Anasayfa / Kariyer ve İş / Neden Bizimle Çalışmak İstiyorsun?

Neden Bizimle Çalışmak İstiyorsun?




Ne İstediğini Bilmek

Şu yaşınıza kadar her istediğinizi yaptınız mı? İstediğiniz okula gidip, istediğiniz mesleği seçebildiniz mi? İçinizde kalan, isteyip de yapamadığınız bir şey var mı? “Şimdiki aklım olsaydı şöyle yapardım” dediğiniz bir durum var mı? Yoksa “Aklıma koyduğumu, koşulların elverdiği oranda, hatta zorlayarak gerçekleştirdim. Hayal kurarım, umut ederim, sabır, azim ve çalışarak sonuca ulaşırım” mı diyorsunuz. Öyleyse emin olun, siz “Ne iş olsa yaparım!” diyenlerden değilsiniz. Ne istediğinizi biliyorsunuz. Bu özelliğinizin kıymetini bilin!

Gerçekten istediğini yapan, istediği okula giden, istediği mesleği seçen, istediği gibi giyinen, istediği insanlarla arkadaşlık eden, özetle istediği gibi yaşayan kaç kişi vardır acaba?

Ezici bir çoğunluk, kendini tesadüflere, olayların akışına, hayatıyla ilgili önemli kararları da başkalarına bırakır. Başarısızlık korkusu ve toplumun, ailemizin bizden bekledikleri gibi hareket etme güdüsü, gerçek istediklerimizi yapmamızı engeller. Mesela bütün toplumlarda para kazanmak ve zengin olmak, insanlara bir ‘başarı şartı’ gibi empoze edilir. Halbuki bu, bizim gerçek arzumuz ve hayalimiz olmayabilir. Biz gerçekten zengi olmak mı istiyoruz? Gerçekten büyük bir şirkette tepe yönetici mi olmak istiyoruz? Bizi mutlu edecek olan şey, bu mudur? Yoksa sosyal normlara uymak, başkalarının bizi başarılı bulması için gerçek hayallerimizden fedakarlık mı ediyoruz?

İK ya da halkla İlişkiler belki de satış…
“İşe alımlarda en çok rastladığımız tip, ‘ne iş olsa yaparım, yapabilirim’ciler. Özellikle İK’da kariyer yapmak isteyenlerin ‘insan ilişkilerim iyi, seviyorum, o yüzden İK ya da halkla ilişkiler, belki de satış’ tarzı yaklaşımlara bolca rastlıyoruz.”

Bu sözler, yaklaşık 25 yıldır İK sektörünün içinde olan, Özel İstihdam Büroları Derneği kurucularından, PwC Türkiye İK Danışmanlığı Direktörü Murat Demiroğlu’na ait. Demiroğlu’nun tespitlerine, Borusan Holding İK ve Yalın 6 Sigma Genel Müdür Yardımcısı Semra Akman ile Turkcell’in İK’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Meltem Kalender Öztürk de katılıyor.

Neden bizimle çalışmak istiyorsun?
Şirketler genelde, adayların neden kendi bünyelerinde çalışmak istediklerini öğrenmek için kılı kırk yararak değerlendirmeler yapıyor. Murat Demiroğlu’nun aktardığına göre İK profesyonelleri, işe başvuranların ne isteyip ne istemediğini genelde “neden bizimle çalışmak istiyorsun” sorusuna adayın verdiği yanıtlarla ölçüyor. Ardından özgeçmiş inceleme, telefonla görüşme, yüzyüze mülakat, yaşanmış olayları detaylı anlattırma, grup çalışmaları, sunumlar, vaka anlatımı vs vs geliyor. Liste, her şirkete ve pozisyona göre değişiyor, uzuyor.

Örneğin Borusan Holding İK ve Yalın 6 Sigma Genel Müdür Yardımcısı Akman, grup bünyesinde çalışmak isteyen adaylarla yaptıkları görüşmelerden detayları aktarırken şunları söylüyor:
“Görüştüğümüz bazı adayların çalışmak istedikleri alanlarla ilgili sorumuza; hem satış, hem İK, hem stratejik planlama, hem de kurumsal iletişim gibi 4 farklı fonksiyonu belirttikleri durumlarla karşılaştığımız oluyor. Bu durumda yetkinlik bazlı mülakat soruları ve varsa geçmiş dönemdeki tecrübelerinden yola çıkarak adayları yönlendirmeye çalışıyoruz. Geçmiş tecrübelerinden bağımsız olarak alan değiştirmek isteyen adaylarımızı ise yine mülakat sorularımız ve kendi talepleri doğrultusunda değerlendirerek yönlendiriyoruz.”

Turkcell’in İK’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Öztürk de benzer bir yaklaşıma dikkat çekiyor:
“Aday, yapmak istediği işi ortaya koymak yerine ‘Turkcell’de çalışmak istiyorum, bana uygun olan herhangi bir işi yapabilirim’ diyor. Tabii ki markalar ilk çekim noktası ve önemli, ancak bunu ‘Turkcell’de şu alanda çalışmak istiyorum çünkü…’ diye birleştirebilmek önemli.”
Turkcell’de çalışmak isteyen adaylar, ortalamada 3 aşamalı bir değerlendirmeden geçiyorlar. Pozisyona özel farklı araç kullanımlarıyla bu durum, en az 5 aşamalı bir sürece dönüşüyor. Üst yönetim seviyesinde ise bu aşamalar 7’ye kadar çıkabiliyor.

Önce CV inceleniyor, sonra telefon mülakatı yapılıyor
Adayların talep ettikleri pozisyonlar ile “yaşamda ne isteklerini bilip bilmedikleri”ni ölçmek için genelde şirketler, yapılan mülakatlarla durumu aydınlatmaya çalışıyor. Öztürk, adayların kurum kültürü ve davranış modellerine uygun olup olmadığı, pozisyonun gerektirdiği beceri ve deneyimlere uygunluğunun değerlendirildiğini söylüyor. Öztürk, Turkcel’de işleyen ‘uzun süreci’ şöyle anlatıyor:
“Özgeçmiş değerlendirmesini takiben telefon mülakatı yapıyoruz. Bu görüşmede adayın temel kriterlere uygunluğunu ve pozisyona ilgisini değerlendiriyoruz. Bir sonraki aşamada ise temel davranış modelimize uygunluğu değerlendirmek için yetkinlik bazlı mülakat yapıyoruz. Ardından yöneticinin katılımıyla teknik mülakatlar yapılıyor, bu konuda pozisyona özel teknik test ya da örnek vaka uygulamaları da gerçekleştiriyoruz. Yönetsel pozisyonlarda ise bunlara ek olarak liderlik özelliklerini değerlendirdiğimiz Değerlendirme Merkezi uygulamaları da gerçekleştiriyoruz.”

Başarmak için azmeden tercih ediliyor
Borusan Holding yöneticisi Semra Akman, mülakat sırasında adayların değerlendirilme kriterlerini anlatıyor. Şirketi temsil gücü, iletişim becerileri, sorumluluk alabilen, ikna kabiliyeti ve başarma azmin yüksek kişileri bulmak isteğiyle adaylar gözden geçiriliyor. Ayrıca mesleki bilgi, tecrübenin yanı sıra ilgili pozisyonun gerektirdiği nitelik ve yetkinliklere sahip olmak da önemli. Akman, mesleki ve teknik açıdan yeterliliği ölçmek için neler yaptıklarını ise şöyle anlatıyor:
“Sözkonusu pozisyona özel vaka çalışmalarından faydalanıyoruz. Adayın yaşantısı ve bu pozisyon için istekliliğini somut örnekler üzerinden aktarabileceği çeşitli sorular soruyoruz. Bu arada Borusan olarak hem sosyal sorumluluk hem de de topluma katkı açısından yürüttüğümüz bir çok faaliyet alanımız, öte yandan da çalışanlarımızın gelişimlerine katkıda bulunup yatırıp yaptığımız uygulamalarımız var. Adaylarımızın bu konulara yönelik farkındalığı, ilgi ve bilgi düzeyi de bize, kendi istekleriyle ilgili ipucu verebiliyor.”

Ben bu işi yapmak istemiyorum
Ne istediğini bilen çalışan adayları bulmak için izlenen yollar böyle… Ya, “Bu iş ya da sektör benim istediğim değil” diyerek şirketten ayrılmak isteyenler… Müşterilerindeki uygulamalardan yola çıkarak konuyu değerlendiren Murat Demiroğlu’na göre, Türkiye’de işten çıkışlarda ya hiçbir şey sorgulanmıyor ya da yapılmış olması için mülakatlar yapılıyor. İlk yıllardaki ayrılışlarda;
1- “Ben bu işi yapmak istemiyorum, bu şirket ya da yektörde çalışmak bana uygun değil” tarzı yanıtlar verilirken,
2- üçüncü, dördüncü yıllarda yanıtlar, “Bana daha uygun bir iş ya da şirket buldum. Aradığımı biliyorum ve buldum”a dönüşüyor. Genelde ücret artışı, terfi, kariyer fırsatı gibi konular gündemde oluyor. Bir de anlaşılamayan yönetici.



Borusan, işten ayrılmak isteyen tüm çalışanlarına çıkış mülakatı yapan gruplardan. Grubun İK sorumlusu Semra Akman, “Genellikle bilinen sebeplerden dolayı gerçekleşen işten ayrılmalar arasında bazı çalışanlarımızın; farklı sektörlerde ve tamamen farklı fonksiyonlarda çalışmak istediklerini belirttikleri de oluyor” diyor.

Turkcell’in İK’dan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Öztürk ise oldukça iddialı. Turkcell’de çalışanların kolay kolay ayrılma kararı alamadıklarını söylüyor. “Ancak şirketten ayrılıp dönen ve dönmek isteyen de çokça arkadaşımız oluyor” diyor. Nedenlerini ise şöyle sıralıyor:

“Hepimiz şirketimize güçlü bir duygu bağı ile bağlıyız. Çoğunlukla daha üst seviye bir kariyer fırsatı için ayrılabiliyorlar. Şirketimizde yetenekli çokça arkadaşımız var ve Turkcell artık bir okul şirket olarak görülüyor. o nedenle çalışanlarımıza dikey iş teklifleri oldukça fazla.”

Komando parkuruyla kendini tanı

İnsanın her alanda ne istediğini bilmesi, mutlu olması için lazım bir şart. İstediği gibi bir hayat sürmenin tek yolu ne istediğini bilmek, ne istediğini bilmenin tek yolu da kendini iyi tanımaktır. Ve (iyi haber!) insan, kendini tanımayı öğrenebilir. Uzmanlar, ‘kendini tanımak’ denilen ‘komando parkuru’nun  6 etaptan oluştuğunu söylüyor.

1- Önceliklerinizi alt alta yazın
Meditasyon yapanlar gibi her gün 5 dakika, dikkatinizi vücudunuzun bir yerine, mesela ellerinize veya nefes temponuza odaklayın. İyice rahatladığınızda sorun: Benim için hayatta önemli olan nedir? Düşünmeden, alt alta aklınıza geleni yazın. Sonra, yazdıklarınızı  karşılaştırın: A ile B’den hangisini daha çok istiyorum. B ile C’den… Kalan 2-3 istek, gerçek isteğinizdir.

2- Başarısızlıklarınızı abartmayın
Başlayıp da bitirmediklerinize değil, tamamladığınız projelerinize hatta başarılarınıza fokuslanın. İstediğiniz bir şeyi gerçekten yapmak istediğinizi bilmek istiyorsanız, kendi kendinize “Bunu başarmak için yapmak gerekenlere hazır mıyım? Zorluklara ve bu yolda yaşayabileceğim küçük büyük başarısızlıklara hazır mıyım?” diye sorun. Cevabınız “Evet” ise hiçbir zorluk sizi engelleyemez.

3- Doğal becerilerinize güvenin
Zaaflarınız, kendi kendinize bile itiraf etmekten utandığınız küçük kötü alışkanlıklarınız ve huylarınız, gerçek kişiliğinizin göstergesi olabilir. Proje yaparken, ne yapmak, nasıl yapmak istediğinize karar verirken, bu ‘küçük günahlarınızı’ dikkate alın.

4- Zevkin farkına varın ki zevk alın
Akşam yattığınızda günün olaylarını aklınızdan geçirin: Kendinizi en mutlu hissettiğiniz anlar hangileri? Uzmanlara göre ne kadar çok zevk alırsak nöronlarımız, beyni o zevki yaratan bölgesini o kadar iyi uyarıyorlar. Ve motive olmak, mutluluğun sonuna kadar gitmek için buna ihtiyacımız var.

5- Oyunbozanın oyununu bozun
Uzmanlar, “içimizdeki oyunbozan” dediği içsesin de bize devamlı başaramayacağımızı söylediğini belirtip, “Susturmak yerine onunla barış yapmayı deneyin” diyorlar. Mesela size “Beceriksizin birisin!” dediğinde ona sorun: “Emin misin? Nereden biliyorsun? Kim söyledi? Ne yaptım da beceremedim? Denememe izin vermedin ki…” İçinizdeki oyunbozanın oyununu böyle birkaç kere bozdunuz mu, göreceksiniz bakın sesi artık eskisi kadar gür çıkmayacak.

6- Gözleriniz açık rüya görün
Ne yapmak, neyi başarmak istiyorsanız en küçük detaylarına kadar gözünüzün önüne getirin, hayalini kurun. Sık sık hem de. Başarınızı sahneye koyun, kendinizin rejisörü olun. Senaryoyu siz seçin, diyalogları siz yazın, dekoru, oyuncuları siz belirleyin. Tabii ‘esas kız / esas oğlan’ rolünü kimseye kaptırmayın. Başardığım zaman neler olacak, nasıl mutlu olacağım, ne değişecek? (Kaynak: Femme Actuelle)

Hep kendim karar verdim sonuçlarından memnunum
Murat Demiroğlu, İzmir Atatürk Lisesi Fen bölümü mezunu olmasına rağmen, mühendislik ve tıp dışında tercih yapıp Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler’i kazandığında “Üzülme, çalışır seneye tekrar girersin sınava” diyenler olduğunu anlatıyor:  “Finans muhasebe, pazarlama, satış dışında İK alanında çalışmaya başladığımda da benzer bir şaşkınlık ve şüphe ile yaklaşanlar vardı. Oysa ki ben istediğim şehirde, istediklerimi sağlayacak seçimler yapmıştım, sonuçlarından memnumdum.”

Demiroğlu, üniversite yıllarında tam zamanlı çalışmaya başlamış. “Mezuniyet sonrası, bir süre de olsa, yurtiçi ve dışında gezerek, farklı yerlerde yaşamayı isterdim” diyor ama olmamış: “Hızlı ve yoğun çalışma hayatının temposuna ara verip, üniversiteye dönmek, belki biraz gönüllü çalışmalarla tazelenip, tekrar geri dönmek hoş olabilir.”

Lise yıllarından itibaren, hemen her konuda kendi kararlarını verdiğini belirtiyor:
“İsteklerim konusunda nettim, hâlâ da öyleyim. ‘Nasıl ve ne zaman’ konularında bir yönlendiricim olsa, yardım ve görüş isteme konusunda daha cesur olabilsem, daha da keyifli olabilirdi hayat.”
Semra Akman:İstediğim okula gittim uygun mesleği seçtim
– İstediğiniz okullara gidip, istediğiniz mesleği seçebildiniz mi?
Evet, istediğim okullara gittim, istediğim ve bana uygun mesleği seçtim. Biraz daha okumak ve birkaç konuda daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isterdim.

– İçinizde kalan, isteyip de yapamadığınız bir şey var mı?
Bilimsel bir projenin içinde, yepyeni bir konuyu araştıran bir ekiple çalışmak.

Meltem Kalender: Tesadüfle değil, seçimle sonuçlara ulaşmayı severim

-İstediğiniz mesleği seçebildiniz mi?
Tesadüflerden çok, seçimlerin oluşturduğu sonuçlara inanırım. İş hayatına başlamadan önce kişisel vizyonumu belirlemiştim. Hayalim; Türkiye’nin önde gelen kurumlarından birinde etkin seviyede bir sorumluluk üstlenmekti. Ne istediğini bilmek ve onun için tüm enerjimle ona doğru koşmak, beni canlı tutuyor.

– “Ne istediğimi bilmiyordum, şimdiki aklım olsaydı şöyle yapardım” dediniz mi?
Bizim okuduğumuz yıllarda global bilgiye ulaşmak bugünkü kadar çeşitli ve kolay değildi. Bu nedenle, okul ve bölüm tercihlerimizi yeterince bilinçli yapamadık. Okulum bitince iş hayatına hızla atılmam gerekiyordu ama yeniden fırsatım olsa yurtdışında master ya da staj peşinden koşardım.

Sen kendini çukur yap çukur kendiliğinden dolar
Reklam ajansı Pars McCann’de 20 yıl yöneticilik, 10 yıl Evyap Pazarlama Koordinatörlü, 10 yıl da Galatasaray ve Yeditepe Üniversiteleri’nde reklam ve pazarlama dersleri veren Ahmet Durul, konuyu bir Uzakdoğu sözü ile özetliyor: “Sen kendini çukur yap, çukur kendiliğinden dolar.” Durul, şöyle konuşuyor: “Kural şudur: Hayatta ne elde etmek istiyorsan, onu ol. İstediğini elde edersin. Sen marka müdürü olmadan kimse seni marka müdürü yapmaz Bize hiçbir zaman nasıl düşüneceğimizi değil, ne düşüneceğimizi öğrettiler. Sınavda beş cevap vardır ve bunlardan biri doğrudur. Biz de öğretmenin doğrusunu bulmaya mecburuz. Gerçek hayatta ise, beş şıklı soruyu, altıncı şıkkı bulan çözer.”

Hürriyet İK – Hayriye MENGÜÇ





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir