Dünyadan ve Türkiyeden Güncel Haberler

Türkiye’deki elektronik atıkların durumu

Elektronik atık hem hazine hem zehir

TELEFONLAR ALTIN DEĞERİNDE

Elektronik Atık Geri Dönüşüm Derneği (EAGD) Başkanı Burak Köktürk ise, kirleten öder prensibine göre AB ülkelerinde üreticilerin her yıl belli tonlarda e-atık toplamakla yükümlü olduklarını belirterek, bu sistemin ülkemizde henüz oturmadığını dile getiriyor. “Yönetmelik sadece tavsiye niteliğinde, üretici firmalara kota konusunda bir yaptırım yok” diyen Köktürk, belediyelerin bütçem düşük toplamadığını, firmaların ise toplatmanın maliyetinden kaçtığına dikkat çekiyor.



Avrupa’da bu maliyetin son tüketiciye yüklendiğini hatırlatan Köktürk, “Örneğin biri cep telefonu alacaksa, faturaya e-atık toplama ve işleme maliyetleri de dahil edilir” diyor. Köktürk sözlerini şöyle sürdürüyor.

“Öte yandan bilgisayar ve cep telefonlarından geri kazanılabilecek kıymetli elementler de ya çöpte ya evdeki çekmecelerde bekliyor. Türkiye’de her sene 10 milyon adet cep telefonu satılıyor. Dolaşımda toplam 250 milyon adet telefon var. Bunların 200 milyonunun kullanılmadığını tahmin ediyoruz. Yani milyonlarca liralık altın, gümüş ve paladyum atıl halde duruyor. Toplanabilenler de Avrupa ülkelerindeki tesislere gönderiliyor. Çünkü ülkemizde nadir elementleri geri dönüştürebilecek bir tesis yok. Toplam 64 lisanslı geri dönüşüm firması var. Sadece beş tanesi e-atık konusunda uzman.”

EN DESTEKÇİ DEVLET TÜRKİYE

Türkiye’nin Avrupa standartlarında çalışan en büyük birkaç e-atık geri dönüştürme tesisinden biri olan Exitcom’un kurucusu Murat Ilgar, Türkiye’nin toplam elektronik atık miktarının üç yıl içinde 1 milyon tonu aşacağını belirtiyor. Türkiye’de e-atık toplama konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Ilgar, “Almanya’da en basitinden enerji tasarruflu bir lambayı çöpe atmanın bile binlerce euro’luk cezası vardır. Çünkü içinde cıva var. Biz ise Türkiye’nin ilk lamba geri dönüşüm tesisini Tübitak desteğiyle kurduk. Ama lamba gelmiyor. Buzdolabı tesisine buzdolabı gelmiyor” diyor.

Almanya’da her yıl 14 bin ton pil toplandığını söyleyen Ilgar, Türkiye’de bu rakamın yalnızca 700 ton olduğunu söylüyor. Tüm elektronik market zincirlerine e-atık toplama için bir sistem kurduklarını ve bunları toplamanın bir maliyeti olduğunu belirten Ilgar, yönetmeliğin 2012’de çıktığını ama üreticilerden herhangi bir para alamadıklarından şikayet ediyor. Milyonlarca dolarlık tesis kurduklarını ancak hurdacı ile rekabet etmekte zorlandıklarını belirten Ilgar, bu tesisi Almanya’da kurmuş olsalar 10 kat büyüme şansları olacağını ifade ediyor. Üretici firmaların toplama maliyetinden kaçınması nedeniyle artık dayanacak güçlerinin kalmadığını belirten Ilgar, oysa bütün Avrupa ülkelerinde bu maliyetlerin üreticilerce ödendiğini söylüyor. Avrupa’da her yıl 10 milyon ton e-atık toplandığını ve bunun maliyetinin üreticilerce karşılandığını hatırlatan Ilgar, “tş Türkiye’ye gelince maliyetten kaçıyorlar. Oysa prensipte kirleten öder. Türkiye’de geri dönüşüme kim yatırım yaptıysa mağdur oluyor” diyor. Ilgar sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ben memleketimi sevdiğim için Almanya’dan gelip tesis kurdum. Bugün Almanya’da her 10 kon-teynırdan biri atık koyteynırı.

Tüm kategorilerde senede 4-5 bin ton e-atık işliyorum. Almanya’daki tesisimde 7 bin ton sadece cep telefonu imliyorum. Aradaki uçuruma bakın. AB ülkeleri dahil dün yanın hiçbir yerinde devlet geri

dönüşüm tesislerine bu kadar destek vermez. Devletimizin destekleri dünya ile kıyaslanamayacak ölçekte. Ama yönetmelik doğru işlemediği için milyonlarca dolarlık yatırımlar boş duruyor, ileride savaşlar ileri teknolojilerde kullanılan neodimyum, lantan, seryum, prometyum gibi nadir toprak elementleri için çıkacak. Bu elementlerin üretiminin yüzde 90’ı Çin’in elinde. Avrupa e-atıklardan bunları geri kazanmaya çalışıyor. Gözümüzü açmalıyız.”

Bilgi güvenliği konusuna da değinen Ilgar, “Bankaların, devlet kurumlarmm e-atıkları Avrupa’da beş ayrı kategoride imha edilir. Burada bunlara ne olduğu belli değil. Düne kadar hacker’lar ihale takip edip önemli firma ve kurumların e-atıklarım topluyordu. Tehdit hala sürüyor. Özellikle devlet kurumlarmm e-atıklarmm ne yapıldığıyla alakalı olarak Makine Kimya Enstitüsü kapılarını açmalı. Ben bir Türk olarak bunu merak ediyorum” diyor.



“HURDACILIK DÖNÜŞÜME ENGEL”

Türkiye’nin en büyük geri dönüşüm tesislerinden GCL Geri Kazanım’ın Yönetim Kurulu Başkanı Cumhur K. Timuçin, sekiz ülkede faaliyet gösterdiklerini belirterek “2016 rakamları tam olarak konsolide edilmemekle beraber, 25 bin ton civarında e-atık dönüştürdüğümüzü tahmin ediyorum. Üzülerek söylemeliyim ki, en büyük hacimlerimiz ülkemizde

değil, yurtdışında gerçekleşiyor” diyor. Kanun ve uygulamaların Avrupa standartlarında olmasına rağmen bunların denetimlerinin yapılamadığını ve halkın bu konuda bilinçsiz olduğunu ifade eden Timuçin, en değerli madenlerin elektronik kartlarda bulunduğunu, en yüksek değerli maden içeren kartların ise GSM malzemeleri, telekomünikasyon cihazları, cep telefonları, bilgisayarları RAM ve işlemci gibi parçalarında bulunduğunu söylüyor.

Bu atıkların son rafine işlemlerinin ülkemizde yapılamadığını söyleyen Timuçin, değerli madenlerin geri kazanımmm özellikle Almanya ve Japon’da yapıldığını, Türkiye’de değerli madenlerin geri kazammım yapacak tesisin bulunmadığını belirtiyor. Bunun iç piyasada e-atık toplama hacminin kısıtlı olmasından kaynaklandığına dikkat çeken Timuçin sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bu nedenle bu alana yatırım yapmak mantıklı değil. Japonya’da çalıştığımız rafineri günde 300 ton elektronik kart işliyor. Türkiye’de bir ayda toplanan elektronik kart miktarı ise 100 ton. Yurtdışm-daki e-atık tesisleri, bu atıkları işlemek için müşterilerinden ücret alıyor. Maalesef ülkemizde hurdacılık yaygın olduğu için, e-atıklar geri kazanım yapabilecek tesislere yönlendirilemiyor.”

Dünyada neler oluyor diye bakacak olursak, e-atık toplama, dönüştürme ve farkındalık yaratma konusunda başı Kuzey Avrupa ülkeleri çekiyor.

BELEDİYELER ÖN PLANDA

İsveç’te AEEE’lerin yönetiminde belediyeler önemli bir konuma sahip. Her bir belediye atık yönetim planı hazırlamakla yükümlü ve bu planlar AB direktifleri ile paralel olarak, önleme, yeniden kullanım, geri dönüşüm, farklı kullanımlar (enerji amaçlı kullanımlar) ve bertaraf olmak üzere tüm AEEE yönetim süreçlerini içeriyor. İsveç Çevre Kanunu’nda belirtildiği üzere kamu otoriteleri ve belediyeler, üreticilerin AEEE yönetim süreçleri ile ilgili çalışmalarını denetliyor ve yeri geldiğinde toplama, geri dönüşüm ve geri kazanım hedeflerine ulaşılabilmesi, çevre ve insan sağlığının korunması için yeni kurallar koyabiliyor. Fiziksel ve fi-nansal sorumluluklar büyük oranda üreticilere veriliyor.

Örneğin İsveç’te ulusal düzeyde AEEE’lerin toplanması ve geri dönüşümünden sorumlu olan EIKretsen’in (kar amacı gütmeyen hizmet girişimi) ülke genelinde 290 belediye ile işbirliği var. Ülkede belediyelere ait 630 adet e-atık toplama tesisi bulunuyor ve tesislere ek olarak El-Kretsen tarafından sokaklarda yerleştirilen ve aydınlatma gereçleri gibi küçük AEEE’leri toplayan konteynerler ile toplama sürecine katkı sağlanıyor.

Önceki sayfa 1 2 3Sonraki sayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu