Dünyadan ve Türkiyeden Güncel Haberler

İsraf etme, tasarruf et!

İsraf etme, tasarruf et! Yalnız Türkiye değil dünyada da her yıl israf artarken, tasarruf oranları ise düşüyor, örneğin en büyük ve önemli kalemlerden biri olan gıdada israf önlense dünya genelinde iki milyar insan yeterli gıdaya kavuşacak.



“Sürdürülebilir bir dünya için gıda, enerji, su başta olmak üzere israfın önlenmesi şart” diyen uzmanlara göre tasarruf içinse ilk adım fınansal okuryazarlık…

Sürdürülebilir Dünya İçin

ÇAĞIMIZIN mottosu tartışmasız “israf etme”, “tasarruf et” üzerine kuruldu… Ancak bu yalnız ülkemizde değil dünyada da beklenen karşılığını bir türlü bulamıyor. Şirketlerle başlayan bu süreç şimdilik az sayıda genelde de ülkelerinin ve / veya dünyanın dev şirketleriyle sürdürülüyor… Bireysel tarafta ise durum çok daha kötü bir noktada…

Bu durum rakamlara da yansımış durumda… Gerek Türkiye gerekse gelişmiş ülkeler bazında israf tüm hızıyla sürerken, tasarruf oranları ise istenen seviyelerden oldukça uzakta. Bu konuda birkaç örnek vermek gerekirse durum çok daha net ortaya çıkıyor.

Bugün ülkemizde her yıl tekrarlanan çok sayıda tasarruf ve israf araştırmasına göre, tasarruf eğiliminde yukarı yönlü sınırlı da olsa yükseliş yaşanmasına karşın maalesef israftaki artışın çok daha hızlı olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin Türkiye İsrafı Önleme Vakfının Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün çalışmalarına yer verdiği raporuna göre, Türkiye’de yılda yaklaşık 26 milyon ton gıda israf ediliyor. Ülkemizde gıda israfının başında ise meyve ve sebze geliyor. Bu ürünlerin yüzde 53 gibi büyük oranı, tarladan tüketiciye ulaşana kadar israf ediliyor.

İki Milyar İnsan Doyabilir

Aynı örgütün dünya geneline yönelik yaptığı çalışmaya göreyse durum çok daha vahim. Bugün dünyada her yıl yaklaşık bir trilyon dolarlık gıdanın tüketicilere ulaşmadan kaybedildiği belirtiliyor. Çalışmanın daha alt kırılımlarına baktığımızda ise tarımsal kayıplar dahil çöpe giden ve israf olan gıda miktarının yıllık 1,3 trilyon ton düzeyine çıktığı görülüyor. Bu rakamın büyüklüğü ve önemini göstermesi açısından önemli bir bilgi de paylaşalım; şayet dünya genelinde bu gıda israf edilmeseydi iki milyar insan yeterli gıdaya ulaşmış olacaktı.

Tabii israf sadece gıda ile sınırlı değil… Dünyada gerek gıda, gerek enerji, gerek su, gerek çevre açısından sürdürülebilirliğin çok daha önem kazandığı bu yüzyılda tüm bu alanlarda israfın boyutu da gün geçtikçe maalesef artıyor. Yine yapılan araştırmalar gösteriyor ki özellikle konutlarda enerji kayıpları büyük boyutlara ulaşmış durumda. Aynı zamanda gerek konutlarda gerekse tarım sektöründeki su israfı da sürdürülebilirlikten oldukça uzakta.

Oysa ki alınacak basit önlemlerle bu oranlar çok daha aşağılara çekilebilecek durumda. Örneğin dört kişilik bir ailenin her üyesinin duş süresini bir dakika kısaltmasıyla bile yılda 18 ton su tasarrufu sağlanabiliyor. Bu sadece bir ailenin yapacağı tasarruf olması açısından büyük önem taşıyor. Veya TMMOB Enerji Komisyonunun verilerine göre konutlarda verimli aydınlatma sistemlerinin ve tasarruflu elektrikli ev araçlarının kullanımıyla ortalama 4,7 ton petrole eş değer miktarda enerji tasarrufu sağlanabiliyor.

Kritik önemdeki bir diğer başlık ise kağıt ve karton tüketiminde karşımıza çıkıyor. Son 40 yılda bir milyar hektar ağaç, sadece kağıt üretebilmek amacıyla yok edildi. Gerek ormanlarımızın kaybı, gerekse kağıt üretimi için kullanılan elektrik enerjisi, su ve fuel oil nedeniyle atmosfere salınan zehirli gazlarda sürdürülebilir bir dünya için büyük tehlike oluşturmaya başladı. Bu konuda Türkiye’de de kayıplar büyük boyutlara ulaşmış durumda. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de her yıl yaşamsal ihtiyaçlarımız için kişi başına kullandığımız kağıt ve karton ihtiyacı için ortalama yedi adet ağaç yok ediliyor. Oysa ki geri dönüşüm oranımız hala batılı ülkelerinin oldukça altında, yüzde 40 seviyelerinde bulunuyor.

Benzer durum plastik atıklar için de geçerli. Hem çevre kirliliğini önlemek hem petrol tüketimini azaltmak için plastiklerin geri dönüşüme kazandırılması büyük önem taşıyor. Ancak yapılan araştırmalar gösteriyor ki okyanuslarda 5.25 trilyon parça plastik atık bulunuyor. Yine burada önemli bir bilgi paylaşalım; plastik atıkların geri dönüşümü ile ham petrol tüketimi yüzde 40 azaltılabiliyor. Bir ton plastik geri dönüşümünden ise 16,3 varil petrol tasarruf sağlanıyor.

Aslında bu liste çok daha uzatılabilir. Örneğin e-atıkların başka ifadeyle elektrikli ve elektronik eşyaların çoğu zaman yeni modellerle gereksiz değişimi sonucu ortaya çıkan atıkların kullanımı da bu yüzyılın önemli sorunlarından biri… Yapılan araştırmalara göre e-atığın 2030 yılına kadar 74 milyon tona ulaşacağı ve bu rakamında 2014 yılında oluşan e-atık miktarının neredeyse iki katı olacağı tahmin ediliyor. Oysa ki geri dönüştürülen her bir milyon telefonda 16 ton bakır, 350 kilogram gümüş, 34 kilogram altın ve 15 ton paladyum olduğu unutulmamalı. Literatürde bu israfa ise e-israf adı veriliyor.

Diğer yandan insan kaynakları ve tecrübe israfı, zaman israfı gibi çok sayıda israf da hem dünyamızı hem kendi özel hayatımızı etkileyen israflar içeresinde ön sıralarda yer alıyor.

İsraf etme
İsraf etme, tasarruf et!

Tasarruf İçin Harekete Geçme Zamnı

Evet sürdürülebilir bir dünya için artık evimizde kullandığımız elektrik, sudan, modeli eskidi diye değiştirdiğimiz telefondan, tüketebileceğimizden çok satın alınan gıdadan vazgeçme zamanı geldi de geçiyor bile. Tabii ihtiyacımız olmamasına rağmen satın aldığımız giyim kuşam da bunlara ekleniyor. Çünkü satın aldığınız her eşva, gıda ve söndürmediğiniz elektrik, karbon ayak izinizi artırıyor.

İşte bu noktada tasarruf ön plana çıkıyor. Özellikle son 10 yılda tasarrufun özendirilmesi ve tasarruf yapma bilincinin artırılması için birçok çalışma yapıldı. Özellikle hane halkının finansal okuryazarlığının artırılması için başta kamu kesimi ve bankalar ile fînansal kuruluşlar olmak üzere çocuklara, gençlere, ev kadınlarına ve yetişkinlere finansal okuryazarlık eğitimleri verildi.



Bu amaçla Finansal Okuryazarlık Derneğide kuruldu. FODER’in temel amacı her kesime bütçe yapma, finansal ürünlerin bilinilirliğini artırma ve tasarruf yapıp bunu doğru adreslerde değerlendirme imkanı sunmak olarak özetleniyor. Uzmanlara göreyse finansal sağlımızı korumak ve tasarruf yapmak istiyorsak önceliğimizi gelirimizi artırmaya değil giderlerimizi iyi yönetmeye vermemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle aylık gelirimizi veya öğrenci isek harçlığımızı gerekli harcamalar ve gerekli olmayan harcamalar olarak ikiye bölerek işe başlayabiliriz.

Hesabımızda kalan parayı sürekli kontrol etmek, satın alma öncesi liste yapmak da kritik önem taşıyor. Burada “lüks mü, ihtiyaç mı” sorusu ise çok önemli. Örneğin evinize televizyon alma kararınızı neyin etkilediğine bakmanız gerekiyor. Şayet televizyonunuz arızalandıysa ve çalışmıyorsa bu satın alma işlemi ihtiyaç, ama bir üst modele geçmek istiyorsanız bu lüks tüketime giriyor. Bu televizyonu nereden, ne şartlarla ve hangi fiyattan alındığı da burada önemli bir değişken oluyor. Tabii bu her ürün ve hizmet için de geçerli.

Türkiye’de yapılan tasarruf eğilimi araştırmalarında tasarrufu olmayanların yüzde 80 gibi büyük bir oranının tasarruf edememe nedeni olarak “yeterli gelirim yok” demesi, en önemli nedenlerden biri. Ancak tasarruf yapma imkanı bulunmasına rağmen bunu sürekli erteleyen bir kesimin de bulunduğunu söyleyen FODER Başkanı Atilla Koksal, “Tasarruf yapmak bir alışkanlıktır. Toplumumuzun büyük bir kısmı dar gelirlidir ve rahatlıkla tasarruf edebilecek imkanları maalesef yoktur. Ancak anketlerde “‘Benim birikim yapmaya ihtiyacım yok”, “Elime bir yerden toplu para geçince birikim yapmaya başlayacağım”, “Ayda 50 TL, 100 TL’ler ile para mı birikir?” yanıtları beni her zaman hayrete düşürmüştür. Bu cevapları verenlerin çoğu aslında birikim yapabilecek durumda olup bunu sürekli olarak erteleyen ve yukarıdaki cevapları kendilerine mazeret olan gösteren kişilerdir” diyor.

Bu aşamada finansal okuryazarlığın öne çıktığına dikkat çeken Atilla Koksal, finansal okuryazarlığın, bireylerin gelirlerini, birikim ve yatırımlarını akıllıca değerlendirip, bütçelerini doğru yönetebilme yetkinliğine sahip olabilme durumu olduğunun altını çiziyor…

Türkiye’de tasarrufların 1/3’ü kısa vadeli TL/de

Hane halkının toplam finansal yatırımlarının yüzde 68’i, vadeleri bir ayın biraz üzerinde olan döviz ve TL mevduatta bulunuyor. TCMB verilerine göre, Eylül 2021 itibariyle toplam hanehalkı varlıkları yaklaşık 343 milyar dolar seviyesinde. Grafik, TCMB resmi verilerine dayanarak oluşturulduğu için burada finansal sistem dışındaki döviz ve altın miktarı yer almıyor. “Yastık altı” olarak tanımlanan bu varlıkların tutarının 150-300 milyar dolar aralığında olduğu tahminleri yapılıyor. Buna göre yastık altı varlıkları da değerlendirmeye kattığımızda toplam finansal varlıklarımızın 1/3’ünün kısa vadeli Türk Lirası varlıklarda, 2/3’ünün de döviz ve altında olduğu genellemesi yapılabilir.

tasarruf etmek
İsraf etmek

Atilla KOKSAL / FODER Başkanı
“Üç milyonu aşkın kişiye eğitim verdik”

FODER olarak en önemli hedefimiz, devlet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yaparak bireylerin ülke çapında finansal okuryazarlık, finansal erişim farkındalıklarını geliştirmek. Bu hedef doğrultusunda eğitim, araştırma ve uygulamalara destek çalışmaları yapıyoruz. Nihai hedeflerimiz; tasarruf oranlarının artırılmasına ve bankacılık sisteminin yaygın olarak kullanılmasına katkıda bulunmak, finansal okuryazarlığın eğitim müfredatına dahil edilmesini sağlamak ve finansal yatırımlar ile tasarruf konularında kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere bireylerin bilinçlenmelerine destek olacak uygulamalar yapmak.

COVID-19 pandemisi pek çok ülkede bireylerin finansal dayanıklılığının düşük seviyelerde olduğunu ortaya çıkardı. OECD/ INFE (International Network for Financial Education) tarafından 2020 yılında yapılmış olan finansal okuryazarlık anketinin sonuçlarına göre, ana gelir kaynaklarını kaybeden bireylerin sadece yaklaşık yüzde 15’i altı ay veya daha uzun süre yaşamlarını aynı şekilde devam ettirecek gelire sahipler. Yine aynı araştırma, düşük finansal dayanıklılığın düşük finansal okuryazarlıkla ilgili olduğuna işaret ediyor.

FODER olarak biz de buradan hareketle bugüne kadar üyelerimizle birlikte çarpan etkisi yaratarak üç milyonun üzerinde kişiye eğitim verdik. Finansal okuryazarlık sayesinde, kişiler, gelirlerini, birikim ve yatırımlarını akıllıca değerlendirip, bütçelerini doğru yönetebilme yetkinliğine kavuşuyorlar. Anketler gösteriyor ki maalesef yurdumuzdaki finansal okuryazarlık seviyesi oldukça düşük.

Standard Poor’s tarafından geçmişte 144 ülkede 150 bin kişiyle yapılan araştırmada da Türkiye finansal okuryazarlık seviyesi bakımından 120. sırada yer almıştı.

Yine aynı anketlerde sürekli, “finansal planlama yapmıyoruz”, “düzenli bütçe yapmıyoruz” “düzenli birikim yapmıyoruz (her ay düzenli birikim yapanların oranı sadece yüzde 9)”, “rastgele yatırımlar yapıyoruz” yanıtları alıyoruz. Ancak Türkiye’de tasarrufu olmayanların yüzde 80 gibi büyük bir oranı tasarruf edememe nedenini “yeterli gelirin olmaması” olarak açıklıyor. Düzenli tasarruf yapmayanlar arasında ise; son üç ay içerisinde tasarruf yapanların oranı bir önceki döneme göre altı puan artarak yüzde 48’e yükselirken, gelecek üç aya yönelik tasarruf yapma niyetinde çok keskin bir düşüş görülüyor.

Tasarruf yapmak bir alışkanlıktır. Toplumumuzun büyük bir kısmı dar gelirlidir ve rahatlıkla tasarruf edebilecek imkanları maalesef yoktur. Ancak anketlerde zaman zaman gördüğüm “Benim birikim yapmaya ihtiyacım yok”, “Elime bir yerden toplu para geçince birikim yapmaya başlayacağım”, “Ayda 50 TL, 100 TL’ler ile para mı birikir?” yanıtları, beni her zaman hayrete düşürmüştür. Bu cevapları verenlerin çoğu, aslında birikim yapabilecek durumda olup bunu sürekli olarak erteleyen ve yukarıdaki cevapları kendilerine mazeret olan gösteren kişilerdir.

İsrafın faturası ağır

  • Konutlarda ısıtma ve aydınlatmada kullanılan enerjinin yüzde 35’ini israf ediyoruz. TMMOB Enerji Komisyonu’na göre konutlarda verimli aydınlatma sistemlerinin ve tasarruflu elektrikli ev araçlarının kullanımıyla ortalama 4.7 ton petrole eş değer enerji tasarrufu sağlanıyor.
  • Damlaya damlaya akan bir musluk yılda 3 metreküplük su kaybına neden oluyor. Bir kişinin günde iki kez bir dakika boyunca musluk suyunu kapatmadan diş fırçalaması yılda 8 ton su israfına neden oluyor. Bunu nüfusun yüzde 20’sinin yaptığı tahmin ediliyor.
  • Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün raporuna göre dünya genelinde her yıl yaklaşık bir trilyon dolarlık gıda tüketicilere henüz ulaşmadan kaybediliyor. Çöpe giden ve israf olan gıda miktarı yıllık 1,3 milyar ton. Dünya genelinde bu gıdalar israf edilmeseydi 2 milyar insan yeterli gıdaya ulaşabilecekti.
  • Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün yaptığı çalışmaya göre, Türkiye’de yılda yaklaşık 26 milyon ton gıda (214 milyar TL) israf ediliyor.
  • Dünyada son 40 yılda bir milyar hektar ağaç kağıt üretimi yapma amacıyla yok edildi. Her yıl ortalama 68 milyon ağaç 30 milyon hektar kağıt üretimi için kesiliyor. Bir ton kağıt için 2,33 metrekare, kabuksuz odun, 4100 kWh elektrik enerjisi 32 bin litre su, 1750 litre fuel oil kullanılıyor.
  • Türkiye genelinde kağıt ve karton tüketimi yıllık yaklaşık 6 milyon ton. Kişi başı tüketim ise 70 kilogram. Doğaya verilen zararın tazmin edilmesi amacıyla her yıl kişi başı en az yedi fidan dikilmeli.
  • Yıllık 3.3 milyar ton C02’ye eşdeğer sera gazının gıda israfı nedeniyle atmosfere salındığı ortaya çıktı. Kurtardığımız her bir milyon kilogram gıda için 74 milyon litre su, 6 milyon kilojul enerji tasarruf ediyor ve 6 milyon kilogram sera gazı emisyonunun engelliyoruz.

ESİN ÇETİNEL / PARA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu