Kültür Sanat

Uygarlıkların Kavşak Noktası Âfyonkarahisar

Âfyonkarahisar, tarih boyunca çeşitli uygarlıkların kavşak noktası oldu. Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biri olan kent, üzerinde hüküm süren uygarlıkların derin izlerini taşıyor. Bu izler; bazen ören yeri veya antik kentte, bazen kale veya camide, bazen de müze ya da tarihi kaplıcalarda karşımıza çıkıyor…



AFYONKARAHİSAR, sahip olduğu tarihi ve doğal güzelliklerine rağmen, uzun yıllar ziyaretçiler tarafından sadece bir mola yeri olarak kullandı. İnsanlar burayı geçerken uğradıkları için yeterince . tanıyamadılar. Zaten Âfyonkarahisar, uzaktan bakılarak anlaşılacak bir kent değil. Bu yüzden şair de “Ey yolcu, görünmez Afyon, istasyondan / Şayet vaktin olursa tırman Kale’ye / Bak Afyon’a gökyüzünde bir balkondan” diye boşuna önermiyor…

“Afyon’un nesi ünlü?” diye sorulduğunda hiç düşünmeden sayabileceğiniz en az üç şeyi vardır: Kaymağı, sucuğu, sıcak su kaplıcaları. Şehre ismini vermesine rağmen çoğunlukla ikinci planda kalan haşhaş ve mermeri de sayarsak şehre ün katan unsurlar beşe ulaşır…

Şehirdeki ünlü kale için yakılan türkülerden birinde şu sözlere yer veriliyor: “Karahisar Kalesi yıkılır gelir/Kakülü boynuna dökülür gelir/Yayladan gel allı gelin yayladan/Kesme ümidini kadir mevladan, kadir mevladan/Ver elini karlı dağlar aşalım, bayramlaşalım”… Adına maniler, türküler yakılmış kalesini de saydık mı artık Afyon’un altı ünlüsüne ulaştık demektir.

Âfyonkarahisar

AFYON DEĞİL, AFYONKARAHİSAR

Şehir adını; ünlü kalesi ile yaklaşık 2300 yıldır ekimi yapılan haşhaş bitkisinden almış. Tıpta ilaç yapımında kullanılan afyon, haşhaş bitkisinin özsuyudur. Latince’deki opium, Yunancadaki opion, zamanla yazılış ve söyleyişte değişikliğe uğrayarak afion ve sonunda afyon olmuş. Selçuklular döneminde devlet hâzinelerinin korunduğu Karahisar-ı Devle, daha sonra Sahipata Beyliği’nin egemenliği altına girmesinden dolayı Karahisar-ı Sahip (Sahibin Karahisarı) adını aldı. Kale ve Afyon bitkisinin birleşiminden dolayı verilen Âfyonkarahisar adı Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da resmi kayıtlara geçti. Yazılışındaki 14 harften dolayı Türkiye’nin en uzun adlı şehridir. Evrak işlerinde ‘Âfyonkarahisar’ yazmak uzun olduğu için genelde kısaltılarak ‘Afyon’ olarak kullanılınca, aslı unutulma noktasına geldi. Bunun üzerine harekete geçen şehrin ileri gelenleri, konuyu TBMM gündemine taşıdı. TBMM, 2005’te aldığı kararla şehrin resmi adını Âfyonkarahisar olarak belirledi.

KURTULUŞ SAVAŞI’NDAKİ YERİ

Şehir coğrafî konumu dolayısıyla her dönem ele geçirmek istenmiş. Bundan dolayı Kurtuluş Savaşı’nda önemli ve seçkin bir yere sahiptir. Çünkü Anadolu’yu ele geçirmek isteyen Yunan ordularının son durağı burasıydı. Millî Mücadele bu topraklar üzerinde başlayacaktı. Âfyonkarahisar, Ege Bölgesi’ndeki sivil direnişin temel taşlarından biri olan Afyonkarahisar Kongresi’ne ev sahipliği yapmış. Böylece, Doğu’da yapılan kongrelerle Batı’da yapılan kongrelerin birleşmesi sağlandı. Kent, Afyonkarahisar-Eskişehir, Afyonkarahisar-Kütahya, Afyonkarahisar-Uşak demiryollarının odak noktası olması nedeniyle silâh, cephane, erzak naklinde son derece önemli rol oynadı. Ordunun nakliye ihtiyacı daha çok bu dcmiryollarıyla sağlandı. Kısacası Afyonkarahisar, bölgeler arası nakliyenin büyük yükünü çekti. Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türk ordusu, Yunan mevzilerine insanüstü güçle saldırarak, Kurtuluş Savaşı destanını yazdı. Bu taarruz büyük çaba ve desteklerle yurtta bir düşman askeri bırakılmayıncaya kadar devam ederek İzmir’de noktalandı.

Büyük Taarruzu Kocatepe’den yöneten büyük önder Mustafa Kemal Paşa, 21 Ekim 1925’teki konuşmasında Afyonkarahisar hakkında şunları söylemişti: “Afyonkarahisar, son büyük zaferin kilidi, esası oldu. Afyonkarahisar’ın tarihi savaşımızda unutulmaz parlak bir sayfası vardır. Afyonkarahisar-Dumlupınar meydan muharebeleri, Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek gücü ve kahramanlığını tarihte bir daha tespit eden çok büyük bir eserdir. Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklâl fikrinin ölmez anıtıdır.”

ANITLAR ŞEHRİ

Zaferin kazanılmasında önemli bir yere sahip olan Afyonkarahisar, ‘anıtlar kenti’ olarak da biliniyor. Kente gittiğinizde, Kurtuluş’a giden yolda önemli başarılara imza atılan ve ziyaretçisine büyük gurur yaşatan şu mekanları mutlaka gezin: Kocatepe Atatürk Anıtı ve Kitabesi: Afyon’un 20 km. güneyinde Büyükkalecik kasabasında, 1874 rakımlı tepededir. Milli mücadelede şehit düşen kahramanlarımız adına 1972 yılında yaptırıldı. Kocatepe Anıtı: Şehir merkezinde Örnekevler mahallesinde bulunuyor. 1970 yılında yaptırıldı. Büyiik Taarruz Şehitliği: Afyon’a 16 km. mesafede Afyonkarahi-sar-Antalya yol kavşağında bulunuyor ve 1993 yılında yapıldı. Zafer Anıtı: Şehir merkezinde anıt park içinde kübik bir kaide üzerinde Türk ve Yunan güçlerinin sembolü iki insanın bulunduğu Türk’ün zaferini anlatan 1936 yılında açılan bir anıttır.

İKİNCİ KAPADOKYA

Kapadokya’yı gezmiş ve güzelliğine hayran kalmışsanız bir de Anadolu’nun ‘İkinci Kapadokyası’ olarak bilinen Frig Vadisi’ni görmenizde fayda var. Henüz el sürülmemiş güzellikleriyle 3000 yıllık tarihi her yerinizde hissedeceksiniz. Kütahya, Afyonkarahisar ve Eskişehir üçgeninde, Pphrygia Epiktctus (Küçük Frigya) dağlık yerleşimi olarak tanımlanan Frig Vadisi, Kapadokya benzeri kaya oluşumları, kaya mezarları, kiliseler, sığınma ve barınma amaçlı kayalara oyulan yüzlerce mağarasıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Frig Vadisi

Friglerin ana tanrıçası Kibele’yc adanmış açık hava tapınakları, aslında savunma amaçlı olarak yapılmış. Ayazin köyünün, Frigler döneminden beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı biliniyor. Roma ve Bizans dönemlerine ait aile ve tek kişilik kaya mezar odaları, Bizans dönemine ait kiliseler ve kaya yerleşimleri, Aslanlı mezar odaları, sütunlu mezar odaları ile kayaya dış ve iç mimarî olarak oyulmuş kilisesi gibi sanat şaheserleri bulunmakta. Ayrıca kaya kütlesinin oyularak yerleşime dönüştürüldüğü Avdalaz Kalesi var.

Peri bacalarının en yoğun olduğu bölgeler ise, İscehisar ilçesinin Şeydiler kasabasından başlayarak İhsaniye ilçesinin Döğer kasabasına kadar uzanan ve Afyon Valiliği tarafından oluşturulan Turizm Kuşağı içinde kalıyor. Iscehisar ilçesi Şeydiler kasabasının içinde ve çevresindeki vadilerde irili ufaklı çok sayıda peri bacası var. Afyon-Ankara yolunun kenarında oluşu nedeniyle en kolay ulaşılabilecek peri bacaları bunlar.

TARİHİ EVLER

Şehrin “Eski Afyon” olarak bilinen bölgesinde kalan tarihi ev ve konaklar restore edilerek turizmin hizmetine açılıyor. Çalışmalara ilk olarak şehrin sembolü Âfyonkarahisar Kalesi’nin bulunduğu Cami-i Kebir, Mevlana, Akmescit ve Hacı Efdal mahallelerinden başlandı. Afyon’a giderseniz bu evlerin bulunduğu sokağı mutlaka gezin.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuran Âfyonkarahisar Belediyesi, söz konusu bölgenin sit alanındaki 500’e yakın yapıyı restore ederek turizme kazandırmak istiyor. Sokak Sağlıklaştırma Projesi kapsamında, ilk etapta bu kentsel sit alanındaki 309 tarihi evin ön cephe restorasyonu tamamlandı. Proje tamamlandığında, Türkiye’de devam eden sokak sağlıklaştırmaları içerisindeki en büyük proje olarak kayıtlara geçecek. Kentsel Sit içerisinde 18 mahalle bulunuyor. Bu alanda 214 konut, 16 cami, 10 türbe, 14 çeşme, 3 hamam, 1 han, 1 bedesten, 1 kilise kalıntısı mevcut. Kentsel sit alanı içerisindeki konutların bir kısmı restore edilmiş olup, çevreden ve il dışından gelenler tarafından ziyaret ediliyor. Afyon’a gittiğinizde Afyon Kalesi’ne çıkmadan tarihi evlerin bulunduğu sokaklarda mutlaka gezin. Mihrioğlu Konağı ve Şehitoğlu. Konağı’nı ziyaret etmeyi unutmayın. Buraları gezerken, saklı kalmış bir Safranbolu’da dolaşıyormuş hissine kapılacaksınız.

TERMAL TURİZMİN MERKEZİ

Gazlıgöl, İhsaniye, Hüdai, Sandıklı, Ömer-Gecek, Heybeli ve Bolvadin’deki şifalı sularından dolayı ‘Termalin Başkenti’ olarak anılan Afyonkarahisar’da sularla ilgili ilginç efsaneler bulunuyor. Bunlardan biri de Gazlıgöl efsanesi. Efsaneye göre, Kral Midas her şeye sahip olmasına rağmen hiç çocuk sahibi olamamış. Kral bu duruma çok üzüldüğünden gece gündüz Allah’a yalvarıp yakarırmış, bir çocuğu olması için. Nihayet Kral Midas’ın dünyalar güzeli bir kızı olmuş.




Kralın kızı Suna; genç kızlığa adım attığı yıllarda illet bir hastalığa yakalanmış. Bu güzel kızın vücudunda çıbanlar çıkmış. Bu sulu çıbanları hiçbir hekim iyileştirememiş.

Ağrısına, sızısına ve bir türlü iyileşmeyen bu yaraların üzüntüsüne dayanamayan güzel kız Suna, yollara düşmüş, dağ tepe demeden gezip dolaşır olmuş. Kral Midas kızını kollamaları için peşinden gözcü yollamış. Gazlıgöl Kaplıcası’nın bulunduğu yerlerde yeşilliklerle çevrili bir su görmüş. Susuzluktan kavrulan kızcağız, çevresindeki bataklığa aldırmadan koşmuş suya. Eğilerek o çamurlu sudan kana kana içmiş. Bir de bakmış suyun değdiği yerlerde bir tatlı gıcıklanma, bir sancı kesilme, bir huzur oluşmuş. Güzel kız atmış kendini çamurlu suyun içine. Ağrıları yavaşlamış. Sudan çıkıp günlerdir uykusuz ve yorgun olduğundan uzanıvermiş oraya ve derin bir uykuya dalmış. Suna uyandığında ağrılarının kalmadığını, çıbanların kurumaya başladığını görmüş. Kızının saraya iyileşerek döndüğüne sevinen Kral Midas, “Seni hangi hekim iyileştirdi, söyle hekimbaşı yapayım” diye sormuş. Suna da “Beni hekim değil, ülkende çıkan bir sıcak su iyileştirdi baba” diye cevap vermiş. Bunun üzerine Kral “Tez oraya bir hamam yapılsın gelen geçen dertlilere derman dağıtır” diye ferman vermiş.

Kerem Köfteoğlu



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu