Girişimcilik

Bu işareti alan ürünler her yerde yok satıyor

Coğrafi işaretli ürün başvurularında rekor

ÖZELLİKLE gıda ve tarım ürünlerinde tedarik zincirlerinin öneminin bir kez daha ortaya çıktığı pandemi döneminde yöresel ve doğal ürünlere ilgi artarken, üreticinin emeğini koruyan ve kıymetlendiren, yerelde ekonomik hareketlilik sağlayan coğrafi işaretli ürün başvuruları da rekor kırdı. Türk Patent ve Marka Kurumu’na son altı ayda 230 coğrafi işaret tescili başvurusu yapıldı. 2020’nin ilk dokuz ayında ise 325 coğrafi işaret başvurusu gerçekleşti. Başta TOBB çatısı altında yer alan oda ve borsalar ile belediyeler olmak üzere pek çok kurum ve kuruluş, coğrafi işaretli ürün sayısını artırmak ve ürünleri Avrupa Birliği nezdinde de tescil ettirmek adına bölgesel ve ulusal kalkınma için adeta seferberlik ilan etti. Üretici birlikleri ve kooperatiflerin ilgisi ise sınırlı kaldı. Türkiye’de coğrafi işaret tescili alabilecek potansiyele sahip 2 bin 500 ürün olduğu ve bu potansiyelin harekete geçirilmesiyle 20 milyar doları aşan bir gelir elde edebileceği dile getiriliyor. Hali hazırda Türkiye’nin sahip olduğu 547 tescilli coğrafi işaretli ürün toplam pazarının ise 1.5 milyar euro’ya denk geldiği ifade ediliyor. Türkiye coğrafi işaretli ürünlerini korumak için ülkelerle işbirliklerine gidiyor. Bu arada coğrafi işaret ve geleneksel ürün adlarının tescili, denetimi ve turizm değerine dönüştürülmeleri amacı ile özellikle kalkınma ajansları tarafından mali destekler veriliyor.

PAZAR POTANSİYELİ 10 MİLYAR EURO

Para Dergisi’ne açıklamalarda bulunan Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan, dünyada coğrafi işaretli ürün pazarının büyüklüğünün yaklaşık 200 milyar dolar olarak tahmin edildiğini belirterek, AB coğrafi işaretli ürün pazarının ise 77.6 milyar euro olarak belirtildiğini kaydetti. Asan, Türkiye’nin yiyecek ve içecek sektörü pazarının yaklaşık 250 milyar euro boyutunda olduğu düşünüldüğünde, coğrafi işaretlerin yaklaşık 10 milyar euro pazar potansiyeli olduğunun varsayılabileceği-nin altını çizdi. Asan, ulusal pazarlarda ve bilhassa da Akdeniz ve güney Avrupa ülkelerinde coğrafi işaretlere büyük bir ilginin söz konusu olduğunu vurguladı.



Türkiye’de coğrafi işaretlere ilginin her geçen gün arttığına dikkat çeken Asan, “Coğrafi işaret tescilinin ürünlere sağladığı katma değer daha görünür olmakta. Yapılan araştırmalarda tescilli coğrafi işaretlerin ortalama yüzde 25 daha yüksek değer sağladığı tespit edildi. Tescilli coğrafi işaretlerin benzerlerinden farklı olarak fiyatları 3-4 kat yüksek olabiliyor. 2017’de 28 AB üye ülkesinde kayıtlı toplam 3 bin 207 ürün temel alınarak yürütülen çalışmanın sonuçlarına göre ‘Coğrafi İşaretler’ ve ‘Geleneksel Ürün Adı’ tescilli ürünler pazarlamada ve satışların artmasında üreticiler için net bir ekonomik fayda sağlıyor. AB’de tescilli ürünlerin satış hacmi ve satış fiyatının, tescilli olmayan ürün ile kıyaslanarak hesaplanan değer pirimi tarım ve gıda ürünleri için 1.5 olarak belirtilmiş. Bu sonuç coğrafi işaretli ürünlerin benzerlerine kıyasla yüzde 50 oranında daha yüksek fiyatla satılabildiğini gösteriyor” dedi.

FARKINDALIK ARTIYOR

Türkiye’nin zengin coğrafyasının yanı sıra kültürel değerlerinin de bir yansıması olan coğrafi işaretler konusunda far-kındalık her geçen gün artıyor. 5 Ekim itibarıyla Türk Patent ve Marka Kurumu verilerine göre Türkiye’de hâlihazırda 547 tescilli coğrafi işaret var. Bunlardan 339’u mahreç işareti, 208’i menşe adı olarak tescilli. 663 coğrafi işaret başvurusunun inceleme süreçleri devam ediyor. 2020’nin dokuz ayında 325 coğrafi işaret başvurusu yapılırken, 77 tescil gerçekleşti. Tescilli coğrafi işaretlerin ürün gruplarına göre dağılımına bakıldığında toplam 145 adet tescille işlenmiş ve işlenmemiş meyve sebzelerle mantarlar ilk sırada yer aldı. Bunu 111 adet Cî tesciliyle yemekler ve çorbalar, 76 adet Cl tesciliyle fırıncılık ve pastacılık mamulleri, hamur işleri ve tatlılar izledi. 5 Ekim tarihi itibarıyla coğrafi işaretli ürünlerin illere göre dağılımına bakıldığında 30 adet tescille Şanlıurfa birinci, 29 tescille Gaziantep ikinci, 19 adet tescille İzmir üçüncü, 16 tescille Mersin dördüncü, 15 tescille Kastamonu beşinci sırada yer aldı. Başvurularda rekor 59’ar başvuruyla Gaziantep ve Konya’da. 32 başvuruyla Bolu ikinci, 28 başvuruyla Ankara üçüncü, 24 başvuruyla Diyarbakır dördüncü, 22’şer başvuruyla Afyonka-rahisar ve Kastamonu beşinci oldu. Coğrafi işaretlerin tescil ettirenlere göre dağılımına bakıldığında 185 adet tescille ticaret ve sanayi odaları ilk sırada yer alırken, bunu 132 tescille belediyeler, 50 tescille ticaret borsaları, 35 tescille valilik, 17 tescille kaymakamlık, 15 tescille dernekler, 13 tescille ziraat odaları, 12’şer tescille esnaf ve sanatkar odaları, kooperatifler ve üretici birlikleri izledi. Uzmanlar coğrafi işaret başvuru sahibinin, ürünü tanıyan, üreten ve pazarlamasını yapan üretici birliklerinin veya kooperatiflerin olmasını tavsiye ediyor.

AB’DEKİ COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜNLER

Gıda ve tarım ürünlerini kapsayan coğrafi işaretlerin AB’de tescili ve korunması 1151/2012 sayılı Tüzük çerçevesinde düzenleniyor. Asan, hali hazırda Türkiye’nin AB nezdinde dört coğrafi işaretinin tescilli olup, Milas Zeytinyağı coğrafi işaretinin ise yayım aşamasında olduğunu dile getirdi. AB’de tescilli coğrafi işaretlerin Antep Baklavası, Aydın İnciri, Malatya Kayısısı, Aydın Kestanesi olduğunu vurgulayan Asan, AB’de başvuru işlemleri devam eden 19 başvuruyu ise şöyle sıraladı:

“Milas Zeytinyağı, Milas Yağlı Zeytini, Afyon Sucuğu, Afyon Pastırması, İnegöl Köfte, Edremit Yeşil Çizik Zeytini, Bayramiç Beyazı, Kayseri Pastırması, Kayseri Sucuğu, Kayseri Mantısı, Antep Fıstığı, Antep Lahmacunu, Taşköprü Sarımsağı, Giresun Tombul Fındığı, Antakya Künefesi, Maraş Tarhanası, Maraş Çöreği, Çağlayancerit Cevizi, Gemlik Zeytini.”

Türk Patent Kurumu verilerine göre AB’de tescilli coğrafi işaretlerden “Antep Baklavası” Gaziantep Sanayi Odası, “Aydın İnciri” Aydın Ticaret Odası, “Malatya Kayısısı” Malatya Ticaret ve Sanayi Odası, “Aydın Kestanesi” Aydın Ticaret Borsası tarafından coğrafi işaret tescili alınmış ürünler. AB tescili yayım aşamasında olan Milas Zeytinyağı ise Milas Ticaret ve Sanayi Odası’nın C1 tescilli ürünü. AB’de başvuru süreci devam eden başvuruların büyük bir bölümü de oda ve borsalara ait.

Her ne kadar AB coğrafi işaret tescilinin ürünlere otomatik bir ihracat olanağı sağlamadığına dikkat çeken. Asan, buna karşın rekabet oranı en yüksek olan gıda ve tarım ürünleri piyasasında ürünlere ayırt edici özellik sağlamak, ürünlerin kalitesinin ve menşeinin garanti altında olduğunu potansiyel alıcılara göstermek açısından önemli bir araç olduğunu kaydetti. Ayrıca ihracat yapmak isteyen üreticiler için taklitlere karşı hukuki bir kalkan oluşturduğuna dikkat çeken Asan, özellikle coğrafi işaretli ürünlerin öne çıktığı gıda fuarlara katılma gibi olanakların AB tescilli ürünlerin ihracat fırsatlarını arttırdığını kaydetti.

“İHRACAT POTANSİYELİNİ ARTIRIYOR”

Adres Patent Pazarlama Müdürü Derya Kılıç, coğrafi işaretlerin sadece bölgeye ait kültürel bir miras olmadığını, aynı zamanda hem iç piyasada hem de dış piyasada çok ciddi ekonomik kazanç anlamına geldiğini vurguladı. Coğrafi işaretlerin Türkiye için ciddi anlamda ihracat potansiyeli yarattığına işaret eden Kılıç, “Dış piyasada ürünün tanınması, tüketicinin güvenerek satın alması ve ülke ekonomisine doğrudan katkı demek. Aynı zamanda o ürünün yurtdışına satılmasının sürekliliğini de sağlıyor. Bir coğrafi işaretin Avrupa Birliği’nde tescil alması demek, bütün Avrupa’da o ürünün bilinmesi ve tanınmasını sağlar. Şu ana kadar Avrupa Birliği’nden tescil alan sadece dört adet coğrafi işaretimiz var. Özellikle coğrafi işaretli gıda ürünlerimizin tamamına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili almasını tavsiye ediyoruz” dedi.




Kılıç, Türkiye’de başvurusu yapılan coğrafi işaretin doğru yönetilmesi ve denetlenmesi durumunda iç piyasada bölgenin bilinirliğinin artmasını ve ekonomik olarak o bölgenin kalkınmasını sağladığını belirtti. Coğrafi işaretli ürünlerin tescil belgesinde bulunan standart bir üretim yöntemi ile bütün üreticilerin aynı kalitede üretilmesini zorunlu kıldığını dile getiren Kılıç şunları söyledi:

“Tüketicinin ürüne olan güveni artar ve coğrafi işaretli ürünü daha fazla para ödeyerek satın alır. Son zamanlarda yöresel ürünlere olan ilginin artığını ve tüketicinin ürünün menşeine bakarak satın aldığını görüyoruz. Özellikle pandemi bize yöresel ürün, güvenli ve coğrafi işaret tescilli gıdaların önemini bir kez daha hatırlattı. Tüketici ürünün üretildiği yerin peşine düşüyor balını Siirt Pervari’den, kaşarını Kars’tan, çayını Rize’den, daha fazla para ödeyerek satın almaya razı oluyor. Coğrafi işaret standart bir üretim yöntemi ile güvenli ve kaliteli ürün üretmek, coğrafi işaret tescili olduğu için üreticilerin dolasıyla da bölgenin, yörenin ekonomik olarak kalkınması anlamanı gelir. Piyasada ürünün tanınması, tüketicinin güvenerek satın alması ve ülke ekonomisine doğrudan katkı demektir.”

COĞRAFİ İŞARETLER KORUNUYOR

Ülkeler coğrafi işaretli ürünlerini korumak için işbirliklerine gidiyor. Geçtiğimiz günlerde AB ve Çin, karşılıklı olarak coğrafi işaretlerini korumak üzere anlaştı. Çin’in AB’nin gıda ürünleri ihracatı yaptığı ülkelerin başında geldiğini vurgulayan Asan, anlaşma yürürlüğe girdiğinde, AB ve Çin taraflarınca belirlenen 100 coğrafi işaretin karşılıklı olarak taklitlere ve hak kayıplarına karşı korumaya alınmış olacağını söyledi. Bu kapsamda AB ihraç ettiği coğrafi işaretli ürünlerden elde ettiği kazancı ve bu ürünlerin itibarını korurken, Çin’in AB pazarına coğrafi işaretli ürünlerini pazarlamak için önemli bir araç elde etmiş olacağını kaydetti. Türkiye’nin Güney Kore ve Şili ile yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) kapsamında üç ürünü coğrafi işaret olarak koruduğunu dile getiren Asan, “Japonya ile devam eden Ekonomik Ortaklık Anlaşması sürecinde tarafların coğrafi işaretlerinin karşılıklı tanınmasına yönelik olarak ülkemiz adına 99 adet, Japonya adına ise 91 adet coğrafi işareti içeren listeler üzerinde mutabık kalındı. AB Komisyonu ile ise 35 coğrafi işaretinin karşılıklı başvurularının hızlandırılmış bir usulle tescil sürecinin tamamlanması konusunda işbirliği gerçekleştirildi” dedi.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya ise, Türkiye’nin AB başta olmak üzere dış ticaretinde önemli yer tutan ülkelerle coğrafi işaretli ürünlerin korunması anlaşmaları yapmasının büyük bir gelişmeyi tetikleyeceğini vurguladı. Bu konuda ulusal ve uluslararası fuarlar düzenlemesi ve medya desteği verilmesi gerektiğine dikkat çeken Kaya, ‘Türkiye, kendi ürünleri itibarıyla AB ülkeleri arasında potansiyeli en zengin ülke olduğunu düşünüyorum. özellikle birinci tarım ürünlerinde ve işlenmiş gıda ürünlerinde AB ülkelerinde ürünlerimiz büyük bir katma değer sağlayarak münhasır bir pazar oluşturacak” ifadelerini kullandı.

“STRATEJİK HEDEFLER İÇİNDE YER ALMALI”

Bursa Ticaret Borsası (BTB) Yönetim Kurulu Başkanı, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı, Türkiye’nin AB başta olmak üzere dış ticaretinde önemli yer tutan ülkelerle coğrafi ürünlerin korunması konusunda ortak bir paydada buluşmasının hem bölgesel hem de ülke ekonomisi için ciddi katkı sağlayacağını söyledi. Matlı, “Anadolu’nun farklı coğrafyalarında yetiştirilen bu ürünlerin üretim ve pazarlama faaliyetlerinin Avrupa Birliği kalitesinde ve sınıfında olması yöresel sorumluluktan ziyade ülkenin politik, stratejik ve ekonomik hedefleri içerinde yer almalı ve desteklenmelidir” dedi. Türkiye’nin coğrafi işaret konusunda dünyadaki rakiplerine göre çok daha fazla yol kat etmesi gerektiğinin altını çizen Matlı, peynir örneği üzerinden açıklamalarına şöyle devam etti: “Küresel peynir ekonomisi hacminin 2022’de 124 milyar dolar seviyelerine ulaşması öngörülüyor. İtalya, parmesan peynirinden yılda 1.5 milyar euro gelir sağlıyor. Mutfak kültürüne çok önem veren Fransa’da 360 peynir çeşidi var ve bunun 56 tanesi tescilli. Türkiye’de ise 193 çeşit peynir çeşidi var. Ancak Türk Patent ve Marka Kurumu verilerine göre bunlardan sadece 14 tanesi coğrafi işaret tescili alabilmiş, 26 çeşit peynirimiz de coğrafi işaret almak üzere başvuru aşamasında. Dünya Ticaret örgütü’nün 2019 verilerine göre, 32 milyar doları aşan dünya peynir ihracat pazarında, Almanya 4.5 milyar dolar ile pazarın yüzde 14.2’sine hâkim. Hollanda’nın 4.1 milyar dolarlık ihracat ile pazardan aldığı pay yüzde 12.9. İtalya ve Fransa 3.5 milyar dolarlık ihracatları ile pazarın yüzde 10.9’unu elinde bulunduruyorlar. Türkiye ise 2019’da 159 milyon dolar peynir ihracatı ile dünyada 27’nci sırada ve bu pastadan yüzde 1 bile pay alamıyor.

Hâlbuki Anadolu toprakları endemik bitki örtüsü, hayvancılık geleneği, iklimi ve coğrafyası ile bizlere eşsiz değerler sunuyor.”

“TASTE OF URFA” MARKASI

Şanlıurfa Çiğköftesi, Urfa Meyan Şerbeti, Urfa Tiridi, Şanlıurfa Biberi, Şanlıurfa Tırnaklı Ekmeği, Urfa Şıllık Tatlısı’nın da aralarında bulunduğu 30 tescille Türkiye’nin en çok coğrafi işaretine sahip bulunan Şanlıurfa’da, tescillerin 26’sı Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası’na ait. Oda olarak 2006 itibarıyla coğrafi işaret tescil işlemlerine başladıklarını söyleyen Şanlıurfa TSO Başkanı İbrahim Halil Peltek, Şanlıurfa’nın tarihi, turistik ve kültürel zenginliklerini tanınırlık, farkmdalık, markalaşma ve üretim yönünde coğrafi işaret uygulamasıyla geliştirmeyi, ilin ekonomik kalkınmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Peltek, Oda tarafından gerçekleştirilen bölgesel toplantılar, Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX) gibi doğrudan tanıtım amacıyla gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası çeşitli fuarlara katılım, bilgilendirme materyalleri ve TOBB Trabzon Kadın Girişimciler Kurulu gibi diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla yapılan işbirlikleriyle coğrafi işaretlerin ticarileştirilerek tanıtımı üzerinde önemle ve özenle durulduğunu vurguladı.

Peltek, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası’nın kurucularından ve ortağı olduğu Şanlıurfa Turizmi Geliştirme Anonim Şirketi’nin de coğrafi işaretli ürünlerin tanıtım ve markalaşmasında önemli katkılar sunduğunu vurguladı. Peltek, şirketin ortakları arasında yer alan Şanlıurfa Valiliği’nin de destekleriyle; coğrafi işaretli ürünlerin ulusal ve küresel pazarlarda tanıtım, markalaşma ve satışı amacıyla “Taste of Urfa” markasının oluşturulduğunu kaydetti.

BURSA ATAKTA

Bursa’da çeşitli kurum ve kuruluşlarca coğrafi işaret başvurusu yapılan 25 üründen 12’si coğrafi işaret tescili alırken, hâlihazırda 13 ürün için de başvuru süreci devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Bursa Ticaret Borsası ünü Türkiye sınırlarını aşan ‘Bursa havlusu’ ve ‘Bursa pideli köftesi’ için Türk Patent ve Marka Kurumu’na, coğrafi işaret tescili almak için başvuruda bulundu. Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı, önümüzdeki dönemde de kente özgü daha birçok değerin coğrafi işaret alması için girişimleri sürdüreceklerini söyledi. özer, bundan sonraki hedeflerinin Bursa’ mn coğrafi işaretli ürün sayısını artırarak Avrupa Birliği’nde de tescil ettirmek olduğunu vurguladı.

Bursa’nın coğrafi yapısı, tarım üretimi, tarihi ve kültürel çeşitliliği ile geleneksel ve yerel ürünler bakımından Türkiye’nin en zengin şehirlerinden olduğunu söyleyen Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise, oda olarak sahip olunan bu değerleri en iyi şekilde muhafaza ederek gelecek nesillere aktarmayı hedeflediklerini belirtti. Şehre özgü geleneksel ve yöresel ürünlere coğrafi işaret tescili almak için çalışmaları iki yıl önce başlattıklarını dile getiren Burkay, “2018 EylüPden bu yana yaptığımız girişimler meyvelerini vermeye başladı. 25 Mart 2019’da Bursa Kestane Şekeri, 11 Kasım 2019’da Bursa Cantık, Bursa Cevizli Lokum ve Bursa Tahinli Pide başvurularının yanı sıra Bursa Döner Kebabı ve Bursa Süt Helvası için başvurular tamamlandı. Ayrıca BTSO, 16 Temmuz 2020’de Orman Genel Müdürlüğü tarafından takibi yapılan Türk defnesi başvurusunda denetim kurulunda yer alıyor. Çalışmalarımıza devam edeceğiz. Coğrafi işaret tesciliyle şehrimizde ürünleri koruma altına alırken, bu ürünlerin marka değerleri ve tanmır-lıklarının da artmasını sağlayacağız” diye konuştu.



1 2 3Sonraki sayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu