Teknoloji İnovasyon

Türkiye’nin Otonom Özellikli Aracı Heyecanla Bekleniyor

Türkiye yerli otomobilini bekliyor

TÜRKİYE heyecanla yerli otomobilini bekliyor. Bu yılsonunda tanıtılacak aracın ileri düzey özellikleri olması bekleniyor. Seviye 3 düzeyinde otonom özellikli olacak bu elektrikli araç, sürüş anında çevresini denetleyebilecek, şerit değiştirebilecek, sadece gerektiğinde sürücünün müdahalesine ihtiyaç duyacak. C segmentinde bir SUV olacak bu aracın 2022 ortasında satışa çıkması planlanıyor. Tasarımının bugünlerde bitmiş olduğu tahmin ediliyor ve bu özelliklerin insana yeni bir yaşam alanı sunacağı öngörülüyor. îşte, bu; nedenle mekanik özelliklerinden çok onu akıllı kılan özellikler öne çıkıyor.



Türkiye’nin ilk yerli otomobili için 900’ün üzerinde teknik özellik incelendi. Otomotiv dünyasının 2030 yılına kadar “ağ bağlantılı, otonom, bilgiyi paylaşan, elektrikli ve her yıl güncellenen” bir teknik donanıma sahip olacağından yola çıkılacak olursa, tüm bu özelliklerin yerli otomobilin altyapısında bulunacağını söyleyebiliriz. Yabancı uzmanlara da danışılarak Türkiye’nin ilk akıllı otomobilinde hangi özelliklerin bulunması gerektiğine karar verildi. Prototipin bu yıl sonunda kamuoyuyla paylaşılmasının ardından, aracın Endüstri 4.0’a uygun olarak akıllı bir fabrikada üretileceği belirtiliyor.

Yerli otomobil

YENİ BİR KÜLTÜR İNŞA EDECEK

Yerli akıllı otomobille sadece dünya standartlarında bir marka yaratılmasına çalışılmıyor. Bu otomobilin yaratacağı yeni nesil otomotiv ve mobilite ekosiste-minin, sanayi, özel sektör ve start-upları Türkiye pazarının oluşturulması için harekete geçirmesi ve üniversitelerde bu kapasitenin desteklenmesi için eğitim altyapılarının atılması hedefleniyor. İstanbul Teknik Üniversitesi teknokenti bu alanda harekete geçen ilk kuruluş oldu. 2014’ten bu yana sürdürdüğü In-nögate Uluslararası Hızlandırma Programı, İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğini alarak, aralarında Türkiye’deki ileri teknoloji, otomotiv sanayi ve yan sanayi oyuncularının da bulunduğu sekiz şirketi “kampa alarak” dinamikleri geleneksel iş modellerinden çok farklı olan ve yeni bir kültürü gerektiren otomotiv-mobilite sektöründe eğitim verdi. Bu şirketler, Türkiye’nin bu sektörde faaliyet gösterecek ve ihracat yapacak ilk adayları. İstanbul ve ABD’de, çoğu ABD’li mentörler eşliğinde otomotiv-mobilite pazarına giriş yapmaya hazırlanan bu şirketler, mentörleri ve ITÜ ARI Teknokent, bu ilke nasıl imza attıklarını anlattılar.

SEKİZ FİRMA ABD’DEYDİ

Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı’nm 10’uncusunda otomotiv ve mobilite firmaları yer alıyor. Bu programa katılacak firmaların teknolojik bir ürünü olması ve bu ürünün ABD pazarina uygun olması bekleniyor. Küresel marka olma potansiyeli yüksek, ürünü daha önce müşterilerle buluşmuş ve belli bir satış cirosuna ulaşmış teknoloji firmaları hedefleniyor. Ancak bu kapsamın dışında kalan firmalar da değerlendirmeye alınıyor. ITÜ ARI Teknokent Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü, Arzu Eryılmaz, Istanbul-San Francisco-Detroit ayaklı programa dahil olan sekiz şirketin 15 Ni-san-30 Haziran arasındaki 10 hafta boyunca Türk ve Silikon Vadisi’nden Türk-ABD’li mentörlerle birlikte ABD otomotiv pazarına giriş stratejileri, ABD’de yayılma kanalları, rakip-pazar analizi, inovatif ürün konumlama, ürün fiyatlaması ve dijital pazarlama gibi önemli başlıklar üzerinde çalıştıkları bilgisini veriyor.

Programın İstanbul ayağına katılan firmalar arasından Alcomet, Altınay Elektromobilite ve Enerji Teknolojileri, Çelik Halat, Ditaş, Eteration, Ortakçı Cam, OTTOO ve Thread In Motion ABD dönemine de dahil oldu. Sekiz firma, yarısı San Francisco, yarısı da Detroit’te olmak üzere üç hafta boyunca ABD otomotiv sektörünü ve dinamiklerini yakından inceledi. Firmalar ayrıca sektördeki son trendlerle ilgili bilgi almak ve kendi firmalarının iş geliştirme faaliyetlerini yürütmek için programın son ayağında Tesla, Schineder Electric ve Mitsubishi gibi lider kuruluşlardan uzmanlarla bir araya geldi.

“SEKTÖR CESUR OLMALI”

ABD pazarının bir özelliğini firmaların müşteri olmaksızın yatırım alma ihtimallerinin çok düşük olması olarak tarif eden Eryılmaz, bu sebeple firmalara müşteri, partner ve büyümeyle ilgili imkân oluşturan bir program sunduklarım söylüyor. Müşteriye ulaşabilmek için iyi bir ağın olması gerektiğini ve Innogate’in firmalara bu ağı sağladığını söyleyen Eryılmaz, “Firmaların ABD’de 10 ayda sağlayacağı ağı, bir ay gibi kısa bir sürede sağlıyor. Bir aylık süreç sonrası firmalar, San Francisco ve New York’taki ofislerimizden ve danışmanlığımızdan beş ay daha yararlanabiliyor” diyor.




Sektörlerin tümünde üretimi daha ucuza yapan bir ülke illa ki çıkıyor. Türkiye’de otomotiv sektöründe birçok güçlü firma var. Öte yandan Avrupa ve ABD’nin belirli kotalar ve bariyerlerle sektörlerini koruduğunu da görüyoruz. Eryılmaz, bu gerçekler karşısında, “Derhal bir manevra yapmak lazım. Örneğin İsrail bunun çözümünü bulmuş. Üretimi İsrail’de yapsa dahi, ABD’ye ofis kurduğu için ABD’li bir firma gibi gözüküyor. Amerikalı firmayı yerel firma sanıyor, oysa üretim İsrail’de yapılıyor” örneğini veriyor. Innogate programı ile tüm otomotiv firmalarına “Cüret Et” mesajı vermek istediklerini söyleyen Eryılmaz, otomotiv firmalarını yurtdışı pazarlarına girmeye, gerekirse o kültüre adapte olmaya aynı zamanda Türkiye’de üretimlerini sürdürmeye davet ettiklerini ifade ediyor. Eryılmaz’ın son sözleri ise şöyle: “Teknolojik anlamda dünyadaki dönüşümü kaçırmamak ve bu sanayinin ölmemesi için büyük firmalar ellerini taşın altına koymalı. Özellikle orta ve daha küçük ölçekli firmaların fark oluşturmak için tırnaklarını kanatacak kadar çaba sarf ettiklerini görüyoruz.”

“Yarış yeni başladı”

Yerli otomobil çalışmalarının emanet edildiği Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu [TOGG], “klasik otomobil üreticileri dışında bu işe el atan Avrupa’daki ilk şirket” oldu.TOGG CEO’su Mehmet Gürcan Karakaş, Türkiye’nin öncelikli hedefleri arasında neden “elektrikli-yarı otonom akıllı bir otomobil” olduğunu ve Türkiye’nin teknik-eğitim altyapısıyla işin mühendislik tarafını başarıyla gerçekleştirebilecek kapasitede olduğunu söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bu alandaki yarış henüz başlıyor. Başlangıç çizgisindeki şirketler hemen hemen aynı hizadalar. Rakiplerimiz 100 yıllık otomobil markaları değil. Örneğin, Çin’de şu an dörtte üçü otomobilin kendisinden çok yaratacağı ekosistemden pay almak üzere çalışan 500 tane bizim gibi start-up var. Rakibimiz Çin’dekiler gibi hızlı, yalın ve çevik, elektrik-elektronikten, bağlantılı cihazlardan ve akıllı uygulamalardan anlayan şirketler. Mobilitedeki mega trendlerden biri, korumacılık.

Diğer ülkeler bunu nasıl yapıyor diye baktığımızda, bunu en sistemli en derinden ve sessiz yapan Çin. Çin’de önümüzdeki 7-8 yılda bu konuda yapılacak yatırımın 130 milyar dolardan fazla olacağı tahmin ediliyor. 2017’de otomotiv pazarı cirosu 3.7 trilyon dolarken, 2035’de bu rakamın 5.7 trilyon dolara çıkacağı öngörülüyor. 2035’te klasik otomobil üreticilerinin toplam kardan aldığı paysa yüzde 60’lara gerileyecek.

2035, otomobil üreticileri için bir sonrakinden sonraki model yılı, yani ‘yarından sonra’ demek. Bugün kardan sadece yüzde 1 pay alan yeni mobilitenin payının yüzde 40’a yükselmesi bekleniyor. Bu yüzde 40, henüz ortaya çıkmamış ürünler veya iş modellerinden, yani ekosistemden kaynaklanacak. Bu küçümsenecek bir rakam değil. Sadece beklenen karlılık 2035’te 155 milyar dolar. Cirosunu da 10 katı varsayabiliriz. Klasik üreticiler de bu dönüşümün farkında, bu nedenle gelecek 10 yılda 29 klasik üreticinin yeni alana yapacağı yatırım miktarı 300 milyar euro olacak. Türkiye’deki araç yoğunluğuna benzer kişi başına gelir grubundaki ülkelerle kıyasladığımız zaman görüyoruz ki, bizim 12 yıl boyunca her yıl bugünkü satılan 750-800 bin aracın üzerine 1 milyon ilave araç satmamız gerek. Gelir artmaya devam ettiği sürece insanlar, ürettiğimiz mallar, hizmetler A noktasından B’ye gidecek. Dolayısıyla mobilitenin penetrasyonunun artması gerekiyor. Eğer biz bunu yapmazsak bu araçları ithal edeceğiz. Türkiye geçen yıl 11 milyar doları tedarik sanayimden gelen toplam 32 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Ama görüldüğü gibi mobilite ekosistemi ile kar havuzları el değiştiriyor. 2030’lu yıllara gelindiğinde bugün talep edilen parçalarla, otomobiller büyük ölçüde talep edilmeyebilecek. Dolayısıyla Türkiye’de de dönüşümün başlamış olması gerekiyor. TOGG projesi de bu anlamda bir çekirdek. Şunu da unutmayalım 2022’de dünyada tamamen elektrikli 60’ın üzerinde yeni model piyasaya çıkacak. Dolayısıyla bizim kendimize koyduğumuz hedef 2022 yılında aracımızın piyasaya girmiş olması. Çünkü bu tarihten itibaren piyasa yavaş yavaş elektrikli araçlar ile dolmaya başlayacak.”



1 2Sonraki sayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu