Ekonomi Haberleri

2020’de Türkiye Ekonomisine İlişkin Öngörüler

Türkiye Ekonomisi 2020

EKONOMİSTLER 2020’de Türkiye ekonomisinin öncelikli gündem maddelerini işsizlik, ABD ile ilişkilerin seyri, jeopolitik riskler olarak görüyor. Büyüme ihtiyacı, bütçe açığı, ticaret savaşları ve AB ilişkilerinde yeni rotalanma da öncelikli gündem maddeleri arasmda sıralanıyor. Türkiye’nin yapısal reformlara odaklanması gerektiğine dikkat çeken ekonomistler, öncelikli yapısal adımlar listesinin başına adalet ve hukuk reformunu koyuyor. 2020’de en önemli reform girişimleri arasında vergi sisteminin yeniden düzenlenmesi, bankacılık reformu, sermaye piyasalarını güçlendirecek adımlar atılması, AB’yle Gümrük Birliği’nin revizyonu ve tam üyelik ile ilgili sürecin yeniden başlaması da ekonomistlerin gündeminde önemli bir yer tutuyor.



2020’de en çok hareketlenmeyi turizm, teknoloji, yazılım yatırımlarında bekleyen ekonomistler, inşaat sektöründen kolay kolay vazgeçilemeyeceğinin altını çiziyor. Hükümetin uyguladığı ithal girdide yerli üretimi teşvik etmeye, cari açığı düşürmeye yönelik destek politikalarının kimya, ilaç ve tıbbi cihaz, makine-elektronik teçhizat, otomotiv ve raylı sistemler yatırımlarını hareketlendireceği ifade ediliyor. 2020’de hizmetler sektörü, taşımacılık, bankacılık yatırımlarının hız kazanacağı beklentilerini dile getirenler de bulunuyor. Ekonomistlerin 2020 sonu enflasyon tahminleri yüzde 9 bandında, büyüme beklentileri ise yüzde 3-3.5 bandında yoğunlaşıyor. işsizlik oranı beklentisi ise yüzde 12 bandında ağırlık kazanıyor.

Rektör, bölüm başkanı ve öğretim üyesi 22 ekonomistin 2020 yılı Türkiye ekonomisi öngörülerini aldık…

İŞSİZLİK ÖNCELİKLİ GÜNDEM

Ankete katılan akademisyenlerin dörtte birine göre 2020’de Türkiye’nin öncelikli gündem maddesi işsizlik olacak. Pamukkale Üniversitesi Maliye Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ersan Öz, 2020’nin öncelikli gündem maddesinin, önemli ekonomik ve sosyal riskler taşıyan “işsizlik” olduğu görüşünde. Özellikle genç işsizliğin azaltılmasına yönelik çalışmaların birinci öncelikli olduğunu dile getiren Öz, “işsizliğin azaltılabilmesi için emek yoğun teknolojilere bağlı alanların teşvik edilmesi düşünülebilir. Ciddi bir insan kaynakları politikası yanında, işgücü planlaması da yapılmalı. Vergi sistemimiz baştan sona yeniden düzenlenmeli. Öncelikli gündem maddeleri arasında ikinci sırada bankacılık reformu, üçüncü sırada ise adalet reformu geliyor. Uzun vadeli olarak yapılması gereken bir reform alanı da eğitim. Ancak sürekli olarak değişen eğitim sisteminin yeni reformların başarı şansını azalttığı da bir gerçek” dedi.

Anadolu Üniversitesi iktisadi ve idari Bilimler Fakültesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Özer’e göre ise, 2020’de Türkiye’nin öncelikli gündem maddesi işsizlik oranı ile artacak bütçe açıkları olacak…

işsizlik sorunun öncelikli gündem olması gerektiğini söyleyen İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker ancak kur-faiz politikalarının daha fazla konuşulacağının altmı çiziyor…

Marmara Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova ise, 2020’nin en çok konuşulacak gündem maddelerini işsizlik ve yüzde 5’lik büyüme olacağı görüşünde. Arzova, her ne kadar şu an dillendirilmese de bir erken seçim olasılığının hep gündeme gelecek bir konu olduğu görüşünde.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çetinkaya, Türkiye’de işsizliğin en önemli nedeni ekonominin istihdam yaratma kapasitesini kaybetmesi olduğu görüşünde. Çetinkaya, “Geçmiş kriz dönemlerinde alman politika tercihleri ile işsizlik rakamlarında bugüne göre daha erken iyileşme söz konusu iken, işsizliğin artmaya devam etmesi döngüsel işsizlik yaşandığının önemli bir göstergesi. Iç talepteki zayıflığa bağlı olarak ortaya çıkan döngüsel işsizlik, ekonomide gelir yaratma kapasitesini kısıtlayacak, ekonomide talep seviyesinde gerilemeye neden olarak bir kısır döngü ile hem gelir yaratamama hem de daha yüksek oranlı bir işsizliğe neden olabilir” dedi.

ABD İLE İLİŞKİLER

2020’de Türkiye ekonomisinin öncelikli gündem maddesinin ABD ile ilişkiler ve ABD’den yaptırım tehlikesi olacağım söyleyen Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Murat Sağman, küresel gelişmeler, bölgesel jeopolitik riskler ve ticaret savaşlarının Türkiye ekonomisini zorlayabileceğini belirtti. Sağman, “Türkiye’nin sermaye çekmesi gerekiyor, dışarıda sermaye azalırsa bize gelen sermaye de azalır” ifadelerini kullandı.

Piri Reis Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oral Erdoğan, 2020 yılı ABD seçimlerine giden bir süreçte olunması nedeniyle Türkiye ekonomisinde de ana faktörlerden birisinin ABD ile ilişkinin yönü olacağını vurguladı. Türkiye’nin kendi seçim sürecine ve 2023 hedeflerine giden yolda siyasetin etkisinin daha fazla öne çıkabileceğini dile getiren Erdoğan, “Finansal istikrar açısından hızla artmış olan ‘toplam borcun milli gelire oranı’ ile ‘bütçe açığının’ düşürülmesi gündemde olacak” dedi.

İktisadi Araştırmalar Vakfı Başkanı, İstanbul Üniversitesi İktisat Politikaları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet İnccka-ra ise, 2020’nin Türkiye açısından içinde bulunduğu coğrafyada devam eden jeopolitik riskler, ticaret savaşları, iklim değişikliği tehdidi, yıkıcı teknolojik gelişmeler açısından zor bir yıl olacağını vurgulayarak, 2020 yılı için öngörülen büyüme hedefi ile diğer makro ekonomik hedeflerin realize edilebilmesi için toplumun tüm kesimlerinin el birliğiyle hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.

YERLİ OTOMOBİL, KANAL İSTANBUL

Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Öztürkler’e göre, Doğu Akdeniz, Libya, Suriye ve Iran başta olmak üzere jeopolitik gelişmeler, ABD’nin Türkiye’ye yönelik ekonomik ambargoları ve Türkiye’nin en önemli dış ticaret ortaklarından birisi olması nedeniyle AB’den ayrılma süreci sonrasında İngiltere ile ekonomik ilişkilerin en önemli gündem maddeleri olacağını vurguladı ve ekledi: “2020’de yerli otomobil ve Kanal İstanbul projeleri de öncelikli gündem olacak.”

Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Halaç, 2020 yılında Türkiye’nin öncelikli gündem maddesinin “gelir dağılımındaki eşitsizlik” olacağı görüşünde. KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üstün Dikeç’e göre ise ,2020’de öncelikli gündem ekonomik açıdan dışa bağımlılık olacak. Dikeç’e göre, devlet destek ve teşvikleriyle özel sektörce yerli teknolojinin geliştirilmesinin yanı sıra dış talebe yönelik döviz getirici mal ve hizmet üretimine öncelik verilmeli, altyapı yatırımlarına ağırlık verilmeli; küresel olumsuz gelişmeler ile jeopolitik bölgesel risklerin ekonomi üzerindeki etkileri en aza indirilmeli. Kaynakların dikkatli kullanılması ve yatırımları çekmek için güvenli ortam yaratılmalı.

ÖNCE HUKUK

Ekonomistler öncelikli hayata geçirilmesi gereken yapısal reformlar listesinin başına daha verimli iş yapma ortamı sağlayabilecek hukuk ve adalet reformunu koyuyor. İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, başta hukuk reformu olmak üzere atılacak adımların, özellikle yabancı yatırımcıların güveninin yeniden tesisi için önemli olduğunu vurguladı. Yatırım ikliminin iyileşmesinin yeni siyasi risklerin ortaya çıkmadığı durumda geciken yabancı yatırımların gerçekleşmesini sağlayabileceğine dikkat çeken Alçın, “Türkiye ekonomisinde ortada çıkacak olası canlanma sürecine yabancı birleşme ve satın almalarının da eşlik edeceği bir yıl gözlemleyebiliriz” dedi.




Bilgi Üniversitesi’nden Murat Sağman da, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı konusunda adımlar atılması gerektiğini vurgulayan isimlerden.

Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Burak Arzova ise, öncelikle “adalet reformunun” yapılması gerektiğini belirterek, bireysel hak ve özgürlükler alanında atılması gereken çok adım olduğunu vurguladı. Sermaye piyasalarının genişlemesi, etkinleşmesi ve daha fazla şirketin halka açılması açısından yeni bir Sermaye Piyasası Kanunu’na ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Arzova, “Sermaye Piyasası Kurulu da daha etkin ve çağdaş bir yapıya kavuşturulmalı. Üniversite reformu mutlaka gerekli. Vergi reformu mutlaka yapılmalı.

Dolaylı vergilerden kademeli olarak doğrudan vergilere geçiş yapılması ve vergi adedinin azaltılarak, vergilendirme sürecinin basitleştirilmesi gerekiyor. Ücretlerde aylık ücretten saatlik ücrete geçilmesi hem işçinin menfaatinin korunması hem de işverenin yaptırdığı işin verimliliğin artırılması açısından önemli” dedi.

Prof. Dr. Ahmet İncekara, sermaye piyasalarının güçlendirilmesi, yeni finansman araçlarının geliştirilmesinin önemine dikkat çekerek, “Diğer yandan hukuk ve adalet reformunun bir an önce sağlanması daha verimli bir iş yapma ve yatırım ortamı sağlayabilecek. Türkiye’nin kendine yeterli bir tanm toplumu haline getirilmesi, sanayinin teknoloji odaklı yenilenmesi, ihracatta katma değerli ürün satışlarının teşvik edilmesi gerekli. Ekonominin can damarının attığı İstanbul, depreme hazırlıklı bir yapıya çok yönlü planlama anlayışıyla bir an önce geçirilmeli” diye konuştu.

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker ise, öncelikli gündeme getirilmesi gereken yapısal reformları demokratik kalkınma, bağımsız para politikası, risklerin azaltıldığı bir ekonomi olarak sıraladı.

KONUT KREDİ VE İPOTEK PİYASASI

Prof. Dr. Oral Erdoğan çok uzun süredir önemle vurguladığı “konut kredi ve ipotek piyasasının oluşturulması ve menkul kıymetleştirilmesinin” ekonominin olmazsa olmazı olacağını belirterek, bunun ayağı yere basan şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çetinkaya ise yapısal reform içerisinde, teşvik ya da belli noktalara dokunan politika tercihleri yerine, farklı bir model üretilmesi gerektiğini belirterek, kamu-özel işbirliğine dayanan, halkın da destek olduğu bir model oluşturulmasını önerdi. Çetinkaya, “Bu model ortaya konduğunda; öngörülebilirlikler birlikte uluslararası piyasalardan ciddi sermaye girişi olacak ve ekonomi sağlıklı bir büyüme trendine girecektir” dedi.

TOBB ETÜ İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ramazan Aktaş 2020’de ülke riskini yabancı yatırımcı nezdinde artıran unsurları düzeltmeye yönelik yasal düzenlemeleri uygulamaya koymak gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Harun Öztürkler, 2020’de öncelikle Merkez Bankası Yasası’nın yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, Banka’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrar ile sınırlı görev tanımlamasına istihdam veya büyüme hedeflerinin eklenmesinin bankanın bağımsızlığına yönelik tartışmaları azaltan önemli bir reform olacağını vurguladı. Öztürkler, “Vergiler ile ilgili devam eden yasal düzenlemeler tamamlanmalı ve iyi tanımlanmış bir vergi tahakkuk ve toplama sistemi kalıcı olarak tesis edilmeli, öte yandan, Türkiye için 2020’de en önemli reform girişimi AB ile Gümrük Birliği’nin revizyonu ve tam üyelik ile ilgili sürecin yeniden başlaması olacaktır” diye konuştu.

TURİZM, TEKNOLOJİ VE YAZILIM

Akademisyenler yatırımlar açısından 2020 yılı öngörülerini de paylaştı. Ekonomistlerin dörtte biri 2020’de en çok hareketlenmeyi turizm, teknoloji ve yazılım yatırımlarında bekliyor. Ekonomistler, inşaat sektöründe toparlanmayla birlikte hareketliliğin süreceğinin altını çizerken, Hükümetin uyguladığı ithal girdide yerli üretimi teşvik etmeye, cari açığı düşürmeye yönelik destek politikalarının ise kimya, ilaç ve tıbbi cihaz, makine-elektronik teçhizat, otomotiv ve raylı sistem yatırımlarını hareketlendireceği ifade ediliyor. 2020’de hizmetler sektörünün, taşımacılık, bankacılık yatırımlarının hız kazanacağı beklentilerini de dile getirenler de bulunuyor.

Prof. Dr. Murat Çetinkaya, özelikle kalıcı bir büyüme ve büyümede toparlanma için gayri safi sabit sermaye oluşumunun, yani yatırımların pozitife dönmesi gerektiği görüşünde. Turizm sektöründe özellikle 2019’da artan talebin 2020’de de devam edeceğini dile getiren Çetinkaya, diğer taraftan, kredi hacminde ortaya çıkan ivmelenme ile sanayi sektöründe 2019 yılında gerçekleşen düşük büyüme performansının 2020 le birlikte artışa geçeceğini kaydetti.

YATIRIMCI İÇİN CAZİP SEKTÖRLER

TOBB ETÜ İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ramazan Aktaş 2020’de yatırım ve girişimcilik açısından cazip görünen sektörleri şöyle sıraladı: “Internet pazarlama ve reklam ajansları, sağlıklı fast-food ürünleri, yaşlı insanlar için evde bakım hizmetleri, bilgisayar ve cep telefonu uygulaması yazılımları, oyun yazılımları geliştirme, emeklilere yönelik eğitim, eğlence ve dinlenme hizmetleri, bebek bakım teknolojileri, geri dönüşüme yönelik sektörler, butik sağlık hizmetleri sektörü, organik tarım ve hayvancılık, Endüstri 4.0 danışmanlık hizmetleri, uzaktan eğitim ^teknolojisi, yapay zeka uygulamaları, veri madenciliği yazılımları.”

Aktaş’a göre 2020’de hangi sektörlerin hareketleneceğini söylemek için ekonomideki önceliğin neye verileceğini bilmek gerekiyor. Finansal istikrara öncelik verilmesi halinde 2020 de 2019’un benzeri olacak. Cari açığın olmadığı dolayısıyla ithalata yönelik yatırım ve işlerin cazibesinin daha düşük olduğu buna karşın kısmi ithal ikamesine yönelik yatırım ve işlerin cazibesinin daha yüksek olduğu bir yıl olabilecek. Eğer büyüme ve işsizlik ön planda olacaksa bu takdirde iç tüketime yönelik sektörler öne çıkabilecek.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova, 2020’nin Yeni Ekonomi Program ı’nda (YEP) ön plana çıkarılan ve özellikle cari açığı düşürmeye yönelik sektörlerin desteklendiği bir yıl olacağını vurguladı. İnşaat sektörünün ekonomik büyümeye hemen etki yapması nedeniyle, hükümet açısından tercih edilen bir sektör olacağına dikkat çeken Arzova, “İnşaattan kolay kolay vazgeçemeyeceğiz gibi gözüküyor. Turizmin hareketli bir sektör olacağım, bunu ulaştırma sektörünün takip edeceğini düşünüyorum.

OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek, yatırımlarda önemli bir hızlanma olmasa da, 2020’da 2019’a oranla yatırımların ve envanter üretiminin artmasını bekliyor. İhracata dayalı sektörler ve turizmde hareketin devam edeceğini belirten Yülek, konut sektöründe kredi genişlemesine dayalı nispi canlanmanın ilgili sektörlerde hareket oluşturacağını vurguladı.



1 2 3Sonraki sayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu