Haberler

İlk Türk astronot 2023’te uzaya gönderilecek

Uzay sanayisi ekosistemi

BİR dönem hayal bile edilemeyen günler yaklaşıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde Türkiye Uzay Ajansı (TUA) tarafından hazırlanan programa göre Türkiye 2023’te Ay’a sert iniş yapacak. Ay’a Türk bayrağını uluslararası işbirliğiyle fırlatılacak Delta V şirketinin yerli roketi taşıyacak. Ay’a yumuşak iniş 2028’de gerçekleştirilecek. Milli Uzay Programı çerçevesinde 10 yılda, 10 stratejik hedef hayata geçirilecek. Programın detaylarını açıklayan Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Yönetim Kurulu ve Ajans Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım, uzay liman işletmesinin başka bir coğrafyada, uluslararası işbirliğiyle kurulacağını söyledi. Türkiye için en uygun fırlatma alanı için ekvatora yakın, önü okyanusa doğru açık bir yer belirleneceğini dile getiren Yıldırım, ülke adı telaffuz edemese de, coğrafi açıdan Afrika, Asya ve Güney Amerika’da bir ülkenin olabileceğine işaret etti. Uzay sanayi ekosistemini geliştirecek projeleri destekleyeceklerini belirten Yıldırım, uzay çalışmalarının start-uplar, spin-oflar gibi yeni başlayacak gençlerin önünü açacağını, Ajans’m gerekli desteği vereceğini kaydetti.



Türkiye Uzay Ajansı’nın kaynaklarının, katkı payı ile beraber 2021’de 300-350 milyon TL’yi bulacağını tahmin ettiklerini aktaran Yıldırım, bütçenin büyük bölümünün projelerin desteklenmesine harcanacağını vurguladı. Yıldırım, uzay çalışmaları, ay misyonu ve astronot çalışmaları gibi hedeflerin bu bütçenin dışında olacağını, devletin bunun için ayrı bir bütçe sağlayacağını bildirdi. Uzay limanı, derin uzay misyonu, fırlatma sistemleri dahil Milli Uzay Programı’nın 10 yıllık dönemde toplam maliyetin 600-700 milyon doları bulacağını, 1 milyar dolara kadar da çıkabileceğini dile getiren Yıldırım, bu maliyetin ilk 5 seneden sonra başlamak kaydıyla çarpan etkisiyle geri döneceğinin, Türkiye ekonomisinin kazanacağının altını çizdi.

500 MİLYAR DOLARLIK EKONOMİ

2019 için devletlerin uzay çalışmalarına yaptığı harcamaların 80 milyar dolar olduğunu vurgulayan Yıldırım, uzay sistemlerinin çok sayıda sektörün birçok dalına hizmet vermesi nedeniyle küresel uzay ekonomisi büyüklüğünün 2019 itibarıyla 500 milyar dolara yaklaştığını söyledi. Küresel uzay ekonomisinin 2030 tahmininin ise 830 milyar dolar ile 1 trilyon dolar arasında değiştiğini belirten Yıldırım, bazı tahminlerin 2030’da 1 trilyon doların üzerinde büyüklüğe ulaşılacağı şeklinde olduğunu kaydetti. Uzay yarışının son yıllarda hızlandığına dikkat çeken Yıldırım, Türkiye’nin bu gelişmeleri görmesi, fırsatları iyi değerlendirmesi gerektiğini dile getirdi. Yıldırım, “Uzayda izi olmayanın dünyada sözü olmayacak” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin 1990 yıllardan itibaren haberleşme uyduları fırlattığını ve kullandırdığını vurgulayan Yıldırım, Türkiye’nin yıllık uzay harcamalarının tahminen 300 milyon doları bulduğunu kaydetti. Uzay sektörünün lokomotif bir sektör olduğunu, büyürken birçok sektörü de beraberinde yukarıya çektiğini belirten Yıldırım, Milli Uzay Programı çerçevesinde atılacak adımların Türkiye ekonomisine direk ve indirekt etkilerinin olacağına işaret etti. 10 yılın sonunda Türkiye’nin uzay alanında atmış olduğu adımların tetiklediği sektörlerle birlikte Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sağlayacağını, milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacağını kaydetti. Yıldırım, “20 senede Türkiye’nin haberleşme uydularına verdiği para 2 milyar dolar, önümüzdeki dönemde de bir o kadar harcayacak. Program hedeflerimizden biri ekosistemin gelişmesini sağlamak. Yan sektörlerin bizim istediğimiz şekilde gelişmesi halinde bunlar hayali rakamlar olmayacak. Devlet uzay çalışmalarında olmazsa olmaz. Ama tek başına devletle de biz bu işi götüremeyiz. Özel sektör devreye girmeli” dedi.

“HEDEFLERİ TUTTURACAĞIZ”

Milli Uzay Programı çerçevesinde belirlenen 10 stratejik hedefin birbiriyle alakalı olduğunu, ekosistemin geliştirilmesi, insan kaynağının düzeltilmesi, uzay havasının araştırılması, gözlem araştırmalarının yapılması gibi birçok hedefin de aynı anda yürüyecek projeler olduğunu kaydetti. Bu projelerin halihazırda yürüdüğünü, Ajans’ın desteğiyle hızlanacağını belirten Yıldırım, “Burada Ay hedefi, Türk vatandaşı astronotun gönderilmesi gibi tarihli hedefler de var. Uzay aracı ve roket konusunda çalışmalarımız olmasa, Ay’a ulaşmak için 2023 gibi agresif bir tarih veremezdik. Biz bu hedefleri tutturacağımıza inanıyoruz. Elbette uzay çalışmaları her zaman çok risk barındırıyor. Bu alanda çok gelişmiş olan ABD’deki tecrübeler bunu gösteriyor. Kazalar oluyor. Böyle bir şey olması halinde her şeyin sonu değil. Oradan da bir şeyler öğreneceğiz. Başaracağımıza inanıyoruz” diye konuştu.

AY’A İLK TEMAS 2023’TE

Milli Uzay Programı çerçevesinde birinci hedeflerinin Ay’a ilk temas olacağını dile getiren Yıldırım, 2023’te Türk bayrağını aya götürecek yerli tasarım motorla yapılacak aracın, uluslararası işbirliği ile fırlatılacağını söyledi. Türkiye’nin yakın yörüngeye çıkma yeteneğinin olmadığını belirten Yıldırım, Roketsan, Delta V, TÜBİTAK Sage’nin bu konuda çalışmalar yürüttüğünü kaydetti. 2023’te Ay’a Türk bayrağını götürecek yerli roketin çalışmalarının Delta V şirketi tarafından gerçekleştirildiğini aktaran Yıldırım, “Roket var. Ateşleme testleri yapılıyor. Test fırlatmaları yapıldı. Bu safhada hazır hibrit motorumuz olmasa zaten 2023 tarihini veremezdik” dedi.

2028 sonuna kadar ise Ay’a yumuşak iniş yapılacağını belirten Yıldırım, ilk fırlatmanın bu kez yerli roketle yapılacağını kaydetti. Bunun çok daha zor bir görev olduğunu dile getiren Yıldırım, “Bizden çok daha ileride olmalarına rağmen Hindistan ve İsrail geçen sene denediler, ikisi de başarısız oldu. Hem 2023 misyonu hem de diğer çalışmalarımızla tecrübe kazanıp, bu riski azaltmayı hedefliyoruz. 2028’de Ay’a yumuşak iniş yaptığımızda, bilimsel çalışmalar yapmak üzere Ay yüzeyine rover (gezer araç) indireceğiz” diye konuştu. Yıldırım, Ay’a gitme misyonunun isminin henüz konulmadığını belirterek, bu konunun şimdilik gündemlerinde olmadığını, bu ismin halka sorularak da verilebileceğini kaydetti.

GEZER ARAÇ İÇİN YARIŞMA

Ayın yüzeyine indirilecek gezer araç için önümüzdeki dönemde yarışma açılacağını dile getiren Yıldırım, yarışmada NASA metodunu kullanacaklarını belirtti. Görev tanımı yapacaklarını, isterlerinin belirleneceğini kaydeden Yıldırım, “Bu yarışmaya katılacak firmalarda yeterlilik arayacağız. Yarışmanın bir kazananı olmayacak. Kademeli bir süreç uygulanarak, birkaç firmayı destekleyeceğiz. Hepsine fon sağlayacağız. Son nihai ihaleye kazanamasa da o firmaların hayatta kalmalarını, gelişmelerini sağlayacağız. ABD’de uzay ekosistemi bu şekilde geliştirildi. Sadece kazanan değil, bu yarışa katılan tüm firmaları desteklememiz gerekiyor. Son safhada tek şirket kalacak. Onun tüm masraflarını destekleyerek, gezici aracı yapmasını sağlayacağız. Öncelikle yoğunlaştığımız konu, 2023 hedefi. 2028 hedefimize daha çok var ama çok da gecikmeyeceğiz” diye konuştu.

UZAY LİMANI KURULACAK

Dünya ile rekabet edebilmek için mutlaka bir veya birden fazla ülkenin uluslararası işbirliğiyle Ekvatora yakın bölgede, mümkün mertebe önü okyanusa doğru açık bir yerde uzay liman işletmesinin kurulacağını belirten Yıldırım, bu konuda birden fazla ülkeyle ön görüşmelerin sürdüğünü kaydetti. Limanın kurulacağı ülkenin Afrika, Asya veya Güney Amerika’da olabileceğinin altını çizen Yıldırım, Türkiye’nin fırlatma kabiliyetinin kazanmasının ardından hem kendi aracını hem de diğer ülkelerin araçlarını da bu limandan fırlatacağını kaydetti. Uzay alanında uluslararası işbirliği faaliyetlerini ikili ve çok taraflı seviyede artırmayı planladıklarını dile getiren Yıldırım, Ukrayna, Macaristan ve Kazakistan ile işbirliği anlaşmalarının yapıldığını hatırlattı. 20 ülkeyle temasta olduklarını dile getiren Yıldırım, bu hafta Azerbaycan Uzay Ajansı ile ikili anlaşma imzalamak için ülkeye ziyarette bulunacaklarını söyledi. Ardından Pakistan ziyaretlerinin olacağını vurgulayan Yıldırım, ülkenin uzay çalışmalarında epey ileride olduğunu, iki ülke arasında ciddi işbirliği imkanları bulunduğunu kaydetti. Pakistan’la anlaşma üzerinde mutabık kaldıklarını aktaran Yıldırım, yapılacak görüşmelerde uzay limanı işletmesinde uluslararası işbirliğinin de masada olabileceğini kaydetti. Uzay alanında işbirliği çerçevesinde taslak alışverişi yapılan ülkeler arasında Rusya, Japonya, Çin, Endonezya gibi birçok ülke olduğunu dile getiren Yıldırım, İtalya, Ispanya, Fransa, Ingiltere ve Almanya gibi ön görüşme yapılan ülkeler de olduğunu aktardı.

“UZAYDAKİ HAKKIMIZI SAVUNACAĞIZ”

Uzay sektöründe yaşanacak gelişmelerin bütün ekosistemi etkileyeceğini vurgulayan Yıldırım, uzayda tıptan hukuka bütün disiplinlerin olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin Ay’a yeni bir şey keşfetmek iddiasıyla gitmediğinin altını çizen Yıldırım, şunları kaydetti:

“Bugün Ay’ın haritası çıkarıldı. Bunu, Türkiye’nin kapasitesi ve kabiliyetlerini yukarı çekmek için yapıyoruz. Bizim oraya gidebildiğimizi göstermemiz, bu altyapıyı geliştirmemiz lazım. Eğer derin uzay misyonu yapamıyorsanız, uzayda varlığınız kısıtlı kalır. Güçlü olamazsınız. Uzayda bazı operasyonlar yapabilmeyi, var olabilmeyi ancak bu şekilde öğrenebiliriz. Bunun için bizim şu anda yaptığımız gibi, sadece yörüngede uydu işletmek yeterli değil. Derin uzay misyonunu hem bilimsel manada hem de gökcisimleri-ne ulaşmak, yarın orada bir takım koloniler kurulacaksa oralarda yer almak için geliştiriyoruz. Ülkemizin uzayda her ne hakkı varsa onların hepsini savunmak adına bunları yapmak zorundayız. Burada çıkan ürünler, çıktılar, bütün diğer sektörlerin dallarında da kullanım alanı bulacak. Uzay teknolojisi ürünleri ve hizmetleri ihraç edilecek noktaya gelecektir.”

“BİRÇOK SEKTÖRÜ TETİKLEYECEK”

Yıldırım, uzay çalışmalarının savunma sanayi, havacılık, otomotiv, yapay zeka, yazılım, bilişim, haberleşme başta olmak üzere bir çok sektörün gelişimine katkıda bulunacağını vurguladı. Derin uzayla görüşmek için büyük anten kurulacağını dile getiren Yıldırım, “Mercek, ayna teknolojileri gelişecek. Bunlar için araştırma merkezleri kuruldu.

Şu anda emekleme aşamasında. Zorlayacağız; ‘Şu büyüklükte ayna, mercek yapın’ diyeceğiz. Uzayda radyasyona dayanıklı, uzay şartlarına, sıcağa soğuğa dayanıklı malzemeler, kompozit malzemeler geliştirilecek. Burada elde edilecek bir yalıtım malzemesi her yerde kullanılabilecek. Hafif ve çok önemli bir yalıtım malzemesi olan mantar üzerinde çalışacağız. Dünya’da mantardan yalıtım malzemesi yapan iki firma var. Mekiklerde, roket motorlarında kullandılar. Proje olarak başlattık. Bir üniversite ile işbirliği yapacağız. özel sektör de işin içinde olacak. Bunun gibi birçok projeyi destekleyeceğiz. Lazer haberleşmesi, elektromanyetik sistemler; bunlar uzay sistemi ama dünyada birçok yerde kullanılabiliyor. Temiz enerjiye ihtiyacımız var. Temiz bir nükleer sistem geliştirilmesi gerekiyor. Uzay ajansı bunları da destekleyecek” dedi.

BİRLİKTE ÇALIŞILABİLECEK ÜLKELER

TUA’ya 2021 Merkezi Yönetim Bütçesi’nde 38 milyon TL tahsis edildiğini belirten Yıldırım, Ajans’ın 2021 ’e katkı payı olarak bazı kurumlardan alacağı kaynağın tahminen en az 300 milyon TL olacağını belirtti. Onun için de uluslararası işbirliklerini önemsediklerini dile getiren Yıldırım, “Neden bütün hepsini kendi bütçemizden harcayalım? Buna heves eden, anlaşabileceğimiz, birlikte çalışabileceğimiz ülkeler varsa onlarla hareket edebiliriz. Liman kurma, fırlatma sistemi geliştirme, Ay hedefi gibi derin uzay misyonları konusunda birçok ülke buna tek başına cesaret edemez. Uzay limanının maliyeti 200 milyon dolar. Derin uzay misyonları için genel bir şey söylenemez. Bunun bütçesi misyona göre farklılık gösterebilir. Maliyet birkaç yüz milyon dolar olabileceği gibi 1 milyar dolara da çıkabilir. Fırlatma sistemine gelince, bu da nereden bakarsanız 100 milyon dolar civarında. 10 yıllık yol haritasının toplam maliyeti 600-700 milyon doları rahat bulur. 1 milyar dolara kadar da çıkabilir. İlk beş seneden sonra başlamak kaydıyla çarpan etkisiyle bu harcamalar geri dönecektir. Türkiye ekonomisine katkısı en az iki üç misli olacaktır” dedi.

GENÇLERİN ÖNÜNÜ AÇACAK

Uzay sanayinin gelişmesinin diğer ülke örneklerinde olduğu gibi start-uplar, spin-offlar gibi yeni başlayacak gençlerin önünü açacağını belirten Yıldırım, şu noktalara dikkat çekti: “Burada kritik olan nokta desteklemek değil, önemli olan sürdürülebilir olması. Ortaya çıkacak ürünün doğru tarif edilip yönlendirilmesi. Şu anda birçok şirketimizde bu sektöre ilgi var ancak önlerini görmek istiyorlar. Bu işe ne kadar para harcanması lazım, ne kadar zamanda geri döner konularını bilmiyorlar. Ajans’ın bu noktada rolü çok önemli. Bunu söyleyecek başka bir yapı yok. Çatı kuruluşu olarak, programın sahibi olarak biz bunu söyleyeceğiz. Holdinglerimiz, KOBİ’lerimiz ve girişimcilerimizin sektöre girelim dediği dönemde, nereden girileceğini belirleyeceğiz. Sürdürülebilirliği göz önünde bulunduracağız. Ürününü dünyaya satabilecek misin? Dünyada ortak bulabilecek misin? Yoksa şirketlerin bana vereceği hizmetle ayakta kalması zor.”

TEDARİKÇİLERE İHTİYAÇ VAR

Türkiye’nin halihazırda uydu imalatı kapasitesi olduğunu dile getiren Yıldırım, “Programda ikinci hedefimiz uydu imalatı kapasitesini tek bir çatı altında toplamak. TUA koordinasyonunda, TUSAŞ, Türksat ve TÜBİTAK Uzay arasında kurulacak Milli Uydu Üretim Şirketi’nin çok sayıda tedarikçiye ihtiyacı olacak. Fırlatma, roket, kontrol teknolojilerimiz kaldıraç görevi görecek. Birçok alt sistem imal edilecek. Sistemlerin uzayda çalışabilmesi için çok özel üretilmesi gerekecek. Bu bile başlı başına bir gelişmedir. Yüksek radyasyona dayanıklı teçhizattan otonom yapay zekaya kadar… Buralardan başlanabilir. Uydu alt sistemleri, yazılımlar, bilgi işlem konuları, haberleşme ve roket alt sistemlerinden başlanabilir. Nedir bunlar? Roketin sadece motorunu düşünmeyelim. Onların kontrol ünitesi, yakıt akışı var. Valf, vana var. Bunun gibi yüzlerce başlık sayabiliriz” şeklinde konuştu.

Stratejik 10 hedef

Türkiye’nin 10 yıllık uzay yol haritası belli oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı Milli Uzay Programı ile stratejik 10 hedef belirlendi. TUA tarafından hazırlanan programa göre ilk hedef “Ay görevi” olacak. Cumhuriyetin 100’üncü yılı olan 2023’te uluslararası işbirliği ile yakın Dünya yörüngesinde ateşlenecek milli ve özgün hibrit roketle Ay’a sert iniş gerçekleştirilecek. 2028’de ise Ay’a yumuşak iniş yapılacak. Milli Uzay Programı’nın ikinci hedefi yerli uydu olacak. Yeni nesil uydu geliştirme alanında dünya ile rekabet edebilecek ticari bir marka ortaya çıkartılacak. Halihazırda birden fazla kuruluş tarafından yürütülen uydu ve uydu alt sistemlerinin üretim faaliyetleri, kurulacak Milli Uydu Üretim şirketi tarafından tek elden TUA koordinasyonunda gerçekleştirilecek. Üçüncü hedef olarak Türkiye’ye ait bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi geliştirilecek. Kritik teknolojilere güdümlü projeler yoluyla yatırım yapılacak. Dördüncü hedef uzaya erişimi sağlamak amacıyla bir uzay limanı işletmesi kurulması olacak. Beşinci hedef, uzay havası veya meteorolojisi olarak tabir edilen alana yatırım yapılarak uzaydaki yetkinlik artırılacak. Altıncı hedef olarak, Türkiye astronomik gözlemler ve uzay nesnelerinin yerden takibi konularında daha yetkin bir konuma getirilecek.




Radyo teleskoplarıyla bilim insanları, uzaydan gelen radyo dalgaları üzerinde çalışabilecek. Yedinci hedef, uzay alanında sanayi kümelenmesi ile entegre çalışmaların yürütülmesi olacak. Uzay teknolojisi ürünleri ve hizmetleri ihraç edilecek. Yüksek nitelikli insan kaynağı için istihdam oluşturulacak. Sekizinci hedef, ODTÜ ile yerli ve yabancı yatırımcılarla ev sahipliği yapacak bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurulması olacak.

Uygun teşvik mekanizmalarıyla uzay alanına devşirilebilecek yeteneklere sahip KOBİ’lerin bu bölgede yer alması sağlanacak. Dokuzuncu hedef olarak uzay alanında etkin ve yetkin insan kaynağını geliştirmek amacıyla uzay farkındalığının artırılması sağlanacak. Tanımlanmış alanlarda yüksek lisans ve doktora bursları verilecek. Onuncu hedef ise bir Türk vatandaşının, bilim misyonuyla uzaya gönderilmesi olacak.

Türk astronot 2023’te uzayda

Milli Uzay Programı ve uzay sanayisinin ihtiyaç duyacağı nitelikli insan kaynağının yetiştirileceğini belirten Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Yönetim Kurulu ve Ajans Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım, şu anda 15’e yakın üniversitede uzay sektörüyle ilgili fakülteler olduğunu, var olanları geliştireceklerini kaydetti. Yıldırım, “Üniversitelerle müfredatlarını konuşuyoruz.

Yüksek lisans ve doktora programlarını talebimiz doğrultusunda açacaklarını söylüyorlar” dedi. Program çerçevesinde bilim misyonuyla uzaya gönderilecek Türk vatandaşında (kendi düşüncesinin] havacılık ve pilotluk geçmişinin olmasının tercih edilebileceğini dile getiren Yıldırım, “Uzay şartları çok zor. Astronot olmak çok zor bir eğitim gerektiriyor. Çok yüksek fiziki yüklere tahammül edenler arasından seçim yapılıyor. Kadın ya da erkek olabilir.

Önemli olan bu eğitimi verecek olan kurumun isterlerini karşılayacak olması. Türk vatandaşı astronot 2023’te uluslararası uzay istasyonunda bilimsel deneyler yapmak için gönderilecek. Türk bilim insanı 4-5 ay içinde belirlenecek ve iki yıllık eğitimden geçirilecek. Eğitim için ABD ve Rusya ön planda, görüşmeler sürüyor” dedi.

Uzay ve havacılık projeleri destekleniyor

TUA, ulusal düzeyde yürütülen ve yürütülmekte olan astronomi, uzay ve havacılık bilimi ve teknolojileri geliştirilmesine yönelik çalışmaları destekliyor. TUA koordinesinde yürütülen projelerden biri KORAH (Türkiye’nin Kozmik Radyasyon Haritası]. İstanbul Teknik Üniversitesi, Devlet Hava Meydanları İşletmesi ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü işbirliği ile gerçekleştirilecek projede Türkiye’nin kozmik radyasyon haritasının oluşturulması amaçlanıyor. Bir diğer proje olan eXTP (Artırılmış X Işını Zamanlama ve Polarimetri Uydusu Projesi). Türkiye, Geniş Alan İzleme bileşenine katkı sağlayacak, Sabancı Üniversitesi ve TÜBİTAK Uzay işbirliğiyle, sistemin uygulama kodunu yazacak. TUA, projenin yürütülmesinde kurumlara uluslararası çerçevede destek olacak ve projenin Türkiye ayağının fonlayıcısı konumunda bulunacak. Desteklenen bir diğer proje ise UTAS-R (Yerli atomik saate uzay tarihçesi kazandırılması]. Bu proje, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME] ile Ajans arasında atomik saatin uzay kalifiye hale getirilmesi ve tarihçe kazandırılması amacıyla gerçekleştiriliyor. TUA’nın uhdesinde olmayan Türkiye’de uzay teknolojileri alanında gerçekleştirilen ve gerçekleştirilmekte olan projeler ise Göktürk-1, Göktürk-2, Hale, Lagari, Türksat 6A.

Uzay Teknolojileri Geliştirme Bölgesi kurulacak

ODTÜ bünyesinde 700 dönümlük alanda yerli ve yabancı yatırımcılara ev sahipliği yapacak bir Uzay Teknolojileri Geliştirme Bölgesi kurulacak. Uygun teşvik mekanizmalarıyla uzay alanına devşirilebilecek yeteneklere sahip KOBİ’lerin bu bölgede yer alması sağlanacak. Uzay sanayisi ekosisteminin gelişmesi teşvik edilecek. Alanın uzay ihtisas bölgesi olarak ilan edileceğini belirten Yıldırım, yer tahsisi sonrası proje çalışmalarının başlayacağını dile getirdi. Yıldırım, “Hedefimiz iki yıl içinde taşınmak. Çalışmalarına başlayan kurumlar da iki yıl içinde taşınabilir” dedi.

Türkiye Uzay Ajansı’nın Aralık 2018’de kurulduğunu anımsatan Yıldırım, bu süreçte Ajansın idari ve kurumsal kapasitesine yönelik çalışmaların tamamlandığını, eleman istihdamına başlandığını, şu anda Ajans’ta 40 kişinin çalıştığını belirtti ve “Yavaş yavaş büyüyoruz.

Ehil insanlarla çalışıyoruz. Devlet kurumlarında uzay alanında çalışanlardan mümkün mertebe istifade ettik. Kadromuza kattık. Teknik daire başkanlarımız bu alanda yetişmiş insanlar” dedi.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu