Anasayfa / Pazarlama ve Satış / Kendi zeytinyağının yerel öyküsünü yaz, çok kazan!

Kendi zeytinyağının yerel öyküsünü yaz, çok kazan!




Zeytinyağlarımızın yerel özelliklerini anlatan öyküler var. Bunları Batı ülkelerindeki tüketicilere aktaranlar ihracat kapılarını aralayıp, yarattıkları farklılıkla büyük marka haline gelebilir. İşin sırrı coğrafyanın gizemini yansıtmakta…

ZEYTİNYAĞI üretiminin bazı inceliklerine değindiğim iki hafta önceki yazımla ilgili çok sayıda geri dönüşler aldım, ilgilenen girişimcilere teşekkür ederim. Bu hafta üretimle değil; pazarlamayla ilgili birkaç önemli konuya değineceğim.

Tespitlerime göre, çoğu Ege Bölgesi’nde olmak üzere 280 yerel üretici bulunuyor. Bu dünya ortalamasının hayli üzerinde bir rakam. Önemli olan üretmek değil dünyaya satabilmek. Üstelik ambalajda bile yaşamaya devam eden bu canlı yağı ihracatta ön sıralara yerleştirmek her zaman mümkün.

Başta dünyanın ünlü zincirleri olmak üzere isim yapmış birçok sağlık mağazası zeytinyağı lezzetine önem veriyor, onu bir gençlik ve sağlık iksiri olarak lanse ediyor. Amerika’daki sağlık mağazalarının en önemli kalemlerinden olan şişelenmiş zeytinyağları bunun en tipik örneklerinden. Organik olanından, baharatlı çeşitlere kadar onlarca alt katmanı var.

ZEYTİNİNİZİN ÖYKÜSÜNÜ OLUŞTURUN

Piyasa genellikle Italyan ve Ispanyol üreticiler tarafından yönlendiriliyor. Son yıllarda Tunus’un da pazarda epey yer edinmeye çalıştığı görülüyor, ihracat amaçlı satışların hedefinde bugün sadece Amerika yok; İzlanda dahil Avrupa’nın tüm ülkeleri zeytinyağını gerçek bir iksir gibi tüketiyor.

Sadece Ege Bölgesi’nde binlerce zeytin ağacı varlığıyla Türkiye, Ispanya ve İtalya’nın önüne geçebilecek kapasiteye sahip tek ülke. Dahası, Anadolu’nun büyük bölümünde yetişen yağlık zeytinlerin çeşitleri göz kamaştıracak kadar zengin. Örneğin ‘Memecik’, ‘Domat’, ‘Erkence’, ‘Edremit’ gibi onlarca çeşide Akdeniz ve Gaziantep hattını eklediğinizde yağ elde edilen zeytin çeşidi sayısı olağanüstü artıyor.

Hemen hepsi Anadolu’ya özel bu çeşitlerin içerik ve aromaları farklı. Örneğin Balıkesir Çanakkale hattında özellikle ‘Küçükkuyu’ yöresinde yetişen zeytinler neredeyse o coğrafyaya özgü bambaşka nitelikler taşıyor, renginden nefasetine kadar çok geniş bir yelpazede kendine yer ediniyor.

Kesin bir gerçek ki Türkiye’de yetiştirilen tüm zeytin türlerinin yağları dünyayla rekabet edebilecek düzeyde nefaset ve aromaya sahip. Bunun son örneği yalnız Batı ülkelerine yapılan ihracatta değil; bizzat zeytin yetiştiriciliği yapan Akdeniz Çanağı’ndaki ülkelere yapılan dökme ihracatta da kendini gösteriyor.

Önemli olan coğrafi özellikleri öne çıkarıp, ağaçların / meyvelerin niteliklerinden bahsederek ambalajlanmış marka yağlarımızı tüm dünyaya pazarlamak. Hedefte yalnız Batı ülkeleri değil; Asya, Uzakdoğu, hatta Avustralya da var. Nefaset ve aromatik özellikler açısından tüm dünyayla yanşan Anadolu orijinli zeytinyağlarını ‘biri biriyle karıştırmadan’ ihracat pazarma açılmanın sırrı ise her bir çeşit için özel bir lezzet öyküsü yaratmak.

COĞRAFİ İŞARETLERİ İHMAL ETMEYİN



Örneğin yukarıda bahsettiğim ‘Küçükkuyu’ yöresinin zeytinleri için şişe üzerinde elde edildiği yer değil, o yerle ilgili meraklı bir öykünün yer bulması onu ‘Küçükkuyu’ ve ‘Adatepe’ coğrafyasıyla eşitleyecek hem dış pazarlarda hem de iç pazarda yeni bir rekabet kulvarı yaratacaktır.

Anlatımın mutlaka bir profesyonelin elinden çıkması, yabancı dillerin inceliklerine dokunan duyarlılıkta olması buradaki en önemli ayrıntı. Basit gibi görünen bu pazarlama stratejisi sadece o yörede yetişen zeytinlerin ünlemesini sağlamakla kalmayacak, o yöreyi en azından sağlıklı gastronomi turizminde de önemli duraklardan biri haline de getirecektir.

Bu anlayışı sadece Ege Bölgesi zeytinyağlanyla sınırlı tutmamak lazım. Marmara’da, Akdeniz’de hatta Güneydoğu Anadolu coğrafyasında dünyanın seçkin damaklarına hitap edebilecek nitelikte yağlık zeytin potansiyeline sahibiz.

Yaratıcı olan, farklılığı öne alan girişimciler sadece kendi markalarını ihraç etmekle kalmayacak; orijinal dizaynlara sahip ambalajlarla lezzet ve sağlık penceresinden Türkiye’yi de dünyaya tanıtmış olacaklardır. Bu konuda yöresel çıkarmaları ve ‘nefaset ile tadın tarifini yapmakta’ uzlaşmaları gerekiyor.

Bir başka yol ise doğrudan yağın elde edildiği ağaç emsine gönderme yapan bir türü dünyaya lanse etmek. İlginç ambalajlarda kullanılacak illüstrasyonlardan; peyzaj görüntülerine kadar her şeyin bir denge içinde olması, ünlü Italyan ve İspanyol markalarının bile önüne geçilmesini sağlayacaktır.

Bunun gerçekleşmesinden sonra her yörenin kendine özgü değerlerini yansıtacak ambalajların sıkı bir beğeni denetiminden geçirilmesi, çok sayıda ülkenin tüketicileriyle omnibüs araştırmaları yapılması gerekecektir. Cam ambalajlar bir likör şişesi gibi cazip; bir sos ambalajı kadar farklı ve albenili olmalı.

SEKTÖR DIŞINDAN ESİN KAYNAĞI BİR ÖRNEK

Konumuzla ilgisi yok ama ‘Kahlua Kahve Likörü’nü şimdi tüm dünya bu yüzden tanıyor. Bu sıra dışı ürünün sırrı şişesinde kullanılan renk ve ayrıştırıcı basitlikteki görsellerde yatıyor.

‘Kahlua’ (kalüa okunur) bugün dünyada kahve lezzetini dolaylı yoldan tattırıp pazarlayabilmiş ünlü bir marka haline geldi.

Kahve çekirdeğini olağanüstü sir haline getiren sıra dışı bir öyküsü var. 1936’dan beri klasik kahve pazarım çok etkileyen bir yan ürün.

Bu pencereden bakıldığında yerel zeytinyağı öyküsünü yaratırken yağın ambalajını da o öyküye uygun tasarlamak önceliklerden biri olmalı.

Ambalajlar ne likör şişesine ne Kahlua de bir parfüme benzemeli. Lâkin Kahve kendine özel ayrıcalıklı bir Likörü kişiliği yansıtmalıdır. Sıradan bir şişeye ya da tenekeye konulan zeytinyağları, özellikleri ne kadar üstün olursa olsun, sıradan olmaya mahkumdur.

Şunu da eklemeliyiz: Yöresel zeytinyağlarım farklı kılan yalnız yetiştiği yöreyle ilişkilendirilmiş bir marka hikayesi değil; aynı zamanda o yörede zeytine ad olmuş mahalli tanımların ünlü birinin ağzından anlatılabilmesidir.

Önemli olan bunu küçük bir etikete sığdırmak; okuyan kişide değişik duyguların oluşmasına zemin hazırlamaktır. Bütün bu yöresel tanımlarda biraz folklorik, biraz da etnografik renklerin bulunması Batılı tüketicileri çok etkileyecektir.

Çabalarınızı ve öykünüzü minicik bir kitapçıkta ölümsüzleştirip tüketiciye sunmak yaratıcılığınızın bir başka parçası olabilir. Çünkü tüm bu önerileri yöresel zeytinyağlarımız fazlasıyla hak ediyor, onlara dünya markası olmanın yollarını açıyor.

Nur Demirok / Para





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir