Teknoloji İnovasyon

Tarımda Ar-Ge ve İnovasyon Çalışmaları

TARIM, üretim sürecinin uzun olması, yatırımların ve sermaye birikiminin yetersizliği gibi nedenle desteklenmeye ve korunmaya muhtaç bir sektör. Yapılan değerlendirmelere göre, 2050’de hem artan nüfus hem de zenginleşen orta sınıfın gıda ihtiyaçlarını ve kısmen de dünyanın enerji ihtiyacını karşılamak için bugünkünün yaklaşık iki katı tarımsal üretim yapılması gerekiyor. Dünyadaki tarıma elverişli alanların ve kullanılabilir su kaynaklarının sınırlı olması, gıda üretiminin artırılmasında engel oluşturuyor. Tüm bu veriler, tarımda klasik yöntemlerin yerine teknolojik unsurları barındıran yeni yöntemlere geçilmesi gerektiğine işaret ediyor. Bu nedenle tarımda Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları ön plana çıkıyor.



Türkiye’nin en büyük tarımsal Ar-Ge kuruluşu olan Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM), dünyadaki gelişmeleri takip ederek ülkenin ve sektörün ihtiyacı olan yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve bakanlığın uygulayacağı alternatif politikaların belirlenmesi noktasında çalışmalarını yürütüyor. TAGEM’in 48 araştırma enstitüsü tarafından yürütülen Ar-Ge çalışmaları kapsamında bu yıl tarla ve bahçe bitkileriyle ilgili 70 çeşidin tescil edilmesi planlanıyor. Bu yıl yonca bitkisinde “Defne” ve “Zümrüt” adlarıyla iki çeşidi tescil ettirerek Türkiye tarımının hizmetine sunan TAGEM, ayrıca fiğ, yulaf ve üçgül olmak üzere toplamda sekiz yeni çeşit daha geliştirdi. TAGEM, tıbbi ve aromatik bitkilerde yeni protokoller yaparak ilaç sanayine hammadde sağlama çalışmalarına da hız verdi. Protein ve lif içeriği yüksek siyah pirinç ile “Sarı Gelin” ve “Gelincik” adlarıyla iki adet doğal renkli pamuk çeşitlerini tescil ettirip özel sektörün kullanımına sundu.

İlk defa 10 adet yerli patates çeşidi geliştirip tescil edilirken, iki adet çeşit de tescil aşamasına geldi. Bu yıl üç farklı meyve türünde yedi adet yeni çeşit geliştirildi. (Bu sayımızda yer alan “Arazi devletten, ağaçlandırma sizden” başlıklı haberimizde devletin ağaçlandırma projeleri için sunduğu fırsatlar ayrıntılı olarak işleniyor.)

YENİ ÇALIŞMA ALANLARI

Para Dergisi’ne açıklamalarda bulunan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yapılan Ar-Ge çalışmalarında ana hedeflerinin sektörün yerlileştirilmesi ve ithal edilen teknolojinin yerli imkanlarla geliştirilerek dışa bağımlılığın azaltılması olduğunu söyledi. Pakdemirli, teknoloji ve bilişimin tarım sektörünün entegre bir parçası olmaya devam edeceğini kaydetti. Bugün eğitim, bilinç ve gelir düzeyindeki iyileşmeyle birlikte insanların daha sağlıklı gıdalara olan talebinin gittikçe arttığını vurgulayan Pakdemirli, bu noktada da geleceğin gıdaları olarak görülen “fonksiyonel gıdalar” kavramının günlük dilimize yerleşmeye başladığını ifade etti. Pakdemirli, “Yaptığımız projeksiyonlar ile fonksiyonel gıdalar, bebek mamaları, tıbbi ve aromatik bitkilerden elde edilen ilaç hammaddeleri gibi ithalatına bağımlı olduğumuz ürünlerde yeni çalışma alanları ve projeler geliştireceğiz” dedi.

Pakdemirli, Türkiye’de kamu ve özel sektör tarafından yapılan ıslah çalışmaları sonucunda elde edilen yerli tohum çeşitlerinin tohumluk piyasasındaki payının yıllara göre ortalama yüzde 35-40 arasında değiştiğini, bu oranın önümüzdeki yıllar içerisinde yüzde 50’ye ulaşacağını vurguladı. Pakdemirli, “Bu amaçla araştırma enstitüleri tarafından yapılan ıslah çalışmaları ile yerli, yüksek verimli ve kaliteli çeşitler ıslah edilmekte, modern yetiştirme teknikleri geliştirilmekte ve hasat ve hasat sonu muhafaza çalışmalarıyla da ürün kayıpları en aza indirilerek tarımsal hasılanın artırılmasını hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

17 İNOVASYON MERKEZİ DAHA

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı TA-GEM, 1991’de Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, 201 l’de ise bugünkü adıyla Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) olarak kuruldu. Bünyesinde büyük çoğunluğu 1930-1980 döneminde kurulmuş olan 48 araştırma enstitüsü ve 23 araştırma yetkisi verilmiş kurum bulunuyor. Tarım ve hayvancılıkla ilgili verim ve kaliteyi artırmak, yeni çeşit, ırk ve teknoloji geliştirmek, genetik kaynakları korumak ve sürdürülebilir kullanımını sağlamak amacıyla Ar-Ge çalışmaları yürütüyor. Türkiye’nin ve tarım sektörünün ihtiyacı olan nitelikli girdi ve yeni teknolojilerin yerli imkânlarla geliştirilmesi için farklı konularda faaliyet gösteren 25 inovasyon merkezinde ileri teknolojik altyapı, ekipman, ileri laboratuvar şartları ve konusunda uzman araştırmacılarla çalışmalarını yürüten TAGEM’in, kurulma aşamasında olan 17 inovasyon merkezinin daha tamamlanmasıyla dünya tarım piyasasındaki hak edilen yerin alınması için önemli bir adım atacağı ifade ediliyor.

Bakan Pakdemirli, “Hedefimiz, sadece tarımsal ürün ihracatı yapan bir ülke değil aynı zamanda teknoloji ihracatı da yapan bir ülke olmak. TAGEM’de her yıl yaklaşık 238 yayın (SCI) 54 bilimsel başarı ödülü kazanılırken, tescil edilen çeşit, ırk, tür sayısı 75, geliştirilen ürün sayısı 19, uygulamaya aktarılan sonuç ise 82’dir. Kurumumuz ayrıca, biyoçeşitlilik ve hayvan genetik kaynaklarının tescili ile flora ve fauna çalışmaları da yürütüyor” dedi.

AR-GE DESTEKLERİ FARKLILAŞTIRILDI

48 TAGEM araştırma enstitüsünde yaklaşık 2 bin 250’si araştırmacı olmak üzere 6 bin 400 personel çalışıyor. Ar-Ge desteklerinin 2007’de başladığını açıklayan Pakdemirli, hibe miktarının 2016’da 10 kat artarak 3 milyon TL’ye ulaştığını kaydetti. 2020’de Ar-Ge desteklerinin revize edilerek farklılaştırıldığını dile getiren Pakdemirli, “Ar-Ge desteği kapsamında 432 proje, 91 milyon TL ödeme yaptık. Bu projelerden 305’i sonuçlandı, 137’si devam ediyor. TA-GEM-özel sektör işbirliği çerçevesinde ise 2007-2019 yılları arasında 331 projeye 42 milyon TL ayrıldı. Ayrıca, kamu-özel sektör işbirliği kapsamında, arazi, sera ve laboratu-var gibi imkânları yetersiz olan özel sektöre enstitülerimiz yardımcı oluyor. Böylece özel sektörün de Ar-Ge projelerine dahil edilmeleri ve Ar-Ge’ye harcama yapmaları teşvik edilmiş oluyor. Bu program kapsamında son 13 yılda toplam 30.2 milyon TL değerinde 375 proje yürütüldü” dedi.




Tarımsal alanda Ar-Ge faaliyetlerinde bulunan özel sektör ve kamu araştırma ku-rumlarınm özellikle yerli ıslah çalışmalarına pay ayırdığını vurgulayan Pakdemirli, enstitülerce kamu-özel sektör işbirliği programı kapsamında son 13 yılda özel sektör tarafından yürütülen 86 ıslah projesi için 16 milyon TL kaynak aktarımı yapıldığını kaydetti. Pakdemirli, kamu araştırma kuruluşlarının genetik kaynak, araştırıcı ve Ar-Ge altyapısı olarak yeterli düzeyde olduğunu vurgulayarak, araştırma enstitülerinin de ıslah süresinin kısaltılması bakımından yeterli bilgi birikimine ve araştırmacı kapasitesine sahip olduğunu ifade etti.

HER YIL 250 PROJE SONUÇLANIYOR

TAGEM, ulusal ve uluslararası birçok kuruluşla işbirliği yaparak çok kapsamlı ve önemli çıktılara sahip olabilecek projeler yürütüyor. Yatırım bütçesinde 19 ana proje altında yaklaşık bin 400 alt proje sürdürülüyor ve her yıl yaklaşık 250 proje sonuçlanıyor. Bu sonuçlar da tarım sektörüyle paylaşılıyor. TÜBİTAK’ın desteği ile de 101 milyon TL toplam bütçeli 160 proje yürütülüyor.

Bakanlık olarak TÜBİTAK’ın proje desteklerinden en fazla yararlanan kurumlar-dan biri olduklarını söyleyen Bakan Pakdemirli, TÜBİTAK’ın desteklediği proje sayısına göre birinci, destekleme bütçesine göre de ikinci sırada bulunduklarını kaydetti. Pakdemirli, “Yine Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, TIKA, AB, IPA Programları, FAO, CGIAR, ikili işbirlikleri kapsamında ve İslam İşbirliği Ajansı, Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı gibi birçok kuruluşla işbirliğimiz ve proje çalışmalarımız da devam ediyor” dedi.

YÜZDE 100 YERLİ ÇEŞİTLER

TAGEM’e bağlı 48 araştırma enstitüleri tamamen kamu kaynakları ve kendi uzman araştırmacılarıyla 1963’ten bugüne kadar yüzde 100 yerli çeşit olarak tarla bitkileri alanında yaklaşık 50 türde toplam 832 çeşit tescil ettirdi. Geçen yıl üretilen toplam 1 milyon 134 bin 533 ton sertifikalı tohumluk miktarının 505 bin 522 tonu araştırma enstitüleri tarafından geliştirilen tohumlardan sağlandı.

Toplam ekmeklik buğdayın yüzde 60’ı enstitüler tarafından geliştirilen tohumluklardan elde edildi. Bunun üretim değeri 9 milyar 657 milyon 873.6 bin TL. Aynı şekilde makarnalık buğdayda yüzde 69’luk payla 2 milyar 330 milyon 47.8 bin TL üretim değeri oluştu. Arpada da bu oran yüzde 85’e ve 5 milyar 364 milyon 522 bin TL’lik üretim değerine ulaştı. Yerli çeşitlerin geliştirilmesi amacıyla Türkiye açısından bir rekor olan toplam 650 bin adet melez patates tohumu elde edilerek “Patates Genetik Tabanı” oluşturuldu ve patates ıslah çalışmalarının sürekliliğini sağlayacak altyapı kuruldu. Kurulan doku kültürü altyapıları kullanılarak enstitüler tarafından ilk defa 10 adet yerli patates çeşidi geliştirilerek tescil edildi, 2 adet çeşit de tescil aşamasında.

RENKLİ PAMUKLAR

Tıbbi ve fromatik bitkilerde yeni protokoller yaparak ilaç sanayine hammadde sağlama çalışmalarına hız verildi. TAGEM, “Sarı Gelin” ve “Gelincik” adlarıyla iki adet doğal renkli pamuk çeşitlerini tescil ettirip özel sektörün kullanımına sundu. Deneme üretimlerinde başarıya ulaşan açık ve koyu kahverengi pamukların bitki ıslah teknikleriyle sağlanan bu özelliği, onları doğal yollarla renklendirilmiş birer ürün haline dönüştürüyor. Tekstilde renklendirme işlemini gereksiz kılacak, özellikle çocuk giyimi için önemli bir seçenek olacak bu pamuklar, çevre sağlığına katkı sağlayacak. Kimyasal ve su kullanımı açısından renkli pamuğun sürdürülebilirlik anlamında tercih edilebileceğini dile getiren sektör temsilcileri, bunun için üretim olanaklarının ve altyapısının gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Türkiye’de halihazırda yıllık 1.5 milyon ton pamuk tüketildiğini, Türkiye’de üretilen 1 milyon tona yakın pamuğun bile sanayinin talebini karşılayamazken, organik pamuğun bu ihtiyacın binde l’ini karşılayabildiğine dikkat çeken İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon ihracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı, TİM Başkan Vekili Mustafa Gültepe, şunları kaydetti:

“Dünyada organik pamuk üretimi 200-250 bin tonlarda iken Türkiye’de 3 bin ton düzeyinde. Yine ‘iyi pamuk’ olarak adlandırdığımız kimyasal ve su kullanımı daha sınırlı pamuklarda ise Türkiye’de 100 bin ton civarında bir üretim var. Dolayısıyla renkli pamuktan üretilmiş ürünlere talep olması için talebi karşılayacak bir altyapıyı da oluşturmalıyız. Biz sektör olarak da markaların artan taleplerine istinaden ülkemizde ‘iyi pamuk’ uygulamalarının yaygınlaştırılması için bu alanın iyi tarım uygulamalarına verilen desteklerden yararlandırılmasını talep ediyoruz” dedi.



1 2 3 4Sonraki sayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu