Anasayfa / Makaleler / Medyada mezarlama, pazarlama

Medyada mezarlama, pazarlama




Medyada bazı tipler var…

Ekmek (tabii daha fazlası; deyin ki pasta!) teknesini tabuta çeviriyor…

Ve acele acele, çivileri de kendileri çakıyor!

***

Öyle etkili bir şahıs, gazeteci değil; finansçı neyin işte…

“Doğan Grubu’nun medyadan çekileceğini; Milliyet, Radikal, Posta, Vatan, Fanatik, Kanal D, CNN-TÜRK, Star TV yanında, Hürriyet’in de satılacağını söylemiş.

Hoş, açıklamaları çelişiyor ama, konum o değil.

Mevzu, cenaze levazımatçılığı!

***

Şahsın şahsına şahsi şeyim yok. Konu genel. Ama pazarda da mezarda da onlar başköşede.

Ya batırıyorlar; ya karlı şirketi bile gazetecilik gücü ve itibarı kaybı ve ayıbıyla iki seksen yatırıyorlar…

Ve hem pazarlama hem mezarlamayı üstleniyorlar!
Hem de bir kere değil; “iki kere yıkanılmaz” denen aynı suya iki defa işeyerek!

***

Mesela o arkadaşa bakıyorum.

Herhalde şahane medya finans uzmanı filan ki, patronlar hiç vazgeçmemiş.

Hem Simavi Hürriyet’inin tabutuna çivi çakmış; hem de Doğan Hürriyet’inin mezarını ve pazarını açıyor.

Diyeceksiniz, ki esas öldüren iktidar.

Tamam da; kendi topuğundan vuran çok bilmişlere ne demeli.

Bir gazetenin bağımsız, özgür gücünü de eritmişler; mali arsızlıkları, nasılsa bize kimse bir şok yapamaz şımarıklıkları ile iktidara yem yapmışlar.

***

Ben ne bileyim…

Her düşük vergi operasyonunda şahıslar yüzde kaç prim alırdı!

Siz biliyor musunuz sanki, “Patron şu kadar az vergi ödeyeceğiz” diyen üstatların havuzuna yüzde kaç milyon TL’ler akar!

Hürriyet’i 16 yıl önce pazarlayan üstat, esasta Simavi’nin oğlunun öğretmeniydi. Hocam medyaya öyle ders verdi ki:

Ertuğrul Bey’in yönetmenliği, kendinin patron vekilliğinde batma satma üstüne yatma noktasına getirdikleri koca Hürriyet kelepir fiyata satılmış…

Batıran ve sattıran, yani hem mezarcı hem pazarcı olan, yüklü komisyon almıştı. İki patrondan da.

***

.Durun daha bitmedi.



Hani, Milliyet Hürriyet’i satın aldığı halde, gruba Hürriyet’i batıranlar hâkim olduğu için demiştim ya, “Fatih İstanbul’u fethetti. Osmanlı İmparatoru Konstantin oldu!” diye.

Konstantin Özkök (tabii imparator patrondan sonra) gibi bir diğer Bizanslı, Yaşar Hoca da Neo- Doğan Grubu patriği oluvermişti.

Durun hala bitmedi.

Hürriyet’i sattırıp komisyon alan mezarlama pazarlama karakteri, kısa süre sonra Milliyet’i Korkmaz Yiğit’e pazarlamıştı.

300 milyon dolarda komisyonu neydi, bilmiyorum…

Bildiğim, Milliyet’in el değiştirdiği gece, en üst katta, ben kitaplarımı kolilere doldurmaya başlamış ve yan odamdaki kutlamayı reddetmişken (tanığı çok nasıl olsa!), mezarcı pazarcılar şampanya patlatıyordu.

Hoca himayesinde, yeni patron ve inanmazsınız ama, gazetenin çok şöhretli kimi ismi!

O akşam gazetesini satmasına rağmen, (Çakıcı kaseti, gazetede direniş, Ecevit’in ısrarı derken geri alacaktı) Aydın Doğan “şampanya ekibi”nden bir top 10 listesi yapıp o gün üstlerini çizmişti! (Sonra onları değil, çizikleri sildi; iyi de yaptı! O çizikleri sonradan, Turhan Selçuk, Bedri Koraman, Zeynep Oral (ayrıca Duygu Asena, ben ve başkaları) gibi “Milliyet mensupları” üstünde kullanacaklardı.

***

30 yılda 10 gazetede çalışmışım. Patronları zaten anlamayabilirim de… Öteki tipler nasıl tipitiplerdir!

Nasıl bir tıynet, nasıl bir arsızlık, yüzsüzlük, mezarcı ve pazarcılıktır.

Sanmayın ki, hep gazeteci olmayanlar.

Aha… Kuruluşunda, parlayışında yönettiği Sabah’ı bankacılıkla batırmış, sattırmış, bir gecede satmış, Milliyet’i hep batırmak istemiş ve derken Milliyet’in de en başına geçivermiş “gazeteci kökenliler” de var.

Bir zamanlar öldürmek istediği Milliyet’e şimdi içeriden mezar kazanlar; köşe bucak pazarlama yapanlar.

Gazetecilik, gazeteciler, o köklü müesseseler, okurlar hakikaten bu kadarını hak etmiyor!

Umur Talu

utalu@htgazete.com.tr 





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir