ticaret borsalarına, 55’inin diğer odalara, 68’inin valiliklere, 55’inin kaymakamlıklara ait olduğu görülüyor.

Tescil sahipleri arasında üreticiler, üretici birlikleri ve kooperatiflerinin sayısı oldukça sınırlı. Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜCİTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, sistemin üreticiler için yapıldığını, buna karşın üreticilerin sistemde yer almadığına dikkat çekti. Tekelioğlu, “Üreticiler örgütsüz. Coğrafi işaretlerin ııe olduğunu bilmiyor.

Bütün süreç içinde üreticiler olmalı ve yaratılan katma değerden de üreticiler yararlanmalı. Tüketicinin bilgilendirilmesi de önemli. Türk tüketici coğrafi işaretleri ve amblemleri tanımıyor. 27 yıldır ilk kez önceki ay bir kamu spotu yayınlandı coğrafi işaretlerle ilgili olarak. ‘Tescil, yönetişim ve denetim… Bunu sağlarsak sistem çalışır. Kendisinden beklenen katma değeri yaratır” dedi.

Üretici Örgütleri Daha Fazla Rol Almalı

Yalçıner Patent ve Danışmanlık Yönetici Ortağı Uğur Yalçıner, üreticilerin coğrafi işaret tescil başvurusu yapmamasının nedenleri olarak, başvuru dokümanlarının eksiksiz ve tam olarak hazırlanmasının zorluğu ve özellikle denetim ile ilgili iç organizasyon ve denetim maliyetlerinin yüksek olmasının sayılabileceğini söyledi. Coğrafi işaret tescili ve tescil sonrası işlemlerin yürütülmesi ve maliyetlerin karşılanabilmesi için kurumsal bir yapının olması gerektiğini vurgulayan Yalçıner, “Ticaret odaları, borsaları, belediyeler ve vakıfların kurumsal yapılanılın varlığı ile hızlı ve etkin organize olabilme yetenekleri, coğrafi işaret tescil başvurularının bu tür kuruluşlar tarafından yapılmasına neden oluyor” dedi.

Tüketici Daha Çok Ödemeye Razı

Coğrafi işaretli ürünler daha yüksek fiyattan pazar bulabiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığınca 72 il 231 ilçede bin 479 kişi ile yapılan anket çalışmasında tüketicilerin coğrafi işaretli ürünler için yüzde 15 daha fazla fiyat ödemeye razı oldukları, 43 il 97 ilçede 348 coğrafi işaretli ürün üreticisiyle yapılan anket çalışmasında ise tescil sonrası ürünlerinin değerinde yüzde 28 artış olduğu belirlendi.

2017’de ABde yapılan bir çalışmada; coğrafi işaretli şaraplarda 2.85 kat, diğer içeceklerde 2.52 kat, tarım ve gıda ürünlerinde 1.50 kat, peynirlerde 1.60 kat ve zeytinyağında 1.04 kat fiyat artışı olduğu saptandı. Tanın ve Orman Bakanlığının açıklamasına göre; Karaman Divle Obruk Peyniri, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerdeki değer artışına verilebilecek en güzel örneklerden. Dünyanın en iyi beş peynirinden biri olarak gösterilen Divle Obnık Peyniri, 150-200 TL/kg fiyat bulabiliyor.

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk ise tüketicilerin neden coğrafi işaretli ürünü tercih ettiğini Avrupa Komisyonu’nun Eurobarometer anketi sonuçlarıyla şöyle anlattı: “Ankete göre tüketicileri bu ürünleri satın almaya teşvik eden temel güdüler yüzde 56 ile yer ve üretim metodunun garanti edilmesi, yüzde 37 ile kalitesi ve kökeninin garanti edilmesi. Tüketicinin yüzde 43’ü coğrafi işaretli ürünler için yüzde 10, vaizde 8’i coğrafi işaretli ürünler için yüzde 20 fazla ödeme yapmaya razı. Sonuç olarak Avrupa’nın yaklaşık yarısı üretim kökeni ve metodunun garanti edildiği ürünler için fazla ödemeye razı.”

İşin Önemli Kısmı Tescilden Sonra Başlıyor

Peki ama tescil almak yeterli mi? Yalçıner Patent ve Danışmanlık Yönetici Ortağı Uğur Yalçıner, coğrafi işaretli ürünlerde işin en önemli kısmının tescilden itibaren başladığını vurguladı. Coğrafi işaret tescilini yaptıranın çok önemli bir sorumluluk üstlendiğini söyleyen Yalçıner, şunları kaydetti:

“Tescil ettiren tescil sonrasında; tescüli coğrafi işareti taşıyan ürünlerin üretimi, piyasaya arzı veya dağıtımı aşamalarında veya ürün piyasada iken kullanımının tescilde belirtilen özelliklere uygunluğunun denetimini yapmakla yükümlü. Söz konusu denetim başvuruda belirtilen ve Kurum tarafından yeterliliği onaylanan denetim mercii tarafından yapılıyor. Tescil ettiren, denetim raporlarını tescilden itibaren yılda bir Kuruma sunmak zorunda. Tescil sonrasında denetimlerin ve yıllık raporlamaların eksiksiz ve gerektiği biçimde yapılması büyük önem taşıyor.

Coğrafi işareti tescil ettirenin denetim yükümlülüklerini gerektiği gibi yapamaması halinde tescil ettirenin değiştirilmesi söz konusu olabilmekte, bunun mümkün olmaması halinde coğrafi işaret tescili Mahkeme tarafından hükümsüz kılınıyor. Coğrafi işaret tescillerinin ülke ekonomisine fayda sağlayabilmesi için denetim mekanizmalarının çok iyi işletilmesi ve ayrıca tanıtım, ticari değerin ve kalitenin artırılması şart.

Bunun için de coğrafi işaret tescil ettirenlere patent başvurulannda uygulanan teşvikler gibi denetim, tanıtım, üreticilerin eğitimi, yönlendirilmesi gibi işlemleri en iyi şekilde yapabilmelerini sağlamak üzere teşviklerin uygulanması önemle gerekiyor. Denetimi, tanıtımı, ticari değeri, kalitesi olmayan coğrafi işaretin ne tescile konu ürünü üretenlere, ne de ülke ekonomisine hiçbir yaran yoktur.”

Zorlu Bir Süreç

Ankara Patent Bürosu A.Ş. Onursal Başkanı M. Kaan Dericioğlu, tescille işin bitmediğini vurgulayarak, ‘‘Eğer tescille iş bitse idi Türkiye’de yapılan binlerce marka tescili ile birçok uluslararası markamız olurdu. Ancak maalesef yok. Kalite noktasında yapılacak iş, gerçekten değerli olan ürünlerimizin tanıtım ile olacak. Finike Portakalı’nın, Antep Fıstığının dünyada benzerleri yok. Bunlar gibi onlarca ürünümüz var. Önce konunun önemini benimseyip niyet etmek ve sonra bu alana yatırım yapılması gerekiyor. Örnek alınacak Fransa ve Hollanda gibi birçok ülke var” dedi.

Saha Denetimleri Aralıksız Sürüyor

FÎSKOBÎRLÎK Yönetim Kurulu Başkam Lülfi Bayraktar da asıl işin tcscil sonrası süreçte başladığı görüşünde. Coğrafi işaretin tanıtımı ve denetimi konusunda üretim gerçekleştiren firma ve üreticilere gerekli eğitim ve bilgilerin sağlanması gerektiğini söyleyen Bayraktar. “Biz FÎSKOBÎRLÎK olarak, ortak paydaşlarımızla coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımı denetimi ve izlenilebilirliği ile ilgili çalışmalar yürütüyoruz.

Tüketicilere sunduğumuz coğrafi işaretli ürünlerimizin paketlerinde bulunan QR kod ve hologramlar sayesinde, tükettikleri ürünün nerede hangi köyde kimin tarafından yetiştirildiğine kadar öğrenmelerini sağlıyoruz. İzlenilebilirlik açısından çok önemli ve etkili bir çalışma olduğunu aldığımız olumlu geri dönüşlere bakarak söyleyebilirim. Bunun yanı sıra DOKA ile birlikte yürüttüğümüz coğrafi işaretli ürünlerin izlenebilirliğine yönelik bir yazılım projemiz var. Saha denetimlerini de aralıksız sürdürüyoruz” diye konuştu.



İstihdama ve Turizme Katkı Sağlıyor

Coğrafi işaretin yarattığı değişime ve katkıya da bir göz atalım. Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, coğrafi işaretli ürünlerin tanınırlığını, bilinirliğini, standardını sağlayarak katma değerini artırıp ticaretine katkıda bulunurken diğer taraftan istihdam ve turizme de katkı sağladığını söyledi. Dünyaca ünlü Fransa’nın Comte peyniri ile İtalya’nın Parmigiano peynirlerinin üretildiği bölgelerin dört bir yandan turist çektiğini vurgulayan Baran.

“Turistler gidip gördüğü, beğendiği peynirleri yerinden satın alarak bölgenin ticaretine de turizmine de katkı sağlıyor. Bu iki coğrafi işaretli ürün, tüm dünyada tanınan marka ürünler haline gelmiş ve pazar büyüklüğü 1.5 milyar curo’yu buluyor. Söz konusu tescilli ürünler yaklaşık 50 bin kişiye de istihdam kapısı oluyor. Coğrafi işaret alarak marka olmanın ekonomik önemini, istihdam ve turizme katkısını en güzel anlatım önıek budur, diye düşünüyorum” diyor.

Baran, Türkiye’de coğrafi işaret tescili alabilecek potansiyele sahip 2 bin 500 ürün bulunduğu vurgulayarak, bu potansiyelin harekete geçirilmesiyle 20 milyar doları aşan bir gelir elde edilebileceğinin belirtildiğini kaydetti. Ankara’da coğrafi işaret tescilli ürün sayısının 29’a yükseldiğini dile getiren Baran, “Ankara Tavası, Ankara Simidi, Ankara Döneri ve Ankara Tiftiği’nin Avrupa Birliği’nde tescili için de çalışmalara başlayacağız” dedi.

Mutlaka Markalaşma Sağlanmalı

Coğrafi işaret tescili alınmasının üreticilerin gelirini, ürünün bilinirliğini, ticarileşmesini artırması açısından yaşanan değişimi, Milas Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Reşit Özer anlattı. Bunun en güzel örneğini Milas Zeytinyağında yaşadıklarını söyleyen Özer, “Önceleri Milas’ta zeytin hasadı aralık, ocak aylarında hatta sonrasında zeytin iyice olgunlaştığında yapılırdı. Hasat edilen zeytinler, fabrikalardaki kümelerde neredeyse hasadın bitimine kadar bekletilir ve sonrasında hepsi birden sıkılırdı.

Bu da zeytinyağının yüksek asitli olarak çıkmasına neden olurdu. Bu şekilde elde edilmiş yüksek asitli zeytinyağları, İzmirli tüccarlara toptan satılırdı. İzmirli tüccarlar da Milas zeytinyağına hep rafinajlık yağ gözüyle bakarlardı. Ancak Ali Osman Menteşe gibi bazı öncü üreticilerin çıkıp erken hasat, soğuk sıkım, düşük asit, yüksek polifenol değerlere sahip zeytinyağı üretmeye başlaması, bunların ulusal ve uluslararası yarışmalarda madalyalar kazanması, madalya kazanan bu markalara yurt içinden ve yurt dışından talepler gelmeye başlaması ve bu süreçte Milas Ticaret ve Sanayi Odası’nın önce TÜRKPATENT’ten, ardından AB’den Milas Zeytinyağına coğrafi işaret alması, herkesin dikkatini çekti.

Üreticilerimiz erken hasat soğuk sıkıma yönelmeye, tüketiciler erken hasat, soğuk sıkım zeytinyağı talep etmeye başladılar. Milas Zeytinyağının coğrafi işaret alması markalanmayı da etkiledi. Pek çok marka oluştu. Bu markalar ürünlerini coğrafi işaretli zeytinyağı olarak özellikle internet ortamında yurt içine ve yurt dışına pazarlamaya başladılar. Zeytinyağı gelirinin artması, önceleri para etmediği için yıllarca bakımsız kalmış zeytinliklerin de bakımının yapılmasını, budanıp, diplerinin sürülmesini ve hatta sulanmasını, ilaçlanmasını sağladı. Böylece üretimde kalite daha da arttı” diye konuştu.

Coğrafi işaret aldıktan sonra markalı üretim yapmaya başlayan üreticilerin ABD, Ukrayna, Malezya, BAE’ye markalı ürün olarak zeytinyağı ihraç etmeye başladığını söyleyen Özer, Vietnam, Çin ve Japonya gibi ülkelere de markalı zeytinyağı ihracatı için bağlantılar kurulduğunu vurguladı. Özer, kısa sürede Milas Zeytinyağı’nın özellikle Güneydoğu Asya ülkelerinde aranan bir marka haline geleceğini umduklarını dile getirdi.

Yörenin Ekonomisi Canlandı

AB’den coğrafi işaret tescili alınması ürünlerin dış pazarlarda bilinirliğini, marka değerini artırıyor. Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, Borsa olarak AB tescili aldıkları Aydın Kestancsi’nin, coğrafi işaretinin alınmasıyla yöreye ait ürünün farkındalığı pazar pavınm artırılmasını sağladıklarını belirterek, “AB’de bilinirliliğini artırarak o yörenin ekonomisini canlandırdı. Coğrafi işaretli ürünlerin değerinde fiyatla satılması, üreticiyi olumlu etkilemiş olup beraberinde ulusal ve uluslararası platformda marka değerinin artmasını sağlıyor” dedi.

Antep Baklavası’nın Dünyada Bilinirliği Arttı

Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Oda’nın girişimleri sonucunda Türkiye’de ve AB’de tescili alman, Gaziantep mutfağının ve Türkiye’nin en değerli kültür varlıklarının başında gelen “Antep Baklavası’nın” özelliklerini kaybetmeden korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının sağlandığını söyledi.

Ünverdi, AB tescili ile Antep baklavasının tüm dünyada bilinirliği ve katma değerinin arttığı ifade etti. Baklavanın marka ve patent tescili sürecini 2003’te başlattıklarını vurgulayan Ünverdi, Gaziantep’le özdeşleşen baklavanın tescilini 2005’te aldıklarını, böylece baklavanın Türkiye’nin, Gazianteplin olduğunu tüm dünyaya gösterdiklerini kaydetti. Ünverdi, Antep Baklavası nın coğrafi işaret tescil süreçlerini Söyle anlattı:

“Antep Baklavası ibaresinin coğrafi işaret olarak tescili ise 2007’de alındı. Tescil için 10 Temmuz 2009’da AB’ye başvuruldu, resmi başvuru belgesi 8 Ağustos 2013’te AB Resmi Gazetesi’nde yayımlandı ve coğrafi işaret olarak tescil edildi. Antep Baklavası, AB tarafından tescil edilen ilk Türk ürünü oldu” dedi.

İstismar Ediliyor

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu da tescilin isin ilk adımı olduğu görüşünde. Ürünlerin tüm pazarlardaki bilinirliğini artırmak ve ihracat potansiyelini yükseltmek için güçlü reklam, koruma ve pazarlama çalışmaları gerektiğini söyleyen Sadıkoğlu, “Ticaret ve Sanayi Odası olarak bizler de bu alanda ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Ürünlerimizin tanıtımı için, fuar, reklam ve tanıtım faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Malatya Kayısısı markası, dünyadaki popülerliği nedeniyle çok fazla istismar edilebiliyor. Denetimsiz, kontrolsüz üretim ve pazarlama sonucunda tüketiciler özgün nitelikte hakiki ürün satın aldıklarını düşünürken, farklı ürünlerle aldatılma sorunu yaşayabilmekte.

Bu durumda yereldeki üreticimiz ticari zarara uğrarken, ürünümüzün sahip olduğu üründe zarar görebilmekte. Malatya TSO olarak markamızı korumak amacıyla şehrimizden ihraç edilen ürünlerin üzerine Malatya Kayısısı hologramı ve logosu kullanılmasını sağladık. Başlattığımız yeni süreçte bu yeterliliğe sahip firmalarımız odamız tarafından kayıt altına alınmakta ve marka kullanım sertifikası verilmekte. Bunların yanında Türkiye’deki tüm belediye ve Valiliklere, markamızın korunması ve Malatya Kayısısı adıyla üretim ve satış yapılmaması için yazılar gönderiyoruz” diye konuştu.

Hedef Büyük

Türk Patent ve Marka Kurumu verilerine göre, 30 coğrafi tescilli ürüne sahip Diyarbakır’ın tescil için başvurmuş 28 ürünü bulunuyor. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkam Mehmet Kaya, Oda olarak 2020 ortasından itibaren ürünlerin tescil edilmesi için çalışmalar başlattıklarını belirterek, 2022’de yapılacak başvuruların neler olabileceği noktasında kurumsal araştırmaların devam ettiğini vurguladı. İlkbahar döneminde yeni başvurularının olacağım söyleyen Kaya, “Birkaç yıl içinde tescilli ürün sayımız 100’ün üzerinde olabilir. Oda olarak, bu dönemde hangi ürünlerin ticarileşmesinin kolay ve mümkün olacağı yönünde de çalışmalarımız ve projelerimiz devam ediyor” dedi.

Kaya, coğrafi işaretli ürünlerin ticarileşme, bölge vc yerel ekonomiye katkısımn artması amacıyla farklı projelerinin de olduğunu söyledi. Şu anki tarilıi hizmet binasını Gastro Inovasyon Merkezi olarak projelendirdiklerini ifade eden Kaya, “2022’de ise birçok mutfağın yer alacağı, bu merkez yakın zamanda hizmete alınacak. Bu merkez, ülkemizde de ilk örnek olacak. Özellikle Diyarbakır Örgü peynir için üretim merkezlerinin uygun olan ilçelerimizde kurulması sağlanacak. Bıı uygulamadan sonra bu yatırımlarımız diğer tescilli ürünler içinde geliştirilecek” diye konuştu.

Daha Yüksek Fiyattan Alıcı Buluyor

Bayramiç Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkam İsmail Pehlivan, coğrafi işaretli ürünün yurt içi ve yurt dışı pazarlara satış potansiyelini artırmaya ve daha karlı gelir elde etmeye aracılık ettiğini söyledi. Tescil ile birlikte coğrafi işaret adını alan bir bölgeye ya da yöreye ait ürünlerin pazarlama olanaklarının elverişliliğini ön plana çıktığım vurgulayan Pehlivan, “Coğrafi işaret taşıyan ürünlerin tüketiciler tarafından tercih edilmesinde güven ve yöresel kültür kavramlarının yaratmış olduğıı farklılık ile hedef pazarda satın alma davranışlarında bir ayrıcalık yaratıyor. Öyle ki hedef pazardaki tüketici satış noktasına gittiğinde coğrafi işaret taşıyan ürünlere yönelmekte ve diğer ürünlerden ziyade bunları tercih etmekte” diye konuştu.

Marketler ve Dijital Pazaryerleri Takipte

Türk mutfağını ve değerlerini korumanın ve gelecek nesillere aktarmanın temelinin tarımsal kalkınma ve yerelleşmeden geçtiğine inanan Metro Türkiye, bu amaçla yerel vc coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerinin ortaya çıkması ve marka değeri kazanması için çalışıyor. Tüm Avrupa ülkelerinde toplam coğrafi işaret tescilli ürün sayısının 3 bin 500 olduğunu vurgulayan Metro Türkiye Satın Almadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Alkaç, “Sadece ülkemizde 2 bin 500-3 bin arası potansiyel coğrafi işaretli ürün bulunması, tescilli ve aday ürün sayımız, bu konudaki zenginliğimizin en büyük kanıtı.

Bütün bu potansiyele karşın, AB’de sadece yedi üründe tescilimiz olması ise. üzerine düşmemiz gereken bir konu” dedi. Alkaç, bu doğrultuda Metro Türkiye olarak coğrafi işaretli ürünler alanında üreticide farkmdalık yaratmak üzere çalışmalar gerçekleştirerek Türkiye’nin dört bir yanındaki yerel üreticilerle, kooperatiflerle is birliği yaptıklarını ve sürdürülebilir tarımsal üretim yöntemleri konusunda farkındalıklarını artırdıklarını söyledi.

800’ün üzerinde üretici, üretici örgütü, kooperatif ve diğer tedarikçilerle işbirliği yaptıklarını, dolaylı olarak 105 bin üreticiye dokunduklarını ifade eden Alkaç, “Yaklaşık 5 bin tedarikçimizin ise yüzde 99’unu yerli tedarikçiler oluşturuyor. Sağladığımız ekonomik katkıya ek olarak yerel ürünlerin markalaşmasma verdiğimiz destek, alımı garantisi ve çiftçileri güçlendirmeye yönelik projelerimizle yerel kalkınmada da rol alıyoruz” ifadelerini kullandı, kaydetti.

Alkaç, “Yaklaşık 200 coğrafi işaret tescilli ve aday ürünü raflarımızda sunarak, bu ürünleri korumaya alıyor ve bu alandaki ürün çeşitliliğini artırmayı hedefliyoruz. Raflarımızda yer verdiğimiz coğrafi işaretli ürünlerin sayısını 2023’e kadar her yıl yüzde 20 artırmayı hedeflerken buna paralel olarak ihracat miktarını da artırmayı amaçlıyor; Bursa Siyah incirini de dünyadaki diğer Metro ülkelerine ihraç etmeyi hedefliyoruz” dedi.

Tescil başvurusu nasıl yapılır?

“Coğrafi işaret” tescili için üretici grupları; ürünün tek üreticisi varsa bu durumun ispatlanması halinde söz konusu üretici; ürünle ilgili kamu yararına çalışan veya üyelerinin ekonomik çıkarlarını koruyan dernekler, vakıflar, kooperatifler; konu ve coğrafi bölgeyle ilgili kamu kuruluşları ve kamu niteliğindeki meslek kuruluşları tescil amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumu’na coğrafî işaret başvurusu yapabiliyor.

Başvuruda temel olarak; ürünün tanımı ve ayırt edici özellikleri, üretim metodu, ürünün yöre ile özdeşleştiğini gösteren belgeler, başvuru mahreç işareti ise coğrafi sınırda gerçekleşmesi gereken aşamalar, denetim kriterleri ve denetim mercii gibi bilgiler ve bunları ispatlayıcı belgelerin yer alması isteniyor. AB nezdinde başvurmak için öncelikle TÜRKPATENT’e başvuru yapılarak ülkemizde coğrafi işaret tescilinin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Başvurular, Tescil Ettiren veya Türk Patent ve Marka Kurumu aracılığıyla Avrupa Komisyonu’na gönderiliyor.

Başvurular yemek ve gıda ürünlerinde yoğunlaştı

Coğrafi işaret tescil ve başvuruları özellikle yemek ile işlenmiş ve işlenmemiş meyve ve sebzeler kategorilerinde yoğunlaşıyor. TÜRKPATENT verilerine göre; tescilli coğrafi işaretli ürünlerin yüzde 24.9’unu yemekler ve çorbalar, yüzde 21.7’sini işlenmiş ve işlenmemiş meyve ve sebzeler ile mantarlar, yüzde 19.2’sini fırıncılık ve pastacılık mamulleri, hamur işleri, tatlılar oluşturuyor. Halılar ve kilimlerin payı yüzde 3.7, dokumalar yüzde 3.1 iken, halılar, kilimler ve dokumalar dışında kalan el sanatı ürünlerin payı ise yüzde 5.9 düzeyinde bulunuyor.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA / PARA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu