Anasayfa / Sağlık / Türkiyede Sağlık Sektörü ve Sağlıkta Dönüşüm Programı

Türkiyede Sağlık Sektörü ve Sağlıkta Dönüşüm Programı



Sağlıkta Dönüşüm Programının ikinci fazı başladı. Yeni dönemde Sağlık Bakanlığı, şehir hastanelerinin kuruluşundan sağlıkta kalitenin artırılmasına kadar birçok başlığa odaklanacak…

TÜRKİYE, 2003 yılında uygulanmaya başlanan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık hizmetlerinde adeta çağ atladı. Programın ilk fazı 2016 yılında tamamlandı. 13 yıllık ilk çalışma döneminde yeni doğan hayat süresi uzarken, bebek ölüm oranları binde 30’lardan binde 7.5’lara geriledi. Sağlık hizmeti Türkiye’nin en ücra köşelerine kadar götürülürken her vatandaşın sağlık hizmetlerine erişimi devlet eliyle garanti edildi. Örneğin 2002’de 2 bin 345 olan 112 ambulans sayısı, 2016 sonu itibariyle 4 bin 840’a ulaştı. Bunlara 792 özel sektör ambulansı eklenince 6 bine yakın ambulansla hizmet veriliyor.

Dönüşüm Programının ikinci fazında öncelikle mevcut sağlık hizmetleri daha da iyileştirilecek. Örneğin 2018 yılı sonuna kadar, halen yüz binde 14 seviyesinde olan anne ölümlerini yüz binde 10’a, bebek ölümlerini ise on binde 5’e indirme hedefi var. Programın birinci fazında hastane hizmet kaliteleri daha çok fiziki anlamda iyileştirilirken, klinik iyileştirilmelere de önem verilecek. Aile hekimlerinin uzmanlaşmasından 50 bin nüfuslu beldelere “Sağlıklı Yaşam Merkezleri” kurulmasına kadar birçok alt hedefi barındıran sağlıktaki yeni dönemin gözdesinin ise şehir hastaneleri olacağı kesin…

HARCAMALAR ALTI KAT ARTTI

Yılbaşında Antalya’da yapılan 7. Uluslararası Sağlıkta Performans ve Kalite Kongresi’nde konuşan Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, ülkemizin sağlık hizmetleri yolunda 2003 yılında başladığı özgün çalışmasına devam ettiğini belirtiyor. Sağlığın süreklilik arz eden bir alan olduğunu ifade eden Gümüş, 2003’lerde yüzde 39’larda olan vatandaş memnuniyetinin bugün yüzde 75.5’lara çıktığını vurguluyor. Gümüş, artık sağlıkta ikinci döneme girdiklerini, 2018-2023 sürecini projelendirdiklerini bildirerek, şunları söylüyor:

“2. faz çalışmalarını Kalkınma Bakanlığı’na gönderdik. Nicelikten niteliğe gidişi birlikte başaracağız. Bir zamanlar hastanelerdeki uzun kuyruklar, çileli bekleyişler, hastaların hekimlere ulaşamaması gibi sorunlar artık geride kalıyor. Yeni hastanelerle beraber fiziki mekanları tamamlayan bir Türkiye var.”

Türkiye’de sağlıktaki son 15 yıllık dönüşüme ciddi bir kaynak aktarıldı. Kamu sağlık harcamaları 2002’de 13 milyar 270 milyon TL iken 2016’de altı kat artarak 82 milyar 121 milyon TL’ye çıktı. Kamu sağlık harcamalarının GSYİH içindeki oranı 2002 yılında yüzde 3.8 iken, 2016 yılında bu rakam yüzde 4.6 oldu.

2017 yılında genel bütçeden sağlığa ayrılan pay 64 milyar 43 milyon TL olurken 2018’de 71 milyar 497 milyon TL’ye çıktı. Merkezi Yönetim Bütçesi ise 32 milyar 302 milyon TL’den 37 milyar 914 milyon TL’ye çıktı.

36 BİN YENİ PERSONEL

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı halen 878 hastane, 481 diyaliz merkezi, 12 üremeye yardımcı tedavi merkezi, 2 bin 548112 istasyonu, 7 bin 756 Aile Sağlığı Merkezi, 148 Toplum Ruh Sağlığı Merkezi tarafından sağlık hizmeti veriyor. Bakanlık bünyesindeki sağlık personeli, 619 bin 12 kişiyi bulmuş durumda. Özel sektör ve üniversitelerdeki personelle birlikte sağlıktaki insan gücü 1 milyonu buluyor.

Yeni hastaneler ve mevcut sağlık kuruluşları için Sağlık Bakanlığı bu yıl, 36 bin yeni sağlık personeli alınacak. 2018’de 9 bin kişilik doktor kadrosu daha açmayı planlayan Bakanlık, 27 bin kişilik de ebe ve hemşire kadrosu oluşturacak. Türkiye’de aile hekimi olarak 23 bin civarında doktor çalışıyor. Bu sayıyı 35-40 bine yükseltmeyi planlayan Bakanlık, aile hekimi başına 2 bin 500 civarında nüfus belirlemiş durumda.

Nitelikli yatak konusunda hedeflerini gerçekleştiren, hastanelerini yenilemeyi sürdüren ve yoğun bakım ünitelerini dünya standartlarına kavuşturan Türkiye’de hekim açığının da 6-7 yıl içinde giderilmesi stratejik hedeflerden biri. Pratisyen hekim açığını 2023 yılına kadar kapatmayı planlayan Sağlık Bakanlığı, uzman açığını da gidermek için Tıpta Uzmanlık Sınavı’na (TUS) katılma kontenjanını 6 binden 8 bine çıkardı.

Türkiye’de 2002 yılında 100 bin kişiye 138,2016’da ise 181 hekim düşüyordu. Hekim başta olmak üzere hemşire, ebe gibi sağlık personeli ihtiyacında azalma olsa bile büyüyen sektörün ihtiyacını tam anlamıyla karşılamak mümkün olmuyor. Özellikle devlet ve vakıf hastanelerinin son yıllarda açtığı tıp fakülteleri, insan gücü ihtiyacını gidermek için yoğun bir çalışma içinde…

Sağlık Bakanlığı’nın TBMM Plan ve Bütçe Komis-yonu’na ilettiği 2018 Yılı Bütçe Sunumu’na göre, bu yıl Ankara (Bilkent), Kayseri, Manisa, Elazığ ve Eskişehir’de olmak üzere beş yeni şehir hastanesi hizmete açılacak. 2020 yılına kadar tamamlanması planlanan diğer şehir hastanelerinin de hizmete alınması ile şehir hastanelerinde toplamda 28 bin 149 yatak sayısına ulaşılması hedefleniyor. 2018 yılı raporuna göre, en fazla ilerleme kaydedilen şehir hastanesi bin 607 yatak sayısı ile Kayseri’de bulunuyor. Ankara-Bilkent’te yer alan hastanenin yüzde 70’i, Manisa’nın yüzde 58’i, Elazığ’ın yüzde 55’i, Eskişehir’deki şehir hastanesinin ise yüzde 40’ı şu an hazır durumda.

ÖZEL ‘KONTROLLÜ’ BÜYÜYOR

Devletin sağlık alanındaki fiziki yatırımları sürerken, özel sektör de istediği oranda büyüyememek-len muzdarip. Aslında, kamunun önemli hizmet alanlarından biri olan sağlığın özel sektörle paylaşılması kararıyla sağlıkta liberalleşme 2000’li yılların başında başladı. Türkiye’de 2002-2008 yılları arasında sağlık alanında önemli bir liberalleşme yaşadı. Devletin verdiği yeni ruhsatlarla özel hastaneciliğin önü açılırken, 2002’de 271 olan özel hastane sayısı 2008’e gelindiğinde 400’ü aştı. Hekim olmayan sermayedarlar da sağlık alanına girdi.

Ancak 15 Şubat 2008’te çıkan Planlama Yönetmeliği kararıyla özel hastaneciğin hızı kesildi. Özel sektör hastaneciliğine verilen izinler; insan kaynağı ve hekim yetersizliği gerekçe gösterilerek kısıtlandı. Halen yeni bir hastane açmak isteyenler birçok şehir ve bölgede ancak eski ruhsatları kullanarak yatırım yapabiliyor. Hatta kimi zaman poliklinik ve tıp merkezleri birleştirilerek özel hastaneye dönüştürülürken küçük ölçekli yapıların fiziki şartları iyileştirilerek yeni bir sağlık kuruluşu kimliğine bürünüyor. Bu nedenle 2008-2016 yılları arasında özel hastane yatırımları oldukça ağır bir şekilde ilerledi. TOBB Sağlık Kurumlan Meclisi’nin hazırladığı rapora göre, Türkiye’de 562 özel hastane bulunuyor. Özel sektör hastanelerinin yatak sayısı 43 bin 645 kişi olurken, özel hastanelerin yüzde 13’ü büyük hastane zincirlerinden oluşuyor.

Kısıtlamalara rağmen hastane zincirleri büyümelerini sürdürüyor. Medical Park, Liv Hospital, VM Medical Park, İstinye Üniversitesi hastanelerinin çatı markası olan MLP Care Grubu halen 17 şehirde 29 hastane ile hizmet veriyor.

Acıbadem Sağlık Grubu ise dört ülkede (Türkiye, Makedonya, Bulgaristan ve Hollanda) 21 hastane ve 16 tıp merkezi ile hizmet veren, uluslararası alanda öncü sağlık gruplarından biri. Halen 10’ar hastanesi bulunan Memorial ve Medicana’yı, yedi hastanesiyle Anadolu Hastanesi takip ediyor. Devlet özel hastane açılışında kısıtlama koyarken, son yıllarda farklı ihtisas dallarındaki tıp merkezlerinin ve ihtisas hastanelerinin gelişimine olanak sağlandığını da belirtelim.




GÜNDEM, SAĞLIK TURİZMİ

Özel hastaneler için sağlık turizminin yeni bir açılım yapacağı düşüncesiyle, kamu sağlık turizmini teşvik kararı aldı. Bilindiği üzere Sağlık Bakanlığı bünyesinde “Sağlık Turizmi Dairesi” ve “Sağlık Turizmi Koordinasyon Kurulu” kuruldu. Kalkınma Bakanlığı, “10. Kalkınma Planı ve 2023 hedefleri” kapsamında sağlık turizmini birinci gündem maddesi olarak önceliklen-dirdi. TOBB Sağlık Kurumlan Mecli-si’nin hazırlattığı ve Aralık 2017’de kamuoyuna sunulan Türkiye Sağlık Sek-törü’ne Genel Bakış başlıklı raporda da sağlık turizminin önemine değinildi. Raporda, “Türkiye’deki sağlık turizmi sektörü, ziyaretçi sayısı bakımından yüzde 15 oranla büyüme göstermekte ve özel hizmet sunucuları için önemli bir potansiyele işaret etmektedir. Türkiye, yüksek hizmet kalitesi ve maliyet avantajı nedeniyle sağlık turistlerinin ilgisi ni çekmek için iyi bir konumdadır. Türkiye, sağlık turizmi sektöründe avantajlı konuma sahiptir ve yaygın pek çok operasyon için rekabetçi fiyatlar sunmaktadır. Son regülatif girişimlerden de anlaşılacağı üzere, devlet, sağlık turizminde daha fggş la özelleştirmeye gidecektir” lerine yer verildi.

Türkiye’nin sağlık tu 2023 yılı gelir hedefi 20 i lar. Bu hedefe ulaşabil dünya çapında yapılan tanıtlı nuçlarmı vermeye başladı. Ülkemize tedavi ama gelen turist sayısı geçen yıla oranla yüzde 2 artış gösterdi.

İKİ GRUBA 100 BİN YABANCI GELDİ

MLP Care Uluslararası Hasta Merkezi Direktörü Murat Ercan, 17 şehirde 29 hastane ile hizmet verdiklerini belirterek sözlerine başlıyor. Geçen yıl 70 binden fazla yabancı hastaya grup genelinde hizmet verdiklerini belirten Ercan, şu bilgileri veriyor:

“Yurtdışmdan gelen hastalar özellikle onkoloji, beyin cerrahisi, organ nakli – böbrek, karaciğer, kemik iliği nakilleri, ortopedi, genel cerrahi, pediatrik cerrahi, kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi konularında Türkiye’yi tercih ediyor. Ayrıca saç ekimi, diş, göz sağlığı ve estetik operasyonlar da sağlık turizminde önemli bir yer tutuyor. Çünkü Avrupa’nın birçok ülkesinde ve ABD’de çok yüksek rakamlara mal olan bu tedaviler, Türkiye’de daha uygun fiyatlarla yapılıyor ve operasyonlarda da daha başarılı sonuçlar alınıyor.” Acıbadem Sağlık Grubu da büyüme stratejilerinde sağlık turizmini önemli bir yere koyuyor. Firmanın Uluslararası Hasta Hizmetleri Direktörü İlyas Benveniste, büyüme stratejilerinde sağlık turizmini çok önemli bir yere koyduklarını belirtiyor. 2017 yılında yaklaşık 30 bin yabancı hastaya hizmet verdiklerini söyleyen Benveniste şöyle konuşuyor:

“Özellikle Ortadoğu, Kuzey ve Orta Afrika, Güney Asya, Avrupa ve Balkanlar, Rusya ve BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu) ülkelerinden çokça ihtiyaç sahibine onkoloji, beyin cerrahi, hematoloji, organ nakli, ortopedi, genel cerrahi, ağız ve diş sağlığı ve plastik cerrahi gibi çok geniş bir yelpazede sağlık hizmeti veriyoruz. Yurtdışındaki yatırımlarımızın toplam ciromuzdaki payı her geçen yıl artıyor. Yurt-dışındaki hastanelerimiz ve yabancı hastalardan elde ettiğimiz gelir, toplam ciromuzun yüzde 25’ini oluşturuyor. Bu oranı en az yüzde 50’ye çıkarmayı hedefliyoruz.”

YERLİYE YATIRIM

Türk sağlık sistemi büyürken ilaç pazarı da büyüyor. Sağlık İstatistikleri 2016 yılı çalışmasına göre, Türkiye’de toplam ilaç satış hacmi 2 milyon 207 bin kutuya ulaştı. Bu bir önceki yıla göre yüzde 5 büyümeye işaret ediyor. Bu büyüme hızıyla Türk ilaç pazarının 2020 yılında dünyanın 14’üncü en büyük ilaç pazarı olması bekleniyor. Türkiye’de halen satılan ilaçların yüzde 56.6’smın jenerik, yüzde 41’inin de orijinal olduğu düşünülürse yerli ilaç sanayinin molekül bazlı çalışmalara girmesinin gerekliliği ortaya çıkıyor. Sağlık Bakanlığının eşdeğer ilacın alımı için yerli üreticilere garanti vermesi de sektörü güçlendirmek ve SGK’nm bütçe yükünü azaltmak adına atılan adımlardan yalnızca biri.

Türkiye’de sağlık hizmetleri gelişirken, tıbbi ve me-dikal cihazlar yeterince hızlı gelişmiyor. Türkiye’de kullanılan yıllık 2.5 milyar dolarlık tıbbi cihazın yüzde 80’i ithal ediliyor. Yerli sanayinin hızlı gelişmemesinde kamu-özel tüm sağlık kuruluşlarının fiyat odaklı alım politikalarının etkili olduğu ifade ediliyor. Aslında Başbakanlık genelgeleriyle defalarca kamu ihalelerinde yerli ürün lehine yüzde 15 uygulaması çıkartılsa da (yüzde 15 daha pahalı olsa bile yerli ürünün tercih edilmesi telkini) fiiliyatta yeterli başarıya ulaşılamadığını belirtelim.

Düşük teknolojili tıbbi cihazlarla ilgili Sağlık Bakanlığının Cazibe Merkezleri programını kullanmak için girişim başlattığı biliniyor. Enjektörlere hastane yataklarına kadar geniş bir alandaki ürünler bu çerçevede alınıyor. Sağlık alanında çok büyük bir kısmı düşük teknolojiyle üretilebilir 40 binden fazla tıbbi cihaz ve sarf malzemesi kullanılıyor. Yasal olarak bu program kapsamında üretilen ürünler için kamunun alım garantisi vermesi imkanı bulunuyor.

“TÜKETİME DE TEŞVİK ÖNEMLİ”

Türkiye’nin yüksek teknolojiyle işitme cihazı üreten tek şirketi olan Ear-Technic İşitme Cihazları’nın Yönetim Kurulu Başkanı, pedakustiker Mehmet Emin Ağaç, büyüme potansiyeli olan teknolojik firmaların devletin oluşturacağı özel destek fonlarıyla desteklenmesi gerektiğini söylüyor. Yerli üretime devletin desteğinin sınırlı olduğunu belirten Ağaç, şu değerlendirmeyi yapıyor: “İşitme sektöründe ülkemizde ihale olmadığından devletin bir katkısı söz konusu değil.

Devletten beklediğimiz iki katkı var. SGK’nın işitme cihazı için ödemiş olduğu katkı payı tüm firmalarda eşittir. Yerli üreticiye yüzde 15-20 arasında ek katkı ödenirse yerli üretimin biraz da olsa büyümesine, istihdamın artmasına ve ithalatın azalmasına katkı sunmuş olur. Bu ek ödeme mümkün değilse her işitme merkezine yerli üründen belirli bir kısmını satma şartı getirilebilir. Bu da yerli ürünün yaygınlaşmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca ülkemizde yaşayan mültecilere yapılan yardımlar yerli üretimden tedarik edilirse önemli bir katkı sağlanır.

Devletin desteği genelde sadece teşvikler olarak düşünülür, halbuki asıl teşvik tüketimde verilen destektir.”

Dr. Seyit KARACA / TOBB Sağlık Kurumlan Meclisi Başkanı
“Sağlık turizmi konusunda hızlı hareket edilmeli”

Türkiye’nin sağlık harcamaları, 2009 yılından bu yana yılda yüzde 10 artıyor. Özel sektör hizmet sunucuları da 2009’dan bu yana yılda yüzde 13 büyüyor. Sektördeki pazar payı yüzde 25-27.

Özel hizmet sunucuları sektörü, her yıl yaklaşık 1.6 milyon ameliyat gerçekleştiriyor. En karmaşık cerrahi operasyonların yaklaşık 53’ünün üstesinden gelen özel hastaneler, sağlık sektörünün gelişmesine ve ilerlemesine katkıda bulunuyor. Özel hastaneler açısından sağlık turizmi bir çıkış yolu olarak görülüyor. Sağlık Bakanlığı, sağlık turizmini geliştiren kurumlara kadro açısından destek olma vaadi verdi. Ancak bu bizim için henüz öğrenilen bir alan. Birçok ülke bizden sağlık hizmeti alırken, kendi ülkelerinde de tıbbı geliştirmek istiyorlar ve bize ‘gelin, ülkemizde sağlık tesisi kurun1’ diyorlar. Sağlık turizmi konusunda hızlı adım atılıp mevzuatın olgunlaştırması gerekiyor. Kurulması planlanan Uluslararası Sağlık A.Ş. için seçimler nedeniyle süreç uzayabilir. Sağlık sektöründe nitelikli ve yandal hizmetlerin desteklenmesi lazım. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ücret cetveli SUT fiyatları 15 yıldır güncellenmiyor. Seyyanen güncelleme akabinde, yıllık değer artışıyla fiyatların güncellenmesi gerekiyor.

Ömer GÜZEL / OHSAD Başkan Yardımcısı-Biruni Laboratuvarı Yönetim Kurulu Başkanı
“Yeni yatırım yapmamız kolaylaştırılmalı”

Yeni ruhsat alınamadığı için özel sektörün yatırımları artmıyor. Mevzuat kolaylığı olmadığı için yeni bir laboratuvar açamıyoruz. Bu sıkıntılar, Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma makro ve bütüncül bakmamamızdan kaynaklanıyor. Yeni yatırımlar kolaylaştırılmalı. Türkiye’deki komplike ve karmaşık ameliyatların yüzde 53’ü özel hastanelerde yapılıyor. Bunun nedenini düşünmek lazım. Çıktıları ölçülemeyen hiçbir şeyin kalitesinden bahsedemezsiniz. Biruni olarak 1983’ten beri laboratuvar hizmetleri veriyoruz. İstanbul’un nüfusu 1983’tekiyle aynı mı? Örneğin yeni bir şube açmak istiyoruz açamıyoruz.

SGK’nın ödediği test fiyatlarından memnun değiliz. Münferit testlerin fiyatları 2008’lerdekilerle aynı. Oysa çalışan maaşı dahil masraflarımız artıyor. Yerli sarf malzemesi standartları sağlamadığı için kullanamıyoruz. Adımız hizmet sektörü olduğu için teşviklerden yararlanamıyoruz.

Pedakustiker Mehmet Emin AĞAÇ / Ear-Technic işitme Cihazlar, Yönetim Kurulu Başkan,
“İnovasyona odaklanacağız”

Yüksek teknolojiyle işitme cihazları üreten bir şirketiz. Ar-Ge’sine güvenen bir şirketiz. Akustik sektöründe dünyada son 20 yılda stabil gelişen tek şirketiz. Ancak yüksek teknoloji şirketlerinin gelişmesi sadece kendi stratejileriyle değil, aynı zamanda ülke imajına ve malı desteklere bağlı. 2018 bizim için Avrupa’ ya odaklanma yılımız olacaktır. 2018’den itibaren stratejimizde önemli değişiklikler yapmaya başladık.

Büyümeden önce en iyi ve en inovatif ürünü üretmeye odaklanacağız. 2018 yılında çıkaracağımız İnovatif yeni ürünler şirketimize yeni prestij kazandıracak ve 2019 yılında ekonomik olarak büyümemize katkı sunacaktır.

RAHİMEBAŞ UÇAR





Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir