Anasayfa / Makaleler / Hiçbir Şey Üzerine Çok Şey

Hiçbir Şey Üzerine Çok Şey




Şant Manukyan

Bu makaleyi daha geç yollamak için elimden geleni yaptım. Zira kasım ayının en kritik gelişmesi Avrupalı liderlerin, daha doğrusu Fransız ve Almanların üzerinde anlaşacakları paketin niteliği olacak. Ancak Avrupalılar uzlaşıya varamadığı için karşımızda ne olduğunu bilmeden bu makaleyi yazmak zorunda kaldım. ABD’de FED başkanının Hazine sekreterini, onun da başkanı arayarak ve bazen senatonun onayını alarak uygulamaya soktuğu ekonomik/finansal kararlar, AB’de ülke bazında merkez bankası başkanları, hazine bakanları, devlet başkanlan ve AB organlarında tartışılıp, altı ay sonra üzerinde uzlaşılınca ülke meclislerine gönderiliyor ve onaylanması bekleniyor. Ancak bu süre zarfında kriz gelişip nitelik değiştirdiği için alınması gereken önlemlerin de yeniden tartışılması ve oylanması gerekiyor.

Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF), ilk başta piyasaya bono satarak fon yaratmak üzere kurulmuş bir yapıydı. Ardından EFSF 2.0 olarak adlandırabileceğimiz hüviyetine büründü ve ikincil piyasada alım yapmak üzere dizayn edildiği açıklandı. Kısa bir süre sonra da “kaldıraçlandınla-rak” fonun birkaç misli alım yapacağı söylendi. Sonrasından EFSF’nin bir sigorta mekanizması olacağı ve yeni ihraç edilecek bonolarda nakit akışının bir kısmını (örneğin yüzde 20) olası bir temettü durumunda karşılayacağı belirtildi. Ancak bunun Lizbon anlaşmasının 125’inci maddesine aykırı olduğu anlaşılınca EFSF’nin direkt sigortalaması değil, ülkelerin EFSF’den sigorta satın alması gündeme geldi. Bu yazıyı yazdığım dakikalarda ise EFSF’nin elindeki nakitle sınırlı kalmak kaydı ile ikincil piyasada alım yapabileceği üzerine uzlaşıldığı haberi vardı.



Bazı uzmanların her açıklamadan sonra olumlu görüş bildirdiğini, diğer bir grubun ise olumsuz olduğunu görüyoruz. Kişisel görüşüm, bakmamız ve unutmamamız gereken iki önemli unsur olduğu yönünde. EFSF’nin kaldıraçla işleyip işlemeyeceği en kritik nokta. 440 milyar dolarlık hali ile piyasalara güven vermesi zor. Şu anda EFSF 17,7 milyar euro’yu İrlanda’ya, 26 milyar euro’yu Portekiz’e, 80 milyar euro’yu yeni paketle Yunanistan’a vermiş durumda. IMF’nin 200 milyar dediği ama Avrupalıların önce 100, son günlerde de 50 milyar olarak belirlediği, bankaların sermayelendirilmesi için gereken para da EFSFden karşılansın görüşü var. Bu durumda kullanılan miktar 174, kalan miktar 266 milyar euro oluyor. İtalya ve İspanya’nın cari koşullarda 2013’e kadar borçlanma ihtiyacı ise 900 milyar. Kadıraç gündeme gelirse nasıl sağlanacağı önemli olacak. Akla gelen ilk isim elbette Avrupa Merkez Bankası (ECB). Ancak ECB bu rolü kesinlikle üstlenmek istemiyor ve böyle bir durumda euro ciddi baskı altında kalacaktır. Avrupa Yatırım Bankası (EIB) akla gelen diğer bir isim ki, gelen açıklamalarda böyle bir yapı için bir hazırlık olmadığını söylediler. Aşırı kaldıraç nedeniyle oluşan bir krizi daha yüksek kaldıraç ile çözmek… Diğer alternatif ise EFSF’nin “sigortacı” olması. Bu durumda ortada sigortalı bonolar ve sigortasız bonolar olacak. Ve korkarım sigortasız bonoların alıcısı yine ECB olma durumunda kalacak. Bakmamız gereken detaylar kabaca bunlar.

Peki, unutmamamız gereken ne? Dünyada aşırı borçlanmış olan bir kesim (Batı) ve aşırı üreten bir diğer kesim (Doğu) bulunuyor. Sorunun çözülmesi için Batı daha az tüketip daha çok tasarruf etmeli, Doğu ise büyüme modelini değiştirerek iç tüketimi kuvvetlendirmen. Yazması kolay ancak uygulaması son derece zor ve acılı olacak bu süreci bir paketle sınırlamak ve fiyatlandırmaları kısa vadeli yapmak hatalı olacaktır. Önümüzdeki dönem, bilançolarda borcun azaltılmasına yönelik politikalarla geçecek. Piyasa beklentilerine dönersek; euro/dolar paritesi kısa vadeli iyimserlikle 1,4050’lere kadar yükselebilir ancak önümüzdeki 12 ayda çok daha düşük seviyeler görmesi gerektiğini düşünüyorum. Altında uzun vadeli düşünenler alım yapabilir ancak bin 900 dolar seviyesi birkaç ay boyunca görülmeyecektir. Genel emtia grubunun yeni bir ralliye başlaması için biraz zamana ihtiyaç var. Hisselerde ise yüzde 2 seviyesinde olan ABD tahvillerine alternatif olacak iyi fırsatlar olsa da 2012’nin ilk yarısında yeni bir dip yaşanmasını bekliyorum.

Şant Manukyan





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir