Anasayfa / Giyim ve Moda / Türkiye Yabancı Hazır Giyim Markalarının Üretim Üssü Oluyor

Türkiye Yabancı Hazır Giyim Markalarının Üretim Üssü Oluyor




Bir dönem yabancı hazır giyim markalarının üretim üssü olan Türkiye, yeniden o günlerine dönüyor. Mothercare’den Zara’ya, Debenhams’tan Tommy Hilfiger’e dev zincirler yönlerini tekrar Türkiye’ye çevirdiler. Sektörde kapasiteler doldu, yeni yatırımlar yapılıyor…

TÜRK özel sektörü, ihracatı hazır giyim sektörüyle öğrendi. Türkiye ekonomisinin dışa açıldığı 1980’li yıllarda Denizli, Kahramanmaraş, Çorlu, Lüleburgaz gibi yörelerde iplik ve kumaş fabrikalarının da kurulmasıyla birlikte tekstil ve konfeksiyon üretimi bir süre sonra dev bir endüstriye dönüştü. Öyle ki istihdam ve ihracatın lokomotifi yıllarca bu sektör oldu; ta ki Uzakdoğu ülkeleri Avrupa pazarına girene dek…

hazir giyim

Ucuz işgücü avantajıyla fiyat rekabetinde Türkiye’yi geride bırakan Uzakdoğulular Türk üreticilere gerçekten büyük darbe vurdu. Kendi markasını yaratamayan, bunun yanında ürün kalitesiyle de Uzakdoğulu üreticilerden farklılaşamayan birçok firma o dönemde ya küçüldü, ya da üretimden tamamen çekildi. Ancak bu tabloda bir süredir yeniden değişim yaşanıyor. Çünkü Avrupalı perakendeciler artık binlerce adetlik siparişlerden kaçınıyor. Bunun yerine az adetli fakat birkaç haftada teslim alabilecekleri sipariş modeline geçmiş dürümdalar. Bu da Uzakdoğu’da üretim yaptırmayı zorlaştırıyor, hatta coğrafi uzaklık yüzünden imkansız kılıyor. Bunun üstüne giderek zenginleşen Uzakdoğu’da işçilik maliyetlerindeki artış da eklenince Avrupalı firmaların yolu uzun bir aradan sonra yeniden Türkiye’ye düşmüş vaziyette.

“MADE İN TURKEY” FARKI

Bu yüzden hazır giyim sektöründe bu sıralar büyük bir hareketlilik gözleniyor. Tişörtten trikoya, kadın dış giyiminden çoraba hazır giyim sektöründe üretim yapan firmaların tümünün kapasiteleri ağzına kadar dolmuş durumda. Birçok şirket kapasitesini artırmak amacıyla yeni yatırım yapıyor.

Sektör yetkililerine göre sıfırdan bir hazır giyim yatırımı açısından da ortam şu anda müsait. “Made in Turkey” etiketine Avrupa’da büyük bir ilgi ve güven olduğunu vurgulayan sektör yetkilileri, az adetli fakat katma değerli ürünlerin pazarının hazır olduğunu vurguluyorlar. Özellikle denim konfeksiyon ürünlerine büyük bir talep olduğu da belirtiliyor.

Avrupa’daki birçok ünlü markanın tedarikçilerinin başında Taha Grubu’na bağlı Talu Tekstil geliyor. 1992 yılından bu yana kadın ve erkek kesime her türlü aktif spor giyim, casual ve smart giyim gibi örme konfeksiyon üreten şirketin aylık üretimi ortalama 500 bin adet. İstanbul Güneşli ve Adapazarı’nda fabrikası bulunan Talu Tekstil, üretimin bir bölümünü de Karadeniz Bölgesi’nde sadece kendisine çalışan fason iş yerlerinde gerçekleştiriyor. Yine Taha Grubu’na bağlı Taha Tekstil’in Malatya’daki fabrikasının bir bölümü de Talu Tekstil için üretim yapıyor. Firma yılda yaklaşık 45 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiriyor.

Talu Tekstil’in en önemli müşterileri arasında bünyesinde Topshop, Evans gibi markaların da bulunduğu Arcadia Group var. Bunun yanında Ted Becker gibi perakende grupları da müşterisi. İngiliz şirketlerin dışında Fransız, İtalyan ve Alman perakendeciler de şirketin müşterileri arasında yer alıyor.

“ÜÇ AYLIK KAPASİTEMİZ DOLU”

Talu Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gültepe, başta İngiliz olmak üzere Avrupalı birçok mağaza zincirinin Türkiye’den alımlannı artırmaya başladığını ifade ediyor. Gültepe, daha önce Kuzey Afrika ülkelerinden alım yapan Capo-ral, Naf Naf gibi Fransız şirketlerin de siparişlerini Türkiye’ye yönlendirdiklerini vurguluyor. Gültepe, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bazı perakendeci şirketler Türkiye’de kendi alım ofislerini açıyor. Bunlara en önemli örnek Japon Uniclo. Çünkü dolar/euro paritesindeki gerileme Türkiye’yi fiyat konusunda Uzakdoğu’ya göre daha cazip hale getirdi. Parite ne kadar geri gelirse siparişler de o ölçüde bize gelecek. Çünkü AvrupalIlar Uzakdoğu’dan dolarla alım yapıyorlar. Üstüne üstlük bir de akreditif açmak durumunda kalıyorlar. Bu durumda finansman maliyetleri artıyor. Parite bu seviyelerde kalır, yeni hükümet de üretimi desteklerse, işyerlerini kapatmış olan hazır giyim ihracatçıları yeniden piyasaya girerler. Hazır giyim sektörü açısından değerlendirdiğimizde Türkiye’nin önünde büyük şans var. Firma olarak önümüzdeki üç ay için kapasitemiz tamamen dolu.”

Aynı zamanda İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (1H-K1B) Başkan Yardımcısı olan Gültepe, Avrupa’nın yanı sıra ABD pazarına da girmek istediklerini, bunun için ciddi çalışmalar yaptıklarını dile getiriyor. Hazır giyim sektörünün dünyadaki en önemli fuarlarından biri olarak kabul edilen minin her yıl eylül ayıyla birlikte arttığını belirten Balkuv, bu yıl beklenenin üzerinde sipariş aldıklarını, hatta gelen siparişlerin bir kısmına cevap veremediklerini ifade ediyor. Balkuv, şözlerini şöyle sürdürüyor:

“Sektör olarak kapasitemizi ful kullanıyoruz. Geçmişte yaşanan krizler nedeniyle bazı firmalar kapanmıştı. Bu yüzden sektörün üretim kapasitesi daralmıştı. Siparişlerde patlama var ancak bunların kalıcı olup olmadığını görmemiz lazım. Eğer siparişler devam ederse sektörde yeni yatırımlar gündeme gelebilir.”

ÇORAPTA DÜNYA İKİNCİSİYİZ

Türkiye’de çorap üretiminde de büyük bir kapasite var. Öyle ki bu alanda Çin’den sonra en büyük ikinci üretici ülke konumunda bulunuyor. Sektörün önde gelen şirketlerinden Akm Çorap, AvrupalI birçok hazır giyim firmasının kadın, erkek ve çocuk çorabında dünyadaki en önemli tedarikçilerinden biri. İstanbul ve Giresun’da iki fabrikası bulunan şirket, aylık 8 milyon çift üretimiyle bu alanda en büyük kapasiteye sahip firmalardan biri konumunda.

Akın Çorap Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yarkm, 2014’te 42 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini, bu yıl ise 50 milyon doları yakalayacak-larını ifade ediyor, k. Yarkın, “Kurlardaki hareketlilik ve en büyük rakibimiz olan Çin’de işçilik maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte Avrupalı perakende grupları diğer hazır giyim ürünlerinde olduğu gibi çorap siparişlerinde de son bir yılda yeniden Türkiye’ye döndüler. Bunu ayan beyan görüyoruz” diyor.

Siparişlerdeki artışın önümüzdeki yıllarda da süreceğini söyleyen Yarkın, buna en önemli neden olarak Türkiye’nin konumunu ve siyasi istikrarı gösteriyor. Giresun’da 20 bin metrekare kapalı alanda üretim yaptıklarım belirten Yar-km, buna rağmen kapasitenin yetmediğini ve yeni bir yatırım daha yapacaklarını açıklıyor. Yarkm, şöyle devam ediyor:

“Hazır giyim sektöründe yerinde sayarsan kaybedersin. O yüzden sürekli büyümek gerekiyor. Biz de Giresun’da bir fabrika daha kurmayı planlıyoruz. Oradaki fabrikamız organize sanayi bölgesi dışında. Yeni yatırımı organize sanayi bölgesinde yapacağız. Giresun merkez, Bulancak veya Keşap ilçelerinden birinde bu yatırımı yapacağız. Bize yer verin fabrika kuralım diye yerel yönetimlere talepte bulunduk. Bunun sonuçlanmasını bekliyoruz. Çorap sektörünün Türkiye’de biteceğine inanmıyorum. Yeter ki kalitemizi bozmayalım.”

MÜMESSİL FİRMALAR ARTIYOR

Yabancı perakende zincirleriyle Türkiye’deki üreticiler arasındaki köprü görevini mümessil firmalar sağlıyor. Özellikle hazır giyim ihracatının zirve yaptığı 1980’li yıllarda kurulmaya başlayan bu şirketlerin sayısında 1990’lı yıllarda patlama yaşanmıştı. Ancak Avrupalı perakendecilerin siparişlerini Uzakdoğu ülkelerine kaydırdığı 2000’li yıllarda bu şirketlerin sayısında da gerileme oldu. Hatta bazı yabancı perakendeciler Türkiye’de direkt kendilerinin kurduğu alım ofislerini kapattılar. İşte yabancı perakendecilerin siparişlerini yeniden Türkiye’ye kaydırmaya başladıkları bu tür mümessillik firmalarının sayısındaki artıştan da açıkça belli oluyor. Hatta dünyanın önde gelen alım grupları da yeniden İstanbul’da ofis açmaya yönelmiş dürümdalar.



Yeni kurulan mümessillik firmalarından biri de Perseus. Dünyanın önde gelen alım gruplarından Li&Fung’un Türkiye ofisinde başkan yardımcısı olarak çalışan Bülent Alkanlı’nm bir ortağıyla 2011 yılında kurduğu Perseus’un müşterileri arasında İngiltere’den River Is-land, ASOS, Lipsy, Primark, House of Fraser, M&Co, Warehouse, Dune, Debenhams; Ispanya’dan Zara, Pull & Bear, Bimba y Lola, Etiem, Cortefiel; Fransa’dan Kookai, Sinequanone, Caroll, 123, Karine Lecchi; Hollanda’dan Cool-cat, MS Mode, Love 2 Wait; İrlanda’dan Dunnes Stores ve İtalya’dan Guess var.

“ALİMİMİZ YÜZDE 30 ARTAR”

Bülent Alkanlı, bu firmalara arzı az fakat talebi yoğun niş ürün gruplarında hizmet verdiklerini belirtiyor. Perseus’un ürün yelpazesinin yüzde 40’ını aksesuar, deri çanta, kemer, erkek ve kadın iç çamaşırı, eşarp, mayo ve bikini ile kış aksesuarları oluştururken; yüzde 40’mı triko, geri kalanını ise kaban, ceket, takım elbise ve denim gömlek oluşturuyor. Firma geçen yıl 2 milyon adet erkek iç çamaşırı, 300 bin adet mayo ve bikini, 250 bin adet denim gömlek, 50 bin deri çanta ve 800 bin adet triko ihracatı gerçekleştirmiş.

Alkanlı, alım yaptıkları firmaların Türkiye’ye ilgilerinin arttığını belirterek şöyle devam ediyor:

“Avrupa’nın istikrarsız ekonomisine parite belirsizliği de eklenince müşteriler Türkiye gibi yakın coğrafyaya ayırdıkları bütçeleri artırdılar. 2016 yılında tüm kapasitelerin dolacağını gözlemliyoruz. Önümüzdeki yıl alımlarımızı yeni müşterilerin de eklenmesiyle yüzde 30 artırmayı hedefliyoruz. Perseus müşterilerden gelen siparişleri İstanbul dışında İzmir, Bursa, Adana ve Denizli’deki çeşitli firmalara ürettiriyor. Perseus’un Türkiye dışında Fas, Türkmenistan ve Bangladeş’te de üretim yaptırdığını belirtelim.

Alkanlı, Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün geleceğine ilişkin olarak şunları söylüyor: “Türkiye yıllardan beri hiç olmadığı kadar şanslı bir döneme giriyor. Şu anda müşterilerden gelen talepler gelecek senenin kapasite anlamında çok yoğun olacağına işaret ediyor. Yeni alım gruplarının Türkiye’de yapılanacakları haberlerini alıyoruz. Özellikle Amerika pazarında Avrupalı müşterilerin başarılı mağazalaşmaları Türk üreticilere büyük bir pazar yaratacak. Türk tekstil ve konfeksiyon sanayi olarak müşteri taleplerine adapte olabilecek esneklikte olmamız gerekiyor. Tedarikçilerde aradığımız en önemli özellik değişime ve adaptasyona açık olmaları.”

“PAHALI AMA GELİYORLAR”

Erba Tekstil de sektörün köklü şirketlerinden. Yaklaşık 25 yıldır daha çok ABD’li perakendecilere hizmete veriyor. Bu firmalar arasında Polo Ralph Lauren, Club Monaco, Ann Taylor, Loft, Express, Abercrombie&Fitch, Hollister gibi dev perakendeciler yer alıyor. Erba bu şirketlere erkek ve kadın olmak üzere takım elbise, ceket, pantolon, blue jean, etek, bluz, mont ve triko ürün gruplarında alım yapıyor. Aylık alım miktarı 450 ile 550 bin adet arasında değişiyor. Şirket Türkiye’den yaptığı alımlan İstanbul, Tokat, İzmir, Denizli, Düzce, Çorlu, Kırklareli, Kahramanmaraş ve Bursa’dan gerçekleştiriyor. Erba Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ergüder, siparişleri Türkiye’nin yanı sıra ABD’ye gümrüksüz ihracat yapan Ürdün, Fas ve Mısır’da ürettirdiklerini ifade ediyor. Ancak bu ülkelerde iplik ve kumaş üretimi olmadığından iplik ve kumaşlar büyük oranda Türkiye’den alınıyor. Ömer Ergüder, “Alım yaptığımız ABD’li firmaların bir kısmı yaklaşık 10 yıllık bir aradan sonra Tür-
kiye’yi tekrar değerlendirmeye başladılar. Bunun en önemli nedeni Amerika pazarını etkilemeye başlayan In-ditex Group ve H&M gibi dünya devleriyle hız ve tasarımda rekabet edebilmek” diyor.

Türkiye’nin Avrupa pazarı için daha uzun yıllar çok önemli bir alım ülkesi olacağını söyleyen Ergüder, şunları söylüyor: “Amerika pazarıyla ilgili uzun dönemli bir şey söylemem henüz pek mümkün değil. Amerika’nın büyük perakende zincirleri 2005 yılında kotaların kalkmasıyla ve bununla birlikte Çin, Hindistan, Bangladeş gibi Uzakdoğu’daki üretim devlerinin daha da rekabetçi olmasıyla Türkiye maalesef ABD pazarındaki yerini kaybetti. Yaklaşık 10 yıllık bir aradan sonra bazı firmalar yüzlerini yeniden Türkiye’ye çevirdiler. Çünkü Türkiye’nin avantajları öne çıkmaya başladı. Ancak bu ilginin kalıcı olup olmadığını zaman gösterecek. Tabii ABD’deki alım prosedürlerinin Avrupa’ya göre farklı olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekir.”

“ANADOLU’DA ÜRETTİRİYORUZ”

Birçok firmaya alım yapan mümessillik firmalarından bir diğeri ise Spring Near East Manufacturing. İngiltere’den Sainsbury’s, Top Man, Top Shop, Do-rothy Perkins, Wallis, Miss Selfridge, Mothercare, Matalan, Urban Outfitters, Monsoon & Accessorize, Burton; İrlanda’da Dunnes Stores; Almanya’da Betty&Co ve Hollanda’da ANWB bu şirketin müşterileri arasında yer alıyor. Dokuma ve örme triko, denim, iç çamaşırı, çorap, gecelik, ev tekstili, deri çanta, şal ve eşarp en çok alım yaptığı ürünleri oluşturuyor. Geçen yıl 100 milyon dolarlık alım yapan firmanın hedefi 2015’i 115 milyon dolarlık alımla kapatmak.

Spring Near East Manufacturing Kurucu Ortak Esra Ercan, siparişlerde artış olduğunu, 2016 yılında 135 milyon dolarlık alım yapmayı planladıklarını söylüyor. İstanbul, İzmir, Denizli gibi şehirlerin dışında Ordu, Giresun, Bartın gibi son dönemde hazır giyim üretiminin yapıldığı şehirlerden de alım yaptıklarını, Türkiye’nin dışında Romanya, Mısır, Fas ve Bulgaristan’dan da alım gerçekleştirdiklerini belirtiyor.

Ancak Ercan’a göre Türkiye’nin bölgede alternatifi yok. Bunun Türkiye’de gelişmiş bir tekstil ve konfeksiyon sanayinin olmasından kaynaklandığını belirten Ercan, Türkiye’nin Avrupalı perakendecilere Uzakdoğu’ya göre birçok konuda avantaj sunduğunu vurguluyor. Ercan, şunları söylüyor:

“Avrupalı perakende grupları Uzakdoğu’daki üreticilere siparişleri uzaklıktan ötürü sezondan 6-8 ay önce vermek zorundadır. Bu kendileri için büyük bir risk oluşturuyor. Çünkü moda trendleri hızla değişiyor. Sipariş edilen ürünler daha mağazaya girmeden trend olmaktan çıkmış olabiliyor veya öngörülemeyen hava koşulları o ürünlerin talebini olumsuz etkileyebiliyor. Türkiye bu anlamda hem lojistik, hem moda trendleri hem de stok maliyeti konusunda müşterilerimizin can simididir. Türkiye’ye sipariş verilen bir ürün en geç 10 haftada Avrupa’daki mağazalara ulaşıyor. Üstelik Türkiye’den giden malların yüzde 80’i indirime girmez.”

Türkiye’de mevcut tesislerin kapasitelerinin dolu olduğunu da ifade eden Esra Ercan, kapasite artırmaya yönelik yeni yatırımların yapılması gerektiğini, aksi halde talebin karşılanamayacağını vurguluyor.

Denim konfeksiyon üretin!..

Önce müşteri grubunuzu seçin.

Hazır giyim ve konfeksiyon, yatırımı kolay ve geri dönüşü hızlı olan bir sektör.

Ancak hangi ürün grubunda üretim yapacağınız çok önemli. Örneğin örme yatırımı, yani penye grubu üretimine yönelik bir yatırım sektör temsilcileri tarafından önerilmiyor. Çünkü Türkiye’de çok fazla örme konfeksiyon üreticisi var. Haliyle bu alanda rekabet şansınız çok az. Denim konfeksiyon üretiminde ise rekabet şansınız fazla. Çünkü bu alanda özellikle KOBİ düzeyinde yeterince üretici yok. Türkiye’nin toplam denim konfeksiyon ihracatının yüzde 80’ini yapan firma sayısı 15’i geçmiyor. Bunlar da çok büyük kapasiteye sahip firmalar. Ancak denimde basic ürünler yerine katma değeri yüksek ürünlerin rekabet şansı daha yüksek.

Bu alanda günlük üretimi bin ile 5 bin arasında olan, fakat katma değeri yüksek ürünler üreten bir firma bu dönemde rahatlıkla iş yapabilir. Bu tür ürünlere başta İskandinav ülkeleri, İtalya ve Almanya olmak üzere Avrupa’da yoğun talep var. Ancak yatırım yapmadan önce o ülkelerdeki perakende gruplarıyla mutlaka temasa geçin. Ayda 80-100 bin adet arasında üretim yapacak bu tür bir işletme yaklaşık 4 milyon dolarlık bir yatırımla kurulabiliyor.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir