Turizm ve Tatil

Yaz Sıcağını Unutturan Serin Yerlere Kaçmaya Var Mısınız?

Yaz Sıcağını Unutturan Yerler

YAZ mevsimi hakkını vermeye başladı. Sıcaklar çok yoğun hissediliyor. Ofiste klimaların altında geçen günlerimiz, mesai bitip dışarı çıktığımızda eziyete dönüşüyor. Rüzgâr bile bazen fön makinesi gibi esiyor. Ama Türkiye’nin her yeri aynı değil. Bazı özel noktaları var ki, oralarda geceleri yorganla yatılıyor. Yaz sıcağını unutturan bu serin yerlere kaçmaya var mısınız? İster günü birlik, ister hafta sonu kaçamağı yapabilir veya buralarda konaklayarak tatilinizi geçirebilirsiniz. Püfür püfür esen rüzgar eşliğinde kendinizi doğaya bırakmak ne güzel olur. Hele ki bir de tarihin izinde gezmek varsa. Turizmin önde gelen temsilcilerinin tavsiyeleriyle ülkemizin en serin noktalarını derledik…

KALKIM OVASI, KAZDAĞLARI
Serin Ormanlarda Yürüyüş

Kazdağı ormanları Kuzey Ege ve Güney Marmara’nın orman yoğunluğu en yüksek noktası. Oksijen açısından İsviçre Alpleri ile yarışıyor. Fauna ve flora olarak ülkemizin en zengin ormanlarından birisi.

Bünyesinde 32 endemik bitki ve 40 çeşit ağaç var. İğneli ve yapraklı ağaçların bir arada yaşadığı ender ormanlardan biri. Ormanların her köşesi su kaynakları ile serinliyor.



Homeros’un İlyada destanında bu ormanlar “Bin Pmarlı îda” olarak anılıyor. Mitolojik olarak da çok önemli bir yer. Homeros’un Truva savaşlarını bu dağın tepesinden izlediği yazılır.

Bölgenin yaz aylarındaki serinliği, dere kenarlarındaki kır lokantaları, Kalkım Ovası’nı mis gibi kokutan dalından çilek yiyebileceğiniz tarlaları, Kazdağı’nı keşfedebileceğiniz ve serin dere sularında yüzebileceğiniz ve aynı suyu rahatlıkla içebileceğiniz 4×4’lü keşif turları ve halen çok bilinmediği için sakin ve dingin bir tatil bölgesi olması, bölgenin tercih edilmesi sebeplerinden birkaç tanesi. Yöre insanları misafirlere köy kahvelerinde çay ikram etmek için ısrar ediyorlar.

İliada Hotel Kazdağı’nın Müdürü Önder Arslan, hava sıcaklığının Edremit Körfezi deniz kıyılarına göre beş-altı derece daha düşük olduğunu söylüyor. Arslan, “Ortalama yaz sıcaklığı 25-30 derece. Sadece ağustos ayının çok sıcak günlerinde 30-35 derece sıcaklara çıkabilir. Geceleri hava serinler ve klima olmaksızın çok rahat uyursunuz” diyor. Arslan, otellerinde klima olmadığını çünkü buna gerek duymadıklarını, pervanelerin yeterli olduğunu ifade ediyor.

Kazdağları’na ulaşım için Edremit Havalimanı’na İstanbul ve Sabiha Gökçen havalimanlarından ve Ankara’dan seferler var. Arslan, otelin bulunduğu Kalkım bölgesinin Edremit havalimanına 30 km mesafede olduğunu kaydediyor. İstanbul-İzmir otoyolu üzerinden Edremit çıkışı kullanılarak bölgeye ulaşmak ise îstanbul çıkışlı olarak dört-beş saatlik mesafede.

Kazdağı ormanları içerisinde tesis edilmiş tek otel olan 30 odalı Kazdağı İliada HotePin Turizm Bakanlığı’ndan özel belgeli butik bir otel olduğunu belirten Arslan, 18 dönümlük bahçe içerisinde kurulduklarını vurguluyor. Açık yüzme havuzu yaz ayları boyunca hizmette. Arslan, içinde bulunduğumuz sezonun fiyatlarının oda tiplerine göre kişi başı yarım pansiyon 225-400 TL olduğunu açıklıyor. Arslan şunları ekliyor:

“Kazdağı ormanlarının kuzey bölgesi olan Kalkım bölgesinde doğa ile iç içe yapılacak birçok aktivite var. Ormanları gezmek, yakın köyleri ziyaret, dere kenarı kır lokantalarında alabalık ve et çeşitleri yemek, çilek toplamak, Kazdağı keşif turlarına katılmak, yaz boyu devam eden köy düğünlerini ziyaret ederek gelenek ve göreneklerimizin halen yaşatıldığma şahit olmak, köy hayırlarına katılarak köylülerle yemek yemek, pazar günleri Kalkım meydanında kurulan köy pazarını gezmek gibi etkinliklerin dışında otel bünyesinde yapılan çeşitli aktivi-telere de katılabilirsiniz.”

ULUDAĞ KÖYLERİ
Dalından Kiraz Toplayın

Kışm kayak severlere kucak açan Uludağ, yazın da serin ormanlarına davet ediyor. Hava sıcaklığı Bursa merkezde 40 dereceye ulaşırken, Uludağ’da 27-28 dereceye kadar düşüyor. Akşamlan ise sıcaklık farkı daha da hissediliyor. Çobankaya ve Sarıalan mevkisindeki kamp alanlarında çadır, baraka veya karavanlarda kalmak mümkün. Ağustosta bazen Uludağ’da dört mevsim yaşanabiliyor. Sis geliyor, yağmur yağıyor, hava birden soğuyor peşinçı.,deh de güneş açıyor.

Bölgenin yerel seyahat acentelerinden Karagöz Travel’ın sahibi Uğur Çelikkol, Uludağ’ın arka yüzüne farklı bir rota izleyerek tur yapıyor.

Turun adı, “Uludağ’ın Arka Yüzüne Kiraz Toplamaya Gidiyoruz”. Onlarca çeşit Uludağ çiçekleri, florası eşliğinde farklı bir rota. Çelikkol, “Şehre hayat veren Uludağ’ın en güzel yaz manzaralarını yaşattığı dönemde temiz ve serin havasını içimize çekerek güzel meyvelerinin tadına bakmaya geleneksel Türkmen Yörük köylerine gidiyoruz” diyor.

Çelikkol, turun güzergahını şöyle anlatıyor: “Kocayayla orman yolunu izleyerek, Karabel tepesini takiben güzel orman manzarası eşliğinde Sorgun köyüne varacağımız gezimizde bölgenin en güzel kiraz ve eriklerini dalından toplayarak tadına bakma ve satın alma şansiniz var. Köy mandırasından alacağımız peynir ve köyün kendine has ürünleri ile yapacağımız öğle yemeği sonrası Gelem iç köyüne geçiyoruz.

Gelemiç ve Sorkun köylerinde yöreye has el dokuma ve işlerini, el sanatlarını, dokuma tezgahlarını, ekmek fırınlarının izini sürüyoruz. Köylerde misafir odaları, çamaşırhaneler, mandıralar, terzi, demirci, geleneksel köy evlerini geziyoruz. Sorkun mandırasından köye ait süt ürünleri ve alışveriş imkanınız var. Dönüş yolunda Uludağ’ın güney yamaçları ve Nilüfer Barajı’nın manzarasını seyredebileceğimiz Epçeler, Büyükdeliller, Küçükdeliller, Pınarcık, Dağdibi köyleri arasından geçerek Bursa’ya devam ediyoruz.”

DADAY, KASTAMONU
Benzersiz Bir Doğa Parçası

Kastamonu’nun eşsiz doğasına sahip Daday ilçesindeki iksir Resort Town, yaz tatili için güzel seçenekler sunuyor. Gündüz hissedilen kuru sıcak, geceleri yerini serinliğe bırakıyor. Burada onlarca aktivite sizi bekliyor. Tesiste yüzme havuzu da var. Çocuklar için de çeşit çeşit aktivite yapılıyor. Aile tatilleri için ideal.

Şehir hayatının yorucu stresinden uzaklaşıp doğanın sakinliğine adım atmak isteyen, bol eğlence olsun, çocuklarım sıkılmasın diyen aileleri beklediklerini söyleyen İksir Resort Town’ın sahibi iksir Sema Aydın, 1926 yapımı kültür varlığı konak, binicilik merkezi, spa, gölet evi ve dağ evi bölümleri ile ‘ bütünleşen tesiste ve İksirli Çiftlik’te yaptıkları aktiviteleri şöyle sıralıyor: “Çocuklar için İksir Yaz Kampı, Anne -Çocuk, Baba-Çocuk Kampı, aile tatilleri, binicilik dersi, yüzme, atv, safari, okçuluk, bisiklet, kuş gözlemciliği, doğadan mantar toplama, yayla gezileri vb.. Güne tertemiz Ballıdağ havası ile uyanıyorsunuz, atlarla dört nala ormanda safarilere çıkabilir, Yumurtacı Göleti’nde balık tutabilirsiniz, Tarihi Kentler Birliği üyesi Daday’ın yaşayan mimarisini, konaklarını tanıyabilirsiniz, İksirli Çiftliğe yapacağınız sabah yürüyüşü ile sağlıklı ve lezzetli çiftlik ürünlerini tadabilir, sabah sağılmış mis gibi süt içebilirsiniz. Hasat mevsimi olgunlaşan ürünlerin hasadına katılabilir, dilerseniz üretim süreçlerine dahil olabilirsiniz.

Ormanlardan ve bahçelerimizden toplanmış ürünlerle hazırlanan mutfağımızın yerel lezzetlerinin ve ürettiklerinin workshop’larma katılabilir, yapımını izleyebilir, öğrenebilirsiniz. Organik üretim yapılan çiftliğimiz ürünlerini alabilir, aileniz ve sevdiklerinizle yaptığınız bol seçenekli tatilinizin sonunda doğal beslenmenizi sürdürebilirsiniz.” Kastamonu’nun yemyeşil doğası bütün nimetlerini cömertçe sunarak her yerde sizi davet ediyor. Yılın altı, yedi ayında karlarla kaplı, doruğu bin 587 metreyi bulan Ballıdağ’ın iyileştirici havasında yazın bunaltan sıcaklarından kurtulurken, oksijen terapinizi de doğal yollarla almış olursunuz. Bol oksijeni nedeniyle Ballıdağ Türkiye’nin en büyük sanatoryumlarından birine yıllarca ev sahipliği yaparak şifa dağıtmış. Küre dağlarının son halkası Ballıdağ, doğanın cömertçe sürprizler sunduğu masalsı bir bölge. Yoğun oksijen üreten ormanlarla kaplı olması nedeniyle, yaban yaşamın da beşiği.

Kastamonu’da görülmesi gereken birden fazla milli park var. Bu ortam çok farklı doğa sporları için de elverişli. Milli parklarda yaz boyunca çam ağaçlarının altında oturup kuş sesleri arasında dağ, orman yürüyüşü, bisiklet turu, foto safari yapmak mümkün. Küre Dağları Milli Parkı, dünyaca ünlü kanyonları, şelaleleri, mağaraları ve zengin yaban yaşamı bağrında saklıyor. Dilerseniz İlgaz Dağı’nın buz gibi sularından içmek mümkün.

ABANT
Benzersiz Yayla Havası

Etrafı çam, köknar, kayın ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplı Abant, Bolu’nun Mudurnu ilçesine yakın bir noktada. Burası bir doğa harikası; birbirinden güzel şelaleler, yaylalar, parklar ve travertenlerle Abant, göz alıcı bir doğayı kucaklıyor. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlere yakınlığı nedeniyle ideal bir tatil noktası.




Abant’ın sıcaklık değerlerinden bahsetmeden önce, atalarımızın Orta Asya’dan Anadolu’ya taşıdıkları yayla kültürünü hatırlamamız gerekir. Arılarına daha iyi nektarı bulmak için, ineklerinden daha lezzetli sütü ve dolayısıyla peyniri üretmek için yaylalara çıkan Anadolu halkının bir bildiği vardı elbet. Şimdi biliyoruz ki bu konar göçerlik sayesinde daha iyi beslenip, daha sağlıklı yaşamışlar. Abant’ta iki oteli olan Taksim Otelcilik’in Satış ve Pazarlama Müdür Yardımcısı Atilla Sedat Düzgün, “İşte biz o ürünlerin geldiği yerde tatil imkanı sağlıyoruz. Bunu yaparken de uluslararası dünya mutfağını sunuyor ve hizmet standartlarından taviz vermiyoruz” diyor.

blank

Yaz aylarında Abant’ın bulunduğu yükseklik ve otellerinin etrafını çeviren dağlık orman sebebiyle İstanbul ve Ankara gibi şehirlerden ortalama beş-on derece daha serin bir ortamda tatil yapılabildiğini anlatan Düzgün, “Klimaları en az kullanılan turistik işletmelerden birisiyiz. Son beş yılda, temmuz avında sıcaklığın 35 dereceyi geçtiği gün sayısı iki-üçü bulmuyor. Pencereyi açmak bile odanın iki dakika içerisinde 20 derece sıcaklığa düşmesini sağlıyor” diye konuşuyor. Düzgün şöyle devam ediyor: “Gün içerisinde sadece 13.30 ile 14.00 saatleri arasında belki 28-30 dereceleri bulan günler temmuz ve ağustos aylarında tabii ki mümkün ama, misafirlerimiz bu sıcaklık geçişinden de son derece memnun, güneşli bir havada bunalmadan yürüyüş yapmanm tadım çıka- , rıyorlar.”

blank

Yaz sezonu için en uygun fiyatları tüm misafirleri için verdiklerini savunan Düzgün, oda tipine ve konaklanacak ‘ftarihe göre değişmekle birlikte, kişi başı gecelik 275 TL’den başlayan fiyatlarla hizmet verdiklerini bildiriyor. Düzgün, şu konulara da dikkat çekiyor: “Abant çok ziyaretçi alıyor ve konaklama tesisi kısıtlı; iyi ki de öyle çünkü bu sayede tabiat parkı temiz kalabiliyor. Ancak ne yazık ki buraya gelenler iyi hizmet alamıyorlar ve bundan şikayetçilerdi. Biz de Abant Palas OteFe 300 kişiyi ağırlayabileceğimiz Abant Teras markası ile tamamen göl manzaralı içerisinde barbekü, mangal, nargile ve kafe hizmetleri veren, ziyaretçisinin otel müşterisi olma zorunluluğu olmayan bir işletme açtık. Ayrıca Abant Bahçe ismiyle de ayrı bir alanımız var, orada da dış ziyaretçilere mangal ve barbekü hizmeti veriyoruz.”

MACAHEL VADİSİ, ARTVİN
Yazın Üşümek İçin Birebir

Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Maca-hcl, Karçal Dağları eteklerinde yer alan bir vadi. Doğu Karadeniz’in en doğusu, yeşil vadi Macahel, Artvin-Gürcistan sınırında. Unesco’nun 2005 yılında tescillediği, dünyada ekosistemi bozulmamış biyosfer alanlarından biri. Coğrafi yapısı, biyolojik çeşitliliği, bitki örtüsü ve iklimi ile büyüleyici bir güzelliğe sahip. Altı köyden oluşan bölgede yazın sadece akşam değil, gündüzleri bile üşünebiliyor.Macahel’e Borçka’dan zorlu ve kıvrımlı yollarla ulaşılıyor. Ev pansiyonlarında ve muhteşem doğada konaklamak mümkün. Atabarı Turizm’in sahibi Erhan Gazihan, bölgede arıcılığın yoğun olduğunu ve sadece bu bölgede olan Kafkas arılarından üretilen balın çok değerli olduğunu vurguluyor. Gazihan, Macahel gezisinde mutlaka görülmesi gereken yerleri şöyle sıralıyor: “Rize Pokut ve Sal yaylaları, Borçka Karagöl, Macahel ve Maral Şelalesi, Heba Yaylası, Kafkasör Yaylası, Şavşat Arsiyan Yaylası, Balıklı Göl, Şavşat Karagöl, Yavuz köy.”

Gazihan, “Eğer yayla gezisi istiyorsanız ve kalabalığın fazla olmadığı bakir bölgeler olsun derseniz ilk önce Artvin bölgesi derim” diyor. Tur fiyatlarının güzergahlara göre değiştiğini söyleyen Gazihan, grup turların bin ile 3 bin TL arası değiştiğini, özel safari turlarının ise 3 bin ile 15 bin TL arasında olduğu bilgisini veriyor.

PERŞEMBE YAYLASI, ORDU
Turların Uğrak Noktası

Yaz sıcağında Karadeniz yaylaları turları çok satıyor. Serin, bol oksijenli ve yeşilli turlar ciğerlerinizi bayram ettirecek seçenekler sunuyor. Prontotour’un Kültür Turları Müdürü Hakan Öksel, Ordu’daki Aybastı Perşembe Yaylası’nı en serin nokta ve mutlaka görülmesi gereken bir yer olarak tavsiye ediyor. Aybastı ilçesine 17 km. mesafedeki yaylanın rakımı yaklaşık bin 500 metre. Her yıl temmuz ayı içinde yayla şenlikleri yapılıyor. Şenliklerde çeşitli yarışmalar, folklor gösterileri, konserler, sosyal ve kültürel etkinlikler, güreş müsabakaları, at yarışları düzenleniyor.

Yayla yolunun büyük kısmı asfalt, kalanı stabilize yol. Ordu Turizm Müdürlüğü’nün verdiği bilgiye göre, yorgunluk atmak, piknik yapmak, safari ve yamaç paraşütü için ideal. Yaylada aynı zamanda, eşsiz güzelliğe sahip tabiat harikaları, tarihi eserler ve alanlar mevcut. Kümbetler, Çi-seli Şelalesi, Karga Tepesi bunlara örnek. Perşembe Yaylası’nm 2016’dan beri turizm firmalarının ziyaret noktalarından biri olduğunu söyleyen Ök-sel, Prontotour’un da Otobüslü Karadeniz Rüyası ve Batum Turu olarak iki güzergahta buraya uğradığını ifade ediyor. Ök-sel, “Mendereslerin görüntüsü ve tam bir yayla olması nedeniyle çok keyifli bir yer. Lezzetli etler yemek mümkün. Şelalesi ve gölünün olması turlar için bir diğer uğrama nedeni. Konaklama açısından maalesef bir eksikliği var. Ulaşım imkanı günübirlik olarak ziyaret edilmesini kolaylaştırıyor” diye konuşuyor.

SANTA HARABELERİ, GÜMÜŞHANE
Dumanlı Yaylalar

Gümüşhane il sınırlarında yer alan Santa Harabeleri gizli kalmış, çok bilinmeyen bir yer. Hafta sonu kaçamağı için ideal bir nokta. Fest Travel Genel Müdürü Zekeriya Şen’in tavsiyesi olan bölge, Gümüşhane dağlarının el değmemiş vadilerinde keşif yürüyüşleri için ideal. Şen, “Tepelere kurulan köylerden oluşan bir yerleşim olan Santa nefes kesici güzellikte. Olucak Köyü sırtlarındaki İmera Manastırı, sayısız kilise ve şapeliyle Kalkanlı Dağı eteklerindeki Gümüşhane’nin kutsal vadisi Kromni, sisli dağların ve yeşil vadilerin arasında tadına doyum olmayacak bir kültürel açılım olabilir” diyor. Şen, Santa Harabeleri hakkında şu bilgileri veriyor:

“Yağmurdere bucağı sınırları içerisinde olup merkez ilçeye 90 km uzaklıkta bulunmakta. Yerleşimin 17. Yüzyıl’da Rum-lar tarafından kurulduğu sanılıyor. Santa yerleşimi yedi mahalleden ve 300’ü aşkın yajpıdan oluşuyor. Kentteki mahalleler: Binath, Zur-nacili, Piştovlu, îşhahlı, Çinganlı, Çakallı’dır. Zurnacili Mahallesi’nde iki, diğerlerinde birer adet kilise var.

Etrafı Ziyaret ve Karakaban Dağları, Zincirli, Kilisesırtı ve Uzunsırt gibi 2 bin metrenin üzerinde yükseltilerle kuşatılmış olan Dumanlı (Santa) bölgesinin yıl boyu geçit veren tek girişi kuzeyde, Karadeniz’e dökülen, Yanbolu Deresi vadisi. Havza, yılın en az altı ayı ağır kış şartlarının hakim olduğu, bahar ve yaz ayları ise sisli ve yağışlı geçen ve yağışın bolluğuna bağlı çok sayıda su kaynağına sahip bir bölge.

Havzanın 1.700 metre rakımına kadar olan vadi yamaçları geniş ve iğne yapraklı ormanlarla kaplı. Santa köy yerleşimlerinin bulunduğu 1.500 metre ve üzeri yamaçlar ise ağırlıklı olarak ladin ormanları ile kaplı olup 1.800 metreden sonra ise alpin çayırlarla döşeli. Orman üstü bölgeler 19. Yüzyıl’a kadar, hayvan yemi ve halkın tüketimi amacı ile tahıl (arpa, buğday, çavdar, yulaf vb.) üretim amacı ile ekilen tarla alanları ile kaplıymış. îlk yerleşmelerin Ortaçağ’da madenlerin işletilmesine dayalı olarak kurulduğu belirtiliyor. 1461-76 arasında Fatih Sultan Mehmet döneminde tüm Trabzon ve Doğu Karadeniz illeri ile birlikte yöre Osmanlı İmparatorluğu’na katılmış. 1500-1800 döneminde önemli bir madenci yerleşimi olan bölge 1923 nüfus mübadelesi ile tamamı Ortodoks Hıristiyan (Rum) olan halkın Yunanistan’a göç etmesi sonrası boşalmış. Günümüzde sadece yaz aylarında yayla yerleşimi olarak kullanılıyor. Santa yerleşimi önemli bir maden yerleşimi olması yanında Bayburt-Trabzon arasında mevcut tarihi îpek Yolu’nun Taşköprü-Sümela-Maçka arasındaki güzergahını kontrol altında tutan stratejik bir konumdaydı.”

GEYİK DAĞLARI, ANTALYA
Büyülü Bir Rota

Sıcaktan kavrulan Antalya bölgesinde serin nokta sadece klimalı odalar değil. Antalya merkezli Equinox Travel’ın sahibi aynı zamanda rehber olan Ümit Işm şöyle diyor: “Aslında bu bölgede çok fazla sayıda serin yer var. Ancak çoğunda çadır veya kamp hariç konaklama yok. Benim önereceğim yer Antalya’nın doğusundaki Geyik Dağlan, en az bilinen orası. Antalya-Alanya arasında uzanan Orta Toroslar’ın en muhteşem yaylalarının yer aldığı Geyik Dağları, sadece doğası ile değil, Ormana, İbradı gibi muhteşem mimariye sahip yerleşimleri ile de büyülü bir rota.” Geyik dağları, Antalya-Akseki ile Alanya-Taşkent arasında kalan, yükseklikleri 2 bin 500 metreyi aşan bir dağ silsilesi. Bu dağda sayısız göller ve yaylalar bulunuyor. Yayla yolları haziran ayı gibi açılıyor ve kasım avında ilk karın düşmesi ile kapanıyor. Efsaneye göre Alanya (Ala-iye) Beyi’nin oğlu Gaybi, bir geyik avı sırasında attığı okla bir geyik yaralar. Geyik bu dağlardan kaçarak Elmalı’da Abdal Musa tekkesine varır ve bu tekkede kalır. Gaybi, daha sonra Kaygusuz Abdal adı ile anılacaktır. Dağların adının bu geyik efsanesinden geldiği söylenir.

Işın’ın verdiği bilgiye göre, burada konaklama çadır ile yapılabilir. Yakınlarda ise Akseki ve Ormana’da konaklama imkanı var. Buraya Akseki-Konya eski yolundan, Irmasan beline varmadan, hemen eski bir sarnıcın yanından doğuya ayrılan bir yolla varılabileceği gibi, Gündoğmuş ilçesinden de gidilebilir. Çevrede gezilecek yerler:

Çendüre Şelalesi, Alara Çayı kanyonu, Antik yörük yolları, Aya Sofi Harabeleri, Gedifini Mağarası, Akseki, Ormana, îbradı evleri. Rehber İşın, buraya arazi araçlarıyla doğada gezinti formatında tur yapıyor.

KARS
Yazı Bir Başka Güzel

Kışın tren bileti bulamayanlar ya da soğuk sevmeyenler artık yazın da trenle Kars’a gidiyor. Kars ahalisi kentin iklimini şöyle tanımlar: “Dokuz ay beyaz, iki ay ayaz, bir ay yaz”. Doğu Anadolu Bölgesi’nin turizmde parlayan yıldızı olan Kars, yaz mevsiminde bir ayrı güzel ve serin. Rehber Selçuk Eracun, bozkır iklimin hakim olduğunu dile getirerek sıcaklığın geceleri çok düştüğünü, geceleri ani düşüşlere hazır olmak gerektiğini söylüyor. Eracun, Kars’ın bazı yüksek köylerinde yazın yorganla yatıldığını kaydediyor. Kars Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay ise şöyle konuşuyor:

“Kars’taki yükselen turizm trendinin sürekliliğinin sağlanıp 12 aya yayılması için çalışıyoruz. Burası, sadece kışın gezilecek bir şehir değil. Bitki örtüsüyle, temiz dağ havasıyla, florasıyla, meralarıyla, çayırlarıyla, endemik bitkileri ile asıl yazın görülmesi gereken bir şehir. Kentimize kışın gelenlere bir de burayı yazın görün diyoruz. Turizmin çeşitlenmesi için trekking rotaları hazırladık. Sarıkamış’a kışın gelenler yazın da gelip büyülü yürüyüş rotalarını keşfetsinler. ‘Kars Trekking’ diye bir grup kurduk, doğa, hayvan ve yürüyüş severleri bekliyoruz. Yürüyüş sırasında puhu kuşu, tilki gibi Kars’a has olan yaban hayatına tanık olunuyor.” Rehber Selçuk Eracun, Ani Harabeleri için “Ani bir dünya, ama dünya bir Ani değil” denildiğinin altını çizerek, Kars’a 42 km uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içerisinde yer alan Ani Arkeolojik Alam’nın UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer aldığını hatırlatıyor. Kışın Çıldır Gölü’nün buz tuttuğunu hatırlatan Eracun, yazın gölde sazan balığı tutulabildiğini ve oradaki balıkçılarda iyi vakit geçirilebileceğini söylüyor.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu