Anasayfa / Sağlık / Sağlık ekonomisinin büyük dönüşümü

Sağlık ekonomisinin büyük dönüşümü



Bir yanda dev şehir hastaneleri, öbür yanda ilaçta iddialı yerlileşme projesi. 2018 yılında Ankara (Bilkent), Kayseri, Manisa, Elazığ ve Eskişehir’de olmak üzere beş yeni şehir hastanesi daha hizmete açılacak. 2020 yılına kadar tamamlanması planlanan diğer şehir hastanelerinin açılmasıyla toplamda 28 bin 149 yatak sayısına ulaşılacak. Diğer yanda ilaçta yerelleşme kapsamında, şu ana kadar sektörün de katkısıyla 2 milyar TL nin üzerinde üretim Türkiye’ye kaydırıldı. Hedef Türkiye’nin Avrupa ve yakın coğrafyanın ilaç üretim üssü haline gelmesi. Sağlık, ekonomi içindeki payını hızla artırıyor. 2016’da yüzde 14,1’lik artışla 119,2 milyar TL olan sağlık harcamalarımı?

2017’de yüzde 27,9’lik artışla 152,5 milyar TL’yi bulduğu tahmin ediliyor.

GENÇLERİN oluşturduğu 80 milyonu aşkın nüfus, 4 milyona yakın Suriyeli göçmen…

Bu rakamlar sağlığın Türkiye ekonomisindeki ağırlığını göstermeye yeter. Türkiye nüfusu Avrupa’nın iki katı hızla yaşlanıyor. Sırf bu veri bile sağlık ekonomisinin ne kadar hızlı büyüyeceğinin bir göstergesi. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaşlanan nüfusla birlikte sağlık sektörünün de önemi artacak. Ülkelerin ortalama yaşam süreleri yükseldikçe, sağlık yatırımları daha da yükseliyor. Örneğin, 2012’de dünyada 14 milyon tanısı konmuş kanser hastası vardı. Bugün muhtemelen bu sayı 18 milyon civarındayken, 2030’da büyük bir olasılıkla 22-23 milyon gibi bir rakama ulaşacak. Türkiye’de her yıl 175 bin kişiye kanser teşhisi konuyor; 125 bin kişi ise kalp krizinden hayatım kaybediyor. Türkiye’de büyük önem taşıyan üç alan var; kanser, gıda kaynaklı diyabet hastalıkları ve kalp-damar hastalıkları. Bu alanlar öncelikli olmak üzere sağlık hizmeti alanında harcamaların artacağı öngörülüyor.

Sağlık, ekonomi içindeki payını artırıyor. 2016’da yüzde 14,1’lik artışla 119,2 milyar TL olan sağlık harcamalarının, 2017’de yüzde 27,9’lik artışla 152,5 milyar TL’yi bulduğu tahmin ediliyor. Bir yandan da sağlıkta büyük bir dönüşüm yaşanıyor… Bir tarafta kamunun sağlık hizmetlerini kökten değiştiren şehir hastaneleri, diğer yanda Sağlıkta Yerlileştirme Projesi… Sağlık Bakanlığı bu yıl kamu-özel sektör işbirliğiyle inşa edilen beş yeni şehir hastanesini daha hizmete açmayı planlıyor. Yozgat, İsparta, Mersin ve Adana şehir hastaneleri şu anda hizmet veriyor. 2018 yılında Ankara (Bilkent), Kayseri, Manisa, Elazığ ve Eskişehir’de olmak üzere beş yeni şehir hastanesi daha hizmete açılacak. Gelecek yıl 7 şehir hastanesi daha hizmete açılacak. İlk etapta 32 şehir hastanesinin açılması hedefleniyor. 2020 yılına kadar tamamlanması planlanan diğer şehir hastanelerinin açılmasıyla toplamda 28 bin 149 yatak sayısına ulaşılacak. Türkiye’de 2 bine yakın hastane faaliyet gösteriyor. Sektör 350 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor.

Yasal düzenlemelerle hastane işletme lisansı verilmesi zorlaştırıldı.

Dev yatırım

Şehir hastaneleri, kamu özel ortaklığı ile hayata geçirilen çok büyük projeler olarak biliniyor. Bir şehir hastanesinin yatırımı, 700-800 milyon euro’yu buluyor. Otuz iki şehir hastanesinin toplam maliyetinin 20-30 milyar dolar arasında gerçekleşmesi bekleniyor. Şehir hastanelerinin ekonomi açısından bir başka önemi, yabancı sermayenin kamu altyapı projelerine katılımına olanak tanıması. Bu konuda öncülüğü, Global Yatırım Holding’in bir iştiraki olan Actus Portföy yaptı bile. Actus Portföy’ün kurduğu altyapı fonu, Gaziantep Şehir Hastanesi’nin yatırımcıları arasında yer alıyor.

Actus, Türkiye’nin ilk altyapı fonu olan Gaziantep Entegre Sağlık Kampüsü PPP fonu ile bir model ve esin kaynağı oluşturdu. Fon, Güney Kore Sermaye Piyasası’na da tescil ettirildi. Fon aynı zamanda, toplam 29 yıllık vadeyle Türkiye’nin en uzun vadeli yatırım girişim sermayesi yatırım fonu. Uzun vadesi ile de başta emeklilik fonları olmak üzere önemli avantajlar sunuyor. Fonda, dünyanın çeşitli ülkelerinden, uzun vadeli yatırımı seven emeklilik şirketi gibi fonlar yer alıyor. Turkishtime’ın sorularını yanıtlayan Actus Portföy Genel Müdürü Barış Hocaoğlu, şehir hastanelerinin iyi dizayn edilmiş, İngilizce’deki terimiyle “bankable” projeler olduğunu belirtiyor. Hocaoğlu, “Bu tip projeler çok büyük olduğu için bunların yabancı sermaye olmadan yapılmaları zor” diyor. Şehir hastanelerinde hedefler şöyle: Hasta yatış sürelerinin kısaltılması, tüm birimlere aynı kampüste ulaşılabilmesi, tüm yatakların nitelikli hale getirilmesi, teşhis ve tedavide yüksek teknolojilerin kullanılması, hastane enfeksiyonlarının azaltılması ve hasta güvenliği seviyesinin yükseltilmesi… Kamu-özel iş birliğiyle hayata geçirilen ilk şehir hastanesi olan Mersin Şehir Hastanesi, ilk yılında 2 milyon 490 bin 286 hastaya hizmet verdi bile. Şehir hastanelerinin tek hedefi Türk vatandaşları değil. Hedef, yurt dışına da sağlık turizmiyle hizmet etmek. Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Furkan Karabekmez kısa süre önce, “Bunun için kapasitemiz var. Her gün yeni şehir hastanelerimizle de bu kapasitemizi arttırıyoruz” demişti.

2002 yılında özel hastanelerin toplam hastaneler içindeki oranı yüzde 23 iken, 2015’te bu oranın yüzde 37’ye, günümüzde ise yüzde 40’ın üzerine çıkmasının hizmet kalitesi ve olanaklar açısından umut verici olduğunu düşünüyorum.

İlaçta hedef yerelleşme

İlaç üretiminde yerelleşme devletin bir diğer önemli politikası.

Sağlık endüstrisinde yerelleşmede bu büyümeyi destekleyen unsurlardan bir tanesi. Projede ilk iki faz tamamlandı. Mevcut kapasite kullanımının, istihdamın artması ve yeni yatırımların yönünün Türkiye’ye çevrilmesini sağlamak amacıyla başlatılan yerelleşme kapsamında, şu ana kadar sektörün de katkısıyla 2 milyar TL nin üzerinde üretim Türkiye’ye kaydırıldı. Hedef Türkiye’nin Avrupa ve yakın coğrafyanın ilaç üretim üssü haline gelmesi. İlaçta hedef, yüzde yüz yerlileştirmeyi sağlayabilmek. Başbakan Binali Yıldırım, bu hedefi geçtiğimiz ay, “Türkiye’de üretilebileceğini öngördüğümüz ilaç miktarı 6.1 milyar lira değerinde. Hedefimiz ilaçta yüzde yüz yerlileştirmeyi sağlayabilmek” sözleriyle anlattı. Sağlıkta Yerlileştirme Projesi’nin tamamlanan fazlarıyla geçen yıl tüketilen her 100 kutu ilaçtan yüzde 80’i yerli üretimle imal edildi. Geçen yıl Türkiye’nin 2.2 milyar lira harcadığı 375 ürün yerlileştirildi. Şimdiye kadar yerlileşen ilaçların toplanı değeri yaklaşık 3 milyar lira olurken, ilaç sayısı ise böylece 577 adede yükselmiş oldu. Böylece sağlık için yurt dışına aktarılan 6,1 milyar lira Türkiye’de kaldı.




İlacın geleceği

Türkiye İlaç Sektörü 2017 raporuna göre, Türkiye’de 2016 yılında 2 milyar kutu ilaç satışı gerçekleştirilmişti. Avrupa’nın 6’ncı en büyük ilaç pazarına sahip olan Türkiye, kutu ilaç satışında 22,1 milyar liralık satış hacmine ulaştı. Bu rakamlar çerçevesinde Türkiye dünyanın en büyük 17’inci ilaç pazarı haline geldi. Türkiye, 2023 yılında 15. sıraya yükselmeyi hedefliyor.

2017 yılında geri ödemeli ilaç pazarı nominal olarak yüzde 19,8 büyüdü. Bu büyümenin temel bileşenleri 9,1 puan ile hacim büyümesi, 9,5 puan ile fiyat katkısı ve 1,3 puan ile yeni ürün girişi olarak gerçekleşti. Bristol-Myers Squibb (BMS) Türkiye Genel Müdürü Ece Kaşıkçı, önümüzdeki dönemlerde sektörün yoğunlaşıp, büyümeyi tetikleyecek olan alanların başında yenilikçi ürünlerin peş peşe gelmeye başladığı onkolojinin başı çekeceğini belirtiyor.

Kaşıkçı, ayrıca Avrupa ve Amerika’da biobenzer ürünlerin onay alması ile beraber dünya reçeteli ilaç pazarının 2022’de 1 trilyon dolara ulaşması beklendiğini vurguluyor. İlaç üretiminde yerelleşme devletin bir diğer önemli politikası. Türkiye’de sağlık hizmetlerine yüzde 100’e yakın düzeyde sosyal güvence sağlanıyor. Bu kapsama oram, diğer ülkelerde görmenin pek mümkün olmadığı, çok olumlu ve önemli bir özellik. Fakat sağlık harcamaları, devlet bütçesi üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. OTC yasasının çıkarılmamış olması ve bilinçsiz ilaç kullanımı gibi faktörler de devletin sağlık bütçesindeki ilaç harcamalarıyla ilgili yükü artırıyor.

Türkiye’de ilaçların fiyatlandırılması 2004 yılından beri referans fiyat sistemine göre yapılıyor. Uygulanan sisteme göre ilaç fiyatları, Sağlık Bakanlığı’nm belirlediği Avrupa’daki 5 ülkenin (Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan) ilaç fiyatları arasından en düşüğü seçilerek belirleniyor. Devletin fiyat politikası, referans fiyatlandırma sistemi ve ilaçların fiyatlandırılmasmda kullanılan avro kurunun belirlenme yöntemine dayanıyor. Bu ülkelerdeki Euro fiyatının Türk Lirası’na çevrilmesi için güncel Euro kuru yerine yine Fiyat Değerlendirme Komisyonu tarafından belirlenen sabit bir Euro kuru kullanılıyor. Bu sabit kur ise Sağlık Bakanlığı’nm ilgili mevzuatlarına göre belirleniyor. Beşeri tıbbi ürünlerin fiyatlandırılma mevzuatına göre, her yıl için kullanılacak sabit Euro kuru bir önceki yılın yıllık ortalama Euro değerinin yüzde 70’i alınarak hesaplanıyor.

Bristol-Myers Squibb Türkiye Genel Müdürü Ece Kaşıkçı, fiyat politikasında temel sorunun cari Euro kurunun çok gerisinde kalan güncellemelerle sektörün mali sürdürülebilirliğini ciddi olarak zedeleyen ilaç fiyatlandırmasına esas Euro kuru sorunu olduğunu savunuyor. Kaşıkçı’nın belirttiğine göre fiyatlandırmaya esas olan Euro kuru ile ilgili olarak, son 3 yılda yapılan düzenlemelerle Euro kuru değeri cari kura yaklaştırılmaya çalışılmış olmasına rağmen aradaki fark hala yüzde 40’m üzerinde. Kaşıkçı, fiyatlandırma sisteminin iyileştirilmesine yönelik önerilerini şöyle açıklıyor: “Sürdürülebilir bir fiyatlandırma sistemi için yüzde 70 kur çarpanının yıllar içerisinde düzeltilerek yüzde 100’e getirilmesi ve OTC yasası ve bilinçsiz ilaç kullanımı ile ilgili düzenlemelerin yapılması ve yenilikçi ilaçlar için farklı bir bütçe oluşturulması.”

Ar-Ge odaklı

İlaç sektörü Ar-Ge harcamalarının en yüksek gerçekleştiği sektörlerin başında geliyor. Küresel ilaç Ar-Ge yatırımları 2016 yılında 157 milyar dolar seviyesine ulaştı. Önümüzdeki 6 yıl süresinde yıllık ortalama yüzde 2,4 büyüme ile 2022 yılında 181 milyar dolar düzeyinde bir ilaç Ar-Ge büyüklüğü öngörülüyor. Devletin hedefinde tıbbi görüntüleme cihazlarının yerlileştirilmesi de var. Tıbbi görüntüleme cihazlarının yerlileştirilmesi projesinin tüm etaplarının hayata geçirilmesiyle 6 milyar lira tutarında kaynağın da Türkiye’de kalması sağlanmış olacak. Bunlara ek olarak aşıda yerlileştirme çalışmasıyla da yaklaşık 900 milyon lira daha yurtiçinde kalacak.

Sağlığın dijital dönüşümü

2022 yılma kadar nesnelerin internetinin gücünden faydalanarak hayata geçirilecek teknolojilerin oluşturacağı pazarın 410 milyar dolara (1,5 trilyon liraya) yaklaşacağı tahmin edilirken bu yeni pazara yönelik siber suçluların iştahı ve verilerin saklanması için gerekli olan depolama ihtiyacı da giderek artıyor. Hibrit bulutun sağlık sektörü başta olmak üzere tüm sektörlerde en yaygın BT modeli olacağına inanan NetApp Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı, nesnelerin interneti verilerinden değer yaratmak için yepyeni bir veri yönetimi tarzının gerektiğinin altını çiziyor. Uygulandığı sektörlerde büyük kolaylıklar yaratan nesnelerin interneti, yapay zekayla birlikte sağlık sektörünü de dönüştürmeye başladı. Yakın gelecekte erişilebilecek cihazlarla birlikte tedavi alan kişinin ev ortamında kullanacağı cihazlar ile takip edileceği ve bunun sonucunda oluşacak verilerle kişisel tedavilerin ön plana çıkacağı yapılan tahminler arasında yer alıyor. 2022’de 1,5 trilyon lira sektör hacmine ulaşması beklenen nesnelerin internetine sahip sağlık teknolojisi, tedavi gören kişilerin uygulamalar ve eşyalar aracılığıyla sağlıklarını kontrol etmelerine olanak sağlayacak. Yapay zekâ sağlık hizmetlerini uygulamalarla ve hastanelerin verimliliğini artırarak evlere kadar ulaştırıyor. Günümüzde yapay zekâ asistanları olarak adlandırılan birçok uygulama (Siri, Amazon Echo) sağlık sektörüne entegre ediliyor. Böylece uygulamalar kullanıcılara gerektiğinde anlık bir şekilde talimatlar verebilecek. İngiltere’de yapay zekâ desteğiyle geliştirilen bir uygulama, kullanıcıların vücutlarındaki semptomları kaydederek doktorların tanı koyma süreçlerinde hızlanmalarını sağlayabilecek.

2020’de 1,5 trilyon lirayı bulacak

50 milyar lira seviyesini geçen giyilebilir cihaz pazarı yanı sıra nesnelerin internetine sahip sağlık hizmetleri cihazları sektörünün Grand View Research ismindeki araştırma şirketinin “Internet of Things (IoT) in Healthcare Market Report, 2022” adlı raporuna göre, 2022’de 1,5 trilyon lira gibi çok büyük boyutlara varabileceği yapılan tahminler arasında yer alıyor. Akıllı cihazlar için üretilen uygulamalar, çeşitli eğlenceli yöntemlerle kullanıcıları birçok sağlık prosedürlerini uygulamaları için cesaretlendiriyor.

Bir başka öngörü Sensor Toweradlı firmanın yaptığı bir araştırmadan geliyor. Araştırmaya göre akıllı cihazların uygulama mağazalarında 2020 yılında sağlık ile ilgili 5 milyon uygulama olması bekleniyor. Birçok öncü akıllı cihaz şirketleri de buna ayak uydurmaya başladı.




Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir