Anasayfa / Ekonomi-Finans / Türkiye’de Gıda Sektörü’nün Büyümesi

Türkiye’de Gıda Sektörü’nün Büyümesi




Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri olan gıda sektörü 15 yılda beş kattan fazla büyüdü. Et, süt, içecek başta olmak üzere bütün sektörlerde 2023 yılına kadar 50 milyar TL’lik de yatırım öngörülüyor.

GIDA her ülke için stratejik öneme sahip sektörlerin başında gelir. Gıda sanayisi, hammaddenin temininden sınıflandırılmasına, değerlendirilip işlenmesinden dayanıklı hale getirilmesine, ambalajlanmasından satış için depolanmasına, ardından dağıtım, pazarlama ve son tüketiciye ulaştırılmasına çok geniş bir alanı kapsıyor. Gıda sektörü de diğer sektörler gibi 2003 yılından itibaren hızlı bir büyüme sürecine girdi. Sektörde birçok kuruluş yatırımlar yaparak hem ülkeye hem sektöre katkıda bulundu. Sektörün gelişimini daha iyi görebilmek için öncelikle 2003 yılındaki verilere bakmakta fayda var.

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre, 2003 yılında gıda ve içecek sanayinde faaliyet gösteren işletme sayısı 27 bin 407’si gıda sanayi, 211’i içecek sanayi olmak üzere 27 bin 618 idi. Aynı yıl gıda sanayinde 264 bin 834, içecek sana}inde 10 bin 939 olmak üzere toplam 275 bin 773 kişi istihdam ediliyordu. 2003 yılında 32 milyar 23 milyon TL’lik gıda sanayi üretimine karşılık, içecek sanayinin üretim miktarı 2 milyar 46 milyon TL idi. Gıda ve içecek sanayi toplam üretimi ise 34 milyar 69 milyon TL düzeyindeydi. Gıda sanayinin 2003 yılı satış cirosu 32 milyar 375 milyon TL, içecek sanayinin cirosu 1 milyar 980 milyon TL olmuştu. Gıda ve içecek sanayi satışlarında toplam ciro ise 34 milyar 355 milyon TL idi. 2003 yılı itibariyle gıda ve içecek sanayinde üretilen katma değer 7 milyar 388 milyon TL olmuştu. TÜİK verilerine göre, imalat sanayinin alt sektörlerinden Türkiye gıda ve içecek sanayi, 2000 yılından itibaren dış ticarette fazla veren sektörler arasında yer alıyor.

Gıda ve içecek sanayinin 2003 yılı ihracatı 2 milyar 648 milyon dolar, ithalatı ise 1 milyar 634 milyon dolar olarak gerçekleşmişti. Bu sonuçlarla dış ticaret fazlası 1 milyar 14 milyon dolar, dış ticaret karşılama oranı da yüzde 162.1 idi.

İSTİHDAM DEPOSU

Yine TÜİK verilerine göre bugün gıda sanayinde 42 bin 21, içecek sanayinde 499 girişim olmak üzere, Türkiye gıda ve içecek sanayinde faaliyet gösteren toplam 42 bin 520 işletme bulunuyor. Gıda sanayinde 469 bin 126, içecek sanayinde 16 bin 214 olmak üzere, toplam 485 bin 340 kişiyi istihdam ediliyor. 2015’te gıda sanayinde 162 milyar 329 milyon 304 bin 243 TL, içecek sanayinde 9 milyar 117 milyon 105 bin 173 TL tutarmda üretim gerçekleşti, böylece gıda ve içecek sektörünün toplam üretim değeri 171 milyar 446 milyon 409 bin 416 TL oldu. 2015 yılında gıda sanayinde 172 milyar 889 milyon 258 bin 126 TL, içecek sanayinde 9 milyar 223 milyon 184 bin 675 TL olmak üzere ciro toplamı 182 milyar 112 milyon 442 bin 801 TL olarak gerçekleşti.

Faktör maliyetiyle katma değer gıda sanayinde 25 milyar 15 milyon 321 bin 900 TL, içecek sanayinde 2 milyar 10 milyon 233 bin 815 TL, gıda ve içecek sanayi toplamında ise 27 milyar 25 milyon 555 bin 715 TL olarak hesaplanıyor.



Bilindiği üzere Türkiye, 2016 yılında, esas olarak bulunduğu coğrafyadaki savaş ve çatışma ortamının etkisi ve Rusya’nın uçak krizi dolayısıyla uyguladığı ambargo nedeniyle dış ticaretinde daralma yaşandı. Dış ticarette yaşanan olumsuzluklardan gıda sektörü de haliyle etkilendi, imalat sanayinin alt sektörlerinden gıda ve içecek sanayi ihracatı, 2015 yılındaki 10 milyar 222 milyon 407 bin dolardan, geçen yıl 9 milyar 913 milyon 492 bin dolara; gıda ürünleri ve içecek ithalatı da 2015 yılındaki 5 milyar 133 milyon 851 bin dolardan, 2016’da 4 milyar 851 milyon 813 bin dolara geriledi. Gıda sektörü tüm olumsuzluklara rağmen 2016 yılında da 5 milyar 61 milyon 679 bin dolar dış ticaret fazlası verdi.

KAPASİTE KULLANIMI ARTIYOR

Ülkemizde gıda üretim yerlerinin yanı sıra gıda satış ve toplu tüketim yerleri Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından kayıt altına almıyor. 2016 yılı itibariyle Türkiye’de bulunan toplam 631 bin 473 gıda işletmesinden 12 bin 89 adedi onay kapsamında, 619 bin 384 adedi ise kayıt kapsamında bulunuyor. Onay kapsamında olan hayvansal gıda üreten 12 bin 89 adet işletmeden 11 bin 429’u Bakanlıktan onay/şartlı onay almış durumda. Kayıt kapsamında olan gıda üretim yerleri, gıda satış ve toplu tüketim yerleri ile gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten işletmelerden ise 619 bin 384’ü, Bakanlık tarafından kayıt altına alındı.

Gıda ve içecek sanayinde kapasite kullanım oranları sektörlere göre farklılık arz ediyor. Özellikle yağlı tohumlar gibi hammaddede dışa bağımlı olduğumuz sektörlerde yüzde 40-45 gibi düşük seviyelerde seyreden kapasite kullanımı, diğer bazı alt sektörlerde yüzde 70’le-re kadar çıkabiliyor. Sektörde 2023 yılma kadar toplamda 50 milyar TL’lik yatırım öngörülüyor.

MARKANIN ÖNEMİ

Türkiye’de gıdanın her alanında üretim söz konusu. Ancak bazı alanlarda Türkiye tartışmasız lider konumunda. Yaş meyve sebze gibi ülkemizin tarım ve gıda ihracatında öne çıkan tarımsal ürünleri ayrı tutarsak, gıdada en güçlü olduğumuz kategoriler olarak, şeker ve şekerli mamuller ile su ürünleri ve hayvansal mamuller (süt ve süt ürünleri) sayabiliriz.

Türkiye gıda sektörü olarak dünya pazarında söz sahibi olabilmemizin yolu, markalı üretimden geçiyor. Bugün başta AB üyesi ülkeler olmak üzere dünya pazarındaki çetin rekabet koşullarında ayakta kalabilmenin ve pazardan pay alabilmenin tek yolu, uluslararası kabul görmüş standartlara göre sağlıklı, kaliteli, ambalajlı ürünler üretmek.

Türkiye gıda ve içecek sanayinin kayıtlı ve onaylı işletmelerinin üretimleri bakımından, bu anlamda bir sorun bulunmuyor. Ancak, başta hammaddeler bakımından dışa bağımlı sektörler olmak üzere yüksek maliyetli hammaddelere dayalı üretim yapan alt sektörler, dünya pazarları için fiyat yönüyle dezavantajlı durumda. Bunu aşmanın tek yolu da, gıda sanayinin hammadde olarak kullandığı tarımsal ürünlerde girdi maliyetlerini düşürmekten geçiyor. Pahalı hammadde ve enerji başta olmak üzere diğer girdi kalemlerindeki yüksek maliyetli üretimle fiyatlarımız, dünya pazarları için yüksek kalmakta, bu da rekabet şansımızı azaltıyor. Ayrıca ülkemizde kayıtlı ve onaylı işletmeler dışında gerçekleştirilen kayıt dışı merdiven altı üretimlerle mücadelenin devam etmesi de, Türk gıda sektörünün gelişip, güçlenmesinin ve dünya pazarlarında söz sahibi olmasının yolunu açacaktır.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir